bugün
- birazdan temmuza giriyoruz8
- sevişirken yapılması gerekenler7
- ferdi özbeğen dinleyen erkek6
- beyler bik bik erkek7
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- kibariye'nin ayağı3
- hiç kız olmayan sözlük3
- kadınların sevişirken sertlikten hoşlanması3
- arkadaşlar bakar mısınız lütfen7
- meme uçlarım kaşınıyor emsene diyen kız3
- adananın normal bir şehir olmaması3
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması20
- karımın ayaklarını yıkarım3
- ben geldim naneler7
- mabel matiz dinleyen erkek3
- nöbette uyuyan askeri öperek uyandırmak3
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- çok sıkıcı adamlarsınız lan3
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- ekmeğin içinden akıp giden kaşar2
- yarın diyete başlıyorum2
- iremga5
- sözlük yazarların üyesi olduğu dernekler2
- askerde verilen yoyo kartlık2
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı9
- tai lung17
- ilişkilerde masal karakteri arayan vizyonsuz5
- bu nasıl bir sıcak2
- şeyhin götüne priz sokmak8
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- adana4
- çiçekli şiirler bayım vardı ne oldu ona3
- türklerin ezik bir millet olması4
- hoşgörü dini islam12
- elif karaarslan5
- 2026 temmuz ayı nasıl geçecek2
- johnny sins ile mia khalifa film çekerse3
- raikagetokatlayan5
- kadir mısıroğlu'nun soyu23
- clydeless bonnie2
- dünya15
- komünizm gelecek nesil için tek kurtuluş yoludur4
- ateist dövmek11
- ameliyat olmak15
- at kafası3
- içinde seks olmayan dizi'ya da film izlemek2
- velvet52
- futbol32
- milly alcock2
- rabia naz vatan2
entry'ler (64)
Kuran'a göre kadın çalışmak zorunda değildir, erkeğin ona bakması gerekir. eşi, babası, kardeşi olabilir. allah bize böyle bir kolaylık vermişken "work bitch" diyen feminizmin peşinden koşan aptal kadınlarımıza ne demeli?
yarım kalan ep'den, şehinşah ve hidra'nın bağımlılık yapan şarkısı. "tükendim ama nabız atıyor" aynen öyle.
o geceden sağa çıkamayacağıma emin olmuştum, titreye titreye namaz kılıp ağlıyordum.
geleceğin varlığına dair hiçbir umudun kalmamışsa yapılması zor eylem.
apaçık bir gerçektir.
kaçınılmazdır aslında. kur'an'ın gerçek anlamını ancak allah bilebilir. objektif bir okuma yapılamaz. ancak bu demek değildir ki geleneği, sünneti reddedip kafamıza göre din uyduralım.
herkesten kaçıp sığınabileceğim birisini arıyorum.
her şey sepya olur bunu dinlerken. ve balkanların en köhne, en uğursuz topraklarına basarsın yalınayak. yangının sisi gözlerini yakar, ve yanmaya başlar cebindeki tüm vesikalıklar. zira fotoğraflar anılar değil ölümdür artık.
21 temmuz 2017 çıkışlı lana del rey albümü. aka lizzy grant, born to die, paradise, ultraviolence, honeymoon diye sayarsak lana'nın 6.albümüdür.
del rey hayranları olarak genel olarak ultraviolence'a (hâşa) tapıyoruz da, prodüktörler bunu yanlış anlamış bence. tamam, albümün karanlık havası çok hoşumuza gidiyor, ama ultraviolence'a bu kadar deli olmamızın sebebi bizim 10'luk skala üzerinden 2'lik acımız varsa, ultraviolence dinlediğimizde bunun 8'e falan çıkması. ve loser queen'liğin dibine vurarak biz ergen tumblrcı kızların kalbini tam 12'den vurmuştu lana. honeymoon'da bu hava kendisini korumayı bir nebze olsun başarmıştı, lust for life'ta ise tamamen yok oldu. lust for life'ta aldığım his şu "tamam, ben istediğim her şeyi elde ettim, artık elde ettiğim şeylerin sahte mutluluğunu da inkar ediyorum ve bunlarla hakikaten yetinebiliyorum. ama çok yoruldum, bu kadar şöhret yeter. daha da bir şey üretemiyorum işte."
şahsen LFL dinlediğimde uykum geliyor. love ve summer bummer hariç bana çekici gelen şarkı da yok.
bence Honeymoon çok çok daha iyiydi. çünkü ilk dinlediğimizde bile direkt gönlümüzü çalan şarkılara sahipti. Salvatore, Freak gibi. ki şahsen Art Deco her zaman favorim olmuştur.
LFL'da Ultraviolence etkisi gözlemlediğim tek şarkı Cherry. onun dışında hep olgun ve yorgun bir kadının sıkıcı şarkılarını görüyorum.
fark ettiyseniz born to die'dan bahsetmedim bile. çünkü del rey'in born to die'la en ufak alakası bile kalmadı artık.born to die, ldr'in piyasaya çıkıp kendini göstermesi ve tamamen farklı bir tarz yaratıp geniş bir kitleyi kendine hayran etmesi için tasarlanmış, ve lazım olan da bir şeydi. ultraviolence ise bir ayıklama süreciydi, çünkü ldr artık rihanna gibi bir şeydi. bütün dünya onu dinliyordu. born to die bütün insanlara hitap etmişti. ultraviolence ise duygusal insanlara. honeymoon ve lust for life ise sadece hayranlar içindi.
ultraviolence karanlık ve iç bunaltıcıydı, ama ona tapmamızı sağlayan ögeler bolca bulunuyordu. örnek veriyorum, money power glory'deki "dope and diamonds" sayıklamasına hepimiz ölmüş bitmiştik. shades of blue'daki gitar solosu içimizi dağlıyordu. brooklyn baby'deki "yeah my boyfriend's pretty cool, but he's not as cool as me" egomuzu okşuyordu. pretty when i cry'ın sonundaki çığlıklar ise jiletlenmelikti. the other woman küvette sigara yaktıran cinstendi.
love yayınlandığında çok heyecanlanmıştım. dedim herhalde lana'nın en iyi albümü olacak. meğer love albümün en iyi şarkısıymış. nereden bilebilirsin ki.
del rey hayranları olarak genel olarak ultraviolence'a (hâşa) tapıyoruz da, prodüktörler bunu yanlış anlamış bence. tamam, albümün karanlık havası çok hoşumuza gidiyor, ama ultraviolence'a bu kadar deli olmamızın sebebi bizim 10'luk skala üzerinden 2'lik acımız varsa, ultraviolence dinlediğimizde bunun 8'e falan çıkması. ve loser queen'liğin dibine vurarak biz ergen tumblrcı kızların kalbini tam 12'den vurmuştu lana. honeymoon'da bu hava kendisini korumayı bir nebze olsun başarmıştı, lust for life'ta ise tamamen yok oldu. lust for life'ta aldığım his şu "tamam, ben istediğim her şeyi elde ettim, artık elde ettiğim şeylerin sahte mutluluğunu da inkar ediyorum ve bunlarla hakikaten yetinebiliyorum. ama çok yoruldum, bu kadar şöhret yeter. daha da bir şey üretemiyorum işte."
şahsen LFL dinlediğimde uykum geliyor. love ve summer bummer hariç bana çekici gelen şarkı da yok.
bence Honeymoon çok çok daha iyiydi. çünkü ilk dinlediğimizde bile direkt gönlümüzü çalan şarkılara sahipti. Salvatore, Freak gibi. ki şahsen Art Deco her zaman favorim olmuştur.
LFL'da Ultraviolence etkisi gözlemlediğim tek şarkı Cherry. onun dışında hep olgun ve yorgun bir kadının sıkıcı şarkılarını görüyorum.
fark ettiyseniz born to die'dan bahsetmedim bile. çünkü del rey'in born to die'la en ufak alakası bile kalmadı artık.born to die, ldr'in piyasaya çıkıp kendini göstermesi ve tamamen farklı bir tarz yaratıp geniş bir kitleyi kendine hayran etmesi için tasarlanmış, ve lazım olan da bir şeydi. ultraviolence ise bir ayıklama süreciydi, çünkü ldr artık rihanna gibi bir şeydi. bütün dünya onu dinliyordu. born to die bütün insanlara hitap etmişti. ultraviolence ise duygusal insanlara. honeymoon ve lust for life ise sadece hayranlar içindi.
ultraviolence karanlık ve iç bunaltıcıydı, ama ona tapmamızı sağlayan ögeler bolca bulunuyordu. örnek veriyorum, money power glory'deki "dope and diamonds" sayıklamasına hepimiz ölmüş bitmiştik. shades of blue'daki gitar solosu içimizi dağlıyordu. brooklyn baby'deki "yeah my boyfriend's pretty cool, but he's not as cool as me" egomuzu okşuyordu. pretty when i cry'ın sonundaki çığlıklar ise jiletlenmelikti. the other woman küvette sigara yaktıran cinstendi.
love yayınlandığında çok heyecanlanmıştım. dedim herhalde lana'nın en iyi albümü olacak. meğer love albümün en iyi şarkısıymış. nereden bilebilirsin ki.
merak etmediğim sonuçlardır. istediğim bölümü kazanacağımı biliyorum.
edit: kazanıyorum
edit2: kazandım
edit: kazanıyorum
edit2: kazandım
varoluşsal bunalımlar.
bunun onlarca çeşidi vardır ki kanımca en hoş duranı "monroe piercing" denen türüdür. (bkz: amy winehouse)
sinek ısırığı kadar acıtır.
sinek ısırığı kadar acıtır.
bir eylemden ziyade bir ihtiyaçtır. kimi geceler vardır ki kendi duygularıma kendim tercüman olamam ve uykulu uykulu kalkıp raflarda şiir kitabı ararım.
kafan boşken masaya oturup kalemi eline aldığında yapamayacağın eylem. zira ancak hislerinin taşkınlığı mürekkep olur damlar ellerinden. ve bunun bir biçime kavuşması da ilhamla olur.
Duvarları çatlak
Tavanı dökülmeye hazır
Temelinde bitlerin karıncaların ince bacaklı böceklerin
gezindiği
ihtiyar evlerde
Zamanı çekip üstümüze
Örtüyoruz kirli ve açık yerlerimizi.
Bir şey mi var
Sandık diplerinde saklanan merdiven altlarında
unutulan
Ahır köşelerine atılmış paslı çivilerine asılmış duvarların
Nedir bizi bağlayan bütün bunlara ve geçen zamana.
Siz oturdunuz mu hiç kıldan ince uçurumlarda
Biz yatıyoruz her gün beli bükülmüş duvar diplerinde
Uykumuz ürkek ceylanlara benziyor
Bazan yorgun taylara.
Biz sessiz ve kaygan zaman üstünde
Unutmuş ve aldırmaz görünüyoruz
Gıcırtılı merdivenlerden çıkan ölümü.
Biliyoruz işliyor saat tıkır tıkır
Her yerde ve her şeyde
Sesini çizerek sonsuzluğa
Tıkırtıların kımıltıların ve uzayan ağaçların.
Ve aklın dar yalnızlığında.
~erdem bayazıt
Tavanı dökülmeye hazır
Temelinde bitlerin karıncaların ince bacaklı böceklerin
gezindiği
ihtiyar evlerde
Zamanı çekip üstümüze
Örtüyoruz kirli ve açık yerlerimizi.
Bir şey mi var
Sandık diplerinde saklanan merdiven altlarında
unutulan
Ahır köşelerine atılmış paslı çivilerine asılmış duvarların
Nedir bizi bağlayan bütün bunlara ve geçen zamana.
Siz oturdunuz mu hiç kıldan ince uçurumlarda
Biz yatıyoruz her gün beli bükülmüş duvar diplerinde
Uykumuz ürkek ceylanlara benziyor
Bazan yorgun taylara.
Biz sessiz ve kaygan zaman üstünde
Unutmuş ve aldırmaz görünüyoruz
Gıcırtılı merdivenlerden çıkan ölümü.
Biliyoruz işliyor saat tıkır tıkır
Her yerde ve her şeyde
Sesini çizerek sonsuzluğa
Tıkırtıların kımıltıların ve uzayan ağaçların.
Ve aklın dar yalnızlığında.
~erdem bayazıt
hani uydu açıkken yanlışlıkla televizyonun kumandasında bir tuşa basarsın, noise ekranı gelir, 5 dakikadan geriye doğru sayar ve sen de ne olacağını beklersin ya salakça
öyle bir şey seni beklemek.
bi sikim olmuyo.
öyle bir şey seni beklemek.
bi sikim olmuyo.
bu gecedir kanımca.
yıldızlar parlak, hava durgun, yaprak bile kımıldamıyor. tatlı bir esinti var.
yıldızlar parlak, hava durgun, yaprak bile kımıldamıyor. tatlı bir esinti var.
kız: jülide
erkek: agâh
çocuk yapmayacağım.
erkek: agâh
çocuk yapmayacağım.
biraz önce noredeemingqualities'i yayınlayan deli rapper.
her 3 ayda bir albüm yayınlıyor, durduramıyoruz efendim.
23 yaşında olmasına rağmen 30dan fazla albümü var. abi dur bi Allahını seversen bi hazmedelim.
her neyse, sesh.
her 3 ayda bir albüm yayınlıyor, durduramıyoruz efendim.
23 yaşında olmasına rağmen 30dan fazla albümü var. abi dur bi Allahını seversen bi hazmedelim.
her neyse, sesh.
erkeklerin ağda yapmasına, kaşlarını almasına vb. bakım işlerine, "erkek dediğin kıllı olur" diyip karşı çıkmaları.
sizden iğreniyorum. tiksinçsiniz.
sizden iğreniyorum. tiksinçsiniz.