bugün

entry'ler (666)

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

merhaba sevgili sözlük.
derin nefes bile ciğerlerime yeterli oksijeni sağlamıyormuş gibi geldi.
- birkaç derin nefes sonrası-
göz kırpmadan bile gözyaşım yuvarlanıyor, bir yandan hoş geliyor deniz suyunun kulaktan akması gibi jdkf fakat ulular ulusu halk fazlası baş ağrısına sebep oluyor. susadım.
-su içtkten bir dakika sonra-
boş boş etrafa bakasım geliyor. bölümden dolayı kazandığım farkındalıklar bana yük olmaya başladı gibi. karşımdakini anlama çabalarımın artık kişiliğime bürünmesini ve her olayın ardındaki şeyi görmeye çalışmak, hislerimin keskinliğinin bu denli törpülenmesini istemiyorum gibi.

anlamamakta ısrarcı olan insanların gözlerindeki duvarlara çarpmışım gibi
biraz da anlaşılmanın getireceği “heh aynen” hissini tatmak istemiş
biraz özgür olmak istemiş
biraz soğuğu yüzüme çarpan rüzgarı hissedip yaşadığının farkına varmış
biraz andan kopmuş
biraz hüzünlenmiş
sevilmemiş
ve görülmemiş
görülmek için çabalamamış.

bojack, peanutbutter, todd, p.c’den az az, diane’den çok koyulmuş gibi karışımım.

gözlerimi silince ağrıdığını fark ettm.
açık şekilde yazacağımı düşünüyordum fakat ilerde hatırlamak istemeyeceğim bir anı detaylandırmak istemedm sanırım.

sinekciğim ağından kurtul.
ağa takılanların hepsini sen kurtaramazsın.
sinekciğim kanatların var.
uzakta uç sineğim, sesin rahatsız edebilir ve bu sana zarar verme hakkını kendilerinde görmelerine neden olabilir.
doğuştan takıldığın ağdan kurtulmak için çırpınışını, bazen kabullenişini, güçlü durmak için çabalarken içten kırıldığını ve onarmak için yeteri malzemen olmadığında öylece bıraktığını. bastırdığın hisler ve olaylarla yüzleştiğinde, elini tutan bir ben olacağım. aşacağız sineğim.
seni seviyorum, seni görüyorum.

hayattaki en kötü anlar

farklı yerlerde stajlar yapmaktayım ve şu günlerimin pek de iyi geçtiğini söyleyemeyeceğim. buna sebep olaylar da; değiştirmenin benim elimde olmayacağı bir düzen, aptal ve arkadan iş çeviren insanlara fazlasıyla maruz kalmak, farkındalığı yüksek ve bunu olumlu anlamda kullanan insana denk gelememek. bir de, dünyanın karanlık yüzüne maruz kalmış birçok çocuğun vakasını art arda okumak.

pomme

Sesi huzur veren şarkıcı.
Göz atayım demişken buralara, arka fonda eşlik edecek şarkı bırakmadan çıkmayalım.
iyi geceler.

https://youtu.be/1amMJN7joko

22

Dktt şarkısı.

2020

"Sonuna geldik" diye başladı yıldızlara bak, tabi onun kastettiği başka ama uyumluymuş gibi davranalım.
Geleneğe çevirdiğim ve her yıl sonunda, yıla dair görüş bırakmak için uğrayacağım güzelim sözlük merhaba. (Umarım silik yemeyiz) (reflections açmak ve sözlüğe dönmek)
yılın başlangıcı ve sonu arasında hatırlanacak güzel anılar bıraktım, ilerdeki ben. Deme sonra düzgün yaşamadın neyi hatırlayacam ben şimdi diye.
Geçmişteki birkaç insan sık sık giriş yapmaya çalıştı, kapılar kapalıydı geri dönüşlerini izledim pencereden.
Virüs bir yaş götürdü yerine biraz dinlenme koydu. Başlangıçta ne güzel kendimi geliştirmeye yönelik vakit yarattı dedim de sonradan fazla entelliğin beni bozacağından korkup ayıyla karşılaşınca yapılacaklar, karşıdakini çalım manyağı yapma, ilginç sokak yemeklerini takip ederken buldum. Farklı konulara merak salıp araştırırken, sonuca varmayı değil de labirentin içinde var olmayı, kaybolmayı sevdim.
Alandan kaynaklı olarak da kendi davranışlarımı daha fazla anlamlandırmaya başladım. Başkalarını anlayabilmekse duygularımın şiddetini azalttı. daha yumuşak geçişler yapmaya başladım sanırım. Köşelerim törpülenmeye başladı, sanırım böylesi daha iyi. Daha fazla müzik dinlemeye başladım, kafamı enstrümanla dağıtmaya devam ediyorum. Hala amatörce, umarım diğer yıl sonunda artık çalabiliyorum kıpsı atabilirim. (Lütfeeennn attt şuraya çakılacak bir beşlikte bırakıyorum.)
Son zamanlarda yeni simalara aşina oldum, kış benim için yeni insanları tanıma zamanı oldu. Beraber şarkılar söyledik, hikayeler anlattık, eğlendik.
Çocukluk hayalimi gerçekleştirmemi sağlayan arkadaşıma da teşekkür edeyim bu arada. Unutamayacağım kadar kıymetliydi.
Kısaca tam olarak bir kayıp olmadı benim için, güzel bir yıl geçirdiğimi düşünüyorum. bitirme projemi umarım verebilmiş olurum 2021'deki ben. kep atalım artık zoomdan mı olur reelde mi olur artık nerden olursa, atalım da. Kesin özleyecem şu öğrenciliği, üçüncü üniyi de yakın zamanda ekleriz. O zamana kadar bölüm beğenmiş ol.
Ne bileyim kendimiz için, dünya için güzel bir yıl olsun. Yeni yaşımız da gelmekte, onu hücrelerimle anlaşıp erteleme kararı aldık. Aynı yaşımızı koruyacağız sonuçta kısmi olarak yaşadık, belki buçuklu söyleriz ama daha fazlası olmaz bize gelişi böyle.
biraz felaket, biraz insansızlık, biraz maske, biraz pc başında yorgun gözler, biraz da kimyasal x ile 2020 çıktı bakalım 2021'de neler çıkacak? Açıyoruz bu paketi ama pandora'nın kutusuna dönmez umarım. Hadiii bakalımmm.

Her şeye rağmen yeryüzünde şarkılar söyledik, teşekkürler dünya.

Not düşerken az daha 2021 yerine 2020 yazıp seni analım sonra zamanla senin anılarını da silikleştirelim bakalım.
öyle işte.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Eric abim diyor yeter sen bu başlığa yaz diye ben çalmıyorum piyanoyu. Ama yook abim, madem üzüyorsun edebiyat parçalamamıza olanak tanı.
Eric abi ve atsii şov başlasın.
Sorumlulukların getirmiş olduğu kafa doluluğu yetmezmiş gibi, zil sesi duyunca "hayırdır lan bu saatte?" Diye düşünüp, sonra saçma bir kişinin gelişine tanık olmalı durumlar içerisine sık sık giriyorum. "Sen ne alaka?" Derken içten içe, dıştan -tabi daha kibar bir şekilde- "siz ne alaka eheh?" Diyorum. kibarlığıma zeval gelmesin. tabi misafirler hiç oralı olur mu? müsait midir, saat kaç olmuştur diye düşünmeyip, samimiyet sorgulamadan kapıda belirebilir. Hay yüzünüze kapı vurulasıcalar. (-sıcalar'ı kelimelere ekleyince demesi hoş geliyor değil mi?)
Neyse konuya dönelim. hayır efenim müsait değilim deyip kapıyı kapatmaya kalkışınızda kapının arasına ayak koyanları, tekrar zile basanları... yoruyorsunuz valla. Hayırdan anlar ama bir insan. Yüzünüze kapı kapanınca hani insan der "ulan bir daha gelirsem kapına, püü *tükürme efekti*." Max paspasın üstünde bir iki zıplarsın çeker gidersin. kardeşim uzatmalara oynamak ne?
hayır hayırdır, Siz hayırdır? bu 4.sınıf fen kitabındaki soru değil. d mi y mi? d ise başka bi soru ve yine d mi y mi diye devam eden. Evet ve hayır seçeneği var ve inanır mısın ikisi de direkt sonuç.
Aslında yazmak istediğim konu bu değildi. Fakat hayırdan anlamayan insanlar size içerleyişim asıl konudan sapmamıza sebep oldu. Bir daha yapmayın e mi kuzularım? Bak sonra boşuna eric abimizin parmaklarını yoruyoruz.

Asıl konu zaman kapsüllü insanımızın, kümemizin bir elemanı olmadığı halde aman ne olacak safları sıklaştırın diye belirişi ve ardından görünmezlik pelerinini ara sıra takmasına dair. anlayıp, tolerans gösterdikçe bazı şeyleri kendinde hak görüp, verilen alanı kullanmak yerine işgal ediyor algısı oluşturmasıyla, küme dışısın diye yol gösterişlere dair. zaten hiç kümemize de ait olmamıştı ki. Buradan bir atlı geçti hesabı kendini hatırlatma ve hayatıma dahil olma çabasını anlasam da, herhangi bir karşılığı yok. Belli ki onda da sürdürülebilirlik yok.
Satrançta rakibin hamlesine bakıp, acaba ne yapmayı hedefliyor diye düşünürken bazen onun öylesine, anlık bir hamle yaptığını gözden kaçırıyorum. Her şeyde mantık yok. Bazen öylesine. Eric abim üzgünüm öylesine bir gönderi için çaldın bu gece. Öylesine bir gece.

gecenin şarkısı

bir düşün
https://youtu.be/HYTGetpLV3s

gecenin şarkısı

bu başlığın soldan düşmeyip, herkesin geceye şarkı bırakması gerekirdi. Vay be. 35k entrynin içinde yerini al bakalım.

https://youtu.be/XqCg4sIhyFc

günün karikatürü

(img:#2037234)

günün karikatürü

(img:#1972237)

bojack horseman

mutlu etti, üzdü, düşündürdü. etkileyiciydi. ne bileyim ya, izlerken bitsin istemedim, son birkaç dakika kaldığını gördüm, sonra da müzik girdi.
ve bitti.

2.9.2021 edit: ikinci kere izleyip bitirdiğim ilk ve tek dizi olacaksın muhtemelen.

kadınları mutlu eden şeyler

karşımdakinin bir şey anlattığımda elindeki işi bırakıp, dikkatle dinlemesi.

anlaşıldığımı hissedip, heh diyebilmek.

sevildiğimi hissetmek.

esprinin ilk basamakta kalmasına izin vermeyip, yükselten konuşmalar içinde bulunmak.

eski sevgiliye mesaj bırak

birileri geliyor, birileri gidiyor. bağ kuruluyor, bağ yıkılıyor. her şey ağırdan değişiyor hissi yaratıp duruma yavaşça alışırken, kendimi bir adım geri çektiğimde değişimin hızına yetişilmediğini farkediyorum. tıpkı yavaş giden bir dolmuştan "ne de olsa yavaş gidiyor ehehe" deyip inmeye kalkışında zeminle özlem gidermen gibi bir sonuç doğuruyor.

herkesin sorunları var ve hayat herkese aynı şartları sunmuyor, farkındayım. inan farklı olsun isterdim fakat gücüm küçük dalgalar oluşturuyor anca.

gelenler olduğu için, yalnızlığı şu an yoğun ve sürekli olarak değil nöbet şeklinde yaşıyoruz. geçer diye bakıp kelimelere dökmekten kaçınıyoruz. geçsin veya geçmesin, var olduğum müddetçe yanında olabileceğimi bilmeni isterim. bu şey değil, holo sono oşoğom, sono sovoyorom. sadece insanın kıymetsizleştirilip bir kenara atılması durumu hoşuma gitmiyor ve de her sorunu tek başına yüklenip, yalnızlığa doğru adım atılması.

özetle
yanındayım araya zaman ve kilometreler girse bile.

okul hayatında en sevilen ders

psikopatoloji.

kitap okumanın zararları

kelimelerle mekanlar inşa eder, karakterleri şekillendirirsiniz. oraya ait hissettiğiniz anda kitabın sonuna gelirsiniz ve oranın kapıları kapanır, reele dönersiniz.
son sayfaya gelinmesi.

2019

2018'in seni kapıma bırakıp, zili çaldığında daha mini minnacıktın. bir sonraki yıla kadar seni umutlarımla büyütmem, geçirdiğimiz günleri ilerde hatırlamak isteyeceğim anılara dönüştürmem gerekiyordu. bazı günler aşırı huzursuz ettin beni, bazıların da sevgi taşması yaşatıp saçma hareketlerde bulundurdun. bir baktım; otobüsteyim, bir baktım uçakta, bir baktım vapurda. yürüdüm, yüzdüm, uçtum. ve sen beni hep içinde barındırdın. bu yılı yaşayabildiğim için mutlu olduğumu söylemeliyim. son bir ayın bana yaramadı. belki de vedana yaraşır bir hüzün sahnesi oluşturmak istedin. alıştırman gerekti, bilemiyorum. tesadüf kelimesini sevdirdin. kitabın başında bahsedilmiş ve unutulmuş karakterleri tesadüfi yollarla hayatıma girişlerine tanık ettin. öteki yandan; bazılarına ise farklı yola gidişlerinin ardından el sallattırdın. fakat en çok üzeni, benim için her zaman kıymetini koruyacak dostuma vedaydı. bunun üzüntüsünü hala taşıyorum. 2019 beni değiştirdin, dönüştürdün. seni büyütürken, ben de büyüdüm. anılarım haricinde dönmeyecek oluşunu bilmek, işin acı kısmı. bilmiyorum ne kadar daha yol giderim fakat hayat yolu tek yönde ilerliyor, ardımda bıraktığım yıllar gözle görülmeyecek kadar uzak kalıyor artık. şu an bu 2019 şehrini ardımda bırakmak buruk hissettirse de, güzel anlar sakladım içine. onları daimi koruyacağına inanıyorum.
şimdi bitişine sayılı saatler kaldı.
yeni yıla girerken ne kadar eğlenceli müzikler duyulacak olsa da, şimdi zihnimde çalan bu müziğe kulak verelim. 2019'un son gecesinin müziği.
https://youtu.be/dYRKuZnEBmA

sıradakiii...

Edit: sıradaki de bitti. Sıradakiiii. (31.12.2020)

bojack horseman

birkaç bölüm izlemiştim ve değerli bir yazar arkadaşımın devam etmem yönündeki teşviğiyle şimdi 5.sezondayım. vay be ne de çabuk bitiyorlar böyle. daha dün birdeydik. öhöm.

çozgo dozo mo ozloyorson hohooh çocok moson muhabbetlerinden sıyrılıp, onun keyfine varıp ve anlattığı şeyin derinliğini kavrayınca, diğer diziler yavan gelebiliyor. anlamlı diyaloglar ve ruhsal çözümlemeler içeriyor. bazen benliğime ayna tutması da ayrıca özel kıldı. neyse dağılmayalım. öhöm.

--spoiler--
canım övdüm diyorum, neyse az da karakter öveyim. p.carolyn'ı anlıyor ve kendisini takdir ediyorum. başkaları için her şeyi kolaylaştırabilirken, kendisi için tam olarak bunu yapamıyor oluşu, kalbimde ince sızı. fakat o p.c. ve üstesinden gelir. (acaba yalnızlık kedilerle bağdaştırıldığı için mi, p.c kedi?
neyse bu, şu an geldi aklıma. geçelim burayı.)
todd favorim. evet, favorim bu kadar.
diğerlerini de başka zaman överiz.

5.2.editi: diane üzdün.

5.6. editi: bojack üzdün.

6.15: bojack üzdün.

6.16: p.c mutlu ettin bebeğim <3
--spoiler--

düşün ki o bunu okuyor

gece çöken hüznü, böğrüme nota oturtarak aktaran eric abimle yine buralardayız. ah eric abim çıkamadık şu kuyudan.
içimdeki sıkıntıyı; sıkıntıya sebep olanların göremeyeceği yerlere hatta hiç bilinmediğim, kimsenin beni umursamadığı yerlerde aktarıyorum. nedeni, belki tanıdıklarımın yeteri kadar ilgilenmeyecek olmasından veya şaka yapmadan konuşabilirsem, olayın ciddiyetinin beni daha çok üzeceğinden kaynaklı. sanırım ikincisi.

sorunu söylemek beraberinde çözümü değil daha çok soruyu getiriyor. soruyorum ve belli müddet sonra sessizlikle karşılaşıyorum, belki cevabı karşımdakinde de değildir. fakat cevabı bende de değil. belki de biliyorumdur. geçelim bu kısmı.

her şey yolunda denilen anda, zaman kapsülüne atlayıp bugünümde belirmen dengemi bozuyor.
şu sıralar yolunda gitmeyen şeylere, senin de bulaşman canımı sıkıyor. sen sıyırsaydın kendini. beklentimi sıfırladığımı düşündüğümde bile, bir hareketinle beklentimin baskın yapanlar gibi içeri girmesi sinir bozucu. hareketin uğur dündar ise, beklentim fırına mühür vurduracak hamam böceği. gittikçe saçmalamaya başladım hdjf
özetle sevmek yetmiyormuş. olmuyormuş, yoluna girmiyormuş. bunu kabullenme aşamasındayken gelip dengemi bozman, mario'nun kafasına böcek atmışsın da, sil baştan başlamışım gibi. el insaf, az altın toplamamıza, can almamıza izin verseydin. ben de izin vermeyeyim, feratlar ve zaman kapsüllüler giremez yazayım. yazmaya niyetlensem okuma-yazmam beni yarı yolda bırakır gibi.
karşıdakini anlamaya başladıkça kızamamak ve doğrunun ne olduğunu sorgulamak istemiyorum. türkçe sorusuna ea kafasıyla değil mf kafasıyla baktığım günlere dönmek istiyorum. ne bileyim ya. belki de kendimi özledim.

marriage story

bir film.

düşünü kurduğun hayattan alakasız, kendini genel olarak ikinci plana attığın ve bunu farketmeni önleyecek tarzda tekrarlayıcı günlere uyanmak ne üzücü.
filmdeki akış, gerçek hayattan bir kesit gibi sunulduğundan içim karardı. "dönüşü yoook beraberce karar verdikk ayrılmaya" durumuna gelene kadar uyarı levhaları gözardı edilmiş, en sonunda tanzim işaretlerine denk gelinmiş gibi. dönüşü olmayan yollara nasıl gidiyoruz ve ne diye?
bilemiyorum.
adamın söylediği şarkıyı beğendim. tekrar dinleyip uyuyayım.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

bilgi içerikli bir iki entry girmesem kabul etmiyorlardı bu başlığa yazmamı. söyleyemediklerim başlığında bulacaktım kendimi. neyse konuya geçelim.

kadınların bedeni hakkında vereceği kararların üzerinde erkeklerin hak iddia edişi ve partnerlerine nasıl psikolojik şiddet uyguladığını daha net gördüm bugün katıldığım seminerde. bunda kültürün önemi elbet var fakat dünya üzerinde de bu olduğu için farklı faktörler de işin içine giriyor. doğuştan beri buna maruz kalındığından farkına varamıyoruz, normalmiş gibi geliyor. değil efenim değil. sizin fikrinizi önemsemeyen, kararlarınızı desteklemeyen, kısıtlayan, kendinizi yetersiz hissettirrn insana kapıyı göstermek gerekiyor. başta zorbaysa ilerde de devam ediyor bu.
(bunu yapan kadın için de aynısı geçerli.)

kapı rotası oluşturuluyor...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.