bugün
- yavaş araba kullanmanın daha tehlikeli olması8
- şiir yazan erkek16
- çağla idi19
- kadınları susturmanın en iyi yolu11
- özelden alet fotosu atan erkek yazar8
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- sevişmek istenen ünlüler10
- çok bekar olan sözlük kızı9
- sözlükteki flört listem9
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı10
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler10
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- beni kimsenin gözünde canlandıramaması4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- beni linç ettiler abi7
- bilinç açık şekilde uyumak3
- 0 0 727
- arkadaşlar özür dilerim11
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- köylülere hakaret eden yazarlar5
- sarapci koala hatayi28
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- traveler vs iock6
- kafaya sıkmak4
- neden bu kadar kişi online5
- ne oldu bana2
- uzun saçlı erkek3
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- mesaj alımı kapalı olan yazarın mesaj atması3
- sevgi yeter mi4
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- sözlükteki linç kültürü5
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- fusya semsiyeli yabanci7
- beybi leydi seksiliği6
- karşı cinse sorulan sorular8
- sözlüğün embesillerle dolu olması3
- köfteci yusuf5
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- köylü milletin efendisi midir3
- politize olmuş sözlük erkeği5
- gocu abi7
- köylüyü aşağlayan güruhun aslnda köy çıkşlı olması3
- cilveleşenler özele geçebilir mi sözlük kasıyor3
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- viski kola15
- doblolu enişte4
- antipanik7
- aleyna tilki seksiliği4
Dünyanın en iyi gelmiş geçmiş flamenco gitarcısı. Pena kullanmadan felaket hızlanmasıyla meşhurdur.
amcamız''iyi gitarist götünü sıkıp parmaklarını gevşetir''diyerek enstrümanstliğin sırrını cihana duyurmuştur.
bryan adams ın have you ever really loved a woman isimli muhteşem şarkısında döktürmüş, aşmış gitarist..
hizina yetisilmeyen ispanyol insan..ustad. parmaklariyla illuzyon yaptigi izlenimi uyandirir.. *
Flamenko'nun en büyük gitaristlerinden Paco de Lucia, ya da gerçek adıyla Francisco Sanchez Gomez, 21 Aralık 1947'de ailesinin 5. erkek çocuğu olarak ispanya'nın güney Endülüs bölgesindeki bir liman kenti olan Algeciras'da dünyaya geldi. Amatör bir gitarist olan babası Antonio Sanchez, Paco'yu ve kardeşlerini genç yaşta teşvik etti ve Paco 5 yaşında sıkı bir çalışma içine girdi. Sahne adını annesi Lucia Gomez'in anısına de Lucia olarak değiştiren Paco, ilk performansını 1958'de yerel bir radyo olan Radio Algeciras'da kardeşi Pepe'nin söylediği şarkılara eşlik ederek gerçekleştirdi. Ertesi yıl Jerez de la Frontera'da prestijli bir gitar yarışmasını kazandı ve 1961'de ilk kaydını yaptı.
1963'de, dansçı Jose Greco'nun grubuna girdi ve değişik ülkelerde konserlere katıldı. New York'da kendisini Niño Ricardo ve Mario Escudero gibi etkileyenlerden biri olan virtüoz gitarist Sabicas'la tanıştı. ispanya'ya dönüşünün ardından 1964'de ailesiyle birlikte Madrid'e taşındı; ertesi yıl Ricardo Modrego ile 2 albüm yaptı ve "Festival Flamenco Gitano" festivaline katıldı. 1966'da gitarist kardeşi Ramon de Algeciras ile 3 albüm yaptı.
1967'de ilk solo albümü La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucia'yı çıkardı. 1968'de 2. solo albümü "Fantasia Flamenca" ile kendi stilini yansıttı. 1970'de ünlü Carnegie Hall'da çaldı ve 1972'de etkileyici gelişimine "El Duende Flamenco" ile devam etti ve ertesi yıl Fuente y Caudal albümü özellikle "Entre Dos Aguas" parçası ile uluslararası anlamda dikkat çekti. 1976'da Almoraima ile çığır açarak yoluna devam etti; 70'lerin sonlarında jazz fusion'a ilgi duymaya başladı ve Al DiMeola'nın 1977'deki Elegant Gypsy albümündeki performansı saf-flamenkocuların tepkisini çekti.
Paco de Lucia ateşli bir flamenko hayranı olan klasik besteci Manuel de Falla'nın anısına, Jorge Pardo ve Rubem Dantas tarafından kurulan Dolores grubu ile bir albüm kaydetti. Ertesi yıl fusion gitarist John McLaughlin ve Larry Coryell ile birlikte akustik bir trio albüm olan Castro Marin'i kaydetti.
Paco de Lucia en geniş Amerikan dinleyici kitlesine 1980'de, başka bir virtüoz üçlü olarak John McLaughlin ve Al DiMeola ile Friday Night in San Francisco albümü ile ulaştı. Daha sonra 1982'de çıkardığı Passion, Grace and Fire ile caz hayranları arasında popüler oldu. Aynı yıl Chick Corea'nın Touchstone albümünde bulundu. Caz dünyasına bu dalışına ek olarak, vokalde kardeşi Pepe de Lucia, gitarda yine kardeşi Ramon de Algeciras, elektrik bas gitarda Carlos Benavent, flütte Jorge Pardo ve perküsyonda Rubem Dantas ile bir altılı oluşturdu. Bu çığır açıcı grup 1984'de Live...One Summer Night albümüne imza attı.
1986'da Juan Manuel Canizares ve José Maria Banderas ile bir üçlü oluşturdu ve 1990'a kadar onlarla çaldı. 1987'de kariyerini tanımlayan albümü olan ve kendi stilini özetleyen Siroco'yu kaydetti. 1990'da Endülüs ve Kuzey Afrika arasındaki müzikal bağları ortaya çıkaran Zryab albümü için, oluşturduğu altılıyı tekrar canlandırdı.
Paco de Lucia, klasik müziğe ani bir hamle ile girerek Rodrigo'nun efsanevi Concierto de Aranjuez'ini itinayla öğrendi ve 1991'de "The Orquesta de Cadaques" ile kaydını yaptı. Kayıtlar sırasında Rodrigo da yer almış ve Paco'nun performansı için "hiç kimse bestemi bu kadar tutku ve yoğunlukla çalmamıştı" demiştir.
1993'de Live in America, Lucia'nın altılısını tarihe geçirdi. 3 yıl sonra John McLaughlin ve Al DiMeola ile yeni bir albüm olan Guitar Trio ve dünya turu için tekrar bir araya geldi. 1998'de altılı grubunu yediliye genişletti ve annesinin anısına Luzia albümünü kaydetti.
Babasının ve kardeşi Ramon de Algeciras'ın Paco de Lucia üzerinde çok önemli etkisi olmuştur. "Bir flamenko gitaristinin eğitim zemini çevresindeki müziktir, gördüğünüz insanların yaptığı müziktir, müzik yaptığınız insanlardır. Müziği ailenizden öğrenirsiniz, arkadaşlarınızdan öğrenirsiniz. Sonra teknik üzerine uğraşırsınız... Anlamalısınız ki bir çingenenin hayatı bir anarşi hayatıdır. Bu yüzden flamenkonun yolu disiplin olmayan bir yoldur. Biz varolanları aklımızla organize etmeye çalışmayız, keşfetmek için okula gitmeyiz. Sadece yaşarız.... müzik hayatımızın heryerindedir." diyor efsane gitarist.
Flamenko'nun en büyük gitaristlerinden Paco de Lucia'nın keşifleri sayısız; pek çok geleneksel formun sınırlarını melodik, armonik, ritmik ve teknik bakımdan geliştirmesiyle pek çokları tarafından modern flamenkonun babası kabul ediliyor. Bir caz gitaristin seviyesiyle kutsanmış virtüozluğu ile Lucia, bu aleme ender akınlardan birini yaptı ve aynı zamanda pek çok müzikal formu kendi stiline dahil etti. Buna ilaveten de Lucia flamenkoda enstrümantalistin rolünün değişmesine yardım etmiş oldu; önceleri yalnızca birkaç gitarist eşlik ettikleri şarkıcı ya da dansçıların yanında ikinci bir role sahip oldular, fakat de Lucia flamenkonun bir orkestra ile icra edilebileceği fikrine yardım etti ve popülerleştirdi.
Geleneksel formları zorlayarak kuralların dışına çıkarmasındaki cesareti ispanya'da saf-flamenkocular tarafından tepkiyle ve düşmanlıkla karşılandı, fakat yeni nesil flamenko hareketinin müzisyenleri üzerinde çok büyük bir etkisi oldu.
Paco de Lucia, kökünü kaybettiği ve flamenkonun özüne ihanet ettiği yolundaki şikayetlere kulak asmadı. Bir keresinde şöyle demişti: "Müziğimdeki köklerimi hiçbir zaman kaybetmedim, yoksa kendimi kaybederdim. Yapmaya çalıştığım şey; bir elimin gelenekte olması, diğerinin de flamenkoya yenilikler katmak için başka yerleri kazmasıydı. Kendimi kaybettiğimi düşündüğüm bir zaman oldu, ama şimdi değil. Şunu farkettim ki, eğer isteseydim bile, başka bir şey yapamazdım. Ben bir flamenko gitaristiyim. Başka herhangi bir şey çalsaydım bile, çaldığım şey yine flamenkoya benzeyecekti."
1963'de, dansçı Jose Greco'nun grubuna girdi ve değişik ülkelerde konserlere katıldı. New York'da kendisini Niño Ricardo ve Mario Escudero gibi etkileyenlerden biri olan virtüoz gitarist Sabicas'la tanıştı. ispanya'ya dönüşünün ardından 1964'de ailesiyle birlikte Madrid'e taşındı; ertesi yıl Ricardo Modrego ile 2 albüm yaptı ve "Festival Flamenco Gitano" festivaline katıldı. 1966'da gitarist kardeşi Ramon de Algeciras ile 3 albüm yaptı.
1967'de ilk solo albümü La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucia'yı çıkardı. 1968'de 2. solo albümü "Fantasia Flamenca" ile kendi stilini yansıttı. 1970'de ünlü Carnegie Hall'da çaldı ve 1972'de etkileyici gelişimine "El Duende Flamenco" ile devam etti ve ertesi yıl Fuente y Caudal albümü özellikle "Entre Dos Aguas" parçası ile uluslararası anlamda dikkat çekti. 1976'da Almoraima ile çığır açarak yoluna devam etti; 70'lerin sonlarında jazz fusion'a ilgi duymaya başladı ve Al DiMeola'nın 1977'deki Elegant Gypsy albümündeki performansı saf-flamenkocuların tepkisini çekti.
Paco de Lucia ateşli bir flamenko hayranı olan klasik besteci Manuel de Falla'nın anısına, Jorge Pardo ve Rubem Dantas tarafından kurulan Dolores grubu ile bir albüm kaydetti. Ertesi yıl fusion gitarist John McLaughlin ve Larry Coryell ile birlikte akustik bir trio albüm olan Castro Marin'i kaydetti.
Paco de Lucia en geniş Amerikan dinleyici kitlesine 1980'de, başka bir virtüoz üçlü olarak John McLaughlin ve Al DiMeola ile Friday Night in San Francisco albümü ile ulaştı. Daha sonra 1982'de çıkardığı Passion, Grace and Fire ile caz hayranları arasında popüler oldu. Aynı yıl Chick Corea'nın Touchstone albümünde bulundu. Caz dünyasına bu dalışına ek olarak, vokalde kardeşi Pepe de Lucia, gitarda yine kardeşi Ramon de Algeciras, elektrik bas gitarda Carlos Benavent, flütte Jorge Pardo ve perküsyonda Rubem Dantas ile bir altılı oluşturdu. Bu çığır açıcı grup 1984'de Live...One Summer Night albümüne imza attı.
1986'da Juan Manuel Canizares ve José Maria Banderas ile bir üçlü oluşturdu ve 1990'a kadar onlarla çaldı. 1987'de kariyerini tanımlayan albümü olan ve kendi stilini özetleyen Siroco'yu kaydetti. 1990'da Endülüs ve Kuzey Afrika arasındaki müzikal bağları ortaya çıkaran Zryab albümü için, oluşturduğu altılıyı tekrar canlandırdı.
Paco de Lucia, klasik müziğe ani bir hamle ile girerek Rodrigo'nun efsanevi Concierto de Aranjuez'ini itinayla öğrendi ve 1991'de "The Orquesta de Cadaques" ile kaydını yaptı. Kayıtlar sırasında Rodrigo da yer almış ve Paco'nun performansı için "hiç kimse bestemi bu kadar tutku ve yoğunlukla çalmamıştı" demiştir.
1993'de Live in America, Lucia'nın altılısını tarihe geçirdi. 3 yıl sonra John McLaughlin ve Al DiMeola ile yeni bir albüm olan Guitar Trio ve dünya turu için tekrar bir araya geldi. 1998'de altılı grubunu yediliye genişletti ve annesinin anısına Luzia albümünü kaydetti.
Babasının ve kardeşi Ramon de Algeciras'ın Paco de Lucia üzerinde çok önemli etkisi olmuştur. "Bir flamenko gitaristinin eğitim zemini çevresindeki müziktir, gördüğünüz insanların yaptığı müziktir, müzik yaptığınız insanlardır. Müziği ailenizden öğrenirsiniz, arkadaşlarınızdan öğrenirsiniz. Sonra teknik üzerine uğraşırsınız... Anlamalısınız ki bir çingenenin hayatı bir anarşi hayatıdır. Bu yüzden flamenkonun yolu disiplin olmayan bir yoldur. Biz varolanları aklımızla organize etmeye çalışmayız, keşfetmek için okula gitmeyiz. Sadece yaşarız.... müzik hayatımızın heryerindedir." diyor efsane gitarist.
Flamenko'nun en büyük gitaristlerinden Paco de Lucia'nın keşifleri sayısız; pek çok geleneksel formun sınırlarını melodik, armonik, ritmik ve teknik bakımdan geliştirmesiyle pek çokları tarafından modern flamenkonun babası kabul ediliyor. Bir caz gitaristin seviyesiyle kutsanmış virtüozluğu ile Lucia, bu aleme ender akınlardan birini yaptı ve aynı zamanda pek çok müzikal formu kendi stiline dahil etti. Buna ilaveten de Lucia flamenkoda enstrümantalistin rolünün değişmesine yardım etmiş oldu; önceleri yalnızca birkaç gitarist eşlik ettikleri şarkıcı ya da dansçıların yanında ikinci bir role sahip oldular, fakat de Lucia flamenkonun bir orkestra ile icra edilebileceği fikrine yardım etti ve popülerleştirdi.
Geleneksel formları zorlayarak kuralların dışına çıkarmasındaki cesareti ispanya'da saf-flamenkocular tarafından tepkiyle ve düşmanlıkla karşılandı, fakat yeni nesil flamenko hareketinin müzisyenleri üzerinde çok büyük bir etkisi oldu.
Paco de Lucia, kökünü kaybettiği ve flamenkonun özüne ihanet ettiği yolundaki şikayetlere kulak asmadı. Bir keresinde şöyle demişti: "Müziğimdeki köklerimi hiçbir zaman kaybetmedim, yoksa kendimi kaybederdim. Yapmaya çalıştığım şey; bir elimin gelenekte olması, diğerinin de flamenkoya yenilikler katmak için başka yerleri kazmasıydı. Kendimi kaybettiğimi düşündüğüm bir zaman oldu, ama şimdi değil. Şunu farkettim ki, eğer isteseydim bile, başka bir şey yapamazdım. Ben bir flamenko gitaristiyim. Başka herhangi bir şey çalsaydım bile, çaldığım şey yine flamenkoya benzeyecekti."
solo quiero caminar adlı parçası dinlenmeden ölünmemesi gereken insandır.
dinlediğimde "asi se toca" * diye bağırıp çağırmamak için kendimi zor tuttuğum, olağan üstü tekniğiyle ve klasik şarkılara yaptığı flamenko tabanlı inanılmaz yorumlarıyla dünya üzerindeki en iyi klasik gitarcıdır. ayırca apoyando tekniğinde bir numaradır, o kadar ki sahnede akustik gitarcılarla * karşılıklı attırdığı bile görülmüştür. (bkz: mediterranean sundance)
gitarıyla sevişmesi ile ün yapmış kişi. pek çok gence gitar hevesi aşılamış, gençlerin "yok biz böle çalamayız abi" düşüncesine girmesi ile heba olmalarına yol açmış zat-ı muhterem.
parmaklarını örümcek kıvamında perdelerde ve tellerde gezdiren acaip adam. sinir bozucu yaratık. gitarımı gözlerimden yaş gele gele kırmama neden olmuş üstad.
parmaklarını örümcek kıvamında perdelerde ve tellerde gezdiren acaip adam. sinir bozucu yaratık. gitarımı gözlerimden yaş gele gele kırmama neden olmuş üstad.
paco de lucia sextet adlı bir grup kurmuş yaşayan flamenko efsanesi.
trt de at yarışlarının fonunda besteleri tıngırdanan adam.hipodrom onunla coşuyor..
https://www.youtube.com/watch?v=mLGe6d5adfU=
parmakLara Lütfen dikkat.. türbin gibi dinamo gibi işLiyor..
parmakLara Lütfen dikkat.. türbin gibi dinamo gibi işLiyor..
parmakları öldükten sonra müzelerde sergilenmesi gereken kişi.
levent yüksel'in ilk albümünde söylediği tuana'nın müziği kendisine aittir. yine levent yüksel'in söylediği, aysel gürel'in sözlerini yazdığı son kadınım şarkısının bestecisidir.
ölmeden konserini izlemek gereken insan(üstü).
tenhada kıstırılıp eve götürülesi müzisyen. * *
"beni geçmek için günde 25 saat çalışmanız gerekir" demiş kendileri.
(bkz: kendini bilmek)
(bkz: içgörü sahibi insan)
"beni geçmek için günde 25 saat çalışmanız gerekir" demiş kendileri.
(bkz: kendini bilmek)
(bkz: içgörü sahibi insan)
gitar fetişisti müzisyen. gitarı okşamasını, ellerinin gitar üstünde gezinmesini izlemek bile büyük zevktir. freud'dan* açıklama bekliyoruz.
bryan adams'ın efsanevi şarkısı have you ever really loved a woman şarkısında da çalmıştır.
levent yüksel'in seslendirdiği tuana isimli şarkının müziğini icra eden aşmış gitarist.
kendisi flemenkonun köklerine bağlı kalmadığı için eleştirilmiş usta da bu eleştirilere karşı flemenkodan asla kopamayacağını zaten koptuğu anda hiçbir şey üretemeyeceğini, bildiği şeyin flemenko olduğunu söyleyip bir elim flemenkonun köklerinde diğer elim ise yukarıda her türlü yeniliğe açıktır demiştir. inanılmaz bir gitaristtir.
edit: az önce yine izledim bu adam gitarı bir kaç yere yutup çıkarmış başka bir açıklaması yok bunun. bu kadar iyi olunmaz ulan.
edit: az önce yine izledim bu adam gitarı bir kaç yere yutup çıkarmış başka bir açıklaması yok bunun. bu kadar iyi olunmaz ulan.
asturias yorumu enfes olan gitar üstadı.
aşmış insandır gerçekten. gitar çalış stili dünyada kendisine aittir. sadce flamenco için değil bütün türlerdeki gitaristlerden çok farklıdır stili ve gitarı yaşaması. geçmiş yıllarda kendisinin bir konserinde seyirciler çaldığı şarkıları playback zannedip kendisini yuhalamıştır.
al di meola ve john maclaughlin'le istanbul'da verdiği müthiş konser sonrası televizyondaki bir ropörtajında nota okumayı bilmediğini söylemiş, "nasıl olur" diye şoka giren spikere "anlatamadım herhalde ben kadiz'liyim" demiştir. *
yanılmıyorsam ismi lucia*' nın paco' su şeklinde.
flamenco gitarın tanrısıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar