bugün
- hep kendini suçlamak9
- havalar da ısındı9
- son 20 yılın en gıcık lafı13
- kılıçdarı destekleyen sanatçılar5
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- türkçe ezana kuduran türk3
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek2
- araplaşmış türkler2
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği6
- yalnız yaşamak12
- güne bir şarkı bırak5
- adolf hitler'in 6 milyon yahudi öldürdüğü yalanı3
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun4
- superman rolünü oynayan kişiler2
- hangi manifest kızısın8
- sadece bayan entrylerini okumak5
- uysaljakoben11
- true'ya arkadan sahip olmak16
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- vazgeçmek3
- ona bir şey söyle17
- sigarayı tersten yakmak2
- wp hesabını silmek2
- çekyat kanepe kaplatma4
- iyi bakalım4
- kız arkadaşının her bokuna karışan erkek2
- bir avukatın suçlu olduğu bilinen kişiyi savunması3
- pizzanın kenarını yememek4
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı4
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak3
- hazır mantı4
- herşeyi boş verip pastör olmak3
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- götü büyük kadın2
- aipac'tan iran müzakelerinde israil saldırı hakkı2
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- eşek sucuğu3
- hayatımın özeti3
- en son ne aldınız5
- kahvede muhabbet etmek3
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- bornova2
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- namus takıntısı olan erkek17
- naber lan filozof denilen ülke2
Filmleriyle 21 kere Oscara aday olan Wilber, bu ödülü 7 kez kazanmıştır. Bazı filmleri:
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
Bazıları Sıcak Sever (1959) Some Like It Hot
Yönetmen, Senarist
Sabrina (1954)
Yönetmen, Senarist
Sunset Blvd. (1950) Sunset Boulevard
Yönetmen, Senarist
Double Indemnity (1944)
Yönetmen, Senarist
sinemaya geçiş yapmadan önce viyana üniversitesinde hukuk okumuş avusturya asıllı yönetmen ve rejisör.
klasik hollywood ana-akım sinemasında 'fark'ını hemen belli eden, sinema tarihinin en büyük ustalarından biridir. bu kadar az entry alması üzücü. belli türlerle ve kalıplarla oynayıp, onları insani bir zemine yerleştiren ve ardından çarpıcı tezler çıkaran filmlere sahiptir. çifte tazminat ve sunset bulvarı, kara-film türünü canlandıran, karakter draması türünü bu türle iç içe geçiren, ayrıca sinematografisi ve renkleriyle bir şaheser konumuna ulaşmış en önemli iki filmidir. komedileri bu filmlerin gerisinde kalsa da, önemleri asla inkar edilemez. sonuç olarak bir 'wilder modeli' vardır sinemada.
alfred hitchcock'tan sonra sinema tarihinin en iyi yönetmenidir, bence.
1906 polonya doğumlu yönetmendir. ailesini nazi kamplarında kaybetmiştir. kariyerine senarist olarak başlamış ve sonrasında en iyi yönetmen dalında sekiz kez aday gösterilmiştir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
yönetmen olarak muhteşemdir ancak bir senaryo yazarı olarak bildiğin "aşmış" statüsündedir.
1906 doğumlu 2002 yılında ölen komedi ve film-noir türünün en önemli temsilcilerindendir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
7 Oscar almış. Ayrıca the lost weekend filminin de yönetmenidir.
Avusturya doğumlu, Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve senarist.
kocasından tatminsiz/memnun olmayan, aldatmaya teşne femme fatale'ler, pragmatist, ahlaksızlığa, başarı için kuralları çiğnemeye hazır çürümüş erkekler, ilahi adaletin tecellisi, illa ki büyük bir plot twist ve nedendir bilmem huysuz, suratsız hizmetçiler... kısaca bay wilder.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
filmlerinin bazı sahneleri senaryo dersi kalibresinde olan, bugün bile formül gibi kullanılan yönetmen ve senarist, sinema tarihinin en önemli isimlerinden. şahsımın da en sevdiği beş senaryo yazarından biri.
charlotte chandlerın "billy wilder" biyografisini bitirdim bu sabah. ünlü yönetmenin anılarını ve hayatını kaleme almış. açık konuşmak gerekirse bilinmeyen pek çok saklı bilgileri de açığa çıkarmış...
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
billy wilder zaten tartışılacak bir sinemacı değil sadece saygı duyabileceğiniz bir adam ama kitaptaki en can alıcı hikaye beni çok etkiledi;
Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in cenaze töreni... 1916 yılının soğuk ve sevimsiz bir kasım günü...
Cenazeyi ünlü Kapuzinergruft'a defnetmek üzere Kaertnerstrasse'den doğru getiriyorlar... En önde yeni ve genç imparator Karl yürüyor, yanında eşi Zita, dört yaşındaki oğlunu da elinden tutmuş...
Billy Wilder da ondan azıcık büyük bir çocuk, o da babasının elini tutmuş, bir kaldırım kenarından töreni izliyor.
Babası demiş ki: "Bak oğlum, bu tabutun içinde giden senin eski imparatorundur, bu tabutun önünde yürüyen senin yeni imparatorundur, onun yanındaki çocuk da senin gelecekteki imparatorundur."
Otuzlu yıllar... Viyana çocuğu Billy Wilder önce Berlin'de şansını denemiş, Naziler'in elinden kurtulmak için kapağı Amerika'ya atmış, orada ünlü bir sinema yönetmeni olmuştur...
Diyor ki: "Hollywood'da, büromda oturmuş bir senaryo üzerinde çalışıyordum... Sekreterim, bir 'hemşerimin' beni görmek istediğini söyledi... içeri buyur ettim... Siyasi mülteciymiş, işsizmiş, zor durumdaymış, çeviri falan yapabilirmiş, bir Viyanalı olarak kendisine yardım edebileceğimi düşünmüş..."
Wilder ekliyor: "Benden iş isteyen bu sessiz ve çekingen genç, babamın bana 'bak oğlum, bu da senin gelecekteki imparatorundur' demiş olduğu çocuktu!"
ismini söylememe gerek var mı bilmiyorum ama o çocuk 2011 yılında ölen tahtın varisi Otto von Habsburg!
Otto, hiçbir zaman "olmayan tahtta hak iddia etmek" saçmalığına kalkışmadığı gibi kraliyetin zevkini sürmek yerine "herkes" gibi yaşamayı tercih etmişti.
bunu biliyordum ama billy wilder'ın ayağına kadar gidip iş istediğini bilmiyordum...
ne hikaye ama?
Gelmiş geçmiş en büyük yönetmen.
stalag 17 ve çifte tazminat gibi iki dev şaheseri bizlere armağan eden Yahudi asıllı yönetmen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar