bugün

sevdiği entry'ler

erkeklerin duygularını belli etmeme nedeni

bir kadına karşı duygularını belli eden erkek, duygu mezarlığından mezarını ve kefenini hazır etsin. Zira hiçbir kadın yoktur ki yanında güçsüz bir duygunuzu gördüğünde sizden vazgeçmesin.

gokyuzunun silinen rengi

El seven bir yazara benziyor. swh

üstteki yazar hakkındaki fikrini söyle

morkreis; belirttiğim gibi, ince okşayıp sağlam geçiren bir yazarımız.(lütfen bu tespitimden dolayı beni vinçlemeye kalkmayın)

morkstar

reis ince ince okşayıp sağlam çakıyorsun.

sözlük çeteleri

bir çeteye gireyim tek görünce tenhada kıstırmasınlar dedim.

sadece kadın yalıyorlarmış.

pardon. alıyorlarmış.

piçlerin insanlığa katkıları

Oturmuşum kendime çay içiyorum şurada.

morkstar ve atabaka

geleni geçeni kanka.
(atabaka)

kendisiyle övünen insanlar

neyle nasıl övündüğüne göre değişir.

mesela barmenlik yaparken yıllar önce türkçe okuma yazma bilmeyen kürt bir garsonum vardı okuma yazma öğretmiştim hayvan gibi övünürüm, üstünlükten falan değil cahillikle savaştık diye, o da 20 yaşında haliyle okuma yazma öğrenmişti onunla da ayrı övünürüm, mümkünse bu övüncümü kimse götünden anlamasın da cahillikle savaşımıza destek versin, onları da öveyim.

ama yok yakışıklıyım, yok oturmasını kalkmasını biliyorum, yok şöyle adamım demem, diyeni de sevmem, başkaları övsün beni.

morkstar

eski yazarlardan birisi, kavga etmeye niyetli değilseniz oturup konuşabileceğiniz, anlaşacağınız birisi.

özellikle kavga aramıyorsanız ters düşülecek birisi gibi gözükmüyor.

sohbeti muhabbeti keyifli, belki kadıköy zirvesi vardır ufukta.

kendisiyle övünen insanlar

sen seni övme, el seni övsün demiş atalar. bununla birlikte bazen insanlara haddini bildirmek te gerekiyor.

geçen yıllardan birinde sigara içerken arkadaş ortamında dahil olan bir dalyaprak bana bir şey anlatıyor şöyledir böyledir diye, sadece gülümsedim konuşmadım. arkadaş dayanamadı, lan mal, bu adam zaten o anlattığın şeyin mevzuatını, prosedürünü yazan adam dedi. fazla tevazu bazen aptaldan nasihat almakla sonuçlanıyor.

insan bazen yaptığıyla, bazen de yapmadığıyla övünür, hatta övünmelidir.

konu ile teması olan şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim: https://eksiseyler.com/bi...yaptigini-kesfetme-oykusu

kendisiyle övünen insanlar

amma ve lakin fazla tevazu da niteliksiz insandan nasihat almakla sonuçlanır.

bad omens specter

şarkının ismi aslında bize anlatılmak isteneni özetler. specter, varlığı hissedilen fakat tam anlamıyla dokunulamayan, varla yok arasında kalan bir hayalettir. şarkıda bu imge, insanın hem dış dünyayla hem de kendi duygularıyla kurduğu bağın yavaş yavaş silinmesini temsil eder. insan hayatın akışında kendi yaşamını yalnızca uzaktan izleyen bir gölgeye dönüşebilir.
​bu yüzden specter, sadece yalnızlığı değil, insanın kendi hislerine de yabancılaşmasını anlatır. iç dünyasında hiçbir şeye gerçekten temas edemeyen insan, kalabalığın ortasında hatta sevdiklerinin arasında bile görünmez kalabilir. şarkının asıl karanlığı da burada yatar.

​geçmişten kaçmak ise bu kopuşu daha da derinleştirir. bastırılan duygular ve unutulduğu sanılan anılar hiçbir zaman tamamen yok olmaz. far ışığında aniden beliren hayalet imgesi, geçmişin insanı en beklenmedik anda yakalamasını temsil eder. o anda ne kaçmak ne de geçmişi değiştirmek mümkündür; geriye yalnızca insanın kendisiyle yüzleştiği o ağır an kalır.
şarkının en çarpıcı noktalarından biri de bu yüzleşmenin ardından gelen hissizliktir.
“do you feel love? i know i don't with no one to hold"
"do you feel love, love, love?"
"like a specter in your headlights on the road..."”
sözü, tam olarak bu kopuşa işaret eder. mesele yalnızca sevgisizlik değildir. insanın içinde sevginin hâlâ bir karşılığı olup olmadığını sorgulamasıdır. birey, acı çekmekten kaçınmak için kendini öyle bir duyarsızlaştırır ki, günün sonunda sevip sevemediğini bile anlayamaz hale gelir. hissizleşir. noah burada sevgiyi hissedememe durumunu bir eksiklikten ziyade bir gerçeklik olarak sunar.
​
müzikal yapı da bu ruh halini destekler. sakin ve atmosferik başlangıç, içe kapanmış zihni yansıtırken; ağır gitarlar ve yükselen ritimler bastırılmış duyguların yüzeye doğru çırpınışlarına dönüşür. sessizlik yerini kaosa bırakır. fakat bu kaos bir kurtuluş değil, uzun süre bastırılanların artık kontrol edilemez hale gelmesidir. sessizliğin sağır edercesine haykırışıdır.
​
belki de specterın en güçlü yanı budur: insan her zaman kendisini kaybettiğini fark ederek kaybolmaz. bazen hayatına devam eder, konuşur, güler ama tüm bunların içinde kendinden biraz daha uzaklaşır. dışarıdan bakıldığında yaşayan bir beden vardır. fakat içeride sadece kendi hayatının seyircisi olmuş, bir iz bırakamadan karanlığa karışan gölge bir ruh kalmıştır.
​
şarkı, insanın kendisinden uzaklaşmasını ve sonunda kendi hayatının içinde bir hayalete dönüşmesini anlatan soğuk fırça darbeleriyle ağır bir portre çizer.

şarkıyı bırakıp kaçıyorum.
https://youtu.be/EUe9UhcUtEI?si=4vtIqliuU_ZXYe3v

bayana hesap ödetmek

bence hesabı blok3 ödemeli.
ama şaka bi yana hala bunu eşitliğe bağlayanlar var. patlatmasınlar. biraz araştırarak ataerkil ve gelenekçi düşünce ile erkeklerin ödediğini görebilirler. günümüz için kadınların da iş dünyasında yer almasıyla bunların artık o kadar da önemi kalmıyor. eşitliği gerçekten savunan ya da bunları önemsiz gören biri zaten kendi hesabını da öder. masada hesabı erkeğin ödemesini bir "gurur meselesi" yapıp sonra bundan şikayet eden yine erkekler ya da "centilmen değil" diye triplenen kadınlar. herkes kafa yapısına göre birini bulsun işte. bi kahvenin lafı yapılıyorsa birbirinizle işiniz ne? ilişki mi arıyorsunuz, bankamatik mi? bana sorarsanız bunların hepsi boş iş. kimin ödediği cinsiyetle değil, nezaketle alakalıdır: kim yemeğe davet ettiyse o öder ya da herkes kendi yediğini öder. olay bu kadar basit. benim için fark etmez. ediyorsa da lafı uzatmaya gerek kalmaz.

windows

görsel

morkstar

% 100 katılmasam da , %89 oranında geçirgen ve tam isabet yorumları ve analizleriyle ortamı alevlendiren üstad ı writer. iyi ki burada , sözlüğün biraz da kelimeleri eğip bükerek onlarla raks edecek edebi akrobatlara ve yazı cambazlarına da kuvvetle ihtiyacı vardır diye düşünüyorum. kalemi sağlam.

sözlükteki anlık online sayısı

Boş verin kaç kişinin online olduğunu? Yazıp çizdikleriniz kişi sayısına göre değişiyor mu? Benim için cevap hayır, değişmiyor. 50 değil de 80 kişi olsa farklı entryler mi yazacağım? Hayır.
Nicelik değil nitelik önemlidir diye düşündüm hep. Burada nitelik olmadığı konusunda sanırım hemfikiriz. O zaman yazın geçin işte.

slm yazan erkek

görsel

gecenin fotoğrafı

görsel

morkstar

itiraf başlığına yazdığı yazıları özellikle seviyorum, uzun ama anlamlı.

morkstar

sözlükteki olaylarını bilmiyorum ama yazdığı yazılara denk gelmeyi sevdiğim birisi. kalabalık bi sessizlik, durgun bi gürültü sanki. yaptığı tespitler ve sorduğu sorularla olayları farklı bir bakış açısından görmemizi sağlayabiliyor. fikirleriyle düşündürüyor. umarım ruhundan katarak yazmaya devam eder kendisi.