bugün
- naber lan hayatsızlar4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- iyi geceler arkadaşlar4
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- kabak tatlısını sevenler15
- sigara içelim mi5
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- otel odasında intihar etmek6
- 48 saat uyumamak2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- kızgın yağ yanığı4
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- alt haşortmanı4
- durkheimın intihar teorisi10
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
- ismet ibni karaağa vel harem pipigittievi2
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- fingirdek sözlük erkeği6
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar2
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- taksim delisi cenk7
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- tren5
- anın görüntüsü25
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- kalkar kalkmaz sigara içmek2
ahmet altan'ın köşesinde tayyip'e ve yandaşlarına kapak yaptığı yazısıdır. Biraz tarafsız durulup bakıldığında oy verilen adamın , vereni de vermeyenide domalttığı ap açık ortada.
--spoiler--
Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan, Başbakan Erdoğan'ı eleştirdiği yazısında çok ağır ifadeler kullandı. Ahmet Altan'ın sözleri büyük yankı uyandıracak.
Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan, Başbakan Erdoğan eleştirilerin de deyim yerindeyse yine kantarın topuzunu kaçırdı.
işte Ahmet Altan'ın o çok konuşulacak yazısından bir bölüm:
TEK KiŞiLiK MiLLET
Siyasetçinin oyu arttıkça gerçek değeri ortaya çıkıyor.
Başbakan Erdoğanın arkasında yüzde ellilik bir destek var, iki kişiden biri ona oy vermiş.
Sorunları çözmek için önünde hiçbir engel yok.
Ama tek bir sorunu bile çözemiyor.
Çapı yetmiyor çünkü.
12 Eylül Anayasasını hala değiştiremedi, bu gidişle de değiştiremeyecek.
Kürt meselesini çözemedi, gitti silahın gölgesine yattı, Kıbrıs meselesini çözemedi, gitti askerlerin politikasını benimsedi, Alevi sorununu çözemedi, Ermeni sorununu çözemedi, Avrupa Birliği sorununu çözemedi.
Üstelik bu sorunların hepsinin çözülmesi gerektiğini ve nasıl çözüleceğini biliyor.
Daha önce kendisi anlatıyordu nasıl çözüleceğini.
O zamanlar önünde asker vardı, onların arkasına saklanıyordu, asker yüzünden çözemiyorum demeye getiriyordu, askerî vesayet bitti ve kendi cesaretsizliğinden, küçük hesaplarından dolayı çözemediği ortaya çıktı.
Son zamanlarda dört elle sarıldığı ucuz popülizmden de bundan sonra çözmeye hiç niyeti olmadığı, meseleleri sahte kavgalarla kamufle etmeye uğraşacağı anlaşılıyor.
Sadece şu son zamanlarda yaşadıklarımıza bakın.
Uludere katliamının sorumluları hâlâ bulunamadı.
ilk işi, katliamı gerçekleştiren ordunun Genelkurmay Başkanına teşekkür etmek olan bir Başbakanın o sorumluları ortaya çıkarmaya hiç de istekli olmadığı görülüyor zaten.
Şike meselesinin göbeğine daldı, eline yüzüne bulaştırdı.
Şike sahtekârlık demek, ahlak adına sanata müdahale etmeye kalkan adamın ahlak anlayışı bu sahtekârlıktan hiç gocunmuyor, nasıl bir ahlaksa artık.
Dış politika komedi dizisine döndü, komşularla sıfır sorun, Ortadoğuda anlaşmazlıklarda biz arabuluculuk yapacağız derken, sorunumuz olmayan ülke kalmadı neredeyse, barışmak için bizim arabuluculara ihtiyacımız var.
Peki, ne yapıyor önünde bunca büyük sorun duran ve birkaç yıla kadar başbakanlığı bırakacak adam?
Aydınları düşman ilan ediyor.
Belediye tiyatrolarında bürokratların sanat meselelerine karışmasına karşı çıkıp bu uygulamayı eleştirenlere verdiği cevaba bakın, Şehir Tiyatrolarında yapılan bir yönetmelik değişikliği üzerinden hem bizi hem tüm muhafazakârları aşağılamaya, küçümsemeye başladılar. Soruyorum, yahu siz kimsiniz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kalmıştır.
Erdoğan olayları inanılmaz biçimde çarpıtıyor.
Tiyatroya bürokratlar karışmasın tezine cevap olarak muhafazakârları aşağılıyorlar diyor.
Kasaba ahlakını bürokratlar eliyle tiyatroya taşımaya kalkan bir zihniyeti, muhafazakâr değerlerin tek sahibi gibi göstermeye uğraşıyor.
Tam bir Kemalist despot gibi her şeyi ben bilirim, sanatı da ben bilirim, beni eleştiremezsiniz diyor.
istiyor ki hiç anlamadığı sanat konusundaki keyfiliklerine sanatçılar sessiz kalsın, eleştirmesin.
Sonra da kendi despotluğunu aydınlara yansıtıyor, despot aydınlar diyor.
Topu yok, tüfeği yok, partisi yok, seçmeni yok, bir aydın nasıl despot olacak?
Eleştirmek, sanata bürokratların karışmamasını istemek ne zamandan beri despotluk sayılıyor?
Başbakanı ya da belediye başkanını eleştirmek ne zamandan beri milleti azarlamak oluyor?
Ne zamandan beri Erdoğan kendini millet olarak görmeye başladı?
Kendini millet sanan son şaşkın Evrendi, yaptıklarını eleştirenlerin Türkiyeyi eleştirdiklerini söylerdi.
Şimdi de Tayyip Paşa çıktı.
Beni eleştirmek, milleti eleştirmektir.
Zaten bu çarpılma neredeyse her sözünde ortaya çıkıyor, tiyatroları özelleştireceğim diyor, özelleştirsin bunda itiraz edilecek bir şey yok ama arkasından biz hükümet olarak istediğimiz oyuna desteğimizi veririz diyor.
Devletin hazinesi Erdoğanın kesesi değil, öyle her istediğine parayı dağıtamaz ama ruhundaki Kemalist yansımayla kendini hazinenin sahibi sanıyor, istediğine para verecekmiş, destekleyeceği piyesin sanatsal değerini de kimse sorgulamayacakmış.
Siyasetteki yetersizliğini, sorunları çözmedeki beceriksizliğini şimdi aydınlarla girişeceği bir savaşla saklamaya çalışacak.
Siyasette kurnazlık bugüne dek kimseye hayır getirmedi.
Bütün ordu dövüştü aydınlarla.
Ne oldu?
işini dürüstçe yapan hiç kimse aydınlarla dövüşmez, aydınlarla dövüşmeye başladın mı dürüstlükten saptığın yerleri eleştiriden uzaklaştırmak istiyorsun demektir.
Uluderede köylüleri kim öldürdü?
Despot aydınlar mı?
Söylesene kim emir verdi öldürülmeleri için?
Buna cevap vermek yerine aydınlarla kavga etmek kolay değil mi?
Hiç mi bitmeyecek hey tanrım bu ülkede sahtekârlık?
--spoiler--
--spoiler--
Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan, Başbakan Erdoğan'ı eleştirdiği yazısında çok ağır ifadeler kullandı. Ahmet Altan'ın sözleri büyük yankı uyandıracak.
Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan, Başbakan Erdoğan eleştirilerin de deyim yerindeyse yine kantarın topuzunu kaçırdı.
işte Ahmet Altan'ın o çok konuşulacak yazısından bir bölüm:
TEK KiŞiLiK MiLLET
Siyasetçinin oyu arttıkça gerçek değeri ortaya çıkıyor.
Başbakan Erdoğanın arkasında yüzde ellilik bir destek var, iki kişiden biri ona oy vermiş.
Sorunları çözmek için önünde hiçbir engel yok.
Ama tek bir sorunu bile çözemiyor.
Çapı yetmiyor çünkü.
12 Eylül Anayasasını hala değiştiremedi, bu gidişle de değiştiremeyecek.
Kürt meselesini çözemedi, gitti silahın gölgesine yattı, Kıbrıs meselesini çözemedi, gitti askerlerin politikasını benimsedi, Alevi sorununu çözemedi, Ermeni sorununu çözemedi, Avrupa Birliği sorununu çözemedi.
Üstelik bu sorunların hepsinin çözülmesi gerektiğini ve nasıl çözüleceğini biliyor.
Daha önce kendisi anlatıyordu nasıl çözüleceğini.
O zamanlar önünde asker vardı, onların arkasına saklanıyordu, asker yüzünden çözemiyorum demeye getiriyordu, askerî vesayet bitti ve kendi cesaretsizliğinden, küçük hesaplarından dolayı çözemediği ortaya çıktı.
Son zamanlarda dört elle sarıldığı ucuz popülizmden de bundan sonra çözmeye hiç niyeti olmadığı, meseleleri sahte kavgalarla kamufle etmeye uğraşacağı anlaşılıyor.
Sadece şu son zamanlarda yaşadıklarımıza bakın.
Uludere katliamının sorumluları hâlâ bulunamadı.
ilk işi, katliamı gerçekleştiren ordunun Genelkurmay Başkanına teşekkür etmek olan bir Başbakanın o sorumluları ortaya çıkarmaya hiç de istekli olmadığı görülüyor zaten.
Şike meselesinin göbeğine daldı, eline yüzüne bulaştırdı.
Şike sahtekârlık demek, ahlak adına sanata müdahale etmeye kalkan adamın ahlak anlayışı bu sahtekârlıktan hiç gocunmuyor, nasıl bir ahlaksa artık.
Dış politika komedi dizisine döndü, komşularla sıfır sorun, Ortadoğuda anlaşmazlıklarda biz arabuluculuk yapacağız derken, sorunumuz olmayan ülke kalmadı neredeyse, barışmak için bizim arabuluculara ihtiyacımız var.
Peki, ne yapıyor önünde bunca büyük sorun duran ve birkaç yıla kadar başbakanlığı bırakacak adam?
Aydınları düşman ilan ediyor.
Belediye tiyatrolarında bürokratların sanat meselelerine karışmasına karşı çıkıp bu uygulamayı eleştirenlere verdiği cevaba bakın, Şehir Tiyatrolarında yapılan bir yönetmelik değişikliği üzerinden hem bizi hem tüm muhafazakârları aşağılamaya, küçümsemeye başladılar. Soruyorum, yahu siz kimsiniz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kalmıştır.
Erdoğan olayları inanılmaz biçimde çarpıtıyor.
Tiyatroya bürokratlar karışmasın tezine cevap olarak muhafazakârları aşağılıyorlar diyor.
Kasaba ahlakını bürokratlar eliyle tiyatroya taşımaya kalkan bir zihniyeti, muhafazakâr değerlerin tek sahibi gibi göstermeye uğraşıyor.
Tam bir Kemalist despot gibi her şeyi ben bilirim, sanatı da ben bilirim, beni eleştiremezsiniz diyor.
istiyor ki hiç anlamadığı sanat konusundaki keyfiliklerine sanatçılar sessiz kalsın, eleştirmesin.
Sonra da kendi despotluğunu aydınlara yansıtıyor, despot aydınlar diyor.
Topu yok, tüfeği yok, partisi yok, seçmeni yok, bir aydın nasıl despot olacak?
Eleştirmek, sanata bürokratların karışmamasını istemek ne zamandan beri despotluk sayılıyor?
Başbakanı ya da belediye başkanını eleştirmek ne zamandan beri milleti azarlamak oluyor?
Ne zamandan beri Erdoğan kendini millet olarak görmeye başladı?
Kendini millet sanan son şaşkın Evrendi, yaptıklarını eleştirenlerin Türkiyeyi eleştirdiklerini söylerdi.
Şimdi de Tayyip Paşa çıktı.
Beni eleştirmek, milleti eleştirmektir.
Zaten bu çarpılma neredeyse her sözünde ortaya çıkıyor, tiyatroları özelleştireceğim diyor, özelleştirsin bunda itiraz edilecek bir şey yok ama arkasından biz hükümet olarak istediğimiz oyuna desteğimizi veririz diyor.
Devletin hazinesi Erdoğanın kesesi değil, öyle her istediğine parayı dağıtamaz ama ruhundaki Kemalist yansımayla kendini hazinenin sahibi sanıyor, istediğine para verecekmiş, destekleyeceği piyesin sanatsal değerini de kimse sorgulamayacakmış.
Siyasetteki yetersizliğini, sorunları çözmedeki beceriksizliğini şimdi aydınlarla girişeceği bir savaşla saklamaya çalışacak.
Siyasette kurnazlık bugüne dek kimseye hayır getirmedi.
Bütün ordu dövüştü aydınlarla.
Ne oldu?
işini dürüstçe yapan hiç kimse aydınlarla dövüşmez, aydınlarla dövüşmeye başladın mı dürüstlükten saptığın yerleri eleştiriden uzaklaştırmak istiyorsun demektir.
Uluderede köylüleri kim öldürdü?
Despot aydınlar mı?
Söylesene kim emir verdi öldürülmeleri için?
Buna cevap vermek yerine aydınlarla kavga etmek kolay değil mi?
Hiç mi bitmeyecek hey tanrım bu ülkede sahtekârlık?
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com