bugün
- birine geç kalmak9
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- seni ne mutlu eder sorusu6
- cayır cayır yanan kız13
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız3
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- chery2
- eşime sormam lazım kadınları3
- insanlardan nefret etmek8
- larisalisa10
- m r e r e c t o12
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- uludağ sözlük discord grubu7
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- beyazsemsiyeliyabanci48
- yer sofrası5
- satranç haram yasaklansın17
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- bruce lee4
- gir içime hünharca12
- yalnızlık güç değildir4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- güzel bir kadını terk etmek5
- afganistan islam emirliği4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- arkadaşlar bakar mısınız8
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- park sorunu6
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- escort2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- timsah4
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması2
- gocu43
- anayasa değişiklik paketi3
- dul kalmak4
- kürt mutfağı7
- yorgun mermi22
- sinir krizi geçirmek2
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- gitara rastgele vurunca caz olması2
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- aylık 338 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- müzik haramdır5
entry'ler (54)
bilkent üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü başkanı adam. emniyette göreve başlamasına rağmen farklı bir kariyer tercih etmiş sempatik bir insaoğlu.
jim davis tarafından tasarlanıp, 19 haziran 1978 tarihinde hayat macerasına başlayan kedi. o günden bu güne geçirdiği tüm serüvenler şu adresten izlenebilir:
http://www.listen-project.de/garfield/
http://www.listen-project.de/garfield/
savunmasını, rumuzu nicki belli olmayan, isimsiz yazarların yapması yakışmayacak açık önerme.
sorumluluk hissi duymadan sahte isimler arkasına sığınan başlık üreteçleri ne kadar özgüven sahibi ise dinciler de o kadar özgüven sahibidir. fakat dinci diye tabir ettiğimiz insanoğullarının belirli sınırları vardır ve de o sınırlar dışına çıkmama gayretlerini özgüven eksikliği şeklinde tabir edenin kafasına odunla vurmak ne de yerindedir ne de güzeldir.
diğer taraftan açık önerme ise doğruluk değeri değişkenlerine bağlı olarak değişen önermelerdir. örneğin x<2 açık önermesi, doğal sayı olan x için 0 ve de 1 değerleri için geçerli iken diğerleri için geçerli değildir*.
sayısal mantığa sahip olmayan akıllı bıdıkların belki bir kaç kişi için geçerli olan önermeyi tüm bir kesimi içine alacak şekilde genişletmesi halidir. itibar edilmemesi gerekir.
sorumluluk hissi duymadan sahte isimler arkasına sığınan başlık üreteçleri ne kadar özgüven sahibi ise dinciler de o kadar özgüven sahibidir. fakat dinci diye tabir ettiğimiz insanoğullarının belirli sınırları vardır ve de o sınırlar dışına çıkmama gayretlerini özgüven eksikliği şeklinde tabir edenin kafasına odunla vurmak ne de yerindedir ne de güzeldir.
diğer taraftan açık önerme ise doğruluk değeri değişkenlerine bağlı olarak değişen önermelerdir. örneğin x<2 açık önermesi, doğal sayı olan x için 0 ve de 1 değerleri için geçerli iken diğerleri için geçerli değildir*.
sayısal mantığa sahip olmayan akıllı bıdıkların belki bir kaç kişi için geçerli olan önermeyi tüm bir kesimi içine alacak şekilde genişletmesi halidir. itibar edilmemesi gerekir.
insanoğlu sosyal evrimini tamamlamaya başladıkça terkedilecek bir icat.
umut ediyorum yıllar sonra müzelerde, "kendilerini erkeklerine beğendirmek için dişicanların giydikleri bir bıdıktır bu" deyince müze görevlisi, orada bulunan genç kızlar ve oğlanlar gülüşeceklerdir. bugün bizim, çinli kadınların ayaklarına yaptıkları işkencelere baktığımız gözle bakacaklarını bekler, esenlikler dilerim.
(neden giyiyorsun sorusuna mantıklı bir cevap veren kadın kısmısına yüz bin lira vereceğim.)
umut ediyorum yıllar sonra müzelerde, "kendilerini erkeklerine beğendirmek için dişicanların giydikleri bir bıdıktır bu" deyince müze görevlisi, orada bulunan genç kızlar ve oğlanlar gülüşeceklerdir. bugün bizim, çinli kadınların ayaklarına yaptıkları işkencelere baktığımız gözle bakacaklarını bekler, esenlikler dilerim.
(neden giyiyorsun sorusuna mantıklı bir cevap veren kadın kısmısına yüz bin lira vereceğim.)
açık kaynak kodlu bir sözlük yazılımıdır.
bgl dosya uzantılı sözlüklerini de çalıştıran bu muhterem, ubuntu'nun yazılım merkezinde veya başka bir yerde ücretsiz olarak sunulmaktadır. telaffuz özelliği olsa da ben edemedim, bilemedim.
bgl dosya uzantılı sözlüklerini de çalıştıran bu muhterem, ubuntu'nun yazılım merkezinde veya başka bir yerde ücretsiz olarak sunulmaktadır. telaffuz özelliği olsa da ben edemedim, bilemedim.
sivil anayasa taslağını hazırlayan komisyon üyelerinden profesör doktor. komisyonun diğer üyerleri; ergun ozbudun, levent köker, yavuz atar, fazıl hüsnü erdem, serap yazıcı.
polis akademisi başkanı.
polis akademisi başkanı.
yeni türkçenin geçirdiği beyin ameliyatları dolayısıyla doğru olan önermedir. ingilizcede her duygunun kelimesini bulabilirken, yeni türkçede her kelimeye duygu sığdırmak için zorlarsınız. çünkü dil insanlığın yüzyıllardan beri edindiği, denediği gerçek ve hikmetleri saklayan bir hazinedir*. fakat bugün kullandığımız dil birkaç on yıllık köksüz bir dildir.
öte yandan bu önermenin dili zengin kullanan takıntısı olmayan yazarlar için geçerli olmayacağı kanaatindeyim.
ayrıntılı bilgi için (bkz: kültür ve dil)* (bkz: türkçenin sırları)* (bkz: umrandan uygarlığa)*.
öte yandan bu önermenin dili zengin kullanan takıntısı olmayan yazarlar için geçerli olmayacağı kanaatindeyim.
ayrıntılı bilgi için (bkz: kültür ve dil)* (bkz: türkçenin sırları)* (bkz: umrandan uygarlığa)*.
inananların cennet arzusu ile inandığını varsayan, negatif ateist klişesi.
oysa inanmak müspettir. hareketin sebebi değil sonucudur. yani inanan, yani insan yaptıklarından dolayı herhangi bir
egemene sorumlu olmamalıdır bilakis sorumlu olduğu bilinci ile eylemlerini ortaya koymalıdır. ayrıntılı bilgi için (bkz: isyan ahlakı) 3. bölüm sorumluluk ideali.
ibadetler ise cennete ulaşmak için değil varolmanın şükrünü iade etmek için yapılır. yani ibadet, cennete ulaşmanın sebebi değil, geçmiş nimetlerin sonucudur.
örnek, müslümanlar cennet ile ilgili ayetler inmeden önce de inanıyorlar ve ibadet ediyorlardı.
oysa inanmak müspettir. hareketin sebebi değil sonucudur. yani inanan, yani insan yaptıklarından dolayı herhangi bir
egemene sorumlu olmamalıdır bilakis sorumlu olduğu bilinci ile eylemlerini ortaya koymalıdır. ayrıntılı bilgi için (bkz: isyan ahlakı) 3. bölüm sorumluluk ideali.
ibadetler ise cennete ulaşmak için değil varolmanın şükrünü iade etmek için yapılır. yani ibadet, cennete ulaşmanın sebebi değil, geçmiş nimetlerin sonucudur.
örnek, müslümanlar cennet ile ilgili ayetler inmeden önce de inanıyorlar ve ibadet ediyorlardı.
yeniden inşa edilmesidir. zira müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen bina değil, binanın üzerinde durduğu temellerdir. hz. adem onu beyt ül mamur'un yeryüzündeki hizasına gelecek şekilde bina etmiştir. daha sonra tufan onu yıkmıştır. nitekim bakara suresinin 127. ayetinden bu mana çıkartılır; "hani bir zamanlar ibrahim, ismail ile birlikte Evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor..."
daha sonra bir sel veya tufan sonucu yıkılan hz ibrahim'in inşa ettiği kabe, tekrar inşa edildi. bu bina da abdullah bin zübeyr kendini halife ilan edip mekke'yi sığınak seçtiği zaman yezid bin muaviye mekke'ye yürüdü ve kabe'yi mancınıklarla taşladı. duvarlar çatlayınca abdullah bin zübeyr de kabeyi yıktırmıştır ve tekrar yaptırmıştır.
abdulmelik döneminde haccac, abdullah bin zübeyr'i yenince mancınıklarla taşlattığı kabe'de bir takım değişikliklere gitse de günümüze kadar gelen bina abdullah bin zübeyr tarafından yapılmış binadır.
daha geniş bilgi için (bkz: mukaddime) 4. bölüm 6. fasıl.
daha sonra bir sel veya tufan sonucu yıkılan hz ibrahim'in inşa ettiği kabe, tekrar inşa edildi. bu bina da abdullah bin zübeyr kendini halife ilan edip mekke'yi sığınak seçtiği zaman yezid bin muaviye mekke'ye yürüdü ve kabe'yi mancınıklarla taşladı. duvarlar çatlayınca abdullah bin zübeyr de kabeyi yıktırmıştır ve tekrar yaptırmıştır.
abdulmelik döneminde haccac, abdullah bin zübeyr'i yenince mancınıklarla taşlattığı kabe'de bir takım değişikliklere gitse de günümüze kadar gelen bina abdullah bin zübeyr tarafından yapılmış binadır.
daha geniş bilgi için (bkz: mukaddime) 4. bölüm 6. fasıl.
müslüman ülkeler olarak halkın çoğunluğu müslüman ve islam konferansı örgütü üyesi kastedildiğini varsayarsak, an itibariyle; ürdün, suriye, azerbaycan, mısır, arnavutluk, fas, ırak, kazakistan, kırgızistan, tunus, cezayir, katar devlet başkanları eşleri sırasıyla; Rania el abdullah, esma esad, mihriban aliyeva, suzan mübarek, teuta topi, Salma Bennani, Hero Ibrahim Ahmad, Sara Nazarbayeva, tatyana Bakiyev, leyla bin ali, amal triki, Sheikha Mozah bint Nasser Al-Missned... ve saire ve saire...
işbu muhterem kişi cafcaf dergisinde cımbızcı cafer köşeşini yazmaktadır.
1988 yılında atina'da düzenlenen şampiyonada judo 78 kilo altın madalyasını kazanmış er kişi.
çözümden kaçınmak için meseleyi karikatürize etme suali.
doğrusu için (bkz: memleketi kurtarırım fakat bir şartla)
doğrusu için (bkz: memleketi kurtarırım fakat bir şartla)
bir adam yaratmak adlı eserinde necip fazıl'ın şöyle andığı bir çeşit ilişki:
"Bana dostum kelimesini söyleme! Ellerimde bir karıncalanma duyuyorum. Bu kelimeyi işitmeyeyim. Parmaklarım bir şeyi sıkmak istiyor. Dostlarım mâlum! Düşmanımı tanımak istiyorum. Ben senin düşmanınım diyecek kadar namus aptalı kim var? Onu bulmak, ayaklarına kapanmak istiyorum. Dostluk; o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. Evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor, ne bulursa yakıp kül ediyor. Ne bulursa pazarda satıyor. Beni upuzun bir tabuta yatıracakları gün, arkamdan gelecek dostlarım değil; kefenimin hırsızlarıdır."
dublörün dilemması adlı eserinde ise murat menteş şöyle der:
"Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen insanlardır!"
"Bana dostum kelimesini söyleme! Ellerimde bir karıncalanma duyuyorum. Bu kelimeyi işitmeyeyim. Parmaklarım bir şeyi sıkmak istiyor. Dostlarım mâlum! Düşmanımı tanımak istiyorum. Ben senin düşmanınım diyecek kadar namus aptalı kim var? Onu bulmak, ayaklarına kapanmak istiyorum. Dostluk; o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. Evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor, ne bulursa yakıp kül ediyor. Ne bulursa pazarda satıyor. Beni upuzun bir tabuta yatıracakları gün, arkamdan gelecek dostlarım değil; kefenimin hırsızlarıdır."
dublörün dilemması adlı eserinde ise murat menteş şöyle der:
"Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen insanlardır!"
izlenmeye değer eser.
takriben iki saat kırk dakika süren bu güzide film, karşı istihbarat uzmanı bir kişinin evine gönderilen bir video kaset üzerine kurulmuş bir sinema eseridir. filmin arka planında 1939'dan 1961'e uzanan, amerika'nın buhranlı bir dönemi akıyor. bu dönem ketum bir zat olan edward wilson'un hayatı etrafında örülmüş. dönem anlatılırken 61 yılından geçmişe flashback yapılır. dönem gayet tarafsız bir dille anlatılır.
filmin bir diğer güzelliği ise istihbarat hamleleri arasında duygusallığa da yer verebilmesidir. filmde çok çeşitli tatlar harmanlanıp sunulmuş. hakim hava kasvetli militarist hava fakat filmde birden fazla aşk hikayesi de var. ihanet, ihtiras, soğukkanlılık, zaaflar, kurnazlık... neticede film tek duygunun filmi değil.
--spoiler--
edward wilson (matt damon) üniversite'de okurken skull and bones isimli gizli bir topluluğa katılmasıyla, amerika derinleriyle temas fırsatı bulur. nitekim derin adam bill sullivan (robert de niro) vasıtasıyla, görev teklifi alır kabul eder. ilk görev yeri ingilterede karşı istihbarat konusunda uzman olur. savaş sonunda ise dost sovyet istihbaratındaki muadili olan ulysses ile tanışır. bu noktadan sonra sovyet-amerikan çekişmesi başladığı gibi, bu iki isim de artık dost değillerdir. filmin sonuna kadar bu iki istihbaratçının rekabet faaliyetleri amerikan tarihini oluşturur. final ise gayet duygusal ve zekice hitama erer.
--spoiler--
takriben iki saat kırk dakika süren bu güzide film, karşı istihbarat uzmanı bir kişinin evine gönderilen bir video kaset üzerine kurulmuş bir sinema eseridir. filmin arka planında 1939'dan 1961'e uzanan, amerika'nın buhranlı bir dönemi akıyor. bu dönem ketum bir zat olan edward wilson'un hayatı etrafında örülmüş. dönem anlatılırken 61 yılından geçmişe flashback yapılır. dönem gayet tarafsız bir dille anlatılır.
filmin bir diğer güzelliği ise istihbarat hamleleri arasında duygusallığa da yer verebilmesidir. filmde çok çeşitli tatlar harmanlanıp sunulmuş. hakim hava kasvetli militarist hava fakat filmde birden fazla aşk hikayesi de var. ihanet, ihtiras, soğukkanlılık, zaaflar, kurnazlık... neticede film tek duygunun filmi değil.
--spoiler--
edward wilson (matt damon) üniversite'de okurken skull and bones isimli gizli bir topluluğa katılmasıyla, amerika derinleriyle temas fırsatı bulur. nitekim derin adam bill sullivan (robert de niro) vasıtasıyla, görev teklifi alır kabul eder. ilk görev yeri ingilterede karşı istihbarat konusunda uzman olur. savaş sonunda ise dost sovyet istihbaratındaki muadili olan ulysses ile tanışır. bu noktadan sonra sovyet-amerikan çekişmesi başladığı gibi, bu iki isim de artık dost değillerdir. filmin sonuna kadar bu iki istihbaratçının rekabet faaliyetleri amerikan tarihini oluşturur. final ise gayet duygusal ve zekice hitama erer.
--spoiler--
sular kesik ise tuttuğu yol, yol değildir.
edit: şuradaki virgülü görebiliyorsan, işbu düzeltmedendir.
edit: şuradaki virgülü görebiliyorsan, işbu düzeltmedendir.
kayınvalideye "üstüme iyilik sağlık, bir kafa topuna çıkamayacak, bir sırıkla uzun atlayamayacak mıyım" dedirtecek durumdur.
hormonal aktivitedir.
takriben 60 saniyedir.
aşka peşinen atfettigimiz yücelik yüzünden, onun basit bir bileşim oldugunu gözden kaciriyoruz*. bu peşin hüküm yüzünden kimse bu sürenin 60 saniye olduğuna inanmıyor.
aşka peşinen atfettigimiz yücelik yüzünden, onun basit bir bileşim oldugunu gözden kaciriyoruz*. bu peşin hüküm yüzünden kimse bu sürenin 60 saniye olduğuna inanmıyor.
