bugün
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- cehennem korkusu12
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- yunus emrenin sik gibi şair olması3
- cuckold4
- biraderikos5
- sözlükte kadın yokluğu3
- muz yiyen kızın amacı3
- mesajlara geç cevap veren kız4
- türbanlıyla sevişmiş şanslı erkek3
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- ölü balık eli7
- mutsuz insan kendisine zarar verir4
- nato2
- küçükken sıçtığınız yerler3
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar17
- yapay zeka ile flört uygulamalarının geleceği2
- severus snape4
- larisalisa2
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi22
- geliyorum diyen kız2
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek5
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun5
- mohamed salah ghaly3
- hardcore ne demek sorunsalı7
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- aylık 412 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- nietszche'nin ahlak anlayışı4
- ordu da hafta sonu denize giriş yasağı2
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin6
- big black dick'in türkçesi3
- nesimi çimen2
- filmlerdeki mantık hataları3
- no matter how long it takes2
- karışık kızartma6
- benlik davasından vazgeçmek4
- lord voldemort2
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam14
- asık suratım2
- patates kızartması yeme zevki4
- çok çişi gelen insan9
- deniz göktaş25
- çocukluk arkadaşının mezarına toprak atmak2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı10
- özgürlük ve güvenlik paradoksu4
- alevilerde muhammed ismi3
- uzun adam6
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
tüm sayısal derslerin sıkıntısını alan ve genelde öğrencilerin sevdiği ders.
(bkz: egemen sınıfların tarihi)
tarih bir din değildir.
tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağa saygı göstermez...
tarihçinin kınama veya yüceltme rolü yoktur, sadece izah eder!
tarihçi, çağdaş ideolojik şemaları geçmişe yapıştırmaz, bugünün hassasiyetlerini geçmiş olaylara yerleştirmez!
özgür bir devlette parlamentolar ve adli merciler gerçek tarihi tanımlayamaz!
tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağa saygı göstermez...
tarihçinin kınama veya yüceltme rolü yoktur, sadece izah eder!
tarihçi, çağdaş ideolojik şemaları geçmişe yapıştırmaz, bugünün hassasiyetlerini geçmiş olaylara yerleştirmez!
özgür bir devlette parlamentolar ve adli merciler gerçek tarihi tanımlayamaz!
bir ulusun sicil kaydıdır.
Kpssye hazırlanırken ilgimi çeken ve daha sonra kopamadığım çoğu insanın hozşlanmadığı bir ders..
eğer bu hayatta kesin diye bir şey varsa, eğer tarihten bir şey öğrenebildiysek o da şudur ki istediğimiz kişiyi öldürebiliriz.
suikastlara gönderme yaparak.
(bkz: the godfather)
suikastlara gönderme yaparak.
(bkz: the godfather)
tek bir gerçeği vardır ama öylesine yoruma açıktır ki aynı olayı birden fazla şekilde duyarsınız.
dersinden her ne kadar nefret etsem de, dünya üzerindeki en güzel bilimdir.
eğer sözlükte tarih hocası veya tarihle ilgilenen birisi varsa kendisine sorularım olacak, lütfen dürtüversin.
eğer sözlükte tarih hocası veya tarihle ilgilenen birisi varsa kendisine sorularım olacak, lütfen dürtüversin.
bir bilim dalı olarak bilinmesine rağmen bir bilimdalı olmadığını az sonra anlayacağımız paradoks.
bir olguyu bilim olarak tanımlamak için o olgunun ampirik yollarla ispatlanabilmesi gerekmektedir. oysa tarih ampirik yollarla izah edilemez. geçmişte yaşanmış olayların günümüze geçişi ve yorumu ne denli objektif olabilir?
mesela, bizler tarih kitapları okurken, bazı savaşlarda aslında türklerin bozguna uğratıldığı ve gerisin geriye kaçtığını asla duymayız genelde türkler akıllıca bir hareketle geriye doğru çekilirler.
bu anlamda tarih kendi içerisinde çatışmakta ve gerçek tarih, resmi tarih gibi tuhaf kavram kargaşalarına dönüşmektedir.
bilim kendini tekerrür etmez bilimin net çizgileri vardır. tarihte bir olay tartışılırken tekerrür etmesi ya da günümüze uyarlanması gibi bir durum söz konusu değildir. çünkü şartlar, zamanlar, kişiler, teknoloji değişmiştir. bu durumda tarihe bir bilim dalı demek yanlış, hikayebilim ya da ibretlik hadiseler diye tanımlamak doğrudur.
'' tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir, yapan yazana sadık kalmadıkça durum vahimdir'' *
mustafa kemal atatürk
bir olguyu bilim olarak tanımlamak için o olgunun ampirik yollarla ispatlanabilmesi gerekmektedir. oysa tarih ampirik yollarla izah edilemez. geçmişte yaşanmış olayların günümüze geçişi ve yorumu ne denli objektif olabilir?
mesela, bizler tarih kitapları okurken, bazı savaşlarda aslında türklerin bozguna uğratıldığı ve gerisin geriye kaçtığını asla duymayız genelde türkler akıllıca bir hareketle geriye doğru çekilirler.
bu anlamda tarih kendi içerisinde çatışmakta ve gerçek tarih, resmi tarih gibi tuhaf kavram kargaşalarına dönüşmektedir.
bilim kendini tekerrür etmez bilimin net çizgileri vardır. tarihte bir olay tartışılırken tekerrür etmesi ya da günümüze uyarlanması gibi bir durum söz konusu değildir. çünkü şartlar, zamanlar, kişiler, teknoloji değişmiştir. bu durumda tarihe bir bilim dalı demek yanlış, hikayebilim ya da ibretlik hadiseler diye tanımlamak doğrudur.
'' tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir, yapan yazana sadık kalmadıkça durum vahimdir'' *
mustafa kemal atatürk
"tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez" *
tarih; ileri gitmek için geriye çekilmiş oktur.
batıdaki karşılığı grekçedeki istoriadan gelmektedir.iyonya lehçesinde bildirme, haber alma yoluyla bilgi edinme anlamlarında kullanılan kelimedir.
tarih başlangıçtan ibarettir.
yapılır ama bozulamaz.
bir zaman değil olaylar bütünüdür.
yapılır ama bozulamaz.
bir zaman değil olaylar bütünüdür.
"Tarih, faydası herkesi kapsayan bir ilimdir. Yaşanılan çağın olaylarıyla, eski çağın olaylarını karşılaştırıp sonuca varmak gerekir." naima
bilimdir!
tozu alınmış geçmiş zamandır.
tarih öğretmenimizin yıllar önce 'tarih nedir'üzerine kurduğu, kimin sözü olduğunu bir türlü hatırlayamadığım ama beynimden bir türlü silinmeyen güzel bir tanımı vardır.
bakışlarını geri çevirmiş bir peygamberdir tarih,
olmuş olandan hareketle olacak olanı haber verir.
bakışlarını geri çevirmiş bir peygamberdir tarih,
olmuş olandan hareketle olacak olanı haber verir.
bir tanıdığım demişti,kerem niye insanlar bizim tarihimizi bizden iyi biliyorlar diye,bense açıklamıştım;
tarih,karmaşadır,tarihi içinde yaşayarak öğrenirseniz,bunu yaşatanlar tarihin kötü yönlerini sansürler veya size hiç öğretmezler,dışarıda ki ülkelerde de öyledir.
fransız ihtilal'ini ele alalım isterseniz,fransızlar bunu yaşadığı için çok iyi bilmez,nitekim karmaşanın tam içindedirler,eğer biri dışarıdan bir gözlem yaparsa,sadece bir yerin değil,heryerin nabzını tutar,dışarıdan yapılan gözlemler daha sağlıklıdır,nitekim fransızlar bir karmaşayı,bin ölümü yaşayarak mecbûren taraflı bir inceleme yaptılar,gerçi bir olayı görebilen herhangi bir insan o olay hakkında ufak bir hipotezi kafasında gerçekleştirebilir ama gözlem,deney ve gözlemleme yapmadığı için kabataslak bir fikirdir.
dışarıdan yapılan bir gözlemin yerini asla alamaz.
bu,hayal ederek uyuyama gibi paradoksal bir durumdur,aslında uyurken rüya görürüz,ama yatakta hayal kurarsak uyuyamayız,aradaki bağlantı ise,olayı içeriden yaşarsak daha iyi gözlem yapacağımız hipotezi,ama çoğu bünyeye kesinlikle daha mantıklı gelen dışarıdan izleyip bir sonuç çıkarma anti-hipotezidir, hipotezin ve anti-hipotezin birbirini nasıl tamamladığı farkedilirse, şaşırılacağına eminim ..
tarih böyle bir şey yani.
tarih,karmaşadır,tarihi içinde yaşayarak öğrenirseniz,bunu yaşatanlar tarihin kötü yönlerini sansürler veya size hiç öğretmezler,dışarıda ki ülkelerde de öyledir.
fransız ihtilal'ini ele alalım isterseniz,fransızlar bunu yaşadığı için çok iyi bilmez,nitekim karmaşanın tam içindedirler,eğer biri dışarıdan bir gözlem yaparsa,sadece bir yerin değil,heryerin nabzını tutar,dışarıdan yapılan gözlemler daha sağlıklıdır,nitekim fransızlar bir karmaşayı,bin ölümü yaşayarak mecbûren taraflı bir inceleme yaptılar,gerçi bir olayı görebilen herhangi bir insan o olay hakkında ufak bir hipotezi kafasında gerçekleştirebilir ama gözlem,deney ve gözlemleme yapmadığı için kabataslak bir fikirdir.
dışarıdan yapılan bir gözlemin yerini asla alamaz.
bu,hayal ederek uyuyama gibi paradoksal bir durumdur,aslında uyurken rüya görürüz,ama yatakta hayal kurarsak uyuyamayız,aradaki bağlantı ise,olayı içeriden yaşarsak daha iyi gözlem yapacağımız hipotezi,ama çoğu bünyeye kesinlikle daha mantıklı gelen dışarıdan izleyip bir sonuç çıkarma anti-hipotezidir, hipotezin ve anti-hipotezin birbirini nasıl tamamladığı farkedilirse, şaşırılacağına eminim ..
tarih böyle bir şey yani.
tarih, insanlıkla ilgili olayları bir tablo düzenine uydurmaya çalışan olaylar dizisi yardımıyla anlatalabilir. Tarih avcı ve toplayıcıların küçük, yalıtılmış kültürleriyle başlar; ürün toplayan ve hayvancılıkla uğraşan toplulukların gelişimine ve ardından tarıma dayalı devletlerin oluşumuna kadar devam ederek Batı'daki modern toplumların ortaya çıkışıyla sonuca varır.
tekerrütten ibaret olan habire değişim gösteren döngüdür.
bizden sonraki yüzyıllarda kesinlikle çarpıtılamayacağına inandığım bilim dalıdır.
çalışmak zorunda olmadığınız zaman, sadece merak ettiğiniz için açıp okuduğunuzda çok eğlenceli ve öğrenmenin kolay olduğu ders halini alandır. ama yumurta kapıya dayandığında, çalışmak zorunda kalınca ne okuduğunuzdan bişey anlarsınız, ne bir zevk alırsınız. bir cümle bile eziyet gibidir. çok yaratıcı küfürler bulunur hatta bu dönemde, padişahından savaşına, yerleşik hayatından altın zırhlı adamına kadar tuhaf küfürler keşfettiğim olmuştur.
tarih bir silahtır. kim elinde tutuyorsa ve hangi yöne doğrultuyorsa o tarafı tehdit eder. şöyle ki bugün bizim bildiğimiz osmanlı tarihi avusturyalı hammer isimli bir tarihçinin yazdığı tarihtir. bunun nedeni ise osmanlı arşivlerine göre yazılacak olan bir tarihin bugünkü ulus devlet anlayışına bir temel hazırlama fikrine ters düşmesidir. zira çoğu kimse padişahların annelerinin ceneviz, italyan, rum, fransız vb. milletlerden devşirilen cariyeler olduğunu bilmezler. bir de gidip bu hatunların türbelerine adak adarlar. fatih'ten sonra türk soyundan gelenlerin sarayın 1 km yanına yaklaştırılmadığını, bütün erkanın devşirmeler üzerine kurulu olduğu gerçeğide "biz ki adalardan modalardan gelmiş bir neslin evlatlarıyız" cıların işine gelmez. bu durum osmanlı'nın çok büyük ve adil bir imparatorluk olduğu gerçeğini değiştirmez fakat gerçek olanla yüzleşmeye henüz kimse hazır değildir.
örneğin hilafet makamını incelersek, fıkıha göre bir kişinin halife olması için kureyş kabilesinden gelmesi gerekmektedir. fakat kerbela olayında hz. hasan ve hz. hüseyin'in bütün ailesi ile birlikte öldürülmesi ile kureyş kabilesinden kimse kalmaz ve hilafet dini değil siyasi bir makam olarak varlığını sürdürür. emeviler, abbasiler derken hemen her müslüman hükümdarın yanında bir halife belirir. işte yavuz sultan selim de mısır'i işgal ettiğinde memlük sarayında bu halifelerden birini bulur ve gücüne güç katmak için hilafeti istanbula getirir. halbuki hilafetin biteli yüzyıllar olduğunu kendisi de bilmektedir. amaç siyasi güç ve düzendir.
bir başka örnek birinci inönü muharebesidir. bu harekat aslında yunan ordusunun keşif harekatıdır. yunan ordusu hafif techizat ve silahlar ile keşif yapmakta iken karşılarında siperde bekleyen 24. tümeni buldular ve takviye edilmiş bu birlik karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar . çünkü amaçları işgal ya da muharebe değil keşif yapmaktı. fakat o tarihlerde bir zafere ihtiyacı olan tbmm bu harekatı tarihe 1. inönü muharebesi olarak geçirdi.
sadece biz de olmuyor tabi ki bu tür siyasi açılımlar. örneğin bizans ismi. bizans imparatorluğu diye anılan imparatorluk aslında doğu roma imparatorluğudur. fakat kendini roma imp. uğunun asıl varisi olarak göstermek isteyen kutsal roma-germen imp. doğu romayı aşağılamak ve siyasi olarak düşük göstermek için bu ismi uydurmuş ve tüm dünyaya empoze etmiştir.
yakın tarihte cezayirde, kuzey ve orta amerika'da, hindistanda yaşanan soykırımlardan eser bulamazsınız. ne fransa cezayiri sömürmüş ve amerikalılar kızılderililere vebalı battaniyeler vermiş ne de ingilizler hindistan'da çocuklara logaritmik cetveli ezberletip beyin yıkamıştır. dediğim gibi tarih bir silahtır. kim güçlü ise onun elindedir ve kime isterse ona doğrultur.
örneğin hilafet makamını incelersek, fıkıha göre bir kişinin halife olması için kureyş kabilesinden gelmesi gerekmektedir. fakat kerbela olayında hz. hasan ve hz. hüseyin'in bütün ailesi ile birlikte öldürülmesi ile kureyş kabilesinden kimse kalmaz ve hilafet dini değil siyasi bir makam olarak varlığını sürdürür. emeviler, abbasiler derken hemen her müslüman hükümdarın yanında bir halife belirir. işte yavuz sultan selim de mısır'i işgal ettiğinde memlük sarayında bu halifelerden birini bulur ve gücüne güç katmak için hilafeti istanbula getirir. halbuki hilafetin biteli yüzyıllar olduğunu kendisi de bilmektedir. amaç siyasi güç ve düzendir.
bir başka örnek birinci inönü muharebesidir. bu harekat aslında yunan ordusunun keşif harekatıdır. yunan ordusu hafif techizat ve silahlar ile keşif yapmakta iken karşılarında siperde bekleyen 24. tümeni buldular ve takviye edilmiş bu birlik karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar . çünkü amaçları işgal ya da muharebe değil keşif yapmaktı. fakat o tarihlerde bir zafere ihtiyacı olan tbmm bu harekatı tarihe 1. inönü muharebesi olarak geçirdi.
sadece biz de olmuyor tabi ki bu tür siyasi açılımlar. örneğin bizans ismi. bizans imparatorluğu diye anılan imparatorluk aslında doğu roma imparatorluğudur. fakat kendini roma imp. uğunun asıl varisi olarak göstermek isteyen kutsal roma-germen imp. doğu romayı aşağılamak ve siyasi olarak düşük göstermek için bu ismi uydurmuş ve tüm dünyaya empoze etmiştir.
yakın tarihte cezayirde, kuzey ve orta amerika'da, hindistanda yaşanan soykırımlardan eser bulamazsınız. ne fransa cezayiri sömürmüş ve amerikalılar kızılderililere vebalı battaniyeler vermiş ne de ingilizler hindistan'da çocuklara logaritmik cetveli ezberletip beyin yıkamıştır. dediğim gibi tarih bir silahtır. kim güçlü ise onun elindedir ve kime isterse ona doğrultur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar