1. 1.
    babası olmayan yavrucak.
    1 ... sıçtırtma lamasına
  2. 2.
    yetimi okşamışlar, vay sırtım demiş.
    1 -6 ... serazat
  3. 3.
    (bkz: yetim yazarlar)
    (bkz: öksüz yazarlar)
    (bkz: her boku anket yapmak)
    ... leb demeden lebron james
  4. 4.
    (bkz: hz muhammed(sav))'ın (bkz: hadis-i şerif)ine göre kim kendinden veya başkasından bir yetimin bakımını üstlenirse (bkz: cennet)te o nur yüzlü peygamberin yanında oturacaktır.
    1 ... tsigalko
  5. 5.
    (bkz: orphan)
    ... cultman
  6. 6.
    ahı tutan ve babası olmayan çocuk.
    ... poset
  7. 7.
    hepimize allahın emanetidir.
    itilip kalkılamaz.
    başı okşandığında kalbi yumuşatandır.
    2 -1 ... hubeyb
  8. 8.
    biricik yeğenimin de sahip olduğu sıfattır. kendisinin bir çok yetimden daha şanslı olduğunu düşündüğüm bir yanı vardır. o da 7 adet kendisini inanılmaz çok seven dayıya sahip olmasıdır.
    3 ... suedehead
  9. 9.
    1957 yapımı, siyah beyaz türk filmi. yönetmen hicri akbaşlı, oyuncular saltuk kaplangı, pervin par, nevin aypar, atilla ergün.
    ... ejderham
  10. 10.
    babası vefat etmiş çocuk.
    geçen küçük bir kız çocuğu geldi 5 yaşlarında, babası vefat. annesine şöyle diyormuş; anne keşke kimse bilmese babamın öldüğünü, hiçkimse bilmese... anladımki babasız olmaktan utanç duyuyor, diğer çocukların babası varken kendisinin babası olmamasını utanç kaynağı olarak algılıyor. evet, içekapanık duruyor zaten. o bir yetim... cansın ciğersin be yetim, sen babasızsın ve yeri dolmaz asla o babanın ama sen bizim toplumumuzda özel bir yere sahipsin, sen peygamber gibi yetimsin. kaderin getirdiği bir sünnet üzeresin.

    --spoiler--
    kolsuz, ayaksız, kanatsız kalmış bir kuştur yetim. ağlar, yanaklarında kurur gözyaşı. acıkır, midesinin konserini dinler kendisi. duvar diplerinde çizer, yalnızlığın resmini. boynu bükük olmayı en iyi onlar bilir.
    masumiyet en çok onlara yakışır.

    şefkate en çok onların ihtiyacı vardır.

    zemheride sevgisizliktir onları üşüten; soğuk değil.

    işte öyledir yetim…

    arkadaşlarının arasında arkadaşsız; kalabalıkların içinde yalnız…

    böyle bir yetimi buldunuz, gördünüz mahallenizde, sokağınızda, sınıfınızda, okulunuzda.

    sofranızdaki, çantanızdaki yiyeceklerinizi paylaştınız onunla.

    evinize, sofranıza çağırıp sıcak bir çorba içirdiniz ona.

    iyilik kanatlarınızın altına aldınız onu, kalp sıcaklığıyla ısıttınız yanaklarını.

    yalnızlık sarayının billur odalarından çekip alarak oradan kurtardınız onu.

    müjdeler olsun size!

    ne mutlu size!

    işte bir muştu size!

    sahabe efendilerimizden ibn-i abbas (ra) anlatıyor:

    allah resûlü (sas) buyurdu ki:

    - kim müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyeceğinden ve içeceğinden yedirirse, affedilmez bir günah işlememişse, allah onu mutlaka cennete koyacaktır.

    böyle güzel bir işi yapmışsanız müjdeler olsun size!

    ne mutlu size!

    akrabalarınıza, komşunuza, annenize, babanıza, konu komşunuza, hısım akrabanıza bir gül gibi sunulacak bir haber işte.

    siz de olabilirdiniz gözyaşıyla üşüyen.

    siz de olabilirdiniz bayramın anlamını unutan; hatta hiç bilmeyen.

    biliyorsanız şükredin.

    biliyorsanız aralayın cennetin kapısını.

    aralayın kapılarınızı sıcak sofralarınızda bir yetimi ağırlamak için.

    o zaman efendimiz (sas)’in yukarıda söylediğimiz sözleri bir müjde olacaktır.

    böylesi bir sevaba nail olmak için adım atmamışsanız, hâlâ fırsatınız var demektir.

    yetimler, garipler, kimsesizler sizi bekliyor bir yerlerde.

    cennet sakinleri de cennette sizleri.

    yanaklarda kuruyan 'gözyaşlarını' silmek

    mustafa oguz
    --spoiler--
    5 -1 ... haricname