sevdiği entry'ler

özel hastanenin önünde can çekişerek ölmek

Bu memlekette Paranız varsa sağlık hizmeti alırsınız. Paranız varsa eğitim alırsınız. Paranız varsa hukuk sizden yana olur.

Paranız yoksa öyle hastane kapısında ölürsünüz.

beni bırakma diyenin daha erken gitmesi

Ve at gibi gidenin it gibi dönmesi.

Hayatta asla sekmeyen doğrular vardır.

her yazardan 1 sakinleştirici müzik tavsiyesi

Khooneye Ma - Marjan farsad.

gereksiz stok yapmak

adı üstünde gereksiz bir eylemdir. salgın türkiyeye ilk geldiği günlerde yazdık buraya. fiyatlar ( kolonya dezenfekte sıvıları vs ) fahiş oranlara çekilerek fırsatçılık yapılıyor bu da insanları gereksiz stok yapmaya itiyor dedik. birkaç hükümet yalakası tip hükümeti eleştiriyoruz zannedip geldi yok arz talep meselesi yok serbest piyasa bilmem ne diye geveleyip durdular. zaten bunlar işte çuval çuval makarna bakliyat kolonya ağızlık falan alıp evde yılan gibi tıslaya tıslaya gülenler. lan bırakın ihtiyaç sahibi herkes alsın. 2 gün makarna yemeyince ölmezsiniz oğlum. evde 20 şişe kolonya olunca virüs onları görüp kaçacak değil. 2 şişe sende olsun kalan 18 şişe diğer insanların evlerinde olsun.

atiye dizisi

Belli ki diziye konu eseri yazan genç bir arkadaş. Göbeklitepeden girmiş, Nemruttan çıkmış, Şaman adetlerinden girmiş, Şahmerandan çıkmış, Sirius yıldızı filan deyip bilimkurgusal öğelere göz kırptı derken oradan Kuran ayetlerine bağladı, Arrival filminin ana temasıyla da sonlandırdı işi, tam çorba olmuş, yersen... :-)))

Ha bir de yurtdışına da gösterilecek ve istanbulda çekilen Türk dizi ve filmlerinin olmazsa olmazı da var dizide, çamaşır asılmış izbe sokaklarda çekim... Ha yeterli oldu mu, eh gözümüz Kapalıçarşı ve çevresinin kirli damlarını da aramadı değil.

wall e

bir animasyon filmi.

wall e'nin sevimli halleri için defalarca izlenir. ayrıca müzikler de hoştu. bir tanesini şöyle bırakayım.

la vie en rose
https://youtu.be/OXAN-0fKse0

kaybedenler kulübü

film olarak bariz balondur.bunu neredeyse doğma büyüme kadıköylü olarak söylüyorum. kaybetmek demek çok sevdiğin birisinin vefat etmesi veya elinde tutamayıp bir başkası ile onu görmektir ona sahip olamamak kısaca fakat filme baktığınız zaman adamlar her gece ayrı bir hatunla yatağa giriyorlar sabah hatun gidince o hatun neydi be abi tarzında cümleler ile olayı dramatize ediyorlar.
karakterler sosyolojik ve psikolojik olarak ele alındığında da hayatlarında pek fazla kaybettiklerini göremiyorum.tam tersi şehrin lüks semtlerinde pahalı motorlara binen karizmalarıyla çevrelerindeki her kadını etkileyen iyi paralar kazandıkları işleri olan(ki bu zaten lüks içinde yaşadıkları hayatı ve ailelerinin yaşadıkları yalı hayatlarını kısmen doğruluyor) şehrin asi çocuklarını oynuyorlar.kaybeden karakterlerimiz kelimenin tam anlamıyla her erkeğin arzuladığı hayatları yaşıyorlar.

ayrıca filmde bolca kadıköyün meze edilişine de şahit olabilirsiniz.nerden arıyorsunuz sorusuna en okkalı cevap verenler yanlış iskelede sevgilisini bekleyenler filan hep kadıköyün ekmeğini yemekle meşguller.dinleyicilerin çok derin mevzular konuşuyorlar bizim zekamız yetmez diyerek reddettikleri ortamda muhabbet konusu seks yalnızlık ve varoluşsal problemler.yani her insanın anladığı ve hayatı boyunca yakından yüzleştiği konular.
kaybedenler kulübü arzulanan hayatları sanatseverlik ve melankoliyle harmanlayarak önümüze sunan ve kadıköy güzellemesinden öteye geçemeyen bir yapımdır.
© copyright 2005 - 2026