bugün
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- tayt vs mini etek5
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak6
- yazarların anlık durumları8
- çocuklar niye sünnet edilir5
- avokado yiyen insan7
- burcunun yükselenini bilen erkek4
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- venüs retrosu4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- insanlara kibirle bakmak3
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- boğaz ağrısı6
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- kalabalığı seviyor musunuz5
- torpilsiz iş bulmak3
- bahçeli den fon krizi açıklaması4
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz10
- olgun karizmatik erkek vs genç erkek3
- feminen erkek davranışları5
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş2
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- sonbaharda yapılacaklar4
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız2
- son aylarda çok fazla şey kaybettim2
- nick vermeden bir yazara seslen13
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- gereksiz bakanlıklar3
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- kürt bedo2
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- torpille ünlü olanlar3
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- torpil2
- burcunun burcu2
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- bürokrasi gerçeği2
- şeker hastalığı9
- özel sektör de çalışmak11
- işkembe çorbası seven kız6
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
- küçük park3
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- akmerkez3
- liseliler için uyku vakti2
- hırvatistan 0 ingiltere 73
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- pul biberli pilav6
- nickini bir görselle anlat3
üstad hakkında aylardır, yıla yakın zamandır şahsiyeti, edebi şahsiyeti, eserleri hakkında upuzun bir tahlil yapacağım diyorum ama bir türlü gerçekleştiremedim. şimdi de yad etmek adına, önceleri birincil ağızdan dinlediğim bir anısını aktarayım.
Fransa cumhurbaşkanı Mitrand'ın davetlisi olarak sarayda onu ziyarete gitmişti. Aynı davete gelen MARquEZ ile bahçede karşılaşmışlar, tanışmışlar. Nobel edebiyat ödülü sahibi Marquez güney amerika'da ispanyolca yazan yazarlardan söz etmiş, onları övmüş.
Yaşar Kemal ise, ispanyolca'nın ana kökünden kopuk, bodur ve eksik ispanyolca ile şaheserler yaratılamayacağını ileri sürerek Türkçemizi övmüş. ve demiş ki bizim dilimiz geçmişten günümüze her gün gelişmekte olan bir dildir. Dede korkut'tan, yunus emre'den, pir sultan'dan, Karacaoğlan'dan, aşık veysel'den, Nazım Hikmet'ten beslene beslene günümüze gelişmiş bir dil ile yazdığımız halde bizler yazmakta zorlanıyoruz. Ana kök dildeki gelişmelerin dışında kalmış noksan ispanyolca ile işiniz zordur diye eleştirdiğini dönüşte bize açıklamıştı.
Dağlarca'ya, Yaşar Kemal'in bu eleştirisini anlattığım zaman o şiir dili için daha da yeni bir iddiasını ortaya atmıştı. ana kökten kopmuş ve dildeki gelişmelerin dışında kalmış azınlık dillerle şiir yazılamayacağını, olsa olsa manzumeler yazılabileceğini açıklamıştı.
şuraya türk edebiyatı hakkındaki tartışmaya yönelik yazdığım yazıyı da ekliyorum, destekleyici olur.
(#44231311)
Fransa cumhurbaşkanı Mitrand'ın davetlisi olarak sarayda onu ziyarete gitmişti. Aynı davete gelen MARquEZ ile bahçede karşılaşmışlar, tanışmışlar. Nobel edebiyat ödülü sahibi Marquez güney amerika'da ispanyolca yazan yazarlardan söz etmiş, onları övmüş.
Yaşar Kemal ise, ispanyolca'nın ana kökünden kopuk, bodur ve eksik ispanyolca ile şaheserler yaratılamayacağını ileri sürerek Türkçemizi övmüş. ve demiş ki bizim dilimiz geçmişten günümüze her gün gelişmekte olan bir dildir. Dede korkut'tan, yunus emre'den, pir sultan'dan, Karacaoğlan'dan, aşık veysel'den, Nazım Hikmet'ten beslene beslene günümüze gelişmiş bir dil ile yazdığımız halde bizler yazmakta zorlanıyoruz. Ana kök dildeki gelişmelerin dışında kalmış noksan ispanyolca ile işiniz zordur diye eleştirdiğini dönüşte bize açıklamıştı.
Dağlarca'ya, Yaşar Kemal'in bu eleştirisini anlattığım zaman o şiir dili için daha da yeni bir iddiasını ortaya atmıştı. ana kökten kopmuş ve dildeki gelişmelerin dışında kalmış azınlık dillerle şiir yazılamayacağını, olsa olsa manzumeler yazılabileceğini açıklamıştı.
şuraya türk edebiyatı hakkındaki tartışmaya yönelik yazdığım yazıyı da ekliyorum, destekleyici olur.
(#44231311)
ailesi Van'dan gelmiştir. ilk eşi ve çevirmeni, Sefared Yahudisi Jak Mandil Paşa'nın torunu Matilda (Tilda) Sorero'dur.Yahudiler Yahudi olmayanlarla evlenmeyi hoş görmezler. Yaşar kemal ve Matilda Serero herkesin onayıyla evlenmişlerdir.Yaşar Kemal her israil'e gidişinde Kürt Yahudilerini ziyaret etmesi dikkat çekicidir. Sık sık Nobel'e aday gösterilmiştir.2002'de evlendiği ikinci eşi, Babanzadelerden Ayşe Baban da Sabataycıdır.
dünya üzerinde bir elin parmağıyla sayılacak edebiyatçıların başında gelen büyük usta. kitap okumaya onun kitaplarıyla başlamıştım, şimdi fark ediyorum başlangıcı nasıl doğru bir yerden yaptığımı. yaptığı betimlemelerle insana çukurovayı bile sevdiriyor yeminlen.
Kitaplarına başladığım yazar, ince memedle başladım ağrıdağı efsanesi ile devam ediyorum. Çok ayıp olacak ama sıkılıyorum okurken, kullandığı dilden ötürü sanırım bir sıkıcılık geliyor. Kitapları hep Türk filmi izliyor havası veriyor ve ben Türk filmi izlemem. Yine de okumaya devam edeceğim.
Ezilenlerin sözcüsü.
yaşar kemalin yazarlık yönünü değil de sosyal yaşantısından bahsetmek istiyorum biraz.
yaşar, doğan bir bebeğin uzun ömürlü olmasını dilemek için koydukları bir isimmiş.
kemal ise kemâle ermek en yüksek değer, olgunlaşmak gibi anlamlar çıkıyor. şimdi yaşar kemale bakıyorum her ikisini de başarmış lakin yaralar alarak başarmış. 4 yaşında tek gözünü kaybetmesi hayatın sillesi ile tanıştığı ilk an. bir çocuk için çok zor dönem. aradan çok zaman geçmiyor babasının evlatlık aldığı bir tarafından öldürülmesine şahit oluyor. 12 yaşına kadar kekeme bir hayat. hayali bile korkunç olan bir durumu yaşamak çok zor. şahsen benim götüm yemezdi böyle bir yükü kaldırmayı. dirayetli adammış vesselam.
17 yaşında siyasetle ilgilenmeye başlamış. sosyalist kişiliğini ölene kadar korumuş. 1950'de komünizm propagandası yaptığı iddiası ile adana kozan cezaevine hapis etmişler. 1961 yıl sonrası (bkz: tip) partisine katılmış. 8 yıl kadar yöneticilik yapmış.
ince memed kitabından dolayı yaşar kemal'e best seller(çok satanlar)ödülünü verdiler. yaşar kemal best seller ne demek diye sormadığı kişi kalmamış *
(bkz: ara güler) çok yakın dostu imiş. siyasi görüşleri farklı olsa da 10 numara 5 yıldız sohbetleri var. hatta birbirilerine ''ulan'' diye hitap etmeleri nedendir bilmem ama çok hoşuma gitti. ara güler, yaşar kemalin masasının üstünde tolstoy'un kitabını görünce ''komünistler piçtir'' dediğinde yaşar kemalin yüzü düşse de bu duruma yanıt vermemesi olgunluğun vücut bulmuş hali idi.
yıl olmuş 2020. eski fotoğraflarına bakıyorum arnavut kaldırımının üstünde çekilmiş filinta gibi yakışıklı adam. sohbetlerini dinliyorum. içi boş olmayan yığınla kelime. dönemine göre kullandığın dil, kurduğun cümleler çağ ötesi. çok büyük adamdın. saygı ve özlemle cumhuriyetten 26 gün büyük olan adam.
cumhuriyet dedim de. yaşar kemal cumhuriyette 12 yıl yazarlık yapmıştır. hapishaneye girdikten sonra hakkında '' vatan haini'' diye başlık atmışlar. yaşar kemalin bu olay kanına dokunur ve onlara şöyle der; ben sanatımla daima var olacağım, sizler eli kanlı kalemler köşeleriniz gittikçe yok olacaksınız.
dediği de olmuştur. yaşar kemal daima var olacak..
yaşar, doğan bir bebeğin uzun ömürlü olmasını dilemek için koydukları bir isimmiş.
kemal ise kemâle ermek en yüksek değer, olgunlaşmak gibi anlamlar çıkıyor. şimdi yaşar kemale bakıyorum her ikisini de başarmış lakin yaralar alarak başarmış. 4 yaşında tek gözünü kaybetmesi hayatın sillesi ile tanıştığı ilk an. bir çocuk için çok zor dönem. aradan çok zaman geçmiyor babasının evlatlık aldığı bir tarafından öldürülmesine şahit oluyor. 12 yaşına kadar kekeme bir hayat. hayali bile korkunç olan bir durumu yaşamak çok zor. şahsen benim götüm yemezdi böyle bir yükü kaldırmayı. dirayetli adammış vesselam.
17 yaşında siyasetle ilgilenmeye başlamış. sosyalist kişiliğini ölene kadar korumuş. 1950'de komünizm propagandası yaptığı iddiası ile adana kozan cezaevine hapis etmişler. 1961 yıl sonrası (bkz: tip) partisine katılmış. 8 yıl kadar yöneticilik yapmış.
ince memed kitabından dolayı yaşar kemal'e best seller(çok satanlar)ödülünü verdiler. yaşar kemal best seller ne demek diye sormadığı kişi kalmamış *
(bkz: ara güler) çok yakın dostu imiş. siyasi görüşleri farklı olsa da 10 numara 5 yıldız sohbetleri var. hatta birbirilerine ''ulan'' diye hitap etmeleri nedendir bilmem ama çok hoşuma gitti. ara güler, yaşar kemalin masasının üstünde tolstoy'un kitabını görünce ''komünistler piçtir'' dediğinde yaşar kemalin yüzü düşse de bu duruma yanıt vermemesi olgunluğun vücut bulmuş hali idi.
yıl olmuş 2020. eski fotoğraflarına bakıyorum arnavut kaldırımının üstünde çekilmiş filinta gibi yakışıklı adam. sohbetlerini dinliyorum. içi boş olmayan yığınla kelime. dönemine göre kullandığın dil, kurduğun cümleler çağ ötesi. çok büyük adamdın. saygı ve özlemle cumhuriyetten 26 gün büyük olan adam.
cumhuriyet dedim de. yaşar kemal cumhuriyette 12 yıl yazarlık yapmıştır. hapishaneye girdikten sonra hakkında '' vatan haini'' diye başlık atmışlar. yaşar kemalin bu olay kanına dokunur ve onlara şöyle der; ben sanatımla daima var olacağım, sizler eli kanlı kalemler köşeleriniz gittikçe yok olacaksınız.
dediği de olmuştur. yaşar kemal daima var olacak..
Türk edebiyatının en güzel şiirlerinden birine sahip olan yazar.
akşam olur mahpushane kitlenir
kimi kağıt oynar, kimi bitlenir
kiminin temyizden evrakı gelir
düştüm bir ormana yol belli değil
yatarım yatarım gün belli değil
mahpushane içinde üç ağaç incir
kolumda kelepçe boynumda zincir
zincir sallandıkça her yanım sancır
düştüm bir ormana yol belli değil
yatarım yatarım gün belli değil.
akşam olur mahpushane kitlenir
kimi kağıt oynar, kimi bitlenir
kiminin temyizden evrakı gelir
düştüm bir ormana yol belli değil
yatarım yatarım gün belli değil
mahpushane içinde üç ağaç incir
kolumda kelepçe boynumda zincir
zincir sallandıkça her yanım sancır
düştüm bir ormana yol belli değil
yatarım yatarım gün belli değil.
ortalık yavaş yavaş aydınlanıyordu. daha güneş görünmemişti. ama, karşı dağın doruğuna gün vurmuştu. doruk ışık içinde, dağın geriye kalan yerleriyse karanlıktı. doruktan, gün yavaş yavaş aşağılara indi. biraz sonra da karşıki sırtın arkasından güneş çıktı.
ince memed 1, sayfa: 131, yaşar kemal.
ince memed 1, sayfa: 131, yaşar kemal.
bir tarafından renkler uydurmakta usta olan şahıs.
deniz arı mavisi arı kırmızısında morun en yeşilinde karınca yeşilinde menevişlenerek birden aklaşarak balkıyordu
gibi saçma sapan anlamsız gerçekten uzak doğadan alakasız betimlemelerin sahıbı.
deniz arı mavisi arı kırmızısında morun en yeşilinde karınca yeşilinde menevişlenerek birden aklaşarak balkıyordu
gibi saçma sapan anlamsız gerçekten uzak doğadan alakasız betimlemelerin sahıbı.
“insan, düşleri öldüğü gün ölür..”
ROZA
Yoldular, soydular, kırıştılar
insanı insanla yıktılar
Aşna fişne iskandiller ağında
Bıçkınları puluçlarla oydular
Adındır, dudağımda asırlık
Esrarına amade yalım
Adındır, terk etmez, sıddık
Vurur yumruğunu
Sadrıma sadrıma
Hücremin başkenti suskunluğun
Gözlerin, yalın kılınç
Gözlerin ıssız, kallavi
Bir benim şimdi
Firari sensizliğin belasında
Bir benim tütsülü
Voltalı ahrazlığa
Şimdi yürek yorgun
Virane, ıssız
Ansızın yaşlanmış bir gecede
Yaşlanmış canına kadar
Orostopolluk
Sırtlanca, sefil
Yığınların tenhasında savrulmuş
Yırtılmış bir hecede
Kursağıma avazın gelmiş
Sevmişem, şahidim dağlar
Sevmişem Allah’ına kadar
Ölünceye dek değil
Ölümden sonra da
Yeşerinceye değin
Tutuşan ellerimiz
Seni yangın bağrımın
Avlusuna gömmüşem
BEJNA
Gözlerin savruk bozkırlar
Gözlerin hoyrat
Ceylansı, afacan
Sevimli taraçalar koylarda
Kalyonlar kanyonlarda
Herkesten sakladığım
Künyeni sayıklar
Gözlerin, gözlerin jiyan
Perçemin pençeler canı
Perçemin perva
Vahim, amansız
Çitlembikler taç olmuş saçlarına
Cimcime sekseklerin
Otağıma volkandır
Fezan; behişt, benefşe
Fezan saflık, insaniyet
Sen bana gürül gürül memleket
Ben sana hep gurbet kalmışım
Biz bizde Diyarbekir
Biz bizken masumiyet
Biz bizsizsek esaret
Bir gün sen de anlarsın
O gün sen de ağlarsın
Rengin nasıl da ateş Bejna
Teninde nehirler ve başaklar
Gülüşün nasıl da mermi
Nasıl da hançer bakışın
Vefakâr boranlara
Harfsiz vasiyetimdir
Kurutunca yokluğun
Beni simana gömsünler
SEVDE
Çifte dikiş gider sabanlar
Fersiz toprağın koynu
Fersiz, yetim, analar
Kuş uçan, kervan geçen
Bostanlar ölgün şimdi
Ölgün Dicle denizi
Ve çakırkeyif buğdaylar
Kahyalar körkandil çeper
Mösyölerde bir kültür
Nankör çıyanlık
Kepenekler mahzun
Bağlamalar öksüz
Kalleşlik mazinin töresine
Şimdi âdet diye bellenen
Hicapsız ikirciklik
Heybesiz bulvarlarda
Cartalı haybeciler salınır
Dümenci dubaralar
Ertekeden nümayiş
imam kayığındayız sürgit
Façalar çiğnedik muttasıl
Erce, âdil, hilesiz
Bundandır kavlimizden kaçışı
Geçmişi tam kınalı
Piyazcı sendikalar
Kaparoz puştlarının
Çifte dikiş gider sabanlar
Cana bir çınar gerek
Yüreğin, yüreğin gibi serin
Derin kuyular içim
Mars olmuş, dumanaltı
Kaybolmuşam, gel artık
Karışsın közlerimiz
Karışsın yeşil…
HiVDA
Kül yutmaz kevaşeler hanında
Hancıyı vurmuş gibi yürek
Şimdi unutulmuş bir marştadır
Mavzerlerde mermiler hazan
Bir umuttur alnımızın çatında
Sevdalanmış sedanda salıncaklar
Ay ışığı kokar derin kuyuların
Gül Hivda… Gülşen Hivda…
Sen bende hür, ben sende parya
Ve keşmekeş; yaralar yaralarda
Babaçkolar rıhtımında bir mavi rüzgar
Aparıyor gönlünü çılgın enginlere
Bozuk çalsa da bozum havamız leyley
Çarkına tükürmüşüz bir kere
Kayarto kopillerin, dalkavuk hırboların
Ne çiçektir biliriz
Kokoz kokorozlar da
Vardakostalar zamazingo
Voliyi vurmuş godoş hırtapozlar kanişi
Hey gidi erlik hey şimdi şinanay
Zartayı çekmiş yiğitler
Mıshıtçı gebeşlerin melun insicamında
Sigortası atmış janti yürekler
Bilenmiş zırzoplara
Puskun, kıvam bekler
Ranzam, zulam, soluk resmin
Saplanır soluğuma
Can Hivda… Canan Hivda…
işte böyle yazıyorum canına
Hatıran mermidir damarımda
Dışarda çılgın bir bahar
içerde hep kış mevsimi
LEYLAN
Ilgım ılgım açar yediverenler
Ambarlarda yeşerir hamal fidan
Görsen her biri bir filinta
Pahabiçilemezdir burada alınteri
Helal ekmeğin verdiği memnuniyet
Emeğin kitabı, işhanlarında yazılır
Komşuluk destandır antik katlarda
Seni namusluca sevmeyi
ilkin buralarda öğrendim
Şırfıntılar sokağında tütün emekçisi
Avuçlar bilirim, ihtiyar, nasırlı
Memleketim gibi ak alınları vardır
Sen hep o küçeden gelirdin canıma
Eserdi terütaze hivbanu nefesin
Arzuhalcim, kadife karanfilim
Daya endamını santimantal bağrıma
Daya da dinle, çaylardan su içer gibi
Can feryad, can figan, can yangın yeri
Bayramlar, matemlere sapmış
Namlu yürek, aşka, sevdaya kıvrılmış
Nasıl, nasıl sevmişem bir sevebilsen
Anlarsın zehir zıkkım geceleri
Anlarsın, netameli oyundur, heba
Vurulur denizin, ırmaklarınca
Kaç dağdır aşılmaz olumuş içim
için için tüter kuyumda bir yara
Birden hüzünlenir bütün avlular
Cümle vadilerde zılgıtın kopar
Derin mutsuzluğun türküsüdür
Eser, eser korkunç albenin
Çekilir sürgüler demir koyaklara
Çekilir hayalimden asi bakışın
Gömülürüm kendime bir başına
Tek başına hırgür sensizliğim
Leylanım, nupelda pervinim
Bilal YAVUZ Şiirleri
Yoldular, soydular, kırıştılar
insanı insanla yıktılar
Aşna fişne iskandiller ağında
Bıçkınları puluçlarla oydular
Adındır, dudağımda asırlık
Esrarına amade yalım
Adındır, terk etmez, sıddık
Vurur yumruğunu
Sadrıma sadrıma
Hücremin başkenti suskunluğun
Gözlerin, yalın kılınç
Gözlerin ıssız, kallavi
Bir benim şimdi
Firari sensizliğin belasında
Bir benim tütsülü
Voltalı ahrazlığa
Şimdi yürek yorgun
Virane, ıssız
Ansızın yaşlanmış bir gecede
Yaşlanmış canına kadar
Orostopolluk
Sırtlanca, sefil
Yığınların tenhasında savrulmuş
Yırtılmış bir hecede
Kursağıma avazın gelmiş
Sevmişem, şahidim dağlar
Sevmişem Allah’ına kadar
Ölünceye dek değil
Ölümden sonra da
Yeşerinceye değin
Tutuşan ellerimiz
Seni yangın bağrımın
Avlusuna gömmüşem
BEJNA
Gözlerin savruk bozkırlar
Gözlerin hoyrat
Ceylansı, afacan
Sevimli taraçalar koylarda
Kalyonlar kanyonlarda
Herkesten sakladığım
Künyeni sayıklar
Gözlerin, gözlerin jiyan
Perçemin pençeler canı
Perçemin perva
Vahim, amansız
Çitlembikler taç olmuş saçlarına
Cimcime sekseklerin
Otağıma volkandır
Fezan; behişt, benefşe
Fezan saflık, insaniyet
Sen bana gürül gürül memleket
Ben sana hep gurbet kalmışım
Biz bizde Diyarbekir
Biz bizken masumiyet
Biz bizsizsek esaret
Bir gün sen de anlarsın
O gün sen de ağlarsın
Rengin nasıl da ateş Bejna
Teninde nehirler ve başaklar
Gülüşün nasıl da mermi
Nasıl da hançer bakışın
Vefakâr boranlara
Harfsiz vasiyetimdir
Kurutunca yokluğun
Beni simana gömsünler
SEVDE
Çifte dikiş gider sabanlar
Fersiz toprağın koynu
Fersiz, yetim, analar
Kuş uçan, kervan geçen
Bostanlar ölgün şimdi
Ölgün Dicle denizi
Ve çakırkeyif buğdaylar
Kahyalar körkandil çeper
Mösyölerde bir kültür
Nankör çıyanlık
Kepenekler mahzun
Bağlamalar öksüz
Kalleşlik mazinin töresine
Şimdi âdet diye bellenen
Hicapsız ikirciklik
Heybesiz bulvarlarda
Cartalı haybeciler salınır
Dümenci dubaralar
Ertekeden nümayiş
imam kayığındayız sürgit
Façalar çiğnedik muttasıl
Erce, âdil, hilesiz
Bundandır kavlimizden kaçışı
Geçmişi tam kınalı
Piyazcı sendikalar
Kaparoz puştlarının
Çifte dikiş gider sabanlar
Cana bir çınar gerek
Yüreğin, yüreğin gibi serin
Derin kuyular içim
Mars olmuş, dumanaltı
Kaybolmuşam, gel artık
Karışsın közlerimiz
Karışsın yeşil…
HiVDA
Kül yutmaz kevaşeler hanında
Hancıyı vurmuş gibi yürek
Şimdi unutulmuş bir marştadır
Mavzerlerde mermiler hazan
Bir umuttur alnımızın çatında
Sevdalanmış sedanda salıncaklar
Ay ışığı kokar derin kuyuların
Gül Hivda… Gülşen Hivda…
Sen bende hür, ben sende parya
Ve keşmekeş; yaralar yaralarda
Babaçkolar rıhtımında bir mavi rüzgar
Aparıyor gönlünü çılgın enginlere
Bozuk çalsa da bozum havamız leyley
Çarkına tükürmüşüz bir kere
Kayarto kopillerin, dalkavuk hırboların
Ne çiçektir biliriz
Kokoz kokorozlar da
Vardakostalar zamazingo
Voliyi vurmuş godoş hırtapozlar kanişi
Hey gidi erlik hey şimdi şinanay
Zartayı çekmiş yiğitler
Mıshıtçı gebeşlerin melun insicamında
Sigortası atmış janti yürekler
Bilenmiş zırzoplara
Puskun, kıvam bekler
Ranzam, zulam, soluk resmin
Saplanır soluğuma
Can Hivda… Canan Hivda…
işte böyle yazıyorum canına
Hatıran mermidir damarımda
Dışarda çılgın bir bahar
içerde hep kış mevsimi
LEYLAN
Ilgım ılgım açar yediverenler
Ambarlarda yeşerir hamal fidan
Görsen her biri bir filinta
Pahabiçilemezdir burada alınteri
Helal ekmeğin verdiği memnuniyet
Emeğin kitabı, işhanlarında yazılır
Komşuluk destandır antik katlarda
Seni namusluca sevmeyi
ilkin buralarda öğrendim
Şırfıntılar sokağında tütün emekçisi
Avuçlar bilirim, ihtiyar, nasırlı
Memleketim gibi ak alınları vardır
Sen hep o küçeden gelirdin canıma
Eserdi terütaze hivbanu nefesin
Arzuhalcim, kadife karanfilim
Daya endamını santimantal bağrıma
Daya da dinle, çaylardan su içer gibi
Can feryad, can figan, can yangın yeri
Bayramlar, matemlere sapmış
Namlu yürek, aşka, sevdaya kıvrılmış
Nasıl, nasıl sevmişem bir sevebilsen
Anlarsın zehir zıkkım geceleri
Anlarsın, netameli oyundur, heba
Vurulur denizin, ırmaklarınca
Kaç dağdır aşılmaz olumuş içim
için için tüter kuyumda bir yara
Birden hüzünlenir bütün avlular
Cümle vadilerde zılgıtın kopar
Derin mutsuzluğun türküsüdür
Eser, eser korkunç albenin
Çekilir sürgüler demir koyaklara
Çekilir hayalimden asi bakışın
Gömülürüm kendime bir başına
Tek başına hırgür sensizliğim
Leylanım, nupelda pervinim
Bilal YAVUZ Şiirleri
görsel
ırgatım, asil ruhlu şafak seherim.. kimler yeryüzünde en büyük acıları yarattı ki sen düşlerimde sabah ezanı oldun. kapasın gözlerini cellad ve nam salsın dörtbir tarafa ölmez ve nicedir ölünmez bu sevdaların en yücelerinde. ellerimde mürekkep kokusu kalmış ve başucumda ince memed'im. toroslardan kaçtık ve çukurovanın bataklığında seyre durduk. susma memed'im. susma..
ırgatım, asil ruhlu şafak seherim.. kimler yeryüzünde en büyük acıları yarattı ki sen düşlerimde sabah ezanı oldun. kapasın gözlerini cellad ve nam salsın dörtbir tarafa ölmez ve nicedir ölünmez bu sevdaların en yücelerinde. ellerimde mürekkep kokusu kalmış ve başucumda ince memed'im. toroslardan kaçtık ve çukurovanın bataklığında seyre durduk. susma memed'im. susma..
bir ortadirek yazmış, dağlara aşık eder.
Türk edebiyatında Doğayı bu kadar iyi anlayan bir yazar daha gelmeyecektir. Doğayı anlatmaz resmen ona aşkını ilan eder.
hayatı alman konsolosluğunda geçmiş kürt yazar . sürekli sübvanse edilir .
pompalanır . destek bittiği anda unutulur .
kürt meselesi konusunda batılıların bayağı işine yaradı .
pompalanır . destek bittiği anda unutulur .
kürt meselesi konusunda batılıların bayağı işine yaradı .
sırf kürt diye yılmaz güney magandası ile ve musa anter provakatörüyle bir tutulmanası gereken edebiyat piri.
şu bile saygı duyma nedenidir kendisine.
(bkz: ince memed)
mekanı cennet olsun.
şu bile saygı duyma nedenidir kendisine.
(bkz: ince memed)
mekanı cennet olsun.
bizim lisedeki hocalardan biri (sayısal hocası) uluslararası çapta sürekli türkiyeyi ve tarihini kötüleyip karalayıp sövdüğü için nobele aday gösterildiğini fakat ileri yaşından ötürü orhan pamuk ile ikisi arasında seçim yapılmak durumunda kalınarak orhan pamukun tercih edildiğini söylemişti.
fakat ben kendisinin asla nifak ve düşmanlık eken bir kimse olduğunu düşünmüyorum. aksine birleştirici.
fakat ben kendisinin asla nifak ve düşmanlık eken bir kimse olduğunu düşünmüyorum. aksine birleştirici.
Aslen Van kökenli olup
Osmaniye doğmuş yazar
1922 yılında doğmuştur
Eserlerinde Çukurova ve çevresini
işlemiştir en bilinen eserleri ise:
ince memed
Ağrı dağı efsanesi
Yer Demir Gök Bakır.
Osmaniye doğmuş yazar
1922 yılında doğmuştur
Eserlerinde Çukurova ve çevresini
işlemiştir en bilinen eserleri ise:
ince memed
Ağrı dağı efsanesi
Yer Demir Gök Bakır.
ne yaşar ne yaşamaz.
“Dünyaya gelmişim ya, şu güzelim gökyüzünü, yıldızları, ayı, dağların yamacına vuran gün ışığını görmüşüm ya, insanoğlunun tadına varmışım ya, Seher vakti, traktörümle sürdüğüm topraktan çıkan kokuyu koklamışım ya... işte insanlığın aradığı ölümsüzlük otu bu değil mi?”
serüvene ortadirek ile başladım, ardından yer demir gök bakır, en sonunda ölmez otu. okurken her kelimesinde hayatın özünü yakalıyorsun. türk yazarların hepsinin kitaplarını okumadım ama okuduklarım arasında en iyisi oldu gözümde.
nasıl bir kalemsin ki topraktaki karıncadan göğün yedi kat üstünde uçan kartala kadar her şeyi en ince ayrıntısına kadar betimliyorsun? nasıl bir kalemsin ki insanı en doğal haliyle olağanüstüleştirebiliyorsun? nasıl bir kalemsin ki öldükten sonra bile hala yazıyor gibisin? usta bir kalemsin vesselam.
nasıl bir kalemsin ki topraktaki karıncadan göğün yedi kat üstünde uçan kartala kadar her şeyi en ince ayrıntısına kadar betimliyorsun? nasıl bir kalemsin ki insanı en doğal haliyle olağanüstüleştirebiliyorsun? nasıl bir kalemsin ki öldükten sonra bile hala yazıyor gibisin? usta bir kalemsin vesselam.
Hiçbir zaman, hiçbir insanın unutamayacağı bir güzellik var, o da bir insanın bir insandan gördüğü yürekten bir sevgidir.
Yaşar Kemal.
Yaşar Kemal.
sarı sıcak öyküsünü okuduğum hiç de zevk almadığım fakir edebiyatının duayeni yazar. Duygulanmak yerine kahkahalarla okudum kitabı yalan yok.
Çok tuhaf bir hayat hikayesi olan yazardır
çocukları hep ölen bi aileye doğup, yasadıgı için kurban kesilen ve o sırada bir aksilik çıkıp bir gözü kör kalan yazardır.
Belki adı öyle bi aileye geldiği için yasardir.
çocukları hep ölen bi aileye doğup, yasadıgı için kurban kesilen ve o sırada bir aksilik çıkıp bir gözü kör kalan yazardır.
Belki adı öyle bi aileye geldiği için yasardir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar