bugün
- en son aldığınız iltifat9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- yunanistan24
- hayvan gibi acı salça yemek6
- aşka düşmek4
- dekolteye bakar mısınız15
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- bizim derdimiz kimseyle uğraşmak değil2
- daş göprü sarmsağ geldih3
- irmik helvası vs un helvası18
- gocu12
- zenginlik hayatı3
- erleg han3
- neyse arkadaşlar3
- evli bir kadın neden süslenir2
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- aylık 416 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- ballbusting'in türkçe karşılığı2
- fırın poşetinde tavuk patates4
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- ali vefa5
- domdomusa'nın çaylağının açılması gerekliliği3
- japonya23
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- metresi olan erkekler2
- rammstein'ı ram markası sanmak3
- erleg han sarı tekerdir2
- aptal kadın2
- sifonu çekince gitmeyen bok2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- cennet3
- meme çapını ölçmek2
- 582
- ismail kartal3
- bir adamı kanunla koruyan zihniyet2
- priapizm4
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- sevilen kızın sessiz ama ölümcül ossurması2
- bik bikle yemek yapmak10
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- malidzano2
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
Filmleriyle 21 kere Oscara aday olan Wilber, bu ödülü 7 kez kazanmıştır. Bazı filmleri:
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
sinemaya geçiş yapmadan önce viyana üniversitesinde hukuk okumuş avusturya asıllı yönetmen ve rejisör.
klasik hollywood ana-akım sinemasında 'fark'ını hemen belli eden, sinema tarihinin en büyük ustalarından biridir. bu kadar az entry alması üzücü. belli türlerle ve kalıplarla oynayıp, onları insani bir zemine yerleştiren ve ardından çarpıcı tezler çıkaran filmlere sahiptir. çifte tazminat ve sunset bulvarı, kara-film türünü canlandıran, karakter draması türünü bu türle iç içe geçiren, ayrıca sinematografisi ve renkleriyle bir şaheser konumuna ulaşmış en önemli iki filmidir. komedileri bu filmlerin gerisinde kalsa da, önemleri asla inkar edilemez. sonuç olarak bir 'wilder modeli' vardır sinemada.
alfred hitchcock'tan sonra sinema tarihinin en iyi yönetmenidir, bence.
1906 polonya doğumlu yönetmendir. ailesini nazi kamplarında kaybetmiştir. kariyerine senarist olarak başlamış ve sonrasında en iyi yönetmen dalında sekiz kez aday gösterilmiştir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
1906 doğumlu 2002 yılında ölen komedi ve film-noir türünün en önemli temsilcilerindendir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
Avusturya doğumlu, Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senarist.
kocasından tatminsiz/memnun olmayan, aldatmaya teşne femme fatale'ler, pragmatist, ahlaksızlığa, başarı için kuralları çiğnemeye hazır çürümüş erkekler, ilahi adaletin tecellisi, illa ki büyük bir plot twist ve nedendir bilmem huysuz, suratsız hizmetçiler... kısaca bay wilder.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
charlotte chandlerın "billy wilder" biyografisini bitirdim bu sabah. ünlü yönetmenin anılarını ve hayatını kaleme almış. açık konuşmak gerekirse bilinmeyen pek çok saklı bilgileri de açığa çıkarmış...
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
Gelmiş geçmiş en büyük yönetmen.
stalag 17 ve çifte tazminat gibi iki dev şaheseri bizlere armağan eden Yahudi asıllı yönetmen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar