bugün
- habire1275
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- fil8
- kaplan7
- sssilvermist22
- timsah5
- insan kaynakları4
- kartal6
- zebra4
- ben geldim naneler13
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı2
- iş bulamamak4
- aslan8
- sansürsüz tarih2
- atatürk düşmanı it sürüsü2
- aldığınız en ilginç iltifat3
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- anın görüntüsü18
- deccal'in sozluge gelmesi10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- nickten isim tahmini yapmak25
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- yazarların almak istediği hediyeler4
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- ben senin yerinde olsam5
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- yorgun mermi13
- sözlükteki kavganın amacı5
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- yeni parti46
- bir ay çaylak olmak4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- temmuz6
- gece denize girmek12
- suca suruklenen cocuk7
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
sevdiği entry'ler
sen böyle sürekli ağzına alacak mısın? adımı yani.
başlık nick uyumunun zirvesi (bkz: alsana ulenn)
yeni bir furyadır. eskiden kendini öncelememek fedakar olmak güzellenirken şimdi tam tersi “ben çok değerliyim” sözü insanların inanmadığı ama papağan gibi sürekli tekrarladığı bir şey haline geldi. kendine değer vermekten bahsediliyor ama saf bencillik anlatımı yapılıyor.
üstelik altı tamamen bomboş, bunu söylemek için insanın kendine değer katan bazı özelliklere sahip olması gerekiyor ki bir anlamı olsun. bugünlerde değerliyim diyip çıkmak için ne bilgi birikim ne kültür hiçbir şeyin önemi kalmadı.
üstelik altı tamamen bomboş, bunu söylemek için insanın kendine değer katan bazı özelliklere sahip olması gerekiyor ki bir anlamı olsun. bugünlerde değerliyim diyip çıkmak için ne bilgi birikim ne kültür hiçbir şeyin önemi kalmadı.
Çaylak olmayı hak ederler. Sözlük formatından bihaberdirler. Bu güzel ortamı hak etmiyorlar.
vaktiniz varsa okuyun.
yine konuyu yanlış açıdan tartışıyorsunuz.
opel veya başka bir firma olsun (ister yerli üretim ister ithal olsun) bir malı veya ürünü ya da hizmetini eleştirirken yaşadığınız mağduriyetin nedeni kalitesizlik (ürünün eksik, ayıplı, hatalı olması ve servis, bakım, tamir, yedek parça, değişim vb hizmetlerde sorun yaşamak) değildir.
yaşanılan mağduriyetin - sorunların 2 nedeni var.
1- bu kalitesizliğe izin verilmesi ve bu kalitesizliğin neden olduğu sıkıntılarda denetimin yaptırımın olmaması yanında son kullanıcı-müşterileri kullanıcıları marka ve firmaların insafına bırakmış olmalarıdır.
2- sadece kalitesizlik sorunumuz değil, fiyatlar ve ürünlere hizmetlere erişimde ortaya çıkan maliyetlerde de tamamen firmanın, markanın insafına bırakılıyor ve burada ana sorun bilinçsiz ve sindirilmiş tüketici bir toplum olmamız.
tüketiciyi koruma dernekleri, tüketici kanunları, sivil toplumlar yanında yasa ve kanunlar pasivize edilmiş durumda.
örnek: byd.
https://www.youtube.com/shorts/XCTr8ccpeFc
bu olabilir mi?
aldığı teşvikler, muafiyetler adı altında kıyaklarla ülkesinde 1 liraya sattığı ürünü bizde 2 liraya satmasının sonucunda tüketici bu ülke insanının cebinden çıkan extra ödemeleri kim telafi edecek?
bu ülke insanı bir markanın ürününü aldığında ve yaşadığı sorunda bunu yaşayabilir mi?
https://www.youtube.com/shorts/YqnjUP7BsOE
neden biz bunları yaşayamıyoruz?
bizim yaşadıklarımız...
https://www.youtube.com/shorts/wie9OClGAJk
böyle nice örnekler var. mahkeme kararı vermiş olsa bile mağduriyeti giderme için firmalar yine keyfe keder aylarca kararı uygulamıyor-karara uymuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=enOGObbNmIc
oysa bizde de olması gereken bu değil mi?
https://sydneydispatch.co...-year-vehicles-customers/
byd avustralya'da 1.265 tane aracı 2026 yılı diye satıyor.
oysa arabalar 2025 yılı üretimi. bu 2025 ve 2026 model arabalarda aynı donanım, aynı yazılım, aynı özellikler var. değişiklikler de yok.
bu ortaya çıkınca byd müşterilerine 1.100 avustralya doları tazminat ödeme teklif ediyor.
tepkiler olunca byd bu araçları birebir 2026 yılı üretimle değiştirmeyi teklif ediyor.
byd sorumluluktan mı böyle yapıyor?
hayır!
byd iş ahlakından mı böyle yapıyor?
hayır!
byd marka ve pazar payı, kalite algısı vb için mi böyle davranıyor?
hayır!
neden byd müşterilerine git derdini mahkemede hallet demiyor?
byd müşterilerine saygıdan mı böyle yapıyor?
hayır!
neden byd işi distribütörlere bayilere yıkmıyor da direkt kendisi konuda sorumluluk alıyor?
cevap gayet basit.
konu mahkemelere giderse byd için ortaya çıkacak maliyet satmış olduğu 1265 2025 model aracı 2026 diye alan her müşterisine en az 10 araba vermesine eş değer bir maliyetle karşılaşır.
devlete ödeyeceği cezalar, mahkeme masrafları vs düşünülürse...
bunun için byd müşterisine önce para, kabul olmayınca da birebir değişim sunuyor.
örnek: herhangi bir araç aldınız.
aldığınız araç kusurlu, hatalı, işlem görmüş, hasarlı, arızalı, ayıplı mal vb çıktı.
taraflar arasında konu yargıya intikal ettiğinde siz aracınızı kullanmadığınız-kullanamadığınız için başka araç edinmek zorunda kaldınız.
ya da bu sorunlu aracı kullanmaya devam ettiniz bu aracın masraflarına katlanmak zorunda kalıyorsunuz.
bu ayıplı kusurlu hatalı mallar mahkemeye pek gitmez de hadi gitti diyelim ve mahkeme 1-3-5-10 yıl kaç yıl ise sürmüş olsun.
mahkeme sonunda mağduriyetiniz karşısında aracınızın değişimi çıktı, haklılığınız ispat edilmiş olsun.
sayısız örneği var...
sadece aracın birebir değişimi olmaz.
bu süreçte başka araç kullandığınız için o aracın bakım, kiralama vb maliyetlerini de firma öder.
yok araca binmediyseniz metro vb toplu taşıma kullandıysanız o ulaşım ücretlerini de ödetirler.
hava yastığı, stop lambası, kameralar-sensörler, ani güç kaybı ve stop etmeler vb yüzünden sürüş emniyetini sürücü ile diğer araç sürücülerinin sağlığını etkileyen bu yazılım donanım bazlı aktörler de göz önüne alınarak firmaya kallavi cezaları ödemeye mahkum ederler.
hukuk "sen önce öl, yaralan, kaza yap sonra bakarız" demez.
hele ki arıza ve hatalar yüzünden oluşacak bir trafik kazası ve ölüm yaralanmada firmaların ödeyeceği tazminatı tahmin bile edemezsiniz.
bunun için on binleri bulan araçlar geri çağrılıyor.
bunun için değişimler bakımlar tamir ve parçalar ücretsiz değişiyor.
bunun için firmalar ayıplı, kusurlu, hatalı ürünlerinde müşterilerini bayi veya distribütörlerle muhatap etmiyor, git derdini mahkemede anlat-hesaplaşalım diyemiyor.
örnek olarak toyota piyasaya sürdüğü sattığı 1.6 milyon aracını geri çağırması ve üstelik 1.2 milyar dolar ceza ödemesine neden olan şey araç güvenlik bilgilerinin belirtilen kriterlerde olmamasıydı.
oysa bu araçlar üretim kontrol hatalarından kaynaklı bir kazaya neden olmamış, araç hasar almamış veya başka araca hasar vermemiş, sürücüler ölmemiş, yaralanmamıştı.
hukuk burada "hele bir kaza yap, öl, yaralan da sonra" dememişti.
gm - general motors araçlarında kaza yapan bu kazada ölenler oldu.
hukuk burada aracın 3-5-10 yaşında olmasına bakmadı. sürücü hatasına, yol hatasına, iklime vs bakmadı.
aynı şiddette olan başka markaların başka araçlarına bu araçların benzer kazalarına bu kazalarda meydana gelmiş olan ölüm oranlarına baktı ve değerlendirdi. mahkeme bu ölümlerin üretim kalite sorunu olduğuna karar verdi.
general motors anlaşmayı seçti, 900 milyon dolar ödemeyi kabul etti ve mahkemeye çıkmak istemedi.
bir araçta ani güç azalması veya hız yükselmesi vb sorunlar olmasıyla sosyal medyada yapılan paylaşımlarına bakılarak kimse davacı olmasa bile anında araç üreticisine bir soruşturma açılıp onlarca milyon dolar cezalar kesiliyor.
kimse markayı kötülüyor diye dava açma, tüketiciyi korkutmaya çalışamıyor.
bizde mahkeme kararıyla tescillenmiş hatalı, eksik, ayıplı, kusurlu araç hakkında haber paylaşım yaparken markanın logosunu kapatıyoruz, markanın modelin adını söyleyemiyoruz. burada haksız olanı koruyoruz.
konu uzun.
mesele derin.
seviyorum ve hayret ederek takdir ediyorum bu ülkede eşitlik gerçeğini, ciddiyim; cebine 10 milyon koyup gidip zevkime göre araba alayım diyen zengin de...
cebine zar zor 100 lira koyup gidip sahilde zevkime bir bardak çay içeyim diyen fakirin de arasında eşitliğine hayranım.
herkes bir tüketici-müşteri olarak aynı kalitesizliğe maruz kalıyor.
hep derim kalite bir arz-talep dengesinin yansımasıdır.
suçluyu bulmak mı istiyorsunuz?
aynaya bakın.
çare!
çözüm!
maalesef yok.
hukuku veya üreticiyi eleştirmek gerçekten haksızlık.
ilk önce kaliteyi talep eden bizler kaliteli değiliz.
bunun için çaremiz yok.
bu kadar niye mi yazdık?
yazmayalım da ne yapalım?
gidip psikoloğa binlerce lira mı bayılalım?
deşarj olmak için yazdık.
aslında kızgınlığımız kendimize.
yine konuyu yanlış açıdan tartışıyorsunuz.
opel veya başka bir firma olsun (ister yerli üretim ister ithal olsun) bir malı veya ürünü ya da hizmetini eleştirirken yaşadığınız mağduriyetin nedeni kalitesizlik (ürünün eksik, ayıplı, hatalı olması ve servis, bakım, tamir, yedek parça, değişim vb hizmetlerde sorun yaşamak) değildir.
yaşanılan mağduriyetin - sorunların 2 nedeni var.
1- bu kalitesizliğe izin verilmesi ve bu kalitesizliğin neden olduğu sıkıntılarda denetimin yaptırımın olmaması yanında son kullanıcı-müşterileri kullanıcıları marka ve firmaların insafına bırakmış olmalarıdır.
2- sadece kalitesizlik sorunumuz değil, fiyatlar ve ürünlere hizmetlere erişimde ortaya çıkan maliyetlerde de tamamen firmanın, markanın insafına bırakılıyor ve burada ana sorun bilinçsiz ve sindirilmiş tüketici bir toplum olmamız.
tüketiciyi koruma dernekleri, tüketici kanunları, sivil toplumlar yanında yasa ve kanunlar pasivize edilmiş durumda.
örnek: byd.
https://www.youtube.com/shorts/XCTr8ccpeFc
bu olabilir mi?
aldığı teşvikler, muafiyetler adı altında kıyaklarla ülkesinde 1 liraya sattığı ürünü bizde 2 liraya satmasının sonucunda tüketici bu ülke insanının cebinden çıkan extra ödemeleri kim telafi edecek?
bu ülke insanı bir markanın ürününü aldığında ve yaşadığı sorunda bunu yaşayabilir mi?
https://www.youtube.com/shorts/YqnjUP7BsOE
neden biz bunları yaşayamıyoruz?
bizim yaşadıklarımız...
https://www.youtube.com/shorts/wie9OClGAJk
böyle nice örnekler var. mahkeme kararı vermiş olsa bile mağduriyeti giderme için firmalar yine keyfe keder aylarca kararı uygulamıyor-karara uymuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=enOGObbNmIc
oysa bizde de olması gereken bu değil mi?
https://sydneydispatch.co...-year-vehicles-customers/
byd avustralya'da 1.265 tane aracı 2026 yılı diye satıyor.
oysa arabalar 2025 yılı üretimi. bu 2025 ve 2026 model arabalarda aynı donanım, aynı yazılım, aynı özellikler var. değişiklikler de yok.
bu ortaya çıkınca byd müşterilerine 1.100 avustralya doları tazminat ödeme teklif ediyor.
tepkiler olunca byd bu araçları birebir 2026 yılı üretimle değiştirmeyi teklif ediyor.
byd sorumluluktan mı böyle yapıyor?
hayır!
byd iş ahlakından mı böyle yapıyor?
hayır!
byd marka ve pazar payı, kalite algısı vb için mi böyle davranıyor?
hayır!
neden byd müşterilerine git derdini mahkemede hallet demiyor?
byd müşterilerine saygıdan mı böyle yapıyor?
hayır!
neden byd işi distribütörlere bayilere yıkmıyor da direkt kendisi konuda sorumluluk alıyor?
cevap gayet basit.
konu mahkemelere giderse byd için ortaya çıkacak maliyet satmış olduğu 1265 2025 model aracı 2026 diye alan her müşterisine en az 10 araba vermesine eş değer bir maliyetle karşılaşır.
devlete ödeyeceği cezalar, mahkeme masrafları vs düşünülürse...
bunun için byd müşterisine önce para, kabul olmayınca da birebir değişim sunuyor.
örnek: herhangi bir araç aldınız.
aldığınız araç kusurlu, hatalı, işlem görmüş, hasarlı, arızalı, ayıplı mal vb çıktı.
taraflar arasında konu yargıya intikal ettiğinde siz aracınızı kullanmadığınız-kullanamadığınız için başka araç edinmek zorunda kaldınız.
ya da bu sorunlu aracı kullanmaya devam ettiniz bu aracın masraflarına katlanmak zorunda kalıyorsunuz.
bu ayıplı kusurlu hatalı mallar mahkemeye pek gitmez de hadi gitti diyelim ve mahkeme 1-3-5-10 yıl kaç yıl ise sürmüş olsun.
mahkeme sonunda mağduriyetiniz karşısında aracınızın değişimi çıktı, haklılığınız ispat edilmiş olsun.
sayısız örneği var...
sadece aracın birebir değişimi olmaz.
bu süreçte başka araç kullandığınız için o aracın bakım, kiralama vb maliyetlerini de firma öder.
yok araca binmediyseniz metro vb toplu taşıma kullandıysanız o ulaşım ücretlerini de ödetirler.
hava yastığı, stop lambası, kameralar-sensörler, ani güç kaybı ve stop etmeler vb yüzünden sürüş emniyetini sürücü ile diğer araç sürücülerinin sağlığını etkileyen bu yazılım donanım bazlı aktörler de göz önüne alınarak firmaya kallavi cezaları ödemeye mahkum ederler.
hukuk "sen önce öl, yaralan, kaza yap sonra bakarız" demez.
hele ki arıza ve hatalar yüzünden oluşacak bir trafik kazası ve ölüm yaralanmada firmaların ödeyeceği tazminatı tahmin bile edemezsiniz.
bunun için on binleri bulan araçlar geri çağrılıyor.
bunun için değişimler bakımlar tamir ve parçalar ücretsiz değişiyor.
bunun için firmalar ayıplı, kusurlu, hatalı ürünlerinde müşterilerini bayi veya distribütörlerle muhatap etmiyor, git derdini mahkemede anlat-hesaplaşalım diyemiyor.
örnek olarak toyota piyasaya sürdüğü sattığı 1.6 milyon aracını geri çağırması ve üstelik 1.2 milyar dolar ceza ödemesine neden olan şey araç güvenlik bilgilerinin belirtilen kriterlerde olmamasıydı.
oysa bu araçlar üretim kontrol hatalarından kaynaklı bir kazaya neden olmamış, araç hasar almamış veya başka araca hasar vermemiş, sürücüler ölmemiş, yaralanmamıştı.
hukuk burada "hele bir kaza yap, öl, yaralan da sonra" dememişti.
gm - general motors araçlarında kaza yapan bu kazada ölenler oldu.
hukuk burada aracın 3-5-10 yaşında olmasına bakmadı. sürücü hatasına, yol hatasına, iklime vs bakmadı.
aynı şiddette olan başka markaların başka araçlarına bu araçların benzer kazalarına bu kazalarda meydana gelmiş olan ölüm oranlarına baktı ve değerlendirdi. mahkeme bu ölümlerin üretim kalite sorunu olduğuna karar verdi.
general motors anlaşmayı seçti, 900 milyon dolar ödemeyi kabul etti ve mahkemeye çıkmak istemedi.
bir araçta ani güç azalması veya hız yükselmesi vb sorunlar olmasıyla sosyal medyada yapılan paylaşımlarına bakılarak kimse davacı olmasa bile anında araç üreticisine bir soruşturma açılıp onlarca milyon dolar cezalar kesiliyor.
kimse markayı kötülüyor diye dava açma, tüketiciyi korkutmaya çalışamıyor.
bizde mahkeme kararıyla tescillenmiş hatalı, eksik, ayıplı, kusurlu araç hakkında haber paylaşım yaparken markanın logosunu kapatıyoruz, markanın modelin adını söyleyemiyoruz. burada haksız olanı koruyoruz.
konu uzun.
mesele derin.
seviyorum ve hayret ederek takdir ediyorum bu ülkede eşitlik gerçeğini, ciddiyim; cebine 10 milyon koyup gidip zevkime göre araba alayım diyen zengin de...
cebine zar zor 100 lira koyup gidip sahilde zevkime bir bardak çay içeyim diyen fakirin de arasında eşitliğine hayranım.
herkes bir tüketici-müşteri olarak aynı kalitesizliğe maruz kalıyor.
hep derim kalite bir arz-talep dengesinin yansımasıdır.
suçluyu bulmak mı istiyorsunuz?
aynaya bakın.
çare!
çözüm!
maalesef yok.
hukuku veya üreticiyi eleştirmek gerçekten haksızlık.
ilk önce kaliteyi talep eden bizler kaliteli değiliz.
bunun için çaremiz yok.
bu kadar niye mi yazdık?
yazmayalım da ne yapalım?
gidip psikoloğa binlerce lira mı bayılalım?
deşarj olmak için yazdık.
aslında kızgınlığımız kendimize.
akıllı erkektir. çocukluktan beri çok yakın arkadaşım olan yaşıtım 4 kişi evlendi. 3 tanesi boşandı 1 tanesi de boşanmaya çalışıyor kadın dişli çıktı direniyor..
evlilik iki kişinin birbirinden "tamamen" emin olmadan yapmaması gereken bir şey. ben sadece bizim gruptaki 4 arkadaşı yazdım ama normal arkadaş çevremden kadın-erkek daha onlarca onlarca onlarcası daha var. sırf yaşım geldi geçiyor diye evlenirsen veya sırf aile eş dost baskısı yüzünden evlenirsen veya sırf çoluk çocuğa karışayım ( çoğalayım ) vs diye evlenirsen sonunda mutlaka patlıyorsun. hayat karşına "doğru" insanı çıkarmıyorsa bir bildiği vardır zorlamanın manası yok.
evlilik iki kişinin birbirinden "tamamen" emin olmadan yapmaması gereken bir şey. ben sadece bizim gruptaki 4 arkadaşı yazdım ama normal arkadaş çevremden kadın-erkek daha onlarca onlarca onlarcası daha var. sırf yaşım geldi geçiyor diye evlenirsen veya sırf aile eş dost baskısı yüzünden evlenirsen veya sırf çoluk çocuğa karışayım ( çoğalayım ) vs diye evlenirsen sonunda mutlaka patlıyorsun. hayat karşına "doğru" insanı çıkarmıyorsa bir bildiği vardır zorlamanın manası yok.
Yapay zekâ ile bolayır'ın fethi, gazi süleyman paşa ile süleyman şah arasındaki fark, namık kemal, sarı Selim'in ölümü, rakının, biranın ve şarabın tarihi, ittihat ve Terakki cemiyeti'nin mason ve bektaşi kökenli oluşu, fransızcanın dünya dili oluş hikâyesi ve tahtını ingilizceye bırakışı hakkında konuşuyordum. bu bilgilerimi büyük bir hevesle sözlükle paylaşmaya gelmişken bir de ne göreyim? Sol frame kadın ve erkek organı hakkındaki saçma başlıklarla dolu.
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!
Ben Batı piçtir piç kalacaktır dediğimde bana kızıyordunuz, ama haklı çıktım.
Heriflerden Türklerden ve Müslümanlardan Haz etmiyorlar ve etmeyecekler.
Heriflerden Türklerden ve Müslümanlardan Haz etmiyorlar ve etmeyecekler.
bundan ve bunun islama bakış açısından allaha sığınırım.
evet rahatsız edicidir. işin komik tarafı, bu durumu eleştirdiğiniz an anında yobaz, vizyonsuz ya da gözünü kaçıramayan sapık ilan ediliyorsunuz. aşırı çıplaklık iddialı ya da seksi falan değildir. aksine, kıyafetimle, tarzımla, entelektüel duruşumla dikkat çekemiyorum; o yüzden en ilkel yönteme başvurup direkt etlerimi gösteriyorum çaresizliğidir.
metroda, kafede, caddede yürürken kimsenin iç çamaşırının markasını, kalça anatomisini veya epilasyon seansının başarılı olup olmadığını görmek zorunda değiliz. biyoloji dersini lisede bıraktık, teşekkürler.
böyle giyinerek rahatım falan demeyin. on santimlik mini bir şortla toplu taşımadaki plastik koltuğa yapışmak rahatlık değildir. mini etek giyip, rüzgar estikçe o eteği tutmaya çalışmak rahatlık değildir. gerçek rahatlık, üzerinizde ne olduğunu unuttuğunuz, içinde özgürce hareket edebildiğiniz kıyafetlerdir. şu da bir gerçek; modacılar eskiden daha çok kumaş kullanırdı şimdi her şey yarı boyuyla pazarlanıyor. normal kesim bir tişört bile ararken bulamadığınız oluyor. çoğu mağazanın kalıpları oldukça dar ya da aşırı bol. bir anlamda elimizdeki mal bu siz de buna uyacaksınız deniyor gizlice.
biraz gizem, biraz kumaş, biraz da asalet inanın kimseyi muhafazakar yapmaz. sadece insan olmanın, kendine dikkat etmenin ve özenli olmanın bir gereğidir giyinmek.
giyinmek, insanı hayvanlardan ayıran ve medeniyet içeren bir eylemdir.
metroda, kafede, caddede yürürken kimsenin iç çamaşırının markasını, kalça anatomisini veya epilasyon seansının başarılı olup olmadığını görmek zorunda değiliz. biyoloji dersini lisede bıraktık, teşekkürler.
böyle giyinerek rahatım falan demeyin. on santimlik mini bir şortla toplu taşımadaki plastik koltuğa yapışmak rahatlık değildir. mini etek giyip, rüzgar estikçe o eteği tutmaya çalışmak rahatlık değildir. gerçek rahatlık, üzerinizde ne olduğunu unuttuğunuz, içinde özgürce hareket edebildiğiniz kıyafetlerdir. şu da bir gerçek; modacılar eskiden daha çok kumaş kullanırdı şimdi her şey yarı boyuyla pazarlanıyor. normal kesim bir tişört bile ararken bulamadığınız oluyor. çoğu mağazanın kalıpları oldukça dar ya da aşırı bol. bir anlamda elimizdeki mal bu siz de buna uyacaksınız deniyor gizlice.
biraz gizem, biraz kumaş, biraz da asalet inanın kimseyi muhafazakar yapmaz. sadece insan olmanın, kendine dikkat etmenin ve özenli olmanın bir gereğidir giyinmek.
giyinmek, insanı hayvanlardan ayıran ve medeniyet içeren bir eylemdir.
bu iş modernliği özgürlüğü aştı.
ben taşaklarıma kadar şort girmiyosam ya da sürekli derin dekolteli sıfır kol atletler giymiyosam siz de teşhir yapmayın.
açık giyinmek başka kendini göstermek başka. kadınlar bile rahatsız oluyor ulan sıcaksa bize de sıcak.
konu erkek kadın değil öyle mal gibi giyenen erkekler de var. konu sadece bireysel düşünmeniz ilgi görme çabanız.
ben taşaklarıma kadar şort girmiyosam ya da sürekli derin dekolteli sıfır kol atletler giymiyosam siz de teşhir yapmayın.
açık giyinmek başka kendini göstermek başka. kadınlar bile rahatsız oluyor ulan sıcaksa bize de sıcak.
konu erkek kadın değil öyle mal gibi giyenen erkekler de var. konu sadece bireysel düşünmeniz ilgi görme çabanız.
cinsellik temasından ziyade, ''leş cinsel-cinsiyet içerikli'' başlıklara bir çözüm bulmasını arzuladığım kişinin online olması durumu.
sadece düşünceyi arzuluyorum, ewed.
sadece düşünceyi arzuluyorum, ewed.
ata, tolga veya cem bazı üst konu başlıklarını, şaka bölümlerinin içinde bu kadar odak noktaya benim bildiğim kadarıyla koymadılar çevresinden dolaştılar, deniz ve emsalleri yeni nesil şaka çıkartmak için çok zorluyor kendini. çünkü iletişim ve gözlem alanları sınırlı, oysa dağda taşta hayvanda gidip görsen o kadar komik olaylar var ki inanamazsın. bir gün git ormana piknikleri izle, bir gün halk plajına uğra, bir gün mahalle pazarına gir, vapurda metroda kulaklık takma dedikoduları dinle bakalım neler neler döktürürsün.
babalarımız gibi erkekler yetişmiyor derken aslında biraz da şükretmek lazım. çünkü onların çoğu duygusal okuryazarlıktan yoksun, otoriter ve iletişimsizlik abidesiydi.
O babalar beyaz atlara binip gittiler.
Sizin babanızı beğenmeyip onun için yüzünüzü çevirdiğiniz erkekler kaldı yanınızda.
Artık idare edeceksiniz.
Sizin babanızı beğenmeyip onun için yüzünüzü çevirdiğiniz erkekler kaldı yanınızda.
Artık idare edeceksiniz.
babalarımız gibi erkekleri istemek için annelerimiz gibi kadın olmak gerekir. var mı o göt? saçları mora boyatıp, kedi köpek besleyip, her hafta bir erkeğin altına yatıp sonra da özgürüm ayağına feminik takılmakla olmuyor o işler.
ilk ikisini kim cogaltti 3 olmuş bu.
Kuru Patlıcan gibi burnu vardır. Tabiki bu entry’de bir hinlik de vardır. Çok kasma, cümlelerin ilk harflerine bak.