bugün
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek8
- şampuan önerisi4
- era7capone ve antipanik aşkı6
- fatma betül sayan kaya57
- allah'ın yasaya uymayan israil oğullarına laneti3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması5
- salyangoz3
- sözlüğün iyice camiye dönmesi3
- herkes nerde3
- firavunun biraz mal olması2
- kendisiyle övünen insanlar15
- terso pek paso2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi9
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler9
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- ters çevrilmiş sandalyeye oturup felsefik düşünmek2
- ai otomatik silmenin ayet silmesi3
- türkiye33
- risale'i nurları neşretmek3
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- futbol18
- verdiği sözü tutamayan insan4
- tulumba tatlısı4
- amerika da köleliği kaldıran başkan5
- ne kadar yaşlısın16
- türk kızlarının genel özellikleri3
- yağmurdan sonra beliren korkusuz salyangoz sürüsü3
- türk esnafı2
- queen ravenna adlı yazar10
- habersiz gelen misafir4
- stanley termos5
- uefa uluslar ligi8
- biraderi koşu bandında koşturmak2
- ismet biraderin birader olması2
- vermio'nun ağzına vermek2
- trt tarafsız olmalı13
- bir derdim var4
- mütemadiyen silkelenen halk2
- tayt3
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek5
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- m r b'i r'a d'e r2
- düzenin bozulması2
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- arkadaşlar kahve fotolarımdan ne istiyorsunuz3
- zengin yapar çapkın olur fakir yapar abaza olur2
- dişi cine musallat olan sözlük erkeği4
- yıldızlar2
- boşnak isimleri2
- asrın soygunu21
oben güney tarafından yazılmış, 1978 yılında istanbul devlet tiyatrosu tarafından akm oda tiyatrosu sahnesinde sergilenmiş tek kişilik, iki perdelik tiyatro oyunu. oyun müzikleri zülfü livaneli tarafından yapılmıştır. yöneten ve oynayan taner barlas'dır.
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi.*
ing. igrenc anlamına gelen ifade.
(bkz: yummy)
bir özdemir asaf şiiri
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
YÜK
Bir öykü var, sakladığın,
Bir öykü var, ardında duran
Bırak onu, uyansın.
Şimdi sen bir anı düğümü önünde
Duvarcana uzanıp duran,
Taşlanmış yükünle uyuyansın.
her alandaki mühendislik dallarının baş belası yerçekimi kaynaklı hededir.
Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
Bir süre tırmandıktan sonra, nefesleyebileceğ i bir oyuk buldu.. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allahım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:
"Allahım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..." işte bu yüzden "BU YÜKÜ NiYE TAŞIYORUM" dememek gerek..... *
yük
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
bu yük senden allah'ım, çekeceğim, naçarım!
senden sana sığınır, senden sana kaçırım!
(1983)
necip fazıl kısakürek.
(bkz: yüksek üniversite kurumu)
Sait Maden'e ait bir şiir.
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
Yük
Arasında bir düşün
ne ileri ne geri,
adım atsan uçurum
ya da gök perdeleri,
görünürde ne bir dam
ne bir deniz feneri
bu saran karanlıkta
surlarıyla her yeri;
ayağında yol tozu,
yüzünde ecel teri,
diz boyu bata çıka
ve bir kemik bir deri
nereye bu yolculuk
nerden ne günden beri,
kendi ölün sırtında
ağır bir kuş benzeri?
Etinde pençeleri...
"Hafiflemek sadece yükü omzundan yere bırakmak, yükten kurtulmaya çalışmaktır. insanı insan yapan, yüküne sahip çıkmasıdır.Yaşadıgımız olumsuz olayların içinden ancak bu durumu kabul ederek ve gereken sorumlulugu alarak çıkabiliriz.Bir çok insan sorumlulukdan kaçarak redderek hafifledigini düşünür.Oysa olayına bin kat agırlık yüklemişdir.Ancak sorumluluk almak kendini tanımaya başlamaktır, korkularınla yüzleşmeye başlamaktır.
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Getirisi ise yükünü boşaltmaktır..."
Her yiteni giyindim her solanı her eksileni
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
her kopan kırıntıyı geçmişten ve gelecekten
dikenini her gülüşün her iç çekişin
acıların incecik bürümcüğünü
ya da kalın kıl çulunu mutlulukların. Şimdi
kabuklar kabuklar kabuklar altındayım
kımıldamaz oldu kolum yüzüm seğrimez
ve sesim çıkmaz oldu bunca ağırlıktan. Soy beni
soy beni soy beni ulaşıncaya dek
kuru kemiğine yokluğun.
(bkz: Sait Maden)
deniz seki'in iz albümünün en baba şarkısı.
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
muhtemelen kıyıda köşede kalacak,
Yol çok uzundu
Ömürler tükendi
Hala bir şeyler bitmedi
Kalpte bir sancı
O akşam vakti güneş batınca benim derdim büyüdü...
Bütün mesafeler, bütün imkansızlar
Bize, belimize, sırtımıza, omzumuza yük oldu.
Saatler geçti, yıllar geçti,
Mevsimler yumak yumak oldu, devran değişti
Bir kere daha dersen gücüm yetmez
Hadi bu defa dersen düşünürüm
Yoluma çıkan onca dikene rağmen
Ben seni hep gül diye sakınırım.
https://www.ttnetmuzik.com.tr/#/album-Iz-331038
kafamıza taktığımız her şeydir. ne çok yük yüklüyoruz kendimize. tuttuğumuz takımlar, partiler, acı hatıralar, anılar, boş olduğunu bile bile kurduğumuz hayaller, endişeler... dağ var belimizde ama farkında değiliz. sürünüyoruz, kurtulmak istiyoruz, yine de bırakmıyoruz yükümüzü. ne garip bir durum.
hayata dair büyüklerime de kucuklerime de bir tavsiye verecek olsam "yük edine edine ilerlemeyin yolda, yük edinmeden ilerleyin ki hem kendinize hem çevrenize faydaniz olsun" derdim.
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
günlük hayat çok kaotik olabiliyor.
ama yük edinmeyin kendinize.
ilerleyin. bazen emekleyerek, bazen koşarak.
ve inadına hep gülümseyin..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar