bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı27
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken5
- sabah yürüyüşü8
- sözlükteki galatasaraylılar7
- meme gerdirme operasyonu8
- ahmet baran yazgan8
- cumartesi pazarı2
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak3
- kıyma çeken kasaba nasıl kıydın diye sitem etmek2
- ayakkabıları ters giymek2
- okan buruk10
- kuşbaşılı pide3
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- bakırköy2
- z kuşağı5
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı11
- biranın üstüne rakı içmek6
- meczubun peşinden gitmek3
- kadıköy3
- rahatın hiç uğramadığı kalp3
- toprağı öpen gözyaşları3
- yaratılmışların en üstünü3
- resimler3
- çırılçılgın sözlüğe gelmek3
- üst başın kedi sidiği kokması3
- anın görüntüsü32
- ömer karakaş4
- damacanayla çay içmek3
- şarkının son notası2
- kutsal yalnızlık2
- sözlüğe gelip hazır bilgiler bulmak2
- alevi kızların alev alev yanması9
- babaların acayip huyları4
- uludağ itiraf2
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- adana rakı festivali3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- iremga32
- jason arday2
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- bir şeyler söyle4
- cover nedir ve neden vardır2
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar9
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- ona bir şey söyle3
oben güney tarafından yazılmış, 1978 yılında istanbul devlet tiyatrosu tarafından akm oda tiyatrosu sahnesinde sergilenmiş tek kişilik, iki perdelik tiyatro oyunu. oyun müzikleri zülfü livaneli tarafından yapılmıştır. yöneten ve oynayan taner barlas'dır.
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi.*
ing. igrenc anlamına gelen ifade.
(bkz: yummy)
bir özdemir asaf şiiri
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
her alandaki mühendislik dallarının baş belası yerçekimi kaynaklı hededir.
Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
yük
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
(bkz: yüksek üniversite kurumu)
Sait Maden'e ait bir şiir.
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
"Hafiflemek sadece yükü omzundan yere bırakmak, yükten kurtulmaya çalışmaktır. insanı insan yapan, yüküne sahip çıkmasıdır.Yaşadıgımız olumsuz olayların içinden ancak bu durumu kabul ederek ve gereken sorumlulugu alarak çıkabiliriz.Bir çok insan sorumlulukdan kaçarak redderek hafifledigini düşünür.Oysa olayına bin kat agırlık yüklemişdir.Ancak sorumluluk almak kendini tanımaya başlamaktır, korkularınla yüzleşmeye başlamaktır.
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Her yiteni giyindim her solanı her eksileni
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
deniz seki'in iz albümünün en baba şarkısı.
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
kafamıza taktığımız her şeydir. ne çok yük yüklüyoruz kendimize. tuttuğumuz takımlar, partiler, acı hatıralar, anılar, boş olduğunu bile bile kurduğumuz hayaller, endişeler... dağ var belimizde ama farkında değiliz. sürünüyoruz, kurtulmak istiyoruz, yine de bırakmıyoruz yükümüzü. ne garip bir durum.
hayata dair büyüklerime de kucuklerime de bir tavsiye verecek olsam "yük edine edine ilerlemeyin yolda, yük edinmeden ilerleyin ki hem kendinize hem çevrenize faydaniz olsun" derdim.
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar