bugün

bir duvardan düşmüştür pladır küldür bu renksiz hayata, mecbur olduğu için yaşamış, sevişmeleri yasak olmuş, koyuklduğu hapishaneden bela çiçekleri göndermiştir. korkunun krallığı ile olan savaşını hiç bir zaman bırakmadan ayrılmış aramızdan, ayrılık da sevdaya dahil diyerek...

ama biliyoruz ki o şahane serseri hala gezinip duruyor sisler bulvarında bir yağmur kaçağı misali...
seni kim çizebilir şubat yolcusu
yalnız akşam olsun, dağınık olsun
ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu
geceleyin dörtte bir ölüm korkusu
dörtte dört sabaha karşı yağmursun
seni kim çizebilir şubat yolcusu
bütün çizgileri bozuyorsun
aşkı en güzel şekilde tarif eden şair,yazardır.*
yazdığı kitaplardan hangi serisi müthiştir. Hangi batı? hangi medeniyet?...vb. şeklinde giden çok sağlam eserleri vardır ki bu günlerde bile benzerleri zor yazılır. Avrupa ve batı üzerine çok güzel tespitleri vardır. örneğin bir keresinde " türk insanı * sanıyor ki karşılarında bütün bir batı var. hayır yoktur. herkes kendi çıkarını düşünür. fransızlar fransayı almanlar almanyayı...vb. korurlar. uluslar arası hukukda ülkeler duyguları ile değil nasıl gerekli görüyorlarsa öyle davranırlar." demişti.

hayatı tezatlarla doludur. atilla ilhan'la zamanda yolculuk programını trt 2 de yaparken anlattıkları trt kurumunun hoşuna gitmemiş ve program yayından kaldırılmıştır. aynı gün gene trt tarafından bayram nedeniyle trt 1 için bir program yapması istenir.

her çıktığı programda şiir okumazdı. şiir okumak için ayrı bir ruh halinin gerekliliğini savunurdu.

ve tabiki,

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir...
yazdığı şiirlerle milyonları kendine hayran bıraktıran merhum şair düşünür fikir adamı büyük kuvay-i milliyeci gençlerin kemalizm çizgisinde birleşmesinin öncü şahsiyetlerinden
trt deki programlarını izleyip söylediklerinin ab ye girmeye ve globalleşmeye çalıştığımız şu günlerde, aklımızın bir köşesine yazmamız gerektiğini düşündüğüm şair ve düşünürümüz.
not: ab ye karşı değilim. globalleşmeye de.
ölmeden önce sık sık nişantaşı' ndaki parkta görülen önemli kişilik.
pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis
hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamalı ufak sorumlulukların
resmi bırakmadın ya, son çektiğin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açılacak bak bugün yarın
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
başladığımız filmi birlikte bitireceğiz
kim ne derse desin içimde delice bir his
kesinlikle telif hakkı ödemem gereken şairdir. ne zaman sevgilimle -veya sevgililerimle- aram bozulsa hemen attila ilhan şiiri devreye koyardım. kimi sevsem sensin, sisler bulvarı, ne kadınlar sevdim... bunlar etki etmeyince en öldürücü darbeyi indirirdim: ben sana mecburum... buna hiçbiri dayanamazdı işte.
keşke sadece şiir yazsaydı, ab ile, siyaset ile uğraşma işini başkalarına bıraksaydı. şiirlerine en güzel besteleri ahmet kaya yapmıştır...
izmir'e aşıktır aynı zamanda...
"...
sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak

sen benim hiçbir şeyimsin"

gibi satırları da yazmış; bir çok yaşanmışlığı dile getirmiş şair ve yazar.
Ben Sana Mecburum-

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski istanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran'da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir sileb sızıyor ıssız gözlerinden
Belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki korsun kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzğar saçlarını götürüyor.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..

biz sana mecburuz üstad, sen yoksun..
kaybettiğimiz ünlü şair ve düşünürdür.türkiyede çoğu büyük adamın başına gelen vefasızlık ve kadir bilmezlikten o da yaşadığı hayat süresince payına düşeni almıştır.
bir rivayete göre, trt 2 kanalında yayınlanan programının yayından kaldırıldığını program çekimi için trt studyolarına gittiğinde öğrenmiştir...
anlatılmaz; okunur.
hiç tanımadığı,sadece telefonda sesini duyduğu,daha sonrada ortadan kaybolan bir kız için bile,

"sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak"

diyebilecek kadar sevgi adamı...
ben sana mecburum diyen mecbur olunan gelince de aysel git başımdan seni seviyorum diyerek aşkın asıl kalpte olanının daha doğru bir ifade ile yaşatılamayacağının ancak yaşanacağının dersini bize vermiş büyük türk şairi. ruhu şad olsun...
Mustafa Kemal

dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im

diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im

nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im

karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
yattığı yer nur olsun mustafa kemal
ben ölümden korkmam diyor
korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
değirmen döndü dolandı yıllar oldu
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
günahı vebali öğretenin boynuna
erdirip oldurana ana avrat sövmesini
yüreğim kırıldı kanım kurudu
var git karadeniz var git başımdan
mızıka çalındı düğün mü sandın
bir yol koyup gideni gelir mi sandın
mustafa'm mustafa kemal'im

ankara'nın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkârım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesi'nde rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafa'm mustafa kemal'im

(bkz: Attila ilhan)
Ölümünün üzerinden epey bir süre geçmesine rağmen Tv8 deki programı her hafta sektirmeden yayınlanan ünlü bir şairdir. Aynı zamanda sinema sanatçısı Çolpan ilhan'ın da abisidir.
edith piaf'ın sureti..
yurtsever şair.
Bana şiiri sevdiren adamdır.
Şiirleirnde yaşadığı siyasi sebepler nedeni ile daha çok vazgeçmesi gereken sevdaları,kaçak buluşmaları,takipleri ve ancak gizli yaşanabilecek aşkları konu eder.Romnaları kötü polisiye kıvamından öteye gitmez,ancak şiirde belki de Türk Edebiyat'nın en önde gelen isimlerindendir.Özellikle gece buluşması,ağostos çıkmazı,barakmuslu mezarlığı,yasak sevişmek,emperyal oteli,üçüncü şahsın şiiri başyapıtlarındandır.
Hayatta olduğu dönemde sabah uykunuzdan vazgeçerseniz Beşiktaş'tan kalkan 30m Maçka otobüsünde rastlamanız pek mümkündü.
Özel bi kalemdir,zannımca en iyi şairler listesinde en başlarda yer alır.
(bkz: attila ilhan)
(bkz: boynuna o yeşil fuları takma çocuk)
sokakla aşkı çok iyi bağdaştırabilen şair , yüce insan.
'türk arabeskinin entelektüel arka planı' gibi haksız eleştirilere maruz kalan şairdir. aşk tanımı* müthiştir;

biri üzerinden hayaller kurarsınız, bu aşktır.
o hayallerin gerçekleşmeyeceğini anlayınca da aşk biter.
nur icinde yatmasi gereken mukemmel insan.sairliginden öte nadir insan orneklerindendir.siirlerini okumuyor beynime kaziyorum.
http://www.milliyet.com.t.../14/yazar/temelkuran.html
".. an gelir attila ilhan ölür" demiş ve göçmüştür başka diyarlara.
öldüğünü duyduğum gün göz yaşlarına boğulduğum; cenazesinde ön saflarda bulunduğum, bir hayranı olarak, bir karşıyakalı olarak üzerime düşen görevimi yapıp nasıl bilirdiniz sorusuna iyi bilirdik diye cevap verip dua edip zamanı olmayan mekana uğurladığım yüce şair yazar düşünür ve fikir adamı...
(bkz: toplumcu gerçekçi)
(bkz: romantik)

şiirleri bir bambaşkalık taşıyor,bazı dizeleri insanın mıh gibi aklında kalıyor.

1946 chp şiir yarışmasında cahit sıtkı'nın 35 yaş şiirinden sonra ikinci oldu. cebbar oğlu mehemmed adlı şiiriyle ikincilik ödülünü aldığında 21 yaşındaydı.
türk şiirinin büyük üstadı... şiiri sevdiren adam... sen gittin şiirler öksüz kaldı usta, bize bir parça hüzün ve biraz da gözyaşı bıraktın... nur içinde yat... *

ölümün rengi siyah mı?
gözyaşlarına bulanmış yüzler neden
beyaz o zaman?
feryat figan ediyor tüm şiirler...
bu gidiş, gidiş değil ondan mı acaba?
karanlıklar çöküyor önce
sonra kanıma giriyor yalnızlık
sessiz ve derinden...
itiraz etmek mevzu bahis değil!
ölümler ortasında, bir ben...
çaresizlik öyle ağır, öyle gücüme gidiyor
ve elde var sadece hüzün...
ben ölmüştüm zaten, attila ilhan da öldü...
( 05-ekim, bursa... )
Attila ilhan 1925'te izmir'in Menemen ilçesinde doğdu.istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı, gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat izmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığından Ankara'da Bilgi Yayınevi Danışmanlığına geldi (1973-1980). Senaryolarında Ali Kaptanoğlu adını kullandı. Belli başlı filmleri: Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad), Ateşten Damlalar (Memduh Ün), Rıfat Diye Biri (Ertem Gönenç), Şoför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini istanbul (Aydın Arakon). Şimdi istanbul'da bağımsız yazar.

ESERLERi :

ŞiiR: Duvar (1948) Sisler Bulvarı (1954) Yağmur Kaçağı (1955) Ben Sana Mecburum (1960) Bela Çiçeği (1962) Yasak Sevişmek (1968) Tutkunun Günlüğü (1973) Böyle Bir Sevmek (1977) Elde Var Hüzün (1982) Korkunun Krallığı (1987) Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)

ROMAN: Sokaktaki Adam (1953) Zenciler Birbirine Benzemez (1957) Kurtlar Sofrası (1963/64) Bıçağın Ucu (1973) Sırtlan Payı (1974) Yaraya Tuz Basmak (1978) Fena Halde Leman (1980) Dersaadet'te Sabah Ezanları (1981) Haco Hanım Vay (1984) O Karanlıkta Biz (1988)

GEZi NOTLARI : Abbas Yolcu (1957)
2003 senesinin puslu bir kış sabahı, taskısladan teleferikle mackaya geçiyorum, derse geç kalmışım, hoca kıl, devamsızlıkta almış başını gidiyor, telaşlıyım, derken teleferikten indim hızlı adımlarla derse gidiyorum, o telaşla kısa boylu, kasketli bi adamla karşı karşıya kaldım, kibar bir hareketle çekildi yol verdi. yüzüne baktım çok tanıdık, biliyorum bu adamı, ama orta okuldan beri şiirlerini okuduğum, ezberlediğim, gecenin bi yarıları trt 2 de seyrettiğim adam olduğuna ihtimal veremiyorum, öylece kaldık yolun ortasında. attila abi diyebildim, günaydın.. günaydın dedi gülümsedi, ben son sözü söyleyene kadar bekledi nazikce, bende mal gibi bişey diyemeden, iyi günler dedim, hızlıca ayrıldım yanından derse girdim. oturdum sırama, düşünüyorum sürekli, ulan neden derse girdin, ee girmesen ne yapacaktın, imzalı resimini mi isteyecektin, ehehe sayın ilhan bütün şiirlerinizi biliyorum mu diyecektim, ama olsun be oğlum yanında yürüsen yeterdi, iki çift muhabbetini dinlesen hayatındaki en kral tecrübelerden biri olurdu, ulan ne kazmasın girdin derse bi nane oldu sanki, çık lan dersten ara attila ilhanı, nereye gidiyosa git arkasından falan gibi düşünceler ders bitene kadar aklımı meşgul etti, ders çıkışında aynı yerde, macka parkında sağa sola bakındım, rastlarmıyım diye ama ne fayda, yurda gittim 3. şahsın şiirini okudum bir kaç defa üst üste kendime kızaraktan, şiirin yazıldığı yerde attila ilhanı görmüş olmanın verdiği heyecanla..
hiç duyulmamış şiirleri bile okunulduğu zaman, hıh bu atilla ilhan şiiri dedirtecek kadar kendine ait bir tarz yaratmış, ahmet kayanın zamanında cokca yararlandığı yüzyılın en önemli şairlerinden biri ..jilet yiyen kız
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatli bir bombadır patlar
an gelir Attila ölür...

asla ölmeyecek olan en önemli edebiyatçımız. sevgiliye sen benim hiç birşeyimsin diyabilecek kadar sevebilen insan.
ben sana mecburum yağmur kaçağı
böyle bir sevmek görülmemiştir

tut ki gecedir
korkunun krallığı kurulur
/ ayrılık sevdaya dahil

üçüncü şahısım ölüm ve sana
sisler bulvarında yüzün
ayrılık girdi araya
hicrana düştüm bugün

birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün
elde var hüzün

12 Ekim 2005
erdal akçaoğlu
(bkz: ali kaptanoğlu)
Ailesi tarafından kurulan Attila ilhan Bilim Sanat Kültür Vakfı vasıtasıyla isminin sonsuza dek anılacagını ümit ettiğim, yurdunu, tarihini, kültürünü seven yenilikci fikir adamı ve şair.
Şiirin önce acemiliği geçilir, sonra ustalığına varılır sanılırsa da, bu doğru değildir.Ozan boyuna acemileşir; ustalaşmanın karşıtı değildir acemilik, özüdür. Ozanın olgunluğu, acemiliğin bilincidir olsa olsa. Bu bilinç acıdır, yaşlı ozanı kemirir; böylece şiirin yanına eleştiri yerleşmiş olur ve yaşlı ozan ben olmaktan çıkar. Fenafillah mertebesidir bu, ozanın yaşını yok eder diye söylemiş bir büyük üstad Melih Cevdet Anday..

Bunu başarabilmiş yani fenafillah olabilmiş , gönüllerin en tepesinde yer etmiş bir insandı Attila ilhan..O bir fikir adamıydı ,araştırmacıydı ,Cumhuriyet e sadık adam gibi bir adamdı. Ama en önemlisi bir şair di,hem de ne şair..Her dizesi ile insanı başka alemlere sürükleyen , insanın tatmadığı ,bilmediği ,belki de sahip olup da farkına varamadığı duyguları açığa çıkaran bir ustaydı.

Yıllar ilerledikçe belki fikirleri unutulacak , sesi hatırlanmayacak ama şiirleri her zaman içimizi ısıtacak Şair kimliği ile hatırlanacak.Kendisi, mütefekkir Attila ilhan, şair Attila ilhan ı beğenmez ; dese de biz onu o her daim tadılası şiirleriyle şair olarak hatırlayıp, şair olarak bağrımıza basacağız.

Aydın diye tasvir edilen bir çok kişinin halkını hor gördüğünü, onların halkı hor gördükleri için halkın da onları hor görüp onlara güvenmediğini düşünen Attila ilhan bir söyleşisinde şöyle diyordu :
Türk şiiri modernleşeyim, çağdaşlaşayım, post-modernleşeyim derken ofsayta düştü.Yani halk şiiri terketti. Yeni şairlerin kullandıkları Türkçe onları bu ülkede yabancı haline getirdi.Gelip bana komik bir soru yöneltir bu yeniler: Abi neden şiir kitapları satmıyor? diye. Onlara, şiir kitapları satıyor,sizinkiler satmıyor? diyorum. Çünkü halk Yahya Kemal'i, Necip Fazıl'ı, Nazım Hikmet'i okuyor halen. Senelerden beri hiçbir zaman bu kadar çok satılmadı okunmadı benim kitaplarım. Son kitabım 13. baskıyı yaptı. Yapar, çünkü ben batı hayranı, enayisi değilim ve klasik Türk şiirinden geliyorum.Benim şiirimde serbest vezinle yazılmış gazeller vardır. Attila ilhan halka inebilen, halkla bütünleşebilen bir şairdi.Yalnız onunla ilgili şu gerçeklik göz ardı edilmemelidir ki, o yaşadıklarını, yaşadığı çevreyi ve ortamı anlatıyor, şehirli yaşam üzerine yazıyordu .Bir köy hayatını anlattığı dizesi yok gibidir.

Dili yalın, halkın anlayacağı şekilde olsa bile divan edebiyatına ilgi duymuştur.Hatta gençlerin bir zaman sonra kendi edebiyat geçmişimizden uzak kalıp , ne olup bittiğini anlayamayacak duruma gelmesinden endişe edip okullarda Osmanlı dilinin zorunlu ders haline getirilmesini istemiştir.Divan edebiyatı için; Yaşlandıkça o dilin daha çok künhüne vardım.Şaka söylermiş gibi söyleyip ne derin şeyler söylediklerini öğreniyorum.Geçen gün bir gazeteden aradılar en sevdiğiniz şiir dediler. Aklıma bir divan mısrası geldi: Bir ah ile bu alemi viran ederim ben! Bir bu çapı düşünün, bir de rakı şişesinde balık olsam ı düşünün. Ben Orhan'ı çok severim; fakat Divan Edebiyatı'nı bilmesine rağmen göz ardı etmesini affedemiyorum.demiştir.

Dünyanın gerçeklerini kavrayabilmiş ,olaylara dar bir pencereden değil evrensel bir pencereden bakabilmeyi başarmış, düşüncelerini de şiirlerinde va yazılarında bu yönde ortaya koyabilmişti.Hayatı tüm çıplaklığı ile yaşandığı gibi aktarabilmişti.Bir söyleşide ; Dünyada başka hakikat yoktur: ölürsün! Batı hâlen ölümden nasıl kurtulacağım diye uğraşıyor. Kurtulamaz! şeklindeki düşüncelerini açıklayan büyük usta şiirinde ise,

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür..

bir başka şiirinde ise,

Korkacak bir şey yok hesap tamam
Sıram geldi mi hatta güleceğim
Kendimi hazırladım biliyorum
Önce turgut arkasından ömer haybo
Daha sonra varujan sonra nureddin
Sonra ben değilsem demokrat toni
Sonra o değilse mutlaka benim
Kendimi hazırladım biliyorum

Aysel'in gölgesine saklandım
Hep susamışım su içiyorum

şeklinde bu gerçekliğin altını çizmiş, düşüncelerini şiirlerine aktarabildiğini en açık şekilde göstermişti bize.

Onun hayatının içindeki başka bir gerçek ise aşktı..O karşı konulmaz ,yakıcı, kavurucu gerçeklik onun şiirlerinde başka bir boyuta uzanmıştı.Aşkı anlatan sözcükler onun dizelerinde bir senfoni olmuş insanı adeta büyülemişti.Ve buna hep devam edecekti. Zira her aşığın kafasında , yüreğinde mutlaka birkaç tane Attila ilhan şiiri vardır,yürekli aşklar hayat bulmaya devam ettikçe de hep var olacaktır.

Büyük şair ,

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

diyerek hislerimizi en çıplak şekilde ifade etmemize yardımcı oluyor bizi de kendisine bir kat daha yaklaştırıyordu.Bir sohbette ise kadın erkek ilişkileri hakkında Cinsel diyalektiğin gerek insanlar arası, gerekse insan içi çelişme ve gelişmelerini, romana olduğu kadar şiire de geçirmek, bana ilginç görünmüştür diyor ve şairliğinin ilk yıllarında bu konuya yaklaşımını şöyle açıklıyordu :
o aralar erotik şiirler de yazdım, yazdım... Sonra, yırtıp attım. Yine yazdım, yine attım. O günkü hayat biçimim içinde bunlar değersizdi. Ayıptı...Bireysel diyalektik hiç kuşkusuz cinselliği de kapsıyordu, ikisi birden doğasal diyalektiğin kapsamına giriyorlardı.

"Aşk bir tür suç ortaklığıdır" diyen Attila ilhan aslında tüm aşkların da suçuna ortaktı. Bazen bilmediğimiz , kaybolduğumuz bir alemde bize rehberlik eder , tercüman olurdu..Aşkın ne olduğunu anlatırdı...

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

dizeleriyle aradığımız , hayallerimizde yaşattığımız sevgiliyi dillendiriyor , Üçüncü Şahsın Şiiri ile ise bize acıyı, kıskançlığı, çaresizliği ,tutkuyu kısacası aşk ı en derinden yaşatıyordu..

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım

Attila ilhan ın şiiri halka yakın bir duruş sergiledi. Onun için bu kadar sevildi bu kadar yanımıza sokuldu.Bizden olanı bize hatırlattı..Bu büyük üstadı yorumlamak bizim haddimize değildi ama hatırladıklarımız söyleyeceklerimiz bunlardı.An geldi Attila ilhan öldü..Şair Attila ilhan öldü..Ama bıraktığı eserler daima başucunda ya da gönüllerde yer bulacak..

an gelir
attilâ ilhan ölür..
elde var hüzün..!!
yarın ölümünün ilk yıldönümünde anacagımız büyük şair ve fikir adamı. ömrü boyunca ulusal ve kültürel degerlerimize baglı kalarak ilerici olabilineceğini anlatmaya çalışan ; degerinin ve fikirlerinin önümüzdeki senelerde daha iyi anlaşılacagını ümit ettiğim ve beklediğim yüce insan.

(bkz: yurt milliyetçiliği)
hayati boyunca bir kac siyasi yolu izlemis olan, ancak yurdum siyasetci,aydin,fikir adami zumresinin cogunun yaptiginin aksine gittigi bu yollari sonradan inkar etmeyen, hepsinin yarari/zarari oldugunu gosteren,bu yonuyle de cok ayricalikli bir yere sahip olan mumtaz sahsiyet.
bugün itabriyle olumunun birinci yılında rahmetle andığımız, bir aydının nasıl olması gerktiğinin en iyi örneği olan araştırmacı, yazar, şair.
olumunun birinci yılında saygıyla andıgımız sairdir :

cunku ayrilik da sevdaya dahil
cunku ayrilanlar hala sevgili
hic bir ani tek basina yasayamazlar
her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili...
bir dizeden, bir şiir oluşturabilen ender şairlerimizdendir.
içinde türkiye, türkler, atatürk gibi kelimelerin geçtiği herşeyden nefret eden bazı türkofobik edebiyat katilleri tarafından kötülenen büyük edebiyatçı, nam-ı diğer kaptan
an itibariyle bülent ecevit ile yukardan bakıp halimize hüzünlendiklerini düşündüğüm çok büyük şair, aydın.*
o kadar buyuk bir adam ki, hakkinda yazilan guzel seyler her dem biraz eksik hissediliyor..
butun yazilanlara ek olarak bi' de kumral ada mavi tuna karakterlerinin ve kitabi okuyan herkesin sair dayisi.
bu ulke bir tane daha atilla ilhan gorecekse bile eminim ki bizim yasadigimiz nesile nasip olmayacak bir lutuf olur bu.
attila ilhan'ın 'vatan ve namus' isimli bir yazısından:

"... türkiye, rusya, çin, hindistan, iran, bunlar bir araya gelince ne oluyor biliyor musun? dünyanın dörtte üçü oluyor. ve bunların içinde nükleeri olmayan tek enayi biziz... bu kadar nükleer güçle ortak olup sen de nükleer olacaksın otomatik olarak. hem bir nükleer güç olacaksın, hem rusya, çin gibi her biri yüzer ordu, biner ordu çıkarabilecek inanılmaz devletlerle ve üstelik bunların içinde özellikle çin müthiş savaşkan bir millet, sen de savaşçı bir milletsin kim gelip de senin gözünün üstünde kaşın var diyebilecek o zaman. o zaman bu avrupalılar gelip yalvaracaklar. niye yalvaracaklar, biliyor musun, o zaman sen o kadar büyük bir pazarın içinde olacaksın ki, senin üzerinden o pazara girebilmek için çalışacaklar. ve sen şimdi o pazardan istifade edemiyorsun enayiliğinden."

(bkz: nükleer)
(bkz: vatan)
(bkz: namus)
(bkz: militarizm)
(bkz: milliyetçilik)

(bkz: hangi attila ilhan)
Yitirdiğimiz türk aydını. Nazarımda sosyalist bir milliyetçidir. Yazılarını söylediklerini dağarcığınızda harmanladığınız zaman ülkesi için canını verecek kadar ülkesine aşık olan aşk şairi. Hulki cevizoğluna konuk olduğu ceviz kabuğu programındaki söylemleri ile geniş yankılar uyandırmış olan Attila ilhan'ın bu programdaki konuşmaları Hulki Cevizoğlu tarafından "tüm kaleler zaptedilmedi" adlı kitapta toplanmıştır. Hayatı araştırılmalı, fikirleri incelenmeli ve ders kitaplarında yerini almalıdır. * *