bugün

Belki Bir Gün

Sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
Ama görmüyorsun. Gece olmuş -insan neyi görebilir ki?

Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,
diyor,
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. Gerçekten de
bir şey yok sana gösterdiğim yerde.

Sadece bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiç biri türkü söylemeyen,
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.

Ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte
çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım-
hiç değilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim-
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.
Yunancadan dilimize çevrilmeyen birçok eseri vardır. cevat çapan ve herkül millas sanırım onu en iyi anlayıp türkçeye çeviren iki isimdir.
2011 yapımı beni unutma filminde geçen alıntının aklımda kalması üzerine araştırdığım ve sevdiğim şair.

--spoiler--
Neredeyse Eksiksiz

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
iki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçük bir gül benim özlediğim.

Çev. Cevat Çapan
--spoiler--
(bkz: Görülmemiş Bir Çiçek Açma)
geçen yüzyılın en büyük şairi. şiirleri onlarca kez okunabilir aynı hazla.
20. yüzyıl yunan şiirinin büyük ustalarından ritsos, 1909'da peloponnesos monemvasia'da doğdu. on yedi yaşında atina'ya gitti. ilk şiirlerini bu dönemde yayımlamaya başladı. epitaphios (1936) adlı kitabı, atina'daki zeus tapınağında törenle yakıldı. siyasal görüşleri yüzünden metaksas ve papadopulos dönemlerinde ege adalarında sürgün olarak yaşadı. ayışığı sonatı (1956) adlı kitabıyla ulusal şiir ödülü'nü, 1976'da etna-taormina şiir ödülü'nü ve pek çok uluslararası ödül kazandı.
ritsos, eğretilemelerle örülü şiirlerinde, yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. insanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu sonsuz ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir.
11 kasım 1990'da atina'da öldü.

bir sözcük o

bir şey bilmiyorum - dedi - bir şeyim yok, bir şey değilim
buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,
o'dur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım-
onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-
uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettikleri
onca taşın taşlanmanın altında - yalnız bir sözcük:
özgürlük, özgürlük, özgürlük.

yavaşça

çukuru ölçtük, kirecin içine attık ölüleri;
sonra en ince ayın altında kayığa bindik,
dördüncü arkadaş demir kutuyu kucağına almış,
sanki içindeki gizli bir ateşten ısınıyormuş gibi
üstüne eğilmişti. duman yükselmedi,
öylece kaldı suların üzerinde.

yağmurda

yağmurda yürüyor. hiç acelesi yok.
islak parmaklıklar parlıyor. gizli bir
kızıllıkla kararmış ağaçlar. ağılın
bir köşesinde eski bir otobüs tekerleği.
mavi ev alabildiğine daha mavi.
hiçlik böyle aydınlanıyor demek. taşlar
düşüyor.
eller kapanıyor. boş bir dosya
yüzerek yaklaşıyor nehirde. ama senin adın
belki de dosyanın öbür yüzündedir.

çiplak

burada, karmakarışık odamda,
toz tutmuş kitaplarla
ölü ve dalgın bakışlar,

bir çelenk

yapraklarla gizlenmişti yüzün.
birer birer kopardım yaprakları sana yaklaşmak için.
son yaprağı kopardığımda, sen gitmiştin. sonra
bir çelenk ördüm kopan yapraklardan. kimsem yoktu
verebileceğim. ben de çelengi alnıma yerleştirdim.
bu duraksayan gölgeler arasında,
bir ışık sızıntısı;
o gece durup
çırılçıplak soyunduğun yerde.
bir mayıs günü bırakıp gittin beni, seni o mayısta
yitiriyorum,
o sevdiğin bahar mevsimi, yavrucuğum, çatıya çıkıp

güneşler içindeki damdan insan dolu dünyaya
baktığında,
gözlerin sağamıyordu bir türlü susadığın o aydınlığı.

o sıcak ve yumuşak erkek sesinle kıyı boyunca serili
o çakıllar kadar sayısız neler anlatmıştın bana.

bütün bu güzellikler bizim olacak demiştin,
oysa ışığın yok artık, parıltımız karardı, ateşimiz
söndü.

yannis ritsos
Bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede diye başlayan,müthiş güzel eserlerin sahibi yunan sair.siirin devamini yazacak mecalim yok fakat okunmasini tavsiye ederim.

'Demekki yalnız değilsin yalnız değilim.. '
Sözlükte bu saatte böylesi güzel başlık duygulandırmıştır.
" Biliyor musun ölüm diye bir şey yok diyor adam kadına .. biliyorum evet artık öldüğüme göre diyor kadın "
karanlık bir gecede, yolunu kaybetmiş yaralı bir karıncaya yolunu gösteren bir adam. çok eski zamanların, gecelerin, gelmeyen sabahların arkadaşı.

bak bana:
ne kadar çıplak ve suçsuz
duruyorum önünde.
üşüyorum, bacım.
kim getirecek bize
ellerimizi ısıtacak güneşi?
susuyorum. dinliyorum.
kimseler geçmiyor
gecemizin karanlık sokağından.
yıldızlar kazaya uğramış
karanlık surların
ucunda sendelerken
koparıp alınan bir kartalın
paslanmış gözlerinde.
bağlı ellerin
kapıyor çıkış yolunu.
yalnız senin sesin
adımlıyor gecenin dehlizini
çarparak taşlara
uzun kılıcını.
vakit geç.
ölüm geri çeviriyor beni.
hayat istemiyor.
ben şimdi nereye gidebilirim ki?

(bkz: kız kardeşimin türküsü)
© copyright 2005 - 2026