bugün
- atatürk ün hataları11
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi5
- duşa giriyorum kimi düşüneyim4
- arda güler10
- jaws filmindeki sikko balik16
- yemene asker gönderilme meselesi7
- oktay saral'ın görevden alınması4
- yetkisi alınan yetkili8
- insan sevmemek6
- iltica20
- oktay saral9
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı5
- hintliler zenci midir4
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- sabahları americano içmeyince gerilen adam3
- sözlüğün kralı9
- köri kokulu esmer vatandaş2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- ritmik cimnastik yarışması3
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar4
- gs fb derbisinde unutulmayan goller2
- fon vurgunu50
- galatasaray fenerbahçe derbisi3
- israil seçimleri5
- asansörde konuşmama kuralı4
- irana gelin gitmek4
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- moralin çok bozuk olması6
- 26 ekim 2026 fb'nin cimbom'a döşeyeceği boru2
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması3
- şirketlere çöküp niye para gelmiyor diye ağlamak2
- sözlüğü kurtaracak tek yazar2
- evlenmek4
- anthropic'e elvis presley davası2
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- yalnız yaşamak6
- gammaz çetesini çökerten yazar2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- sabah 05 00 06 00 arası sex2
- fetöcü ünlüler3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- betray me7
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- doğru don seçimi4
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- rakı içen kadına hayran olan lavuk3
türk-yunan ilişkilerinin anlaşılması açısından kesin suretle okunması gerektiğini düşündüğüm yazardır. ayrıca jön türkler'in siyasal şekillenişi, 1908 burjuva devrimi olmaya çalışan burjuva devrimi * üzerine değişik çalışmaları bulunmaktadır.
zaman zaman zaman'da yazan yazar.*
türk yunan ilişkilerinde yap yapma kılavuzu adlı eseri tarih vakfı yayınları arasında çıkmış yazar.
zamandan bir ses - milliyetçi olmayan yorumlar adıyla kitap yayınlarıdan bir kitabı çıkmış güzel yazar.
"Ben Herkül Millas'ı 1986'da tanıdım; Ankara doğumlu bir Rum idi. Atletizmde Türkiye birincisi oldu. TiP'liydi. Robert Kolej'de okumuş bir inşaat mühendisi. Dünyanın herhangi bir ülkesinde azınlık olan kişi her ülkede azınlık muamelesi görür; "anavatan"ında bile. Türkiye artık gayrimüslimler için yaşanabilecek yer olmaktan çıktıktan sonra Yunanistan'a göçtü. … Herkül çok sıkıntı çekmiş bir Rum olarak, Yunanistan'a gidince birçok benzerleri gibi Yunan milliyetçisi olabilirdi... Huysuz oldu. Her şeye itiraz eden, her şeye mesafeli kalan, doğuştan muhalif, nihilist. Ama hayrettir, bu nitelikleri süblime etmeyi becerdi. Yani çok olumsuzdan kaçabilmek için çok olumluya attı kendini. Bu da onu Herkül Millas yaptı: "Varlığını Türk-Yunan varlığına (dostluğuna) armağan eden." Her türlü milliyetçiliğe, her türlü ırkçılığa, her türlü din ayrımcılığına ve saireye blok biçimde karşı çıkan. Farklılıklar arasında mutlaka bir uzlaşma zemini olduğuna inanan ve onu arayan. Kurbanlarından olduğu ayrımcılığı ortadan kaldırmaya çalışan. Her iki devletin ders kitaplarını röntgene koyup olumsuzlukları teşhir eden. Batı Trakya Türklerine Türkçe ders kitabı yazan. Yunanistan'da yaşayan Marksist kökenli bir Rum olan bir inşaat mühendisinin Mülkiye'de siyaset bilimi doktorası yaparak islamcı zaman gazetesinde köşe yazarı olması, kültürel olarak parçalanmış Türkiye'de parçalar arası ortak bir dil araması bunun sonuçlarından sadece biri olsa gerek. Ve bu sonucun anlamının üzerinde durmak gerek. Zaman'da çıkan yazılardan oluşan bu kitabın ciddi özellikleri var: Hem Türkiye'de hem Yunanistan'da okunacak biçimde yazılmış olması. Hiç taraf tutmadan, her iki tarafın da zülfü yârine dokunması. "Dokunulmaz" temalara saldırması: Tarihin bizi nasıl köleleştirdiği. "Öğrenilen" ulusal/dinsel kimliklerin bizi nasıl birbirimizin gözünü oymaya götürdüğü. Bunları AB felsefesi ve ilkeleri bağlamında mutlaka aşmak gerektiği. Son bölüm, yeni Türkiye'yi tahlil açısından daha da ilginç gelebilir: Milliyetçiliği yermek yüzünden Türk ulusalcılarının kendisine ve yazdığı gazeteye yönelttiği saldırılara karşı solcuların değil islamcıların destek vermesi olayı. Bu husus, daha düne kadar din ile milliyetçiliğin can ciğer kuzu sarması olduğu bir Türkiye'de, islamcı hareketin ekonomik ve toplumsal gelişmeler sonucu nasıl kendi "klasik" kalıpları dışına çıkmaya başladığına ilişkin ipuçları verebilir."
Baskın Oran'ın bu kitaba yazdığı Önsöz'den.
"Ben Herkül Millas'ı 1986'da tanıdım; Ankara doğumlu bir Rum idi. Atletizmde Türkiye birincisi oldu. TiP'liydi. Robert Kolej'de okumuş bir inşaat mühendisi. Dünyanın herhangi bir ülkesinde azınlık olan kişi her ülkede azınlık muamelesi görür; "anavatan"ında bile. Türkiye artık gayrimüslimler için yaşanabilecek yer olmaktan çıktıktan sonra Yunanistan'a göçtü. … Herkül çok sıkıntı çekmiş bir Rum olarak, Yunanistan'a gidince birçok benzerleri gibi Yunan milliyetçisi olabilirdi... Huysuz oldu. Her şeye itiraz eden, her şeye mesafeli kalan, doğuştan muhalif, nihilist. Ama hayrettir, bu nitelikleri süblime etmeyi becerdi. Yani çok olumsuzdan kaçabilmek için çok olumluya attı kendini. Bu da onu Herkül Millas yaptı: "Varlığını Türk-Yunan varlığına (dostluğuna) armağan eden." Her türlü milliyetçiliğe, her türlü ırkçılığa, her türlü din ayrımcılığına ve saireye blok biçimde karşı çıkan. Farklılıklar arasında mutlaka bir uzlaşma zemini olduğuna inanan ve onu arayan. Kurbanlarından olduğu ayrımcılığı ortadan kaldırmaya çalışan. Her iki devletin ders kitaplarını röntgene koyup olumsuzlukları teşhir eden. Batı Trakya Türklerine Türkçe ders kitabı yazan. Yunanistan'da yaşayan Marksist kökenli bir Rum olan bir inşaat mühendisinin Mülkiye'de siyaset bilimi doktorası yaparak islamcı zaman gazetesinde köşe yazarı olması, kültürel olarak parçalanmış Türkiye'de parçalar arası ortak bir dil araması bunun sonuçlarından sadece biri olsa gerek. Ve bu sonucun anlamının üzerinde durmak gerek. Zaman'da çıkan yazılardan oluşan bu kitabın ciddi özellikleri var: Hem Türkiye'de hem Yunanistan'da okunacak biçimde yazılmış olması. Hiç taraf tutmadan, her iki tarafın da zülfü yârine dokunması. "Dokunulmaz" temalara saldırması: Tarihin bizi nasıl köleleştirdiği. "Öğrenilen" ulusal/dinsel kimliklerin bizi nasıl birbirimizin gözünü oymaya götürdüğü. Bunları AB felsefesi ve ilkeleri bağlamında mutlaka aşmak gerektiği. Son bölüm, yeni Türkiye'yi tahlil açısından daha da ilginç gelebilir: Milliyetçiliği yermek yüzünden Türk ulusalcılarının kendisine ve yazdığı gazeteye yönelttiği saldırılara karşı solcuların değil islamcıların destek vermesi olayı. Bu husus, daha düne kadar din ile milliyetçiliğin can ciğer kuzu sarması olduğu bir Türkiye'de, islamcı hareketin ekonomik ve toplumsal gelişmeler sonucu nasıl kendi "klasik" kalıpları dışına çıkmaya başladığına ilişkin ipuçları verebilir."
Baskın Oran'ın bu kitaba yazdığı Önsöz'den.
ünlülerin tanrıların isimlerini çocuklarına koymasıyla ilgili olaraktan...alternatif iki isim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar