bugün
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- bir kadını keko gösteren detaylar16
- ucan tekme atan hipopotam28
- bacılar çabuk bakın15
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- babuş diyen kız10
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm9
- netanyahu7
- nervio'nun erkek olması31
- iltica41
- beraber kavgaya gidilecek yazarlar7
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor9
- arkadaşlar güldük eğlendik7
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- kızlar bi bakın bişe göstercem9
- queen feristah10
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- sözlükte kim kimle aşk yaşıyor veritabanı4
- from gold from dust29
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- bacılar koşun yanıyorum6
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- sözlük kızlarının kekleri5
- dişil enerji yağı4
- yaprak döken adam2
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin6
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum6
- yahudi kızları3
- çok uykum geldi4
- kavaklıdere5
- dişil enerji3
- aslında en iyi joker heath ledger değildir5
- izmir'in akp'ye geçmesi23
- beyler acilen koşun3
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması7
- adnan oktar'ın kedicikleri4
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- fatma betül sayan kaya36
- havuçlu tarçınlı kek4
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- artık hayatta olmayan birine özlem duymak5
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- heyt bea10
ancak arada bir gerçekten yaşayacaksın :
duygusal olarak "unutulmaz bir an" denen
yaşam aralıklarından birinde, tam kendin olarak,
tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle
birlikte, birşey yaşadığında (bir sevinç, bir acı...)
-- o zaman gerçekten yaşarsın.
ama bu "an"ları son derece seyrek yaşarsın
(kimi insanlar --çoğunluk?-- bunları hiç yaşamaz
belki); son derece de kısa... gene de, bunların sağladığı
anlam yoğunluğu, yaşamının bütün geriye kalan
çölünü yeşertmeye yetecek.
(bkz: oruç aruoba)
duygusal olarak "unutulmaz bir an" denen
yaşam aralıklarından birinde, tam kendin olarak,
tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle
birlikte, birşey yaşadığında (bir sevinç, bir acı...)
-- o zaman gerçekten yaşarsın.
ama bu "an"ları son derece seyrek yaşarsın
(kimi insanlar --çoğunluk?-- bunları hiç yaşamaz
belki); son derece de kısa... gene de, bunların sağladığı
anlam yoğunluğu, yaşamının bütün geriye kalan
çölünü yeşertmeye yetecek.
(bkz: oruç aruoba)
bugün, bir daha yaşayamayacağım/düşünemeyeceğim şeyleri gördüm.
örneğin bir mühendisin ve ya doktorun da insan olduğunu.
büyükler bize hep mühendis, doktor olmayı öğütlediler.
ve hep bizde bu amaç için yaşadık.
şimdi bakıyorum da, ben hiç bir mühendisin, doktorun insan olabileceği gerçeğiyle yüzleşmemişim. ve bugün bunun şaşkınlığı içerisindeyim.
bilmiyorum, bize hiç insan ol demediler. bundan olsa gerek, bir parka, bir kot bir kazak yaşadık. cebimizde hep bir paket sigaradan gayrısını taşımadık hoş o paketin de hep son dalı vardır içinde..
allahtan korkmayı öğütlediler hep, sen onu sev, o da seni sevsin demediler hiç. biliyor musunuz? ben ilk cesaret gösterisini rabbi red ederek gerçekleştirdim. bilmiyorum böyle yüreğimden birşeyler uçtu, sonradan pişman oldum ama...
küçüktük televizyonlarda öpüşmeli sahneleri izletmezlerdi bize, bundandır ilk aşık olduğumu düşündüğümde , aşık olduğum kızı okulun tuvaletinde öpüşerek hayal ederdim.
büyüdüm, şimdi ise kafamı omzuna yaslayıp ağlayabileceğim bir aşk arar oldum. insan değişiyor mu ne?
küçüktük, insanlardan korkmamız söylendi, bizde inandık, '' istanbul'da dostun anan baban kardeşin '' diyorlardı, şimdi dostlarım neredeler?
anne pantolonum yok diyorum, benim sorunum değil, 20 yaşındasın çalış al diyor. zatne seni bu yaşına kadar o oda da oturttuğum kabahat, 20 yaşındaki delikanlının ekmeğini ben, yemeğini ben veriyorum, ben senin gibiyken bir etekle gelin gittim diyor, bende merak etme benim de bir pantolonum var aynı sayılırız deyince başlıyor ağlamaya.
kitap okumamız söylendi bize hep, büyük adam olmayı öğütlediler, bu sözlerini tuttum, gittim kitap okudum hep, her türlüsünü. lakin kitap almk için para istedikleri zaman da, bizim öyle şeylere verecek paramız yok, kitabı bırak ekmeği zor alıyoruz dediler.
şimdi, bu yukarıya bir sürü şey yazmışlar ve 25. entryi okuyorum, '' şerefsize aymaza inat, yaşamak '' diyor.
dostum ben şerefli yaşadım lakin, üstümde hiç birşey yok. ne ceket, ne süveter. söylesene bana ben yaşıyor muyum?
örneğin bir mühendisin ve ya doktorun da insan olduğunu.
büyükler bize hep mühendis, doktor olmayı öğütlediler.
ve hep bizde bu amaç için yaşadık.
şimdi bakıyorum da, ben hiç bir mühendisin, doktorun insan olabileceği gerçeğiyle yüzleşmemişim. ve bugün bunun şaşkınlığı içerisindeyim.
bilmiyorum, bize hiç insan ol demediler. bundan olsa gerek, bir parka, bir kot bir kazak yaşadık. cebimizde hep bir paket sigaradan gayrısını taşımadık hoş o paketin de hep son dalı vardır içinde..
allahtan korkmayı öğütlediler hep, sen onu sev, o da seni sevsin demediler hiç. biliyor musunuz? ben ilk cesaret gösterisini rabbi red ederek gerçekleştirdim. bilmiyorum böyle yüreğimden birşeyler uçtu, sonradan pişman oldum ama...
küçüktük televizyonlarda öpüşmeli sahneleri izletmezlerdi bize, bundandır ilk aşık olduğumu düşündüğümde , aşık olduğum kızı okulun tuvaletinde öpüşerek hayal ederdim.
büyüdüm, şimdi ise kafamı omzuna yaslayıp ağlayabileceğim bir aşk arar oldum. insan değişiyor mu ne?
küçüktük, insanlardan korkmamız söylendi, bizde inandık, '' istanbul'da dostun anan baban kardeşin '' diyorlardı, şimdi dostlarım neredeler?
anne pantolonum yok diyorum, benim sorunum değil, 20 yaşındasın çalış al diyor. zatne seni bu yaşına kadar o oda da oturttuğum kabahat, 20 yaşındaki delikanlının ekmeğini ben, yemeğini ben veriyorum, ben senin gibiyken bir etekle gelin gittim diyor, bende merak etme benim de bir pantolonum var aynı sayılırız deyince başlıyor ağlamaya.
kitap okumamız söylendi bize hep, büyük adam olmayı öğütlediler, bu sözlerini tuttum, gittim kitap okudum hep, her türlüsünü. lakin kitap almk için para istedikleri zaman da, bizim öyle şeylere verecek paramız yok, kitabı bırak ekmeği zor alıyoruz dediler.
şimdi, bu yukarıya bir sürü şey yazmışlar ve 25. entryi okuyorum, '' şerefsize aymaza inat, yaşamak '' diyor.
dostum ben şerefli yaşadım lakin, üstümde hiç birşey yok. ne ceket, ne süveter. söylesene bana ben yaşıyor muyum?
Başka bir dünyadan gelip, Ana rahminden çıkıp,Hayatta her türlü duyguyu almak...
işte budur yaşamak.
işte budur yaşamak.
her canlı mutlak suretle yaşıyordur. yaşam diye belirtilen bu süreçte onurlu ve kaliteli duruşunu olgunlukla sergileyebilenler yaşam kalitesini yüksek tutanlardır. yaşam kalitesi sadece bir takım nesnelere sahip olmak demek değildir yaşam kalitesi bu pratiği mümkün mertebe gerçekleştirenlerin becerebileceği bir olaydır. eğer yaşam denilen kimine göre zindan kimine göre cennet bahçesinde insan kavramına uygun şekilde yaşıyorsak bunu hak ediyoruz demektir. öteki türlüsü de sadece nefes al-ver ve kaçınılmaz son olarak ölüm. bir insanın ölmesi doğması gibi olmamalı. bir insanın yaşamı bu dünya bıraktığı insanların yüreğinde ve ağzında çıkan yad edilme sözlerinde saklıdır. gittikçe kahpelikleriyle ünlenen bir yaşam formunda kahpelikleriyle bile gurur duyanlara inat halen böyle insanlar varmış denilmesi o muteber insanın bir yaşamı hak ettiğini tasdik eder. bu dünyaya kimler gelmedi ki. hangi padişahlar hangi küheylanlar hangi baba yiğitler hangi destanlara imza atan yüce insalar. hepsinin tek farkı işte burada gizlidir. yaşadığımız hayatı bir öküzün trene bakıpta anlayamaması gibi yapmadılar ve bu dünyaya iz bırakıp gittiler. bizler o kahramanlara özenebiliriz belki ama onlar gibi olamayız kılıçlarımızla savaşarak orayı burayı fethederek. günümüz yaşamında esas alınması gereken insanların gönüllerini güzelliklerimiz fethetmek ve o insan hatırladığı zaman içinin titremesi gerektir. eğer biz günümüzde bu gönül fetihlerini gerçekleştirebiliyor ve onurlu dik duruşumuzla yaşamda yer edinmişsek bu yaşamı biz hak etmişiz anlamına geliyor. ne mutlu ki gönülleri güzellikleriyle fetheden bir karıncayı incitmekten korkan o güzel insanlara.
direnmektir.
yaptığımızı sandığımızdan öte bir şeydir; bunu hissetmek için nefes almak yeterlidir.
istemdışı gelip istemdışı gittiğinden biraz çelişki barındırır kendi içinde.
(bkz: yaşamaya dair)
Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.
Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.
demiş nazım hikmet
Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.
demiş nazım hikmet
yaşamak; ahiret hediyeli ölmenin bedeli.
bireyin en doğal hakkı.
istifa etmesi en zor iş.
bilmeyenin beceremediği.
bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine..
ve bir orman gibi kardeşçesine..
-bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı,
macera değil.
yaşamak, sade "yaşamak"-
ahmed arif'in öğrettiği..
macera değil.
yaşamak, sade "yaşamak"-
ahmed arif'in öğrettiği..
1981'deki eurovision yarismasinda seslendirilen donme dolap adli parcada guzelce aciklanir anlami;
Yaşamak oyun değil arkadaş,
Dünyaya gelmenin bir bedeli var,
Dost bildiklerin tükenmez arkadaş
Sevgi insanların hamurunda var
Yaşamak dönme dolap gibidir,
Onun da iniş ve çıkışları var,
Talihlidir hep çıkanlar arkadaş,
Gerçek dost inenlerin yanında var.
Nefes almak değildir yaşamak,
Düşünmek ve hissetmektir yaşamak,
Sen gülmeden geçen günlere acı,
Dönme dolap iner çıkar arkadaş
Yaşamak oyun değil arkadaş,
Dünyaya gelmenin bir bedeli var,
Dost bildiklerin tükenmez arkadaş
Sevgi insanların hamurunda var
Yaşamak dönme dolap gibidir,
Onun da iniş ve çıkışları var,
Talihlidir hep çıkanlar arkadaş,
Gerçek dost inenlerin yanında var.
Nefes almak değildir yaşamak,
Düşünmek ve hissetmektir yaşamak,
Sen gülmeden geçen günlere acı,
Dönme dolap iner çıkar arkadaş
herkesin felsefi yorumlar yapabileceği bir kavramdır.
bence,
- sikişmek
- fiziksel olarak güçlü olmak
- duygusal olarak güçlü olmak
bence,
- sikişmek
- fiziksel olarak güçlü olmak
- duygusal olarak güçlü olmak
yaşamak, bir katlanma etkinliğidir.
ve söylediklerimizin büyüsü
söyleyemediklerim/izdedir.
selim temo ~~ külün uğultusu
ve söylediklerimizin büyüsü
söyleyemediklerim/izdedir.
selim temo ~~ külün uğultusu
çılgınca oynanan bir oyun.
yalan belki de. *
yaşamak, ticaret değildir. her zaman kar amacı gütmemeli insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar