bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks12
- habire1215
- sözlükteki sinsi köpekler8
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi13
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- kızların çok açık giyinmesi5
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 0 0 717
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması9
- atatürk diyor ki4
- sıfır atık vakfı11
- era7capone4
- bilerek ponziye dahil olmak7
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- evrene enerji gönderen müslüman9
- cop318
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- samed ağırbaş7
- aleksey batrakov5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- askerde yenilen iskender kebap2
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- rakı arasında çay içmek3
- yalnız yaşamak2
- fusya semsiyeli yabanci25
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- 1000 mbps internet3
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- illüminati filmleri3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- katlanılabilir telefon2
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- yazarların pazar günü planları5
- saddam hüseyin12
ama ulasamamak...
Hazmetmesi zor, adamın içinde patlayan his.
telefon çalınca o zannetmek.
çünkü zan, bilinçaltının dışa vurumudur.
çünkü zan, bilinçaltının dışa vurumudur.
Hiçbir zaman gelmeyecek olanı özlemek, özlemlerin en kötüsüdür.
mantıkla açıklanamayan duygu yoğunluğu, insana şiddeti ne kadar artarsa o kadar aciz oldugu hissettiren, hiç bir şeklinin mutlu etmediği ama sonunda bir vuslatı gördüğünde dizlerinin bağını çözen mefhum. birde hiç vuslat ihtimali olmayan özlemler vardır insanı mazoşist hissettirir. acı verir ama acıyı sevdirir. özlediğin şeyi her özlediğinde onun için bir iyilik yapıyor gibi seni kandırır. fedakarlık yapıyormuşsun gibi göğsünü kabartır. bilse bu duyguyu özlediğin şey yoklugundan utanır. özlem insana bir bok katmayan saçma sapan duygudur. ama nedendir bilinmez çektiğin sigaranın dumanı özlemle daha bir tatlıdır. dinlediğin şarkının ritmi daha hoştur. göz yaşı akıtır özlem. kirli gecen bütün ömüre rağmen kalpten gelen temiz 2 damla yaş... uyuşturucu gibidir zarar verir ama müptela eder. özlersin elde olmadan. ne kadar sövsende, ne kadar küssende özlersin anları, anıları, gözlük takışını, sırıtışını, burnunu silişini, dişlerinin arasında ki boşluğu özlersin. öyle sikindirik bişey işte özlemek.
tatili özlemek.
Özledim sana bir şeyler anlatmayı, özledim baktığın yerde olmayı diye bir şarkı vardı.
Boktan bir duygu. Çünkü insan nerde geri gelmeyecek, imkansız, erişilmez şey varsa onu özlüyor. Mükemmel yaratılmış saphiensin en iğrenç huyu!
Ahmet altan şiiri.
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
infilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor.
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
infilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor.
Bu tabirin anlamı çok geniş aslında. Sadece bir kişi, mekan veya herhangi bir şeyin yokluğunda duyulan buruk his değil, bu hissin bunların somut olarak hiç varolmamış olması durumunda yaşanması da olabiliyor.
Acı tatlılık. Mutlu eder bir zaman sonra. Özlem mutluluktur benim için.
Sevdiğin bir insanı, bir şehri, bir mekanı tekrar görmek istemek. Eksikliğini hissetmek, kavuşmak istemek.
Özlediğimde içimde coşkun bir şeyler peydah oluyor. Tutamıyorum. Sabırsız, sinirli hatta kavgacı oluyorum. Karşımdaki bunu anlamayınca da karışıveriyor işler.
Özlediğimde içimde coşkun bir şeyler peydah oluyor. Tutamıyorum. Sabırsız, sinirli hatta kavgacı oluyorum. Karşımdaki bunu anlamayınca da karışıveriyor işler.
..
Düşününce derin derin geçen güzel günleri,
Sonradan gelen acı, özlem dolu saatleri
O an bir şimşek çaktı karanlık düşüncelerime
Emindim artık, anladım
Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum
Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum
https://www.youtube.com/watch?v=3O9r3uZEbSk
Düşününce derin derin geçen güzel günleri,
Sonradan gelen acı, özlem dolu saatleri
O an bir şimşek çaktı karanlık düşüncelerime
Emindim artık, anladım
Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum
Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum
https://www.youtube.com/watch?v=3O9r3uZEbSk
Bu yaşıma kadar özlemenin her türlüsünü bilirim sanırdım. ta ki; çocukken hasretinden burnumu sızlatan insanların, büyüyünce yanı başımda olmasına rağmen beni anladıklarına inandığım o zamanların özlemini çekene kadar...
ölümden öte özlem yoktur elbette. ama ölümden sonra en çaresiz olanı budur fikrimce; birbirini seven iki insanın düşünceleri arasındaki uzaklığın özlemi.
ölümden öte özlem yoktur elbette. ama ölümden sonra en çaresiz olanı budur fikrimce; birbirini seven iki insanın düşünceleri arasındaki uzaklığın özlemi.
Kavuşmayı öteleyen, aşığı örseleyen fiil.
Buyudukce anlam ifade etmedigini fark ettigim sey. Ya da fazla mi ozledik noldu ici bosaldi gibi.
Edit: sevgilim bu olaylara dahil degildir onu deli gibi ozluyorum. Cok seviyorum. Agzini yerim.
Edit: sevgilim bu olaylara dahil degildir onu deli gibi ozluyorum. Cok seviyorum. Agzini yerim.
Ne diyordu Cemal Süreya;
Özlemek, ölmekten iki harf fazla.
Özlemek, ölmekten iki harf fazla.
Karl Marx'ın karısına yazdığı mektubu aklıma getirmiştir. Kavuşacağını biliyorsan, hiç değilse umut ediyorsan güzel şeydir diyorum ben.
"Yürekten sevdiğim,
Sana yine yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.
Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olunca her şey ayırt edilmeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlarmış. Küçük tedirginlikler onlara yola açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayasıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyümesine yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkımda öyle…
Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve çzel izlenimlerimde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil, sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor…
Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrene sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.
Hoşça kal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl
Manchester, 21 Haziran 1865"
"Yürekten sevdiğim,
Sana yine yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.
Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olunca her şey ayırt edilmeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlarmış. Küçük tedirginlikler onlara yola açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayasıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyümesine yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkımda öyle…
Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve çzel izlenimlerimde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil, sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor…
Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrene sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.
Hoşça kal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl
Manchester, 21 Haziran 1865"
Ara sıra yolum düşüyor bu başlığa. Kaderimin büyük bir kısmına yazlımış özlemek.
Tam 23 yıl babasız geçen bayramlar.. kaç bayram oldu bilmiyorum ama bildiğim tek şey her arefe içimin kan ağlaması, tabi elimde değil. hasreti, özlemi, bayram günleri daha yoğun yaşıyorum..
Birde hayal kurarak uyuyorum, sabah kalkıp elini öpseydim, birkaç kötü espri yapsaydım, param olduğu halde harçlık alsaydım.
Ama, olmayacağınında farkındayım, mezarına bile yüzlerce kilometre uzaktayım.
Tam 23 yıl babasız geçen bayramlar.. kaç bayram oldu bilmiyorum ama bildiğim tek şey her arefe içimin kan ağlaması, tabi elimde değil. hasreti, özlemi, bayram günleri daha yoğun yaşıyorum..
Birde hayal kurarak uyuyorum, sabah kalkıp elini öpseydim, birkaç kötü espri yapsaydım, param olduğu halde harçlık alsaydım.
Ama, olmayacağınında farkındayım, mezarına bile yüzlerce kilometre uzaktayım.
Tek taraflıysa acı veren durum.
rakının en kıyak mezesi.
Sürekli içinizde arka planda var olan duygu. Arka planda devamlı çalışıp bilgisayarınızı yavaşlatan salak programlar gibi, insanın konsantrasyonunu bozar.
laf olsun diye değil gerçekten ve büyük bir çaresizlikle yaşanıyorsa eğer olur olmadık yerde ağlama isteği uyandırır, ciğer yakar, kemik sızlatır, aşktan bile kuvvetli bir histir.
“Özlem, gidip görmek istemen ama gidememen görememen gene de istemen.” Demiş şair.
Ozlemek kelımesı benım için sahısları degıl zamanı kapsıyor. Tuhafca arasıra düşünseli yasıyorum. Zıhnımde bı ozlem oldugu zaman, genelde hava durumunun oldukca soguk veya yagıslı, boyle gunlerde de tv karsısındakı ızledıgım cızgı fılmlerı anımsıyorum. Gunumuze yakınlastıkca materyaller kayboluyor. Sadece kendımı gun ısıgı batarken veya dejavu yasadıgımı hıssettıgimde ozledıgim bır seyler oldugunu dusunuyorum. Kısmen zamanen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar