bugün
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- yunanistan23
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- hayvan gibi acı salça yemek3
- irmik helvası vs un helvası18
- midilli adası3
- yapay zeka sohbet botları ve flört2
- aşka düşmek2
- gürsel tekin'in görevden alındığı iddiası2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak28
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- dekolteye bakar mısınız11
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- aylık 414 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır6
- japonya23
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- cem küçük6
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- granny sevgili3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin7
- bik bikle yemek yapmak10
- fırın poşetinde tavuk patates2
- ketçap aromalı ruffles10
- adanalı ateist10
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- borsa 10 000 lere gidebilir mi5
- gammaz çetesi çökertildi8
- türk kahvesi7
- 31 çekerken dinlenecek şarkılar2
- priapizm3
- melamin tabak5
- eye of the tiger dinleyerek yapılabilecek şeyler4
- üşüyen erkek12
- hiç porno izlememiş erkek9
- ekşi bir yazar kaybetti uludağ bir yazar kazandı5
- gelecek partisi'nin kapanması12
- gürcistan26
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması11
- keşke küçükken sanayiye verselerdi3
- daş göprü sarmsağ geldih2
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket10
- inek sütü içmemize rağmen inek olmamamız4
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
- tez yazmak7
abd'nın los angeles kentinde uzun ince bir bulvar. caddenin bir bölümü şehrin "piyasa" bölgesi iken, diğer bir bölümü açıkça bir kenar mahalledir.
los angeles'ın en uzun bulvarlarından biridir. hollywood boulevard'ın paralelinde bulunur. caddenin doğu istikametine doğru ilerlerseniz nispeten yoksul meksikalıların mahalleleriyle karşılaşırsınız. doğuya değilde 2-3 km. batı istikametine gittiğinizde şehrin en renkli yerlerine gelirsiniz ki, burada çok sayıda bar, club ve striptiz club vardır. her an bir ünlü görme ihtimaliniz bulunur, paris hilton da misal burada alkollü yakalanmıştır. batı istikametinde az daha gittimi beverly hills karşınıza çıkar. malikanelerin heybeti dudak uçuklatır. beverly hills'ten 10-15 dakikalık bir araba mesafesi daha gittinizmi denizi görüceksiniz sakın şaşırmayın. orası santa monica'dır.
billy wilder' in hollywood kargaşasını gözler önüne seren 1950 yapımı başyapıtı.
başrollerinde Gloria Swanson ve William Holden'ın yer aldığı Billy Wilder yönetmenliğindeki 1950 yapımı bir filmdir **. Film adını Los Angeles'ta yer alan ünlü bulvardan almaktadır. Gloria Swanson filmde canlandırdığı parlaklığını yitirmiş Hollywood yıldızı Norma Desmond rolüyle, unutulmazlar arasına girmiştir. Film 11 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve bunlardan üçünü kazanmıştır.
sepulveda boulevard'dan sonra la'in en uzun ikinci bulvarı. ayrıca batıda pasifik'e ulaştığı yer santa monica değil; pacific palisades'dir. (bkz: sunset strip)
geçmişe karşı obsessif ve öldürücü bir bağlantıyı imleyen film. sinemanın sessiz dönemleri ile sesli dönemleri arasındaki gerilim ve durumunu vurgulaması açısından ilginçtir(ihanet mi acaba?]. Nora Desmond bu unutulmuşluğun bir parçası mıdır? bir çok kişi belki de olay örgüsü açısından- ki wilder in bir çok filminde hikaye sonundan anlatılmaya başlanır- filmi farklı görse de, aslına bakarsanız bu filmi biraz da ölümsüz kılan son sahne;Nora desmond'un kendisini özdeşleştirdiği mekandan ayrıldığı sahnedir; kameraların albenisi midir çeken? yoksa bir illlüzyon ürünü olan kameralar mı her tarafı dökülen ve yalancı bir ihtişam ile yalancı dünyalarda yaşayan star eskisinin aldanışı mı? film star sorunsalı, onun parlama ve sönme dönemlerine dair ciddi sorular sormaktadır.
norma desmond karakterinin gerçekten gerçekleri yansıttığını düşündürten başyapıt. hastalık yapıyormuş gerçekten beyazperde kamera neyim.
1949 tarihli gloria swanson' un belkide tüm sinema tarihindeki en iyi oyunculuklardan birini gösterdiği muhteşem film. günümüzden 62 yıl önce billy wilder tarafından senaryosu yazılıp yönetilmiştir. şairane replikler ve alttan sürekli sızan gerilimi ile hitchcock' u kıskandıracak güzellikte. kanımca bronenosets potyomkin' in gümüş ekran dönemi için ifade ettiği ile citizen cane ve sunset blvd' ın sesli dönem amerikan filmleri için ifade ettiği eşdeğerdir.
havuzdaki ölü adam görüntüsü alfred hitchcock' un lodger' ındaki orijinal çekimleri andırıyor. billy wilder' ın diğer filmlerine kıyasla içinde melodramatik öğeler hiç yok denebilir ve bu da filmin gerçek zeminini oluşturarak diğer film noir örneklerinden ayrılıyor.
ketum uşak rolündeki erich von stroheim oldukça başarılı. norma desmond karakteri müthiş çizilmiş narsistik bir yapıya sahip ve filmin finalindeki ünlü merdiven ve yakın plan çekimlerine söylenecek söz yok.
kesinlikle sinema tarihinin kilometre taşlarından biri.
havuzdaki ölü adam görüntüsü alfred hitchcock' un lodger' ındaki orijinal çekimleri andırıyor. billy wilder' ın diğer filmlerine kıyasla içinde melodramatik öğeler hiç yok denebilir ve bu da filmin gerçek zeminini oluşturarak diğer film noir örneklerinden ayrılıyor.
ketum uşak rolündeki erich von stroheim oldukça başarılı. norma desmond karakteri müthiş çizilmiş narsistik bir yapıya sahip ve filmin finalindeki ünlü merdiven ve yakın plan çekimlerine söylenecek söz yok.
kesinlikle sinema tarihinin kilometre taşlarından biri.
sessiz sinemadan sesli sinemaya geçen hollywood'un değişen film anlayışını, insan ilişkilerini; hiç değişmeyen işleyişini ve iç yüzünü hem eski bir sessiz film yıldızı, hem de umutları tükenmiş genç bir senaryo yazarı gözünden anlatan 1950 yapımı billy wilder'ın bol ödüllü filmi. klasikleşmiş, kara filmlerin en güzellerinden biridir. büyük umutlar kitabındaki yıllarca üzerinde toz tutmuş gelinliğiyle, o, nikah günü reddedilmesinden önceki halini yaşayan, Bayan Havisham ile sessiz sinemanın yıldızı, yirmi yıldır unutulmuş eski yıldız Norma Desmond arasında kurulan benzerlik çarpıcı ve dehşetengizdir. tüm hikayeyi; ölü bulunduğu saray yavrusu malikanenin havuzundan; beş parasız, umutları tükenmiş, genç senaristimiz, yakışıklı William Holden anlatmaktadır; hem de gerçek hikayeyi, eski bir yıldızın karıştığı sansasyonel hollywood cinayetini. filmin gerilim dozu çok güzel ayarlanmış. özellikle tüm ihtişamının içinde ıssız, rüzgarın ve sadık uşağın çaldığı org ile ürpertici, her tarafı kaplayan norma desmond fotoğrafları ve mumya briç partileriyle geçmişte yaşayan malikaneyle yaratılan esrarengiz atmosfer ve film boyunca ritmi arttıran müziğin de etkisiyle bu başarılmış.
star sistemini, yapımcı sultasını, sanattan uzaklanışı, umutları ve emekleri sömürülen isimsiz oyuncuları,yazarları, medyanın skandal merakını yani hollywood ve çevresinin iç yüzünü anlatmasının yanında filmde aşkın halleri aslında tüm hastalıklı durumları anlatılmaktadır.
ama en ilginci şüphesiz norma desmond'u onaltı yaşında keşfeden, ilk sessiz filmlerini çeken, norma'nın ilk kocası sessiz dönemin umut vaad eden genç yönetmenlerinden Maximillian "Max" von Mayerling'in acayip aşkı ve tutkusudur. norma'nın onu terk edişinden sonra kendisine gelememiş, yirmi yıldır sinemadan kopmuş ancak kendini hala geçmiş ihtişamlı günlerinde zanneden, melankoli hastası norma'nın uşağı max olmayı tercih etmesi akıllara zarar bir durumdur. max'in tek amacı norma'yı hala yıldız olduğuna inandırarak, normanın da içten içe hissettiği o büyük hayalkırıklığını, acı gerçek sonucu büyük yıkımı yaşamasını önlemektir ve bu yolda her yolu denemektedir. tabi yalanlardan kurulmuş bu sahte cennetin de bir sonu vardır ancak final sahnesi aşk cinayeti ile taçlandırılmış bir yıkımın en güzel yürüyüşü olur. bu sahnede herkes eski rolüne kavuşur; max kameralara motor diyen yönetmen,norma da kameraların pür dikkat odaklandığı ışıltılı yıldız...
filmde max'ı canlandıran Erich von Stroheim'un da sessiz dönem yönetmenlerinden biri olması da hoş ötesidir.
sinemasal ayrıntı: david lynch'in bir yönüyle hollywood'un iç yüzünü anlattığı; mulholland drive filminde, kameranın odaklandığı sunset bulvarı tabelası belki de billy wilder'ın sunset boulevard'ına hem tematik hem de saygı yüklü bir selamdır.
star sistemini, yapımcı sultasını, sanattan uzaklanışı, umutları ve emekleri sömürülen isimsiz oyuncuları,yazarları, medyanın skandal merakını yani hollywood ve çevresinin iç yüzünü anlatmasının yanında filmde aşkın halleri aslında tüm hastalıklı durumları anlatılmaktadır.
ama en ilginci şüphesiz norma desmond'u onaltı yaşında keşfeden, ilk sessiz filmlerini çeken, norma'nın ilk kocası sessiz dönemin umut vaad eden genç yönetmenlerinden Maximillian "Max" von Mayerling'in acayip aşkı ve tutkusudur. norma'nın onu terk edişinden sonra kendisine gelememiş, yirmi yıldır sinemadan kopmuş ancak kendini hala geçmiş ihtişamlı günlerinde zanneden, melankoli hastası norma'nın uşağı max olmayı tercih etmesi akıllara zarar bir durumdur. max'in tek amacı norma'yı hala yıldız olduğuna inandırarak, normanın da içten içe hissettiği o büyük hayalkırıklığını, acı gerçek sonucu büyük yıkımı yaşamasını önlemektir ve bu yolda her yolu denemektedir. tabi yalanlardan kurulmuş bu sahte cennetin de bir sonu vardır ancak final sahnesi aşk cinayeti ile taçlandırılmış bir yıkımın en güzel yürüyüşü olur. bu sahnede herkes eski rolüne kavuşur; max kameralara motor diyen yönetmen,norma da kameraların pür dikkat odaklandığı ışıltılı yıldız...
filmde max'ı canlandıran Erich von Stroheim'un da sessiz dönem yönetmenlerinden biri olması da hoş ötesidir.
sinemasal ayrıntı: david lynch'in bir yönüyle hollywood'un iç yüzünü anlattığı; mulholland drive filminde, kameranın odaklandığı sunset bulvarı tabelası belki de billy wilder'ın sunset boulevard'ına hem tematik hem de saygı yüklü bir selamdır.
1950 yapımı güzel film.
sinemasever birinin sinemadaki yerini benden iyi belirleyeceği ama sıradan bir seyirci olarak uğruna ölünmeyecek bir film yorumunu yapacağım filmdir kendileri. dönemine göre oldukça başarılı bir film, örneğine çok sık rastlanmadığı için bu yorumu yapabiliyorum.
1.45 ayırılıp izlenebilir bir film ama imdb puanına aldanmayın, dediğim gibi, o sinemadaki yerine verilmiş bir puan.
1.45 ayırılıp izlenebilir bir film ama imdb puanına aldanmayın, dediğim gibi, o sinemadaki yerine verilmiş bir puan.
--spoiler--
filmde max'ın sonlarda bir-iki dakikalığına da olsa yönetmenliğe dönüş anlarındaki tavırları ve bn. desmond tarafından başka bir yönetmen * zannedilince yüzünde beliren hüzün gerçekten muhteşem oyunculuk örnekleridir ve
--spoiler--
her oyunculuk öğrencisine izlenmesi tavsiye edilecek anlardır.
filmde max'ın sonlarda bir-iki dakikalığına da olsa yönetmenliğe dönüş anlarındaki tavırları ve bn. desmond tarafından başka bir yönetmen * zannedilince yüzünde beliren hüzün gerçekten muhteşem oyunculuk örnekleridir ve
--spoiler--
her oyunculuk öğrencisine izlenmesi tavsiye edilecek anlardır.
Klasiklerden bir başyapıt başrolde gloria swanson wiliam holden olduğu bir psikolojik dram filmi.
Ek: bir zamanların tom hanksi olan william holden.
Replik: 50 yaşında olmak utanılacak bir şey değil yeterki 25 yaşındaymış gibi davranma.
Ek: bir zamanların tom hanksi olan william holden.
Replik: 50 yaşında olmak utanılacak bir şey değil yeterki 25 yaşındaymış gibi davranma.
gloria swanson ın norma desmond karakterini mükemmel bir şekilde canlandırdığı 1950 yapımı film,film severler mutlaka izlemeli.
Film bitince neden şimdiye kadar izlemedim diye kendime kızdım. 1950 yapımı bir film ve siyah beyaz çekim aslında alfred hitchcock'un rope filmi 1948 yapımı olup renkli çekilmişti bu neden böyle anlayamadım ama neyse. Konusu itibariyle mükemmel oyunculuklara diyecek bir şey bulamıyorum. Şimdi ki yönetmen ve senaristlerin ders olarak izlemesi gereken film.
--spoiler--
Joe'nun norma'ya sigara almak için eczaneye girdiğine şaşırırken bir de joe türk sigarası alabilir miyim abdullas olsun diyince 5 sn dona kaldım. Sonradan öğrendim 1900lerde Amerika'da türk sigarası pahalı ve kaliteli bir sigara imiş.
--spoiler--
--spoiler--
Joe'nun norma'ya sigara almak için eczaneye girdiğine şaşırırken bir de joe türk sigarası alabilir miyim abdullas olsun diyince 5 sn dona kaldım. Sonradan öğrendim 1900lerde Amerika'da türk sigarası pahalı ve kaliteli bir sigara imiş.
--spoiler--
Harbi sağlam filmdir haa..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar