bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz20
- hangi yazarla çift olursunuz28
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası10
- sözlükte bile yalnız olmak10
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- murat kekilli dinleyip intihar eden gençler3
- üzülünce kime gidersiniz4
- ya bi siktirin gidin15
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- sözlük çiftleştirme servisi11
- mersin'in hristiyanları2
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- şapka takar mısınız12
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- roma imparatorluğu nun yıkılış nedeni3
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sarapci koala hatayi13
- 2200 yılında nasıl görünürdüm4
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- istanbul12
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak3
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- ucan tekme atan hipopotam43
- tomtom mahallesi2
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- erkeklerin antidepresan kullanmaması3
- vahşi kelebeğim3
- sezen taş7
- parcalandim toparlanamiyorum316
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- bana onu sormayin17
- atilla taş'ın kızı hayatını kaybetti3
- cemil tugay11
- bana sormadan niye entry siliyor bu yapay zeka2
- yemek yedikten sonra kusmak9
- sinek as5
Genellikle genç yaşta başlayan, hastanın kişiler arası ilişkiler ve gerçeklerden uzaklaşarak kendine özgü bir içe kapanıklık hâlinde yaşaması, düşünce, duygu ve davranış bozukluklarıyla ortaya çıkan ruhsal bir bozukluk. Belirtileri eski çağlardan beri tanımlanmış olan hastalık, erken yaşlarda başlaması nedeniyle Alman psikiyatr Emil Kraepelin tarafından erken bunama olarak adlandırıldı. 20. yüzyılın başlarında Eugen Bleuler hastalığın erken dönemde başlaması ve bunamayla sonuçlanmasının zorunlu olmadığını göstererek şizofreni terimini önerdi.
En sık rastlanan ruhsal bozukluklardan biri olan şizofreni 15-45 yaşlar arasında, sıklıkla gençlik çağında başlar. Çocukluk döneminin ilk yıllarında görülen çocukluk şizofrenisi özel ve ayrı bir tür olarak kabul edilmektedir. Şizofreni her tür ruhsal stresle başlayabilir. Hastalığa özgü bir başlangıç biçimi yoktur.
Hasstalığın nedenleri ve tedavisi tam olarak bilinmediğinden uygulanacak tedavi konusundaki görüşler de değişebilir. Tedavi her hastada farklı biçimde uygulanır. Ağır vakaların kendilerine ya da çevrelerine zarar vermemeleri için hastahaneye yatırılmaları gerekebilir. Şizofreni tedavisinde klorpromazin, haloperidol ve tiyotiksen gibi ilâçlar kullanılır.
En sık rastlanan ruhsal bozukluklardan biri olan şizofreni 15-45 yaşlar arasında, sıklıkla gençlik çağında başlar. Çocukluk döneminin ilk yıllarında görülen çocukluk şizofrenisi özel ve ayrı bir tür olarak kabul edilmektedir. Şizofreni her tür ruhsal stresle başlayabilir. Hastalığa özgü bir başlangıç biçimi yoktur.
Hasstalığın nedenleri ve tedavisi tam olarak bilinmediğinden uygulanacak tedavi konusundaki görüşler de değişebilir. Tedavi her hastada farklı biçimde uygulanır. Ağır vakaların kendilerine ya da çevrelerine zarar vermemeleri için hastahaneye yatırılmaları gerekebilir. Şizofreni tedavisinde klorpromazin, haloperidol ve tiyotiksen gibi ilâçlar kullanılır.
aslında şizofreni hastaları çok kafa adamdırlar. geçen gün bir tanesi ile hasta-hekim görüşmesi çerçevesinde sohbet ettik, kendimi gülmemek için zor zaptettim.
yok işte abd ve israil evine kamera yerleştirip bunu takip ediyormuş, wikileaks belgelerinde adı çıkmış, tv deki tartışma programlarında şifreli cümlelerle hep kendisinden bahsediliyormuş bla bla bla.
şu anlattıkları sanrılara gerçekten inanmasalar şizofreni hastaları harbiden eğlenceli adamlar.
yok işte abd ve israil evine kamera yerleştirip bunu takip ediyormuş, wikileaks belgelerinde adı çıkmış, tv deki tartışma programlarında şifreli cümlelerle hep kendisinden bahsediliyormuş bla bla bla.
şu anlattıkları sanrılara gerçekten inanmasalar şizofreni hastaları harbiden eğlenceli adamlar.
ben şizofren değiliz...
sanatçıların sahip olması gereken en önemli vasıf.
tek başına olamama hali, i think.
--spoiler--
ben, bende benden iki tane olduğunu düşünürüm. biri ye der diğeri çok oldu yeme, biri çalış der diğeri fazla çalıştın yeter artık, biri git uyu der diğeri daha ezan okunmadı otur, biri bunu yaz der diğeri yazma, fakat ben yazdım, şimdi sil diyene uyup siler miyim yoksa dur kalsın güzel oldu diyeni mi dinlerim bilemiyorum.
--spoiler--
--spoiler--
ben, bende benden iki tane olduğunu düşünürüm. biri ye der diğeri çok oldu yeme, biri çalış der diğeri fazla çalıştın yeter artık, biri git uyu der diğeri daha ezan okunmadı otur, biri bunu yaz der diğeri yazma, fakat ben yazdım, şimdi sil diyene uyup siler miyim yoksa dur kalsın güzel oldu diyeni mi dinlerim bilemiyorum.
--spoiler--
toplumda görülme sıklığı sanıldığından da çok; % 1 olan hastalıktır.
kimileri de sözlüğe yazar olur 0-6 yaş zekası ile entry girer.
bazı yazarlar tarafından hakaret anlamında kullanılan psikiyatrik bir hastalıktır. Kesin bir tedavisini insanlık henüz bulamamışır ancak ilaç ve psikoterapi tedavileriyle kontrol altına alınmaya çalışılmaktaysa da her hastada farklı bir seyir izlediğinden bu da zorlu bir süreçtir.
sanırım the beautiful mind filminden sonra karizması artan hastalık. şizofreninin dehayla mutlak bir bağı varmış gibi hissettiren garip telakki ona bir gizem katıyor.
(bkz: ben şizofreni değiliz)
şizofreni beni bahçelievlerden atatürk orman çiftiğine kadar 4 km yürütüp sonra kapandığı için giremedeğiiz yerden 4 km tekrar geri yürüten arkadaşımın hastalığıdır.
edit:aynı arkadaş MiT ten teklif aldığını da iddaa etmektedir.
edit:aynı arkadaş MiT ten teklif aldığını da iddaa etmektedir.
çok kısa zaman içinde tanıdığım ve çok sevdiğim bir arkadaşımın hastalığıdır. kişinin kendi ağzından dinlemek öyle garip bir duyguya bürüyor ki insanı ne şaşkınlık ne üzüntü ne acıma hiçbiri değil belki de düşündüğünüz tek şey ona nasıl yardımcı olabilirim oluyor ve sadece yanında olmak istiyor insan , hastalığı hiçbir şeye engel olmasa da keske olmasaydı diyor insan.
Bir karşı komşumuz vardı köyde. Ben küçüktüm ama net hatırlıyorum. Çok neşeli, şen şakrak, hayat dolu bir kadındı. kocasıyla arası bozuldu zamanla. bir gün kocasını kapıda elinde bıçakla karşıladı, ve sen beni öldürmeden ben senin işini bitireceğim diye bağırıyordu. babamlar zor ayırdılar. iki yıl boyunca evlerinde hiç huzur kalmadı. camlar, çerçeveler indi. çocukları bizim eve geliyorlardı ağlayarak. biz teselli ediyorduk. sonradan öğrendik ki komşumuza şizofreni tanısı konmuş.
Ben üniversitede okurken, bir lise öğrencisiyle tanışmıştım, tabi ona tanışmak denirse. Özel ders verdiğim bir öğrencinin ailesi ona da ders vermemi rica etmişti. verdim mi vermedim mi anlayamadım, hiç konuşmayan, tepki vermeyen, ama her önüne koyduğum testi ful cevaplayan, halka filmindeki o uzun siyah saçlı kıza şimdilerde çok benzettiğim o kıza konan teşhis te aynıydı. Defterinin ilk sayfasına yazdığı yazıya bakmıştım çaktırmadan, içi ailesine karşı nefretle doluydu. Candan Erçetin'in ölümle ilgili bir şarkısının sözleri vardı bir de.
En son çalıştığım yerde iş arkadaşım bir şizofrendi. onda da kızgınlık, nefret ve sessiz mırıltılar vardı. herkese kızacak birşeyler buluyordu.
galiba şizofrenler gerçek hayatı sevmiyorlar gerçek hayatın karşı koyamadıkları acılarından bıkıyorlar belki de, o yüzden kendi sanal hayatlarını üretiyorlar kim bilir ...
Ben üniversitede okurken, bir lise öğrencisiyle tanışmıştım, tabi ona tanışmak denirse. Özel ders verdiğim bir öğrencinin ailesi ona da ders vermemi rica etmişti. verdim mi vermedim mi anlayamadım, hiç konuşmayan, tepki vermeyen, ama her önüne koyduğum testi ful cevaplayan, halka filmindeki o uzun siyah saçlı kıza şimdilerde çok benzettiğim o kıza konan teşhis te aynıydı. Defterinin ilk sayfasına yazdığı yazıya bakmıştım çaktırmadan, içi ailesine karşı nefretle doluydu. Candan Erçetin'in ölümle ilgili bir şarkısının sözleri vardı bir de.
En son çalıştığım yerde iş arkadaşım bir şizofrendi. onda da kızgınlık, nefret ve sessiz mırıltılar vardı. herkese kızacak birşeyler buluyordu.
galiba şizofrenler gerçek hayatı sevmiyorlar gerçek hayatın karşı koyamadıkları acılarından bıkıyorlar belki de, o yüzden kendi sanal hayatlarını üretiyorlar kim bilir ...
şizofren olduğunu sonradan anladığımız bi komşumuz vardı.yalnız yaşardı ancak sürekli biriyle bağıra çağıra ana avrat düz küfür ederdi evinde.sonra onu bazen dışarda yakalar ve konuşmaya çalışırdık herkes gibi hatta fazlasıyla akıllıca konuşur kelime seçimine dikkat ederdi.bazen annem yazık bekar diye yemek yapıp giderdi ama adam aynı anda hatta annemin gözleri önünde yemeği çöpe atardı.sonra bir gün ailesi zorla aldı götürdü onu nereye bilemem bi daha görmedik ama yatağının altına sebze filan ekmişti.
kişilik bölünmesi değildir onlarınki daha çok kendi bünyalarında kendi gerçeklikleriyle yaşamak ve bizim yapamadığımız şu gürültüden belki biraz fazla soyutlamadır yaptıkları. saldırgan oldukları şüphesiyle hep bir geri durma vardır onlardan ancak çok nadir sanrılarına bağlı olarak saldırıda bulunabilirler kendi kendine konuşma kimsenin takılmadığı şeylerden anlamlar çıkarma herhangi bir çizgilendirmede ya da resimde çok farklı şeyler görebilme gibi bariz belirtileri vardır. tedavisi olsa da hasta maelsef tam olarak iyileşememektedir bununla birlikte hastalık belli dönemlerde ağır seyredebilir.
haaa şu da var ki normal biri olursanız dışlanır john nash olursanız nobel alırsınız.
haaa şu da var ki normal biri olursanız dışlanır john nash olursanız nobel alırsınız.
aynada bi kız var, yaklaş ve bak
gözlerinde çukurlara gömülen bi hüzün
görebildin mi?
ben bazen göremiyorum.
aklımdan şüphem yok,
kaldırımları seviyorum hala.
ve suskun zamanlarını insanların,
hala sevebiliyorum.
o kız hep orada, aynada
gel de bak.
beni seviyor mu dersin?
ellerinde eskiden kalma bi yelek
üşüyünce geceleri, üstüne alıyor.
ben bazen uyurken onu izliyorum.
aklımla zorum yok.
hala seviyorum denizdeki akşamüstlerini
ve bi köpek yavrusu beni saatlerce mutlu edebilir.
gördün mü, işte tam orada
ağlamaklı bakıyor yüzüme
belki sevsen biraz
uzanır elleri.
sevmekle kavgam yok
hala görebiliyorum karanlıkta ışığı
kavgam sevilmekle
aynalar hep doğru söylüyor.
gözlerinde çukurlara gömülen bi hüzün
görebildin mi?
ben bazen göremiyorum.
aklımdan şüphem yok,
kaldırımları seviyorum hala.
ve suskun zamanlarını insanların,
hala sevebiliyorum.
o kız hep orada, aynada
gel de bak.
beni seviyor mu dersin?
ellerinde eskiden kalma bi yelek
üşüyünce geceleri, üstüne alıyor.
ben bazen uyurken onu izliyorum.
aklımla zorum yok.
hala seviyorum denizdeki akşamüstlerini
ve bi köpek yavrusu beni saatlerce mutlu edebilir.
gördün mü, işte tam orada
ağlamaklı bakıyor yüzüme
belki sevsen biraz
uzanır elleri.
sevmekle kavgam yok
hala görebiliyorum karanlıkta ışığı
kavgam sevilmekle
aynalar hep doğru söylüyor.
sanıldığı kadar karizmatik değil. hatta hiç değil. etrafta bazı salaklar var görüyorum bi cümlede saçmalasa diyo ki ''şizofrenleştim ben yine.'' lan ne alaka, şaka mı bu, basit mi o kadar ya?
pek çok tıp fakültesinde anlatılan bir hikaye vardır. her fakülteden bir psikiyatri hocası öğrencilerine kendi yaşamış gibi nakleder bu hikayeyi. yaşanmış mı yaşanmamış bilinmez ama komiktir.
kendini peygamber sanan bir şizofren hasta kaçmaya kalkar ancak yakalanır. neden kaçmak istediği sorulunca 'vahiy geldi buradan çıkıp dini yaymam gerekiyordu' der.
oradan kendini tanrı sanan diğer şizofren lafa atlar. 'hayır doktor bey yalan söylüyor. ben öyle bir vahiy gödermedim.'
kendini peygamber sanan bir şizofren hasta kaçmaya kalkar ancak yakalanır. neden kaçmak istediği sorulunca 'vahiy geldi buradan çıkıp dini yaymam gerekiyordu' der.
oradan kendini tanrı sanan diğer şizofren lafa atlar. 'hayır doktor bey yalan söylüyor. ben öyle bir vahiy gödermedim.'
ilk defa Emil Kraepelin tarafından 'demans precox-erken bunama' olarak tariflenmiştir. Eugen Breuler tarafından şizofreni adı konmuştur. Günümüzde hala oluşum nedeni tam olarak belirlenemekle birlikte tedavisi de mümkün değildir.
sizofreni duygu, düsünce ve davranisi etkileyen bir beyin hastaligidir.
şizofrenler tedavi olmayı reddeder genelde. neden zorla kendi dünyamıza çekmeye çalışırız ki onları? neden kendi kurguladıkları dünyalarındaki özgürlüklerini prangalara vurmaya çalışırız? neden zaptedilirler?
rahat bırakın!
kendi dünyalarında kendilerince yaşasınlar!
bizim dünyamız çok mu temiz? çok mu yaşanılası?
rahat bırakın!
kendi dünyalarında kendilerince yaşasınlar!
bizim dünyamız çok mu temiz? çok mu yaşanılası?
ortak olunca aşk olur.
birbiri ardına izleyen yıkımların görüldüğü bir hastalıktır.düşünce ve algıda çok yönlü
bozulmalar gerçekleşirken kişi kendisine yabancı gözüyle bakmaya başlar,önceleri bunun
farkına varamasa da bir süre sonra çevresiyle artan sorunlar neticesinde ağır bunalımlar
yaşayabilir.hastalığın bazı semptomları sağlıklı bireylerde de vardır,örnek vermek
gerekirse: sinirlendiğinde kelime tekrarı (-ya ya ya- gibi) yapan kişiler şizofreninin
bazı semptomlarını taşırlar,bu tür sorunlar kişinin yaşam kalitesini düşürür.
bozulmalar gerçekleşirken kişi kendisine yabancı gözüyle bakmaya başlar,önceleri bunun
farkına varamasa da bir süre sonra çevresiyle artan sorunlar neticesinde ağır bunalımlar
yaşayabilir.hastalığın bazı semptomları sağlıklı bireylerde de vardır,örnek vermek
gerekirse: sinirlendiğinde kelime tekrarı (-ya ya ya- gibi) yapan kişiler şizofreninin
bazı semptomlarını taşırlar,bu tür sorunlar kişinin yaşam kalitesini düşürür.
sizofren insanların dogaüstü olduklarına inanırım.
allah kimseyi düşürmesin dediğim hastalıktır. genetik ve fizyolojik faktörler dışında bu gibi bir çok hastalığın önemli sebeplerinden biri olarak, ciddi ciddi cinlerin insan üzerindeki olumsuz etkilerini düşünmekteyim. detaylı bilgi için ahmed hulusi'nin ruh insan cin ve insan ve sırları kitaplarına bakılabilir.
http://www.ahmedhulusi.org/kitap/ruhinsancin.htm
http://www.ahmedhulusi.org/kitap/insanvesirlari.htm
http://www.ahmedhulusi.org/kitap/ruhinsancin.htm
http://www.ahmedhulusi.org/kitap/insanvesirlari.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar