bugün

entry'ler (16)

tekel bayiye selamün aleyküm diyerek girmek

çıkarken ''hayırlı işler'' demek kadar kötü.

gemilerin karadan yürütüldüğüne inanmak

https://www.youtube.com/watch?v=B5ETd5UGlfo

sevilla nın başarısının formülü

takımlarında sabri gibi bir oyuncu yok. bence bu müthiş başarıyı getiren şey bu.

kemalist rejimin türkiye ye katkıları

(bkz: plüton u türkiye nin ili zannetmek)

onbirinci nesli etraflıca silkmek

http://www.ruyatabirleri.gen.tr/

cennet mahallesi beter ali ve pembe aşkı

-Ah beter ali ! Neden beter alisin sen ? inkar et babanı, adını yadsı. Eğer yapamazsan yemin et sevdiğine. Ben vazgeçeyim Capulett olmaktan.

cennet mahallesi s04e02

mor ve ötesi

bu grubu çok severdim. hatta dünya yalan söylüyor albümü bana göre radiohead'in ok computer albümü gibidir. şimdi siz ulan at kafası radiohead nere mor ve ötesi nere diyebilirsiniz ama anlatmak istediğim her şarkısının güzel olduğu bir albümdü. bazen hala dinlerim. hatta harun tekin'i de severdim. behzat ç dizisinde oynaması ona olan sempatimi arttırmıştı.ama şurada çok fena saçmaladı, gözümden düştü.

https://twitter.com/harun...status/607638339290841089

üstelik dünya yalan söylüyor albümünün üzerine de çıkamadılar. belki oyunbozan felan ama olmadı. velhasıl bu ve manga grubunun tek atımlık kurşunu varmıştı. sonra fanta rockçısı olup bittiler. adamlar resmen azalarak bitti.

yozgat ı yozgat yapan detaylar

(bkz: times meydanı)

erkan oğur

insan değil de ağaç olsam
dallarımın arasından rüzgar esse
yapraklarım, çiçeklerim meyvelerim olsa!
mevsimleri yaşasam...
köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar...
böcekler, karıncalar yollansalar içime...
çürütseler oralarımı,
ballarım, sakızlarım olsa
gövdeme bir insan yaslanıp uyusa...
ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam...

Şiirinin sahibi yaşayan efsane.

ankara

iki sene istanbul, bir sene izmir ve son dört yılımı antalya'da geçirmeme rağmen evim diyebileceğim tek yer. insanlar bu şehri neden bu kadar sevmiyor anlamıyorum.

nikola tesla

geceyi gündüze çevirme gücünü bize veren dahiydi. amerika'ya sadece umutlarıyla giden bu adam gemide duş alamadığı için hastalık geçirdi. kendisini milyoner edecek anlaşmayı insanlık adına yırtıp attı. ne yazık ki bir otel odasında beş parasız bir şekilde öldü.

*hiç cinsel ilişkiye girmedi. (?)

*yediği yemeği bile üç veya üçün katlarına bölerek yerdi.

*kadınların mücevherlerinden, takılarından nefret eder, hatta tiksinti duyardı.

*mikroplar yüzünden takıntı derecesinde ellerini yıkardı.

* Çok fazlı uyku ile 2 saatte bir 20 dakika kadar uyurdu.

kaynak history channel.

paco de lucia

Camaron de la isla ile birlikte flakmenko müziğinin en büyük isimlerindendi. çocuklarıyla kumsalda oynarken geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

animal farm

halide edip adıvar çevirisi aşırı derecede ağırdır. kitap çok sert bir şekilde sosyalizmi eleştirmekle birlikte çiftliğin yönetimindeki her hayvan rus siyasetindeki liderleri temsil eder. animasyon filmi de mevcut.

can alıcı şiir dizeleri

"Olmak ya da olmamak, işte bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar."

WILLIAM SHAKESPEARE....

the revenant

alejandro gonzález iñárritu'nun en iyi filmi diyemeyiz. bu amcanın sıkı bir takipçisi olarak söyleyebilirim ki kendini gösteremediği yadsınamaz. artık Amores perros, 21 Grams ya da Babel gibi kurgu manyağı filmler çekmiyor. saydığım filmlerdeki gibi kesişen yolların hikayesi yerine daha basit işler yapmaya başladı. lakin yanlışlık olmasın, basit işler olarak adlandırdığım bu ve Birdman filmi bile çok çok kalburüstü.

ayrıca leonardo dicaprio'nun akademi ödülü alması benim pek umrumda değildi. çünkü oscar denilen heykelcik gerçek bir sinema tutkunu için kriter sayılmamalı. zira bu ödülü al pacino bir robert deniro sadece iki defa alabildi.

die verwandlung

Franz Kafka'nın belkide en bilinen eseridir. kitap şöyle başlar :

''Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.''

--spoiler--

gregor samsa uyanıp, kendini dev bir böcek olarak gördükten sonra korkar. lakin bu korku fiziksel görünüşüyle ilgili değil işe geç kalmasıyla alakalıdır. trenin kaçtığını, işe yetişmeyeceğini düşünür.

buradan çıkarılacak şey ise; nasıl köleleştiğimiz. nasıl farkında olmadan ''birilerine para kazandırabiliriz?'' düşüncesinin beynimize kazınmış olmasıdır.
--spoiler--

başkalarında da böyle midir bilmem, ben kitabı bitirdiğimde dahi gregor'un neden bir hamam böceğine dönüştüğünü düşünmedim. bana kalırsa kitabın başka bir ilginç noktası da bu.
© copyright 2005 - 2026