bugün
- yargıya güvenen varsa yazsın8
- velvet57
- evde soğuk kahve yapımı4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı7
- insan olmaya ceyrek kala14
- 2026 ekonomik krizi16
- aleksey batrakov28
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak3
- yalnızlıkla sevişmek3
- hurdacıya gidiyorum7
- kadınları aşağılamanın moda olması6
- alaattin çakıcı2
- madagaskar vanilyalı amarula2
- migros'a sorulacak tek soru23
- ioçk silik yesin kampanyası6
- sigara içmeyi bırakmak istememek4
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- hayattaki en değerli şeyler3
- enayimiknatisii6
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry6
- tombul efes2
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- osuruktan şiirler60
- victor osimhen19
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- bilinçaltı algılama4
- g i l d e d l i l y16
- kainatta her şey insanların iyiliği için yürüyor3
- üniversiteli escort kızlar3
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi6
- tostumu yaptım11
- the odyssey5
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar3
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak3
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- arkadaşlar veto ne demek8
- 1 euro 56 25 tl6
- arkadaşlar kilo aldım4
- ona bir şey söyle6
- ekmek yiyip su içmeyi seven yuzır3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı2
- avanos şu an 30 derece2
- düşünmeden eyleme geçmek3
- işedikten sonra elini yıkamayan erkek3
- herzevekil'in götçü oluşu3
- sıfırladım babacığım5
ing. savaş atı.
Steven Spielberg'in 2012 yılında çekimlerine başlanacağı söylenen yeni filmi. Film, 1982 yılında yazılan aynı adlı kitaptan uyarlanacak. Konusu ise, 1. dünya Savaşı'nda atı orduya satılan küçük Albert'in başından geçenleri içeriyor. iki yıl önce ingiltere'de tiyatrosu sergileniyordu. Atlar yerine dev kuklalar kullanılıyordu.
bu sezon vizyona girecekmiş. merakla beklemekteyim.
(bkz: charger)
bir atın hikayesi üzerinden savaşın ne menem bir şey olduğunun anlatıldığı bir Steven Spielberg film. oyuncu kadrosu ingiliz ağırlıklı. başroldeki elemanın ilk filmi.. bu arada kendisi aşırı derece de Anton Yelchin 'e benziyor. savaş sahnelerinden, Steven Spielberg filmi izlediğinizi anlıyorsunuz. fena film olmamış kanımca.. tavsiye ederim.
--spoiler--
ingiltere kırsalı ve Avrupa'da geçen film, birinci Dünya Savaşı sırasında Jeremy Irvine'ın canlandırdığı Albert'ın ve onun çok sevdiği atı Joey'in öyküsünü anlatıyor. Evcilleştirip eğittiği atının satılıp, savaşta sipere gönderilmesi iki dostu ayırsa da, yaşadıkları olaylar pek çok hayatı değiştirecek epik bir maceraya dönüşecektir. Arka planda savaşın olduğu bu dostluk öyküsü, aslında serüven dolu uzun bir yol filmi...
--spoiler--
steven spielberg' filmi efendim, fragmanıda şu:
https://www.youtube.com/watch?v=29bquyI4deI
ingiltere kırsalı ve Avrupa'da geçen film, birinci Dünya Savaşı sırasında Jeremy Irvine'ın canlandırdığı Albert'ın ve onun çok sevdiği atı Joey'in öyküsünü anlatıyor. Evcilleştirip eğittiği atının satılıp, savaşta sipere gönderilmesi iki dostu ayırsa da, yaşadıkları olaylar pek çok hayatı değiştirecek epik bir maceraya dönüşecektir. Arka planda savaşın olduğu bu dostluk öyküsü, aslında serüven dolu uzun bir yol filmi...
--spoiler--
steven spielberg' filmi efendim, fragmanıda şu:
https://www.youtube.com/watch?v=29bquyI4deI
turkiye'de 3 subat 2012'de vizyona girecek olan 86 dakikalik abd yapimi savas filmi.
sınava hazırlanan öğrencidir. silahı* ise modern çağa pek bir uygundur.
6 dalda oscar'a aday bir steven spielberg şaheseri. an itibariyle imdb'de 7.3 puanda olsa da çok daha fazlasını hakettiği kesin. film oldukça uzun olmasına rağmen bir dakika bile sıkmıyor. başroldeki jeremy irvine, doğal oyunculuğu ve ingiliz aksanıyla zaten insanın gözlerini ekrandan ayırmasını engelliyor. bence 'en iyi film oscarı'nın en büyük adayı.
--spoiler--
filmin en güzel sahnesiyse; bir ingiliz ve bir alman askerinin siperlerinden çıkıp, atı kurtarmak için birbirlerine yardım ettikleri ve atı alacak kişiyi de son derece medeni bir şekilde belirledikleri sahneydi.* ülkeler savaşa girse de halkların tam olarak düşman olmayı beceremediklerini ve bazı durumlarda önceliklerin değişebileceğini gösteren bir sahneydi.
--spoiler--
ayrıca bir at ancak bu kadar güzel olur:
görsel
filmin fragmanını da ekleyelim, kolaylık olsun.
https://www.youtube.com/watch?v=xRf3SfeMRD4
--spoiler--
filmin en güzel sahnesiyse; bir ingiliz ve bir alman askerinin siperlerinden çıkıp, atı kurtarmak için birbirlerine yardım ettikleri ve atı alacak kişiyi de son derece medeni bir şekilde belirledikleri sahneydi.* ülkeler savaşa girse de halkların tam olarak düşman olmayı beceremediklerini ve bazı durumlarda önceliklerin değişebileceğini gösteren bir sahneydi.
--spoiler--
ayrıca bir at ancak bu kadar güzel olur:
görsel
filmin fragmanını da ekleyelim, kolaylık olsun.
https://www.youtube.com/watch?v=xRf3SfeMRD4
bugün koca sinema salonunda 4-5 kişiyle beraber izlediğimiz filmdir. öncelikle the artist filmini izlemeye gitmiştik temelde. sağolsunlar nasıl bir sinema sistemi varsa kafam girsin ona demek istiyorum buradan. yahu 10 dalda oscar adayı olmuş, vizyona girmesinden 15 gün geçen bir film nasıl olur da eskişehirde hiçbir sinemada olmaz yahu. işte biraz da bunun siniriyle yeni bir film baktık. war horse'u gördük. oscar adayı olması dışında hiçbir bilgim yoktu film hakkında ve konusuna dair en ufak bir şey bilmeyerek önyargısızca izlemeye karar verdik.
yalnız filme girerken bildiğin "at,avrat,silah" üçlemesi üzerinden baya bi saçma espriler çıktı, siz de deneyin *
--spoiler--
film 2 saat 40 dakika ama inanın en ufak bir sıkılma belirtisi olmuyor ve film akıp gidiyor. hiçbir bilgim olmadığı için canımız ciğerimiz sherlock'umuzu * ve midnight in paris'teki scott fitzgerald rolündeki temiz yüzlü abimizi * görmek hoş bir sürpriz oldu benim için. super 8 ve terra nova facialarından sonra steven spielberg'e güvenim azalmışken doping gibi geldi bu film. çok harika sahneleri vardı. özellikle atın üzerindeki dikenli telleri kesen iki askerin muhabbet ettiği sahne on numaraydı. asker psikolojileri ve savaşın işe yaramazlığı, beyhudeliği harika alt metinlerle anlatılmış.o at belki cgi olabilir ama eğer gerçekse söyleyecek kelime bulamıyorum. the artist'teki köpekle kapışırdı eğer kendi dallarında bir ödül olsaydı.
--spoiler--
izlemediyseniz gidin efendim hiç pişman olmayacaksınız. *
yalnız filme girerken bildiğin "at,avrat,silah" üçlemesi üzerinden baya bi saçma espriler çıktı, siz de deneyin *
--spoiler--
film 2 saat 40 dakika ama inanın en ufak bir sıkılma belirtisi olmuyor ve film akıp gidiyor. hiçbir bilgim olmadığı için canımız ciğerimiz sherlock'umuzu * ve midnight in paris'teki scott fitzgerald rolündeki temiz yüzlü abimizi * görmek hoş bir sürpriz oldu benim için. super 8 ve terra nova facialarından sonra steven spielberg'e güvenim azalmışken doping gibi geldi bu film. çok harika sahneleri vardı. özellikle atın üzerindeki dikenli telleri kesen iki askerin muhabbet ettiği sahne on numaraydı. asker psikolojileri ve savaşın işe yaramazlığı, beyhudeliği harika alt metinlerle anlatılmış.o at belki cgi olabilir ama eğer gerçekse söyleyecek kelime bulamıyorum. the artist'teki köpekle kapışırdı eğer kendi dallarında bir ödül olsaydı.
--spoiler--
izlemediyseniz gidin efendim hiç pişman olmayacaksınız. *
bursa kent meydanı avşar sinemasında en küçük salon ayrılmış olup, en büyük iki salonun ise berlin kaplanına ayrıldığını gördükten sonra koyayım sinema zevkinize diye düşündürten film.
basit bir bakış açısıyla film sıkabilir diyebilirsiniz ancak uzun süresine rağmen bir kez bile sıkmayıp, hüzünlendirmiş, keyiflendirmiş, hissettirmiştir. atların ne kadar hisli canlılar olduklarını, esas hayvanın ise bizzat insanlar olduğunu gördük bir kez daha.
basit bir bakış açısıyla film sıkabilir diyebilirsiniz ancak uzun süresine rağmen bir kez bile sıkmayıp, hüzünlendirmiş, keyiflendirmiş, hissettirmiştir. atların ne kadar hisli canlılar olduklarını, esas hayvanın ise bizzat insanlar olduğunu gördük bir kez daha.
gişe filmleri arasında kaybolmuş bir güzel filmdir.ayrıca şunları hatırlatmıştır bana:
(bkz: yılkı atı)
(bkz: abbas sayar)
(bkz: yılkı atı)
(bkz: abbas sayar)
spielberg'den yeni bir "er ryan" bekleyenler için hayal kırıklığı olabilecek ama diğer yandan hayvan sevgisi ekseninde savaşın duygusal boyutunu oldukça iyi ele alan bir film.
sinemada reklamlarla 3 saatinizi alacağı kesin ama gidip izleyin gönül rahatlığıyla.
oscar mevzusunda ise belki 6 dalda aday oldu (ki çoğunluğu teknik dallar) ama hiç ödül de alamayabilir. notum 7,5/10.
sinemada reklamlarla 3 saatinizi alacağı kesin ama gidip izleyin gönül rahatlığıyla.
oscar mevzusunda ise belki 6 dalda aday oldu (ki çoğunluğu teknik dallar) ama hiç ödül de alamayabilir. notum 7,5/10.
izlenilmesi gereken vizyon filmlerinden biri.
https://www.youtube.com/watch?v=fd1EMpfhNQ0
https://www.youtube.com/watch?v=fd1EMpfhNQ0
hayvan sevgisi-dram-savaş karışımı film.
sinemada izlemezseniz de olur.
sinemada izlemezseniz de olur.
savaş denen deliliği bir atın gözünden yansıtan bir yapım. joey'nin iki siper arasında tellere takılıp kaldığında onu kurtarmak için gelen ingiliz ve alman askerleri arasındaki konuşmadan sonra savaşın ne kadar anlamsız bir şey olduğunu daha iyi kavrıyor insan. benzer bir diyalog joyeux noel filmindeki ingiliz, alman ve fransız komutanların yaptığı konuşmalarda da vardı.
80 dakikadır izlediğim ve tahminimce yarısı henüz biten uzun film.
spilberg'in harikalar yarattığı film.
bir atın doğumundan itibaren yaşadıklarını konu alıyor. önce ingiliz ordusu için alınan at daha sonra almanların eline geçiyor, daha da sonra tekrar ingilizlerin eline. tabii ki sadece at izlemiyoruz. 1. dünya savaşı sahneleride muazzam. görsel efektler gerçekten harikulade.
izleyin izlettirin. 9,5/10
bir atın doğumundan itibaren yaşadıklarını konu alıyor. önce ingiliz ordusu için alınan at daha sonra almanların eline geçiyor, daha da sonra tekrar ingilizlerin eline. tabii ki sadece at izlemiyoruz. 1. dünya savaşı sahneleride muazzam. görsel efektler gerçekten harikulade.
izleyin izlettirin. 9,5/10
steven spielberg'in son şaheseri.
1. dünya savaşı dönemini birçok açıdan ele almış ve o duyguyu gayet iyi yansıtmayı başarmış bir yapım. son dönemde izlediğim en etkileyici ve izlenmeye değer filmlerden biri.
albert ın atla kurduğu duygusal bağ, verdiği eğitim sırasında yaşanan bazen komik, bazen duygusal, bazen de dramatik anlar gerçekten harikaydı.
emillie nin joey e engelden atlamayı öğretmeye çalıştığı fakat başaramadığı sahne de bayağı bir tebessüm ettirmiştir. filmin sonunda kavuşurlar dedim ama yanıldım.
ayrıca filmin çekimlerinde teknolojinin nimetlerinden faydalanılmış bir atın bu kadar zeki olabileceği ihtimaline pek inanmıyordum biraz araştırınca işin altında yatan gerçeği öğrendim. joey tamamen stüdyoda canlandırılmış bir at. maket bir ata filmin detaylarında yer alan etkileyici sahnelerde kullanılacak anlar birkaç kişi yardımıyla istenilen şekilde yaptırılıyor ama yine de güzel. ben gerçek farz ederek, benim de böyle bir atım olsa diyerekten izledim ne yalan söyleyim*.
film de en etkilendiğim diyalog da albert in anne ve babası arasında geçen bir konuşmadan sonra, annenin söylediği şu kelimelerdi;
"senden daha çok nefret edebilirim ama daha az sevemem."
iki kişi arasındaki ilişkinin boyutunu tek cümlede özetlemeye yetiyor. harika hakikaten.
neyse izlemenizi tavsiye ederim. biraz uzun ama filmin başında zaten akıntıya kapılıp sürükleniyorsunuz.
bunlarda filmin perde arkasından;
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
1. dünya savaşı dönemini birçok açıdan ele almış ve o duyguyu gayet iyi yansıtmayı başarmış bir yapım. son dönemde izlediğim en etkileyici ve izlenmeye değer filmlerden biri.
albert ın atla kurduğu duygusal bağ, verdiği eğitim sırasında yaşanan bazen komik, bazen duygusal, bazen de dramatik anlar gerçekten harikaydı.
emillie nin joey e engelden atlamayı öğretmeye çalıştığı fakat başaramadığı sahne de bayağı bir tebessüm ettirmiştir. filmin sonunda kavuşurlar dedim ama yanıldım.
ayrıca filmin çekimlerinde teknolojinin nimetlerinden faydalanılmış bir atın bu kadar zeki olabileceği ihtimaline pek inanmıyordum biraz araştırınca işin altında yatan gerçeği öğrendim. joey tamamen stüdyoda canlandırılmış bir at. maket bir ata filmin detaylarında yer alan etkileyici sahnelerde kullanılacak anlar birkaç kişi yardımıyla istenilen şekilde yaptırılıyor ama yine de güzel. ben gerçek farz ederek, benim de böyle bir atım olsa diyerekten izledim ne yalan söyleyim*.
film de en etkilendiğim diyalog da albert in anne ve babası arasında geçen bir konuşmadan sonra, annenin söylediği şu kelimelerdi;
"senden daha çok nefret edebilirim ama daha az sevemem."
iki kişi arasındaki ilişkinin boyutunu tek cümlede özetlemeye yetiyor. harika hakikaten.
neyse izlemenizi tavsiye ederim. biraz uzun ama filmin başında zaten akıntıya kapılıp sürükleniyorsunuz.
bunlarda filmin perde arkasından;
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
çok güzel bir filmdi, kurgusu ve hayvan sevgisi sanırım bukadar güzel işlenebilirdi.Atlardan çok korkardım bu filmi izledikten sonra hayran oldum. Duygusal sahneler yoğun.IMDB puanına aldanmayın derim.
Başrolde bildiğin at oynamaktadır...
Gündemdeki Haberler