bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye14
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması36
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ibne11
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- süresiz nafaka8
- arap aksanı6
- yeni uyanmış kadın güzelliği11
- memeye ilgi duyan kadın3
- nervio13
- seviştikten sonra teşekkür etmekk11
- iş yerinde sinir krizi geçirmek3
- başkanlık sistemi4
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı2
- recep tayyip erdoğan18
- ucuz et3
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- sözlükteki belaruslu kızlar2
- ilk adımı kadın atmalı2
- 1 euro 55 68 tl2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay4
- kadın ayağı vs memesi2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- ups boobs'un yeni nicki2
- memeleri kafam kadar kız21
- ispanya da maricarmen isyanı3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- çanakkale savaşı5
- devlet hastaneleri2
- fatma betül sayan kaya58
- işe giderken beslenme çantası götürmek5
- artvin de 30 yıllık cinayetin aydınlanması4
- sabaha bir şarkı bırak2
- evlenme teklifi bekleyen erkek2
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek18
- 30 eylül 20262
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil11
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması5
- venüs ve mars'ın ıssız olması5
- 29 eylül 2026 slovakya kazakistan maçı4
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- 29 eylül 2026 ispanya hırvatistan maçı4
- 29 eylül 2026 lüksemburg izlanda maçı3
- çaylaklar bizi okuyor mu sorunsalı2
- çiftlik bank4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı12
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
21 temmuz 2017 çıkışlı lana del rey albümü. aka lizzy grant, born to die, paradise, ultraviolence, honeymoon diye sayarsak lana'nın 6.albümüdür.
del rey hayranları olarak genel olarak ultraviolence'a (hâşa) tapıyoruz da, prodüktörler bunu yanlış anlamış bence. tamam, albümün karanlık havası çok hoşumuza gidiyor, ama ultraviolence'a bu kadar deli olmamızın sebebi bizim 10'luk skala üzerinden 2'lik acımız varsa, ultraviolence dinlediğimizde bunun 8'e falan çıkması. ve loser queen'liğin dibine vurarak biz ergen tumblrcı kızların kalbini tam 12'den vurmuştu lana. honeymoon'da bu hava kendisini korumayı bir nebze olsun başarmıştı, lust for life'ta ise tamamen yok oldu. lust for life'ta aldığım his şu "tamam, ben istediğim her şeyi elde ettim, artık elde ettiğim şeylerin sahte mutluluğunu da inkar ediyorum ve bunlarla hakikaten yetinebiliyorum. ama çok yoruldum, bu kadar şöhret yeter. daha da bir şey üretemiyorum işte."
şahsen LFL dinlediğimde uykum geliyor. love ve summer bummer hariç bana çekici gelen şarkı da yok.
bence Honeymoon çok çok daha iyiydi. çünkü ilk dinlediğimizde bile direkt gönlümüzü çalan şarkılara sahipti. Salvatore, Freak gibi. ki şahsen Art Deco her zaman favorim olmuştur.
LFL'da Ultraviolence etkisi gözlemlediğim tek şarkı Cherry. onun dışında hep olgun ve yorgun bir kadının sıkıcı şarkılarını görüyorum.
fark ettiyseniz born to die'dan bahsetmedim bile. çünkü del rey'in born to die'la en ufak alakası bile kalmadı artık.born to die, ldr'in piyasaya çıkıp kendini göstermesi ve tamamen farklı bir tarz yaratıp geniş bir kitleyi kendine hayran etmesi için tasarlanmış, ve lazım olan da bir şeydi. ultraviolence ise bir ayıklama süreciydi, çünkü ldr artık rihanna gibi bir şeydi. bütün dünya onu dinliyordu. born to die bütün insanlara hitap etmişti. ultraviolence ise duygusal insanlara. honeymoon ve lust for life ise sadece hayranlar içindi.
ultraviolence karanlık ve iç bunaltıcıydı, ama ona tapmamızı sağlayan ögeler bolca bulunuyordu. örnek veriyorum, money power glory'deki "dope and diamonds" sayıklamasına hepimiz ölmüş bitmiştik. shades of blue'daki gitar solosu içimizi dağlıyordu. brooklyn baby'deki "yeah my boyfriend's pretty cool, but he's not as cool as me" egomuzu okşuyordu. pretty when i cry'ın sonundaki çığlıklar ise jiletlenmelikti. the other woman küvette sigara yaktıran cinstendi.
love yayınlandığında çok heyecanlanmıştım. dedim herhalde lana'nın en iyi albümü olacak. meğer love albümün en iyi şarkısıymış. nereden bilebilirsin ki.
del rey hayranları olarak genel olarak ultraviolence'a (hâşa) tapıyoruz da, prodüktörler bunu yanlış anlamış bence. tamam, albümün karanlık havası çok hoşumuza gidiyor, ama ultraviolence'a bu kadar deli olmamızın sebebi bizim 10'luk skala üzerinden 2'lik acımız varsa, ultraviolence dinlediğimizde bunun 8'e falan çıkması. ve loser queen'liğin dibine vurarak biz ergen tumblrcı kızların kalbini tam 12'den vurmuştu lana. honeymoon'da bu hava kendisini korumayı bir nebze olsun başarmıştı, lust for life'ta ise tamamen yok oldu. lust for life'ta aldığım his şu "tamam, ben istediğim her şeyi elde ettim, artık elde ettiğim şeylerin sahte mutluluğunu da inkar ediyorum ve bunlarla hakikaten yetinebiliyorum. ama çok yoruldum, bu kadar şöhret yeter. daha da bir şey üretemiyorum işte."
şahsen LFL dinlediğimde uykum geliyor. love ve summer bummer hariç bana çekici gelen şarkı da yok.
bence Honeymoon çok çok daha iyiydi. çünkü ilk dinlediğimizde bile direkt gönlümüzü çalan şarkılara sahipti. Salvatore, Freak gibi. ki şahsen Art Deco her zaman favorim olmuştur.
LFL'da Ultraviolence etkisi gözlemlediğim tek şarkı Cherry. onun dışında hep olgun ve yorgun bir kadının sıkıcı şarkılarını görüyorum.
fark ettiyseniz born to die'dan bahsetmedim bile. çünkü del rey'in born to die'la en ufak alakası bile kalmadı artık.born to die, ldr'in piyasaya çıkıp kendini göstermesi ve tamamen farklı bir tarz yaratıp geniş bir kitleyi kendine hayran etmesi için tasarlanmış, ve lazım olan da bir şeydi. ultraviolence ise bir ayıklama süreciydi, çünkü ldr artık rihanna gibi bir şeydi. bütün dünya onu dinliyordu. born to die bütün insanlara hitap etmişti. ultraviolence ise duygusal insanlara. honeymoon ve lust for life ise sadece hayranlar içindi.
ultraviolence karanlık ve iç bunaltıcıydı, ama ona tapmamızı sağlayan ögeler bolca bulunuyordu. örnek veriyorum, money power glory'deki "dope and diamonds" sayıklamasına hepimiz ölmüş bitmiştik. shades of blue'daki gitar solosu içimizi dağlıyordu. brooklyn baby'deki "yeah my boyfriend's pretty cool, but he's not as cool as me" egomuzu okşuyordu. pretty when i cry'ın sonundaki çığlıklar ise jiletlenmelikti. the other woman küvette sigara yaktıran cinstendi.
love yayınlandığında çok heyecanlanmıştım. dedim herhalde lana'nın en iyi albümü olacak. meğer love albümün en iyi şarkısıymış. nereden bilebilirsin ki.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar