bugün
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- yuzırların süper güçleri9
- enteresan beddualar9
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız4
- seni hayata bağlayan şey8
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak3
- dövmesi olan yazarlar6
- a milli futbol takımına bir bahane bırak3
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- cumartesi gecesi intihar etmek5
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- nervio'nun kedi kumu5
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı4
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek5
- siz yazın ben yatıyorum3
- madem elenecektiniz lucescu yu neden öldürdünüz2
- termodinamiğin ikinci kanununu silkmek5
- sevgilisini paylaşan adam3
- vurduran erkek davranışları3
- salyangozun bıraktığı gümüşsü iz4
- johnny deep barış akarsu benzerliği2
- keranenin darvinci açıklaması2
- 48 takım içinde 47 nci olmak2
- treni kaçırmak5
- gavat bir insan olmak3
- platonik aşk5
- renault toros ile eğitim veren sürücü kursu2
- köle isaura2
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- 0 gol 0 puan2
- crrc corporation3
- ankara mı istanbul mu9
- jd vance2
- berberlere zam gelmesi7
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
- billy joel2
- haiti3
- iç anadolu ağzı3
- erkeklerin akılsızlıkları9
- markette taze fasulye 100 tl köylü satıyor 100 tl3
- öpüşemeyen zenon2
- yaz gribi3
- sinekkaydı gezmenin bağımlılık yapması3
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- teoman müziği bıraktı2
- gamba biber2
- sözlük düşünce çalılıkları sıklığı2
- aylık 362 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
ne kadar da kırılmış ve ne kadar hüzünlü bir kelimeydi yokluğun. tarifini beceremediğim renkler gibi. içimi kıpır kıpır eden, biraz garibime giden, bolca sevdiğim o cümlelerin gibi.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar