1. 1.
    abd'de, florida'nın güneydoğusundaki broward ilinde kent.
    atlas okyanusu kıyısında, miami'nin kuzeyinde.
    1921'e kadar birkaç ananas ve domates bahçesiyle birlikte bir palmiye ormanından ibaretmiş.
    sonradan büyüyüp serpilmiş.
    2 ... cikarinbeniburdan
  2. 2.
    avrupa 'daki film stüdyolarının asla sahip olamayacagı teknolojik aletleri elinde bulunduran, film stüdyolarından olusan koskoca bir sehir.
    2 ... martyns
  3. 3.
    (bkz: bollywood)
    ... siberr
  4. 4.
    her iyi oyuncunun hayaLi.tabi türkiyemizden öyle bir aday cıkmamış bulunuyor henüz.
    1 ... vi0la
  5. 5.
    70 li yılların vazgeçilmez eğlencesi trt ve mahalle sineması ile hayatımıza giren (en azından bizim kuşak için) abd filmleri adeta ulaşılmaz gibi görünen harikalıkta savaş va teknoloji senaryolarıyla gizliden gizliye beynimizi yıkamışlar. Şimdi daha iyi anlıyoruz ki türk filmlerinden daha saçma ve gerçekçilikten uzaklarmış...
    1 ... cuneytt69
  6. 6.
    ''Hollywood'da en iyi fikirlerimizi alırlar. Köle gibi çalışırız, yaratırız, yeniden yaratırız, değiştiririz. Bu oyunu yöneten budalalar için yenilikler, yeni düşünceler peşinde saatlerce, saatlerce koşarız. Sonunda elimize ne geçer? Boktan bir servet!'' *
    5 ... mulayim
  7. 7.
    türkçe meali kutsal ağaç ya da kutsal kütük olan los angelas a bağlı bir nahiye.
    3 ... vycell
  8. 8.
    hollanda'nın rotterdam şehrinde bir gece klubu *
    2 ... excalibur
  9. 9.
    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=229836
    ... meister writer
  10. 10.
    Charles Bukowski'nin senaryosunu yazdığı Barfly filminin yazım ve çekilme sürecini anlattığı romanı.
    Film, genç Chinaski'nin hayatının en büyük aşklarından birisini yaşadığı döneme dairdir. Mickey Rourke ve Faye Dunaway filmin iki başrol oyuncusuyken, kitapta film ve edebiyat dünyasına ait birçok önemli kişiyi bulabiliyoruz. Bukowski, her zamanki alaycılığıyla tüm bu kişilerle inceden dalgasını geçmeyi bilmiş. Oyuncu ve yönetmenlere verilen isimler bile başlı başına eğlencelik.
    Barfly ın yazılma aşamalarında bir otel odasında yapılan ciddi! Bir görüşmeden parçalar aşağıdadır:

    Jon-Luc Modard aniden ayağa kalkıp yanımıza geldi.
    "Şu kahrolası şaraptan bir bardak versenize", dedi.
    Bardağı ağzına kadar doldurdum. Bir dikişte içti. Tekrar doldurdum.
    "Yazdıklarını okudum", dedi. "En iyi tarafın yalınlığın, beyin zedelenmesi falan oldu mu sende hiç?"
    "Mümkün, 1957 senesinde neredeyse tamamen kansız kaldım. Merhametli bir hademe beni bulana kadar, hastanenin sefillere ait bölümünün bodrumunda iki gün kaldım. Sanırım orada birçok şeyimi yitirdim, zihinsel ağırlıklı bir kayıp... "
    Ardından iskemlelerimizi yaklaştırıp içmeye devam ettik ve jon-Luc konuşmaya başladı. Sadece bana bakarak aralıksız konuştu. Önceleri gururlandım ama bir süre sonra hissettiklerim azaldı(...)
    Jon-Luc durmuyordu(... )
    Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Tek hatırladığım bu.
    Ama Jon-Luc havaya girmişti.
    Söylediklerini anlayamıyordum artık. Hareket eden dudaklar görüyordum. Can sıkıcı değildi, orada duruyordu. Sakal tıraşına ihtiyacı vardı(... )
    Şarap aktı ve Jon-Luc konuştu.
    Kendime özgü o marazi kopukluk haline geçtim. (Böyle durumlarda) beynim duruverir. Dinlerim. Tepki veririm ve onlar orada olmadığımı fark edemeyecek kadar aptaldırlar.
    Şişeler boşaldı ve Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Bir alay şaşırtıcı şey söylediğinden eminim. Ben kaşlarını izliyordum (...)
    Ertesi sabah yatağımızdaydık, on bir sularında telefon çaldı.
    "Alo?"
    Pinchot'ydu.
    "Dinle, sana söylemem gereken bir şey var!"
    "Evet?"
    "Modard asla konuşmazdı. Şimdiye kadar hiç kimse, hiç kimse onu senin gibi konuşturamadı! Saatlerce konuştu! Herkes hayret etti!"
    "Eyvallah." (s.24 ve devamı)
    1 ... yage1497