bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması29
- ecevit denince akla gelen şeyler22
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı5
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı14
- mustafa kemal atatürk3
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- cedidacer7
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler6
- ölüm orucu5
- allah bize salat etti3
- simko315
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- nick vermeden bir yazara seslen5
- manifest6
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- sözlükte ki türk düşmanları10
- türkiye 0 7 fransa5
- memduh bashgan10
- ölen birini özlemek2
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- dişimi acaba lan bu2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- türk olmayan türkler5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- true'nun silik olması2
- ligin ilk ikisinde amedspor'un ve cimbomun olması3
- peçe2
- meksika açmazı macerası7
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- pkklı aileleri2
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- roman çöpü hagi4
- siber devrim2
- hewal ebo6
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- esat oktay yıldıran3
- devşirme orta asya köpeği memduh4
- bölücüye sövdük diye çaylak olmak3
- kürt memduh4
- etzincan kürdü memduh4
- özel sektör vs devlet sektörü3
- durumumuz kudretlidir3
- sorgulama dürtüsü2
- marisa tomei2
- amedspor'un kürt milliyetçisi bir takım olması3
- kredi kartı borcu3
- filenin balonları3
- s'i l v'e r m'i s t7
ne kadar da kırılmış ve ne kadar hüzünlü bir kelimeydi yokluğun. tarifini beceremediğim renkler gibi. içimi kıpır kıpır eden, biraz garibime giden, bolca sevdiğim o cümlelerin gibi.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
senin ünlemelerin, benim sigaram.
ne olurdu bir yudum daha alsaydım gözlerinin ferinden? kaçıp gittiğin o şiirden, hiç mi gelmez şimdi seslerim dudaklarına? hiç mi üşümez ellerin? hiç mi gülmez yüzün artık?
tırnaklarını yiyen bir çocuğun umursamazlığı gibi, ben de bıraktım gitti hayatı, önümde uzanıp akan bir nehir gibi. gelişine yaşamak bu olsa gerek. tadı kekremsi. oysa ne çok severdim karmaşıklığını, karışıklığını. sürekli dağınık, olabildiğince göz kamaştırıcı.
saplantılı bir hal aldıktan sonra sevgi denilen şey, bırakıp gitmek en doğru olanıydı.
hayır, en kolay olanıydı.
hangimizin cesareti vardı ki geride durup gözlerimizden çıkan şimşeklere tahammül etmeye? daha kaç tel saçımız beyazlayacaktı bir tek gülümseme ve mutlu an için? ikimizin seçimleri de aynıydı. ne bir eksik ne bir fazla. uğruna savaştığımız şeyin sonundaki halimizi gördükten sonra, ki bu en acı verici kısmıydı.
bırakıp gitmekti en doğru olanı.
kaçmaktı. savaşmamak, bol bol ağlamak ve bol bol boşluğa bakmaktı. artık düşünemeyen, tek derdi incitmek olan insanlardık. gözlerin/mdeki gülümseme tad vermiyordu.
aynı şarkıya saplanmak gibiydi seni sevmek. başka bir şey dinlemeye çalışmak, ama becerememek, mahkum olmak, bundan da zevk almak gibi. evin önüne 2-3 metre karın olması gibi. can sıkıcı, ama bir o kadar da güzel!
gittin. olanca acımasızlığınla.
insan bazen söylemek istediklerini söyleyemiyor. söylemek istemiyor ya da. bu da öyle bir şeydi. gitme diyemedim. belki senin gitmeni istedim. belki de hep söylediğim gibi damarlarımdaki bir zehirdin, arınamadığım kendi başıma. gittin ve ben tek başıma kaldım.ama kalan kişi yaşayanlar ülkesindedir. kalan kişi yaşayacaktır. kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar