bugün
- kırgızistan6
- çin8
- gürcistan25
- antalya şu an 28 derece4
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- latin atasözleri5
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an3
- geceniz nasıl geçiyor7
- tez yazmak4
- en iyi simit hangi şehirdedir20
- kazakistan2
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- birader yazarlar birader bay beylerdir2
- cep telefonu3
- ağlamamak için kendini tutmak11
- sabahattin zaim üniversitesi2
- ctrlx22
- uluslararası ilişkiler2
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- geceye bir şarkı bırak14
- hewal ebo18
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- kuran da namaz yok21
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- lahmacunu elle yiyen kız14
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- yalnız yaşamak5
- şu an çalan müzik2
- içim yanıyor be sözlük7
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- ilgi isteyen kız16
- e'e f e6
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- sigortalı bir iş bul çalış4
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- kalem şakir2
- neden namaz kılmıyorsun4
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- güneş gözlüğü3
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- intihar3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- asansörde kalmak7
- chatgpt ile dertleşmek3
- eskisi gibi olamamak2
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- zenci isyanı2
ilkokulda sevmediğim bir kız arkadaşımın ismi. 'Şer' i vardı 'min' i eksikti. ahahah
istemsizce nermin ismini hatırlatır.
rahmetli annemin ismi ama annem pek de utangaç biri değildi, sosyal biriydi.
utangaç, mahcup.
okuduğum tek şiir kitabı.
o zaman baya çocuktum tabii.
o zaman baya çocuktum tabii.
Teyfik Fikret'e ait bir çocuk kitabının ismidir.
bir kedim olsa ismi kesinlikle bu olurdu.
"Ezan" adlı şiiri okurken çocuk aklıyla anlam verememiştim; o tokat ne içindi, o sorular ne içindi, Şermin neden o kadar korkmuş ve utanmıştı?
Şimdi o kadar iyi anlıyorum ki tevfik Fikret'i.
"Babacığım geçen sabah
Beni çağırdı, dedi ki;
“Nedir ‘Hayya alel-felah?”
“Ezan,” dedim. “Ezan peki;
Ezan nedir, bilir misin?
Bakıyordum hazin hazin
Babam, niçin bilmem güldü,
Tekrar etti: “Nedir ezan?”
Başımdan buzlu su döküldü
Bana babam, her zaman
Böyle şeyler sorarsa çok,
içeride bir soğukluk,
Hissederim, bütün kanım
Damarımda donar birden.
Soruyordu o: “A canım,
Hiç ezan duymadın mı sen?”
Duymadım mı? Sabah, alşam
Dinliyorum; büyük babam
Bana abdest aldırdı da
Camiye bile götürdü.
“Ya ne yaptın sen orada?”
“Namaz biraz uzun sürdü
Uyuya kalmışım ben de
Maksurenin köşesinde.”
“Camide hiç uyunur mu?”
Dedi babam dargın dargın
Anlatamam o korkumu
Titriyordum… Hâlâ bakın
Nasıl çarpıyor yüreğim
Hep bildiğim, bellediğim
“Allahümme Salli’leri
Sayıyordum, çünkü tokat
Mini minicikten beri
Hiç de hoşuma gitmez… Çat!
işte indi… Of, yanağım!
Şimdi babam adım adım
Söylenerek gidiyordu,
Uzaklaştı artık sesi
Benim de göz yaşım durdu.
Çünkü ezan meselesi
O adımlarla beraber
Uzaklaşıp gitti: “Eğer,”
Diyordum, bey baba şimdi
“Ezan nedir?” diye tekrar
Gelip dikilirse… “Haydi
Sen de,” dedim, bu ne kadar
Korku? Baban canavar mı?
Onun gibi baba var mı?
Fakat tokat yanağımda
Sızlıyordu; o gün, bu gün
O dargın ses kulağımda
Ezan okur; ben büsbütün
Uykudan geçmedimse de
Maksurenin köşesinde
Gözlerim uyku görmüyor.
Zaten büyük baba artık,
Camiye de götürmüyor
Onu da aldı mezarlık.
Şimdi o cennet bağında;
Nineciğim sağında.
Ona da bir taş dikildi
Dün görünce mezarını
O tokadı hatırladım
Yanağım yandı, ağladım.
Babam hemen koşup sildi,
Gözlerimin yaşlarını."
Şimdi o kadar iyi anlıyorum ki tevfik Fikret'i.
"Babacığım geçen sabah
Beni çağırdı, dedi ki;
“Nedir ‘Hayya alel-felah?”
“Ezan,” dedim. “Ezan peki;
Ezan nedir, bilir misin?
Bakıyordum hazin hazin
Babam, niçin bilmem güldü,
Tekrar etti: “Nedir ezan?”
Başımdan buzlu su döküldü
Bana babam, her zaman
Böyle şeyler sorarsa çok,
içeride bir soğukluk,
Hissederim, bütün kanım
Damarımda donar birden.
Soruyordu o: “A canım,
Hiç ezan duymadın mı sen?”
Duymadım mı? Sabah, alşam
Dinliyorum; büyük babam
Bana abdest aldırdı da
Camiye bile götürdü.
“Ya ne yaptın sen orada?”
“Namaz biraz uzun sürdü
Uyuya kalmışım ben de
Maksurenin köşesinde.”
“Camide hiç uyunur mu?”
Dedi babam dargın dargın
Anlatamam o korkumu
Titriyordum… Hâlâ bakın
Nasıl çarpıyor yüreğim
Hep bildiğim, bellediğim
“Allahümme Salli’leri
Sayıyordum, çünkü tokat
Mini minicikten beri
Hiç de hoşuma gitmez… Çat!
işte indi… Of, yanağım!
Şimdi babam adım adım
Söylenerek gidiyordu,
Uzaklaştı artık sesi
Benim de göz yaşım durdu.
Çünkü ezan meselesi
O adımlarla beraber
Uzaklaşıp gitti: “Eğer,”
Diyordum, bey baba şimdi
“Ezan nedir?” diye tekrar
Gelip dikilirse… “Haydi
Sen de,” dedim, bu ne kadar
Korku? Baban canavar mı?
Onun gibi baba var mı?
Fakat tokat yanağımda
Sızlıyordu; o gün, bu gün
O dargın ses kulağımda
Ezan okur; ben büsbütün
Uykudan geçmedimse de
Maksurenin köşesinde
Gözlerim uyku görmüyor.
Zaten büyük baba artık,
Camiye de götürmüyor
Onu da aldı mezarlık.
Şimdi o cennet bağında;
Nineciğim sağında.
Ona da bir taş dikildi
Dün görünce mezarını
O tokadı hatırladım
Yanağım yandı, ağladım.
Babam hemen koşup sildi,
Gözlerimin yaşlarını."
siyah bacı
benim bir siyah bacım var,
adı leyla
gözü şehla
kollarında, ellerinde,
saçlarının tellerinde
pullar, inciler parıldar
dilber bacı!
anber bacı!
yatayım, akşam olsun da
siyah bacımın koynunda
akşam gelir, sabah gider
anber bacı!
dilber bacı!
bilmem gündüz nerelerde,
hangi dağlar, derelerde
gizli gizli seyran eder
gözü şehla
adı leyla...
yatayım, akşam olsun da
dilber bacımın koynunda.
siyah bacım süse mecbur
adı leyla
gözü şehla
bazı akşam bir ay iğne
revnak verir kakülüne,
o zaman pek mağrur olur
anber bacı!
dilber bacı!
yatayım akşam olsun da
anber bacımın koynuda
bacımı pek seviyorum
dilber bacı!
anber bacı!
bana şimdi rahat haram,
bacımın koynunda akşam
fakat rahatça uyurum
adı leyla
gözü şehla
yatayım akşam olsun da
siyah bacımın koynunda
t.f.
benim bir siyah bacım var,
adı leyla
gözü şehla
kollarında, ellerinde,
saçlarının tellerinde
pullar, inciler parıldar
dilber bacı!
anber bacı!
yatayım, akşam olsun da
siyah bacımın koynunda
akşam gelir, sabah gider
anber bacı!
dilber bacı!
bilmem gündüz nerelerde,
hangi dağlar, derelerde
gizli gizli seyran eder
gözü şehla
adı leyla...
yatayım, akşam olsun da
dilber bacımın koynunda.
siyah bacım süse mecbur
adı leyla
gözü şehla
bazı akşam bir ay iğne
revnak verir kakülüne,
o zaman pek mağrur olur
anber bacı!
dilber bacı!
yatayım akşam olsun da
anber bacımın koynuda
bacımı pek seviyorum
dilber bacı!
anber bacı!
bana şimdi rahat haram,
bacımın koynunda akşam
fakat rahatça uyurum
adı leyla
gözü şehla
yatayım akşam olsun da
siyah bacımın koynunda
t.f.
Alman tanki sherman in %100 yerli ve milli versiyonu. Ama motoru yok. Bekliyoruz disaridan.
keman
piyanoyu sever babam,
o da nineciğim gibi
piyanodan pek anlamam,
bana ağabeyim gibi
tesir eden keman sesi
do re mi fa - fa sol la si
onun o latif nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
bazı ağlar için için
bazı gülmekten kırılır
geliyor ağabeyimin
odasından derin, ağır
boğuk bir dua nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
ah! o derin keman sesi
do re mi fa - fa sol la si
ağabeyim iyi çalar,
bana da meşk ettirecek
onun birkaç kemanı var
birini bana verecek
hepsinin de güzel sesi
do re mi fa - fa sol la si
kulaklarımda nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
t.f.
piyanoyu sever babam,
o da nineciğim gibi
piyanodan pek anlamam,
bana ağabeyim gibi
tesir eden keman sesi
do re mi fa - fa sol la si
onun o latif nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
bazı ağlar için için
bazı gülmekten kırılır
geliyor ağabeyimin
odasından derin, ağır
boğuk bir dua nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
ah! o derin keman sesi
do re mi fa - fa sol la si
ağabeyim iyi çalar,
bana da meşk ettirecek
onun birkaç kemanı var
birini bana verecek
hepsinin de güzel sesi
do re mi fa - fa sol la si
kulaklarımda nağmesi
do re mi fa - fa sol la si
t.f.
muhallebim ve mektebim
ninem sordu, şermin, kimi
çok seversin? - oo, ninemi!
- başka? - babamı şüphesiz,
- daha? - izin verirseniz
sayayım, muhallebimi,
sütlacımı, şekerimi,
hep şekerlemelerimi,
biraz da gevrek severim
fakat en çok mektebimi,
mektebimi pek severim.
âlî bina!
neler öğretir o bana
tam bir hafta oluyor ki
biliyorum; dünya iki
ayrı ve büyük parçadır
avrupa, asya, afrika
bunlar eski,
evet, bunlar eski dünya,
öteki de amerika
ve adalar... neydi ismi?
avustralya, değil mi?
eve, o; avustralya
bunlar yeni dünya... demek
toprağımız beş kıt'adan
birçok karayla, adadan
ve, denizlerden ibaret
karaların isimleri
işte hatırımda, kendim
kitabımı dünden beri
karıştırdım ve öğrendim
birkaç büyük deniz... elbet
hocalarımız bugün onlardan
bize bahsedecek ve ben
sayacağım ezberimden
bahr-i siyah, bahr-i sefîd,
bahr-i muhît-i atlasî
iki de bahr-i müncemid
bahr-i umman... işte hepsi
yok, daha vardı lâkin
hatırımdan çıkmış, demin
biliyorum... kalın kafa!
insan öğrendiği şeyi
daha iyi
öğrenmeli... şimdi bana
bıldır iyi bellediğim
hafızamdan çıkmaz, çıkar
fakat onlar dikkatsizce
öğrendiğim şeylerdir hep
bugün ders alırım, gece
hazırlanırım, yarın mektepte dinleyin
------- bilmiyorsam
eğer hepsini tastamam
sizin olsun muhallebim
bana yetişir mektebim!
t. fikret
not: bıldır: geçen yıl. âlî: yüksek, yüce.
ninem sordu, şermin, kimi
çok seversin? - oo, ninemi!
- başka? - babamı şüphesiz,
- daha? - izin verirseniz
sayayım, muhallebimi,
sütlacımı, şekerimi,
hep şekerlemelerimi,
biraz da gevrek severim
fakat en çok mektebimi,
mektebimi pek severim.
âlî bina!
neler öğretir o bana
tam bir hafta oluyor ki
biliyorum; dünya iki
ayrı ve büyük parçadır
avrupa, asya, afrika
bunlar eski,
evet, bunlar eski dünya,
öteki de amerika
ve adalar... neydi ismi?
avustralya, değil mi?
eve, o; avustralya
bunlar yeni dünya... demek
toprağımız beş kıt'adan
birçok karayla, adadan
ve, denizlerden ibaret
karaların isimleri
işte hatırımda, kendim
kitabımı dünden beri
karıştırdım ve öğrendim
birkaç büyük deniz... elbet
hocalarımız bugün onlardan
bize bahsedecek ve ben
sayacağım ezberimden
bahr-i siyah, bahr-i sefîd,
bahr-i muhît-i atlasî
iki de bahr-i müncemid
bahr-i umman... işte hepsi
yok, daha vardı lâkin
hatırımdan çıkmış, demin
biliyorum... kalın kafa!
insan öğrendiği şeyi
daha iyi
öğrenmeli... şimdi bana
bıldır iyi bellediğim
hafızamdan çıkmaz, çıkar
fakat onlar dikkatsizce
öğrendiğim şeylerdir hep
bugün ders alırım, gece
hazırlanırım, yarın mektepte dinleyin
------- bilmiyorsam
eğer hepsini tastamam
sizin olsun muhallebim
bana yetişir mektebim!
t. fikret
not: bıldır: geçen yıl. âlî: yüksek, yüce.
umacı
şermin, umacıdan korkar
zannedenler yanılırlar
hayır, şermin'de doğrusu
yoktur umacı korkusu
eskiden o da korkarmış
onu da korkuturlarmış
"umacı geliyor!" diye
çocuk, aldanır her şeye
lakin artık yüreğini
oynatmıyor ne ecinni,
ne cadı, ne dev, ne şeytan
çünkü... çünkü hepsi yalan!
ona her şeyi öğreten
ağabeyi, bilmem nerden,
bir gün bir kutu getirir,
kutuyu şermin'e verir
"oynat şu mandalı biraz"
mandal oynar oynamaz
kutu, çocuğun elinden
fırlar, korktuğunu gören
ağabeyi der ki; "şermin,
"seni titreten şu hain,
"şu korkunç şey ki, kutudan
"çıkıverdi, bir kuzudan
"koparılmış bir avuç yün,
"biraz kağıt, biraz da dün
"sana verdiğim tel yok mu,
"işte, ondan ibaret... bu
"seni titretti, çünkü sen,
"yazık, böyle boş şeylerden
"titreyecek kadar boşsun!
"tekmil cadı'n koncoloz'un
"işte böyle boştur" şermin,
o gün korkmamaya yemin
etti; artık yalan dolan
çarşamba karılarından
cadılardan titremiyor
"hep kutuda onlar!" diyor
aklı başında insanlar
yalnız fenalıktan korkar.
tevfik fikret
şermin, umacıdan korkar
zannedenler yanılırlar
hayır, şermin'de doğrusu
yoktur umacı korkusu
eskiden o da korkarmış
onu da korkuturlarmış
"umacı geliyor!" diye
çocuk, aldanır her şeye
lakin artık yüreğini
oynatmıyor ne ecinni,
ne cadı, ne dev, ne şeytan
çünkü... çünkü hepsi yalan!
ona her şeyi öğreten
ağabeyi, bilmem nerden,
bir gün bir kutu getirir,
kutuyu şermin'e verir
"oynat şu mandalı biraz"
mandal oynar oynamaz
kutu, çocuğun elinden
fırlar, korktuğunu gören
ağabeyi der ki; "şermin,
"seni titreten şu hain,
"şu korkunç şey ki, kutudan
"çıkıverdi, bir kuzudan
"koparılmış bir avuç yün,
"biraz kağıt, biraz da dün
"sana verdiğim tel yok mu,
"işte, ondan ibaret... bu
"seni titretti, çünkü sen,
"yazık, böyle boş şeylerden
"titreyecek kadar boşsun!
"tekmil cadı'n koncoloz'un
"işte böyle boştur" şermin,
o gün korkmamaya yemin
etti; artık yalan dolan
çarşamba karılarından
cadılardan titremiyor
"hep kutuda onlar!" diyor
aklı başında insanlar
yalnız fenalıktan korkar.
tevfik fikret
hediye
bugün benim bayram günüm,
fakat ablama küskünüm,
gelip demeliydi, şermin,
bir yaş daha aldın, sevin
bakınız, ben değil, ablam
yabancı olsa duramam
kardeşçe, dostça, insanca
hatrımı sormayınca
lâkin şu cici şey de ne?
oo, oo! "sevgili şermin'e"
bir hediye... ne de güzel!..
mutlaka şehper'dendir. oh, gel,
cici şev, gel kucağıma,
sürün biraz dudağıma!..
ablam da böyle bir kutu
veriverse ne olurdu?
benim melek şehperciğim!..
fakat acele etmeyin,
hakikaten bu ondan mı?
boşuna yerdim ablamı
içim ne kadar aldanmış,
güzel kutu ablamdanmış,
zaten şermin'in bayramı
şehper'in umurunda mı?
beni ablam sever ancak.
böyle başka kim anacak?
melek ablacığım benim
sen benimsin, ben seninim!
tevfik fikret
bugün benim bayram günüm,
fakat ablama küskünüm,
gelip demeliydi, şermin,
bir yaş daha aldın, sevin
bakınız, ben değil, ablam
yabancı olsa duramam
kardeşçe, dostça, insanca
hatrımı sormayınca
lâkin şu cici şey de ne?
oo, oo! "sevgili şermin'e"
bir hediye... ne de güzel!..
mutlaka şehper'dendir. oh, gel,
cici şev, gel kucağıma,
sürün biraz dudağıma!..
ablam da böyle bir kutu
veriverse ne olurdu?
benim melek şehperciğim!..
fakat acele etmeyin,
hakikaten bu ondan mı?
boşuna yerdim ablamı
içim ne kadar aldanmış,
güzel kutu ablamdanmış,
zaten şermin'in bayramı
şehper'in umurunda mı?
beni ablam sever ancak.
böyle başka kim anacak?
melek ablacığım benim
sen benimsin, ben seninim!
tevfik fikret
şermin'in elifbesi
"elifbeni oku, cicim."
"elif, be, pe, te, se, cim, çim,
ha, hı, dal, zel, sin... yok, zel, re,
ze, je, sin, şin, sad, dad, tı, zı,
ayın, gayın, fe, kaf, kef, lam,
mim, nun, vav, he, ye; bir de lam...
yok lamelif; bir de gef var.
bir de üç noktalı kef var."
"hangi harfler kalındırlar?"
"ha, hı, sad, dad, tı, zı, ayın,
gayın." "peki." "bir de kaf var.
en kalını ayın, gayın.
"hangileri bitişmiyor
kendisinden sonrakine?"
"hoca yedi harf var, diyor:
elif, dal, zel, re, ze... nine,
ben yoruldum artık!" "peki,
yalnız söyle: hemze nedir?"
"hemze... hemze... evet, o bir
jüçük ayın başıdır ki
e okunur, i okunur,
bazen eliflere konur."
"harf-i imlâ hangileri?"
"nilmiyorum!" "yok, bilirsin"
"elif, vav, he, ye değil mi?..
artık, nine, bana izin."
"peki, yavrum, haydi oyna;
koca bir aferin sana!"
----- not: harf-i imlâ: sesli harf.
"elifbeni oku, cicim."
"elif, be, pe, te, se, cim, çim,
ha, hı, dal, zel, sin... yok, zel, re,
ze, je, sin, şin, sad, dad, tı, zı,
ayın, gayın, fe, kaf, kef, lam,
mim, nun, vav, he, ye; bir de lam...
yok lamelif; bir de gef var.
bir de üç noktalı kef var."
"hangi harfler kalındırlar?"
"ha, hı, sad, dad, tı, zı, ayın,
gayın." "peki." "bir de kaf var.
en kalını ayın, gayın.
"hangileri bitişmiyor
kendisinden sonrakine?"
"hoca yedi harf var, diyor:
elif, dal, zel, re, ze... nine,
ben yoruldum artık!" "peki,
yalnız söyle: hemze nedir?"
"hemze... hemze... evet, o bir
jüçük ayın başıdır ki
e okunur, i okunur,
bazen eliflere konur."
"harf-i imlâ hangileri?"
"nilmiyorum!" "yok, bilirsin"
"elif, vav, he, ye değil mi?..
artık, nine, bana izin."
"peki, yavrum, haydi oyna;
koca bir aferin sana!"
----- not: harf-i imlâ: sesli harf.
Tevfik Fikretin Hece ölçüsüyle yazılan çocuk kitabı.
ithaf
------- "yuva"nın* mini mini yavrusuna
yuva, şefkat yuvasıdır
ninelerdir onu yapar,
fakat yavrum, senin yuvan
bir marifet yuvasıdır
bunu ancak irfan yapar,
bunun ayrı değeri var.
sev yuvanı, orada sen
kardeşlerinle koşarak,
ötüşerek, oynaşarak
öğrenirsin, öğrenmeden
nedin zahmet, nedir keder
faideli birçok şeyler
haydi yuvana yavrucak,
o, marifet yuvasıdır
ve, fazilet yuvasıdır
orada fikrin uyanacak,
orada kanat açacaksın,
yükseklere uçacaksın!
* "yuva" fâzıl kardeşim sâtı bey'in yeni mekteb'inde mini minilere mahsus kısım için intihâb edilen güzel isimdir.
------- "yuva"nın* mini mini yavrusuna
yuva, şefkat yuvasıdır
ninelerdir onu yapar,
fakat yavrum, senin yuvan
bir marifet yuvasıdır
bunu ancak irfan yapar,
bunun ayrı değeri var.
sev yuvanı, orada sen
kardeşlerinle koşarak,
ötüşerek, oynaşarak
öğrenirsin, öğrenmeden
nedin zahmet, nedir keder
faideli birçok şeyler
haydi yuvana yavrucak,
o, marifet yuvasıdır
ve, fazilet yuvasıdır
orada fikrin uyanacak,
orada kanat açacaksın,
yükseklere uçacaksın!
* "yuva" fâzıl kardeşim sâtı bey'in yeni mekteb'inde mini minilere mahsus kısım için intihâb edilen güzel isimdir.
Tevfik fikret in çocuklar için yazılmış ilk şiir kitabıdır.
tam bi orospu adını çağrıştırdı bende.
Tevfik fikret'in cocuklar icin yazdigi bu siirlerde hece olcusu kullanmistir.Serveti funun doneminde yani hece olcusunun kucumsendigi aruz vezninin yuceltigi bir devirde yazdigi siir kitabidir.
garip bir çekiciliği olan isimdir. tanıdığım bütün şerminler beyaz tenli ve bebeksiydi.
Kolera'nın nefis şarkısı. Kime giydirdiği bilinmiyor ama şöyle ilginç bir kısım var:
"Bedenini geç kalbini kesele, kimseden hayır yok ki kimseye
istenmekten suratın kösele, kelsen masraf etmezsin kelleye
tilki kendini kurnaz zanneder de hep aç gezer
uzaya mı kurdun beylik?
dağdan gelmiş bağdakini kovmuş o
Bu da kedim Mira Miço
Eğlendin, hadi Kolo sal gitsin, ruhsatsız bir silah gibisin, tescillenmiş tek dişi rapsin,
bazen inleyen o hannanesin.
kapak ötesi. saygılar abla.
"Bedenini geç kalbini kesele, kimseden hayır yok ki kimseye
istenmekten suratın kösele, kelsen masraf etmezsin kelleye
tilki kendini kurnaz zanneder de hep aç gezer
uzaya mı kurdun beylik?
dağdan gelmiş bağdakini kovmuş o
Bu da kedim Mira Miço
Eğlendin, hadi Kolo sal gitsin, ruhsatsız bir silah gibisin, tescillenmiş tek dişi rapsin,
bazen inleyen o hannanesin.
kapak ötesi. saygılar abla.
güzel bir kolera şarkısı. "kolostrofobi" adlı ep'sinde bulunur.
https://www.youtube.com/watch?v=0MoS08DF07Q
Hadi yaklaş,
Kolonun sesiyle yarılır kaş,
sesimdeki nakışla ağrır baş
sendeki kalp değil bir taş, yavrum taş gibisin inan taş.
Gözümün üstünde var kaşım
bana karşı oyunda çekersin başı,
ben ektim de sen biçtin taşı
sendin o peri masalındaki umacı.
Hanım kız suçu atmaz ezele, dağda kafa tutulmaz gazele,
benze taya nazar etmem güzele
çirkin öldü de güzel ölmedi mi?
somurtuyor yanağımda gamzem
ver iki gamzeme de birer zemzem
istemezdim olmasaydı elzem vermezsen etmem mesele.
Kolay insan ol defter ol dürül
kolay insansan yağ ol ekmeğe sürül
çağladı raplerim gürül gürül
Esen gül eh sen üzül.
Israr etme gelemem senlen
duymadın mı yollar kapandı selden, nem kaptın yelden
her geçen gün daha çok soğudum senden, karakterinden, asiliğinden
kendiliğinden kendini yakan hep yine kendinsin
sin sin sin içine sin sen ne çilesin sen, biçilesin, kendini yakan hep yine kendinsin
Bedenini geç kalbini kesele,
kimseden hayır yok ki kimseye
istenmekten suratın kösele
kelsen masraf etmezsin kelleye
tilki kendini kurnaz zanneder de hep aç gezer
uzaya mı kurdun beylik?
dağdan gelmiş bağdakini kovmuş o.
Bu da kedim Mira Miço
Eğlendin, hadi Kolo sal gitsin, ruhsatsız bir silah gibisin, tescillenmiş tek dişi rapsin,
bazen inleyen o hannanesin
deli deli akanı bura bura tıkarlar
o zaman iki dinle de kul bir söyle, sessiz film çevirmeye ne gerek var?
siz ilimdar Kolo barbar.
Beni kötü tanıtan bir rehbersin
hey Şermin uzanamadığın bir et daha var hadi gel de de mundar senin tek dediğin şey
miyav miyaaaav.
Hem suçlusun hem kuyruk dimdik
kör bakar mı fellik fellik?
Ukalaya hayat çantada keklik, dokunup zülfüyare eğlendik
Israr etme gelemem senlen
duymadın mı yollar kapandı selden, nem kaptın yelden
her geçen gün daha çok soğudum senden, karakterinden, asiliğinden
kendiliğinden kendini yakan hep yine kendinsin
sin sin sin içine sin sen ne çilesin sen, biçilesin, kendini yakan hep yine kendinsin...
https://www.youtube.com/watch?v=0MoS08DF07Q
Hadi yaklaş,
Kolonun sesiyle yarılır kaş,
sesimdeki nakışla ağrır baş
sendeki kalp değil bir taş, yavrum taş gibisin inan taş.
Gözümün üstünde var kaşım
bana karşı oyunda çekersin başı,
ben ektim de sen biçtin taşı
sendin o peri masalındaki umacı.
Hanım kız suçu atmaz ezele, dağda kafa tutulmaz gazele,
benze taya nazar etmem güzele
çirkin öldü de güzel ölmedi mi?
somurtuyor yanağımda gamzem
ver iki gamzeme de birer zemzem
istemezdim olmasaydı elzem vermezsen etmem mesele.
Kolay insan ol defter ol dürül
kolay insansan yağ ol ekmeğe sürül
çağladı raplerim gürül gürül
Esen gül eh sen üzül.
Israr etme gelemem senlen
duymadın mı yollar kapandı selden, nem kaptın yelden
her geçen gün daha çok soğudum senden, karakterinden, asiliğinden
kendiliğinden kendini yakan hep yine kendinsin
sin sin sin içine sin sen ne çilesin sen, biçilesin, kendini yakan hep yine kendinsin
Bedenini geç kalbini kesele,
kimseden hayır yok ki kimseye
istenmekten suratın kösele
kelsen masraf etmezsin kelleye
tilki kendini kurnaz zanneder de hep aç gezer
uzaya mı kurdun beylik?
dağdan gelmiş bağdakini kovmuş o.
Bu da kedim Mira Miço
Eğlendin, hadi Kolo sal gitsin, ruhsatsız bir silah gibisin, tescillenmiş tek dişi rapsin,
bazen inleyen o hannanesin
deli deli akanı bura bura tıkarlar
o zaman iki dinle de kul bir söyle, sessiz film çevirmeye ne gerek var?
siz ilimdar Kolo barbar.
Beni kötü tanıtan bir rehbersin
hey Şermin uzanamadığın bir et daha var hadi gel de de mundar senin tek dediğin şey
miyav miyaaaav.
Hem suçlusun hem kuyruk dimdik
kör bakar mı fellik fellik?
Ukalaya hayat çantada keklik, dokunup zülfüyare eğlendik
Israr etme gelemem senlen
duymadın mı yollar kapandı selden, nem kaptın yelden
her geçen gün daha çok soğudum senden, karakterinden, asiliğinden
kendiliğinden kendini yakan hep yine kendinsin
sin sin sin içine sin sen ne çilesin sen, biçilesin, kendini yakan hep yine kendinsin...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar