bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları33
- reagan ridley9
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- vermio'nun ağzına vermek6
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- en iyi bisküvi9
- iltica13
- arkadaşlar bakar mısınız18
- yer çekimi mi atmosfer basıncı mı4
- sadece filistin'i önemsemek4
- mazotun litresi 101 lira34
- sözlüğün en zeki yazarı anketi4
- 31 çekmek çok yoruyor4
- true vs sarı şeker kafes dövüşü4
- gocu35
- hasan atilla uğur9
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- stormtrooper ların darth vader a darbe yapması4
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak6
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- bana onu sormayin5
- apoya statü verilen dönem7
- sıkıldım12
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması9
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi3
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması8
- g i l d e d l i l y27
- true'nin porno arşivi kaç gb3
- orospum3
- eti üç harfli4
- kürdü sevin3
- şu an aklınızı meşgul eden düşünce2
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak14
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- apoya af çıkartılması4
- intihar etmek3
- yazarların fobileri18
- yüzüğü kartallarla neden götürmediler sorunsalı2
- claudian clouds13
- yeni parti tüzüğü8
- bana çorba yapmak isteyen sözlük yazarları4
- sözlüğün en anonim yazarı5
- cicibebe2
- terminator gerçek mi oluyor9
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması3
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
bir knut hamsun romanı.
isveçli yazar knut hamsun' un, ilhamını kaybetmiş bir yazarın günlük yaşantısı ve umutlarından bahsettiği okunası kitaptır.
dünya klasikleri arasında yerini almış harika bir romandır. ayrıca sanılanın aksine yazarı knut hamsun isveçli değil norveçli'dir.
knut hamsun'un, konusu kristiania şehrinde geçen, gazeteye makaleler yazarak/yazmaya çalışarak geçimini sağlamaya çalışan bir yazarın hikayesini anlattığı bir dünya klasiği. cümleler sadedir, anlatım akıcıdır, insanı sıkmaz. okunasıdır.
mükemmel ötesi bir kitabın adı olmasının dışında, damı elden ayaktan düşüüren bir durumdur. safhaları vardır ve söz konusu kitapta genişce anlatılmıştır (kitabının reklamını yapan yazarlar gibi oldum; evet ben knut). gözlerin bulanıklaşması ciddi bir tehlikeye işaretttir mesela.
'la mahrumiyet bölgesinde misin, yesene bişeyler' diyen olursa şu karşılığı veririm: şimdi kim kalkıp yemek yapacak?
'la mahrumiyet bölgesinde misin, yesene bişeyler' diyen olursa şu karşılığı veririm: şimdi kim kalkıp yemek yapacak?
knut hamsun'un etkileyici kitabı. dünya klasikleri arasında yer almaktadır ayrıca. mükemmel bir yapıt. anlatılmak istenen okuyucuya fazlaca hissettiriliyor. alınası ,okunası kitap.
knut hamsun 'un etkileyici kaleminden çıkma, ismi ile müsemma bir açlık romanı.
genç bir yazarın parasızlıktan açlığa uzanan sefaletini ve gururu ile giriştiği çetin mücadeleyi anlatıyor kitap.
romanın başkahramanı olan entelektüel serserinin yaşantısı, çektiği açlık, geçirdiği ateşli nöbetler, sayıklamaları o kadar gerçekçi anlatılmış ki acımamak ve dahi acıkmamak imkansız. ölesiye açlık ile gelen sıyırmalar, zihinsel kopuşlar insana 'yemek yeme'nin ne kadar temel hayati bir fonksiyon olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
bir diğer akılda kalansa açlık ile gurur arasında yapılması gereken güç tercihler. açlıktan ölmek üzere olduğu sırada bile bakkaldan dönen fazla paraüstüne tamah etmeyen bir vicdan, anlatılan.
ve karın doyurmak için ne olursa olsun çalışma zorunluluğu. yeri geliyor bir entelektüele, üstünde örselenmiş bir kaç çaputla banklarda uyuklarken ve açlıkla boğuşurken, gazetelere dergilere gönderilmek üzere enikonu makaleler yazdırıyor.
behçet necatigil çevirisinden, yazarın biyografisi ile beraber okunmalı derim. ancak o zaman ortaya çıkıyor öylesi gerçekçi ifadelerin bir yaşanmışlığın ürünü olduğu gerçeği.
genç bir yazarın parasızlıktan açlığa uzanan sefaletini ve gururu ile giriştiği çetin mücadeleyi anlatıyor kitap.
romanın başkahramanı olan entelektüel serserinin yaşantısı, çektiği açlık, geçirdiği ateşli nöbetler, sayıklamaları o kadar gerçekçi anlatılmış ki acımamak ve dahi acıkmamak imkansız. ölesiye açlık ile gelen sıyırmalar, zihinsel kopuşlar insana 'yemek yeme'nin ne kadar temel hayati bir fonksiyon olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
bir diğer akılda kalansa açlık ile gurur arasında yapılması gereken güç tercihler. açlıktan ölmek üzere olduğu sırada bile bakkaldan dönen fazla paraüstüne tamah etmeyen bir vicdan, anlatılan.
ve karın doyurmak için ne olursa olsun çalışma zorunluluğu. yeri geliyor bir entelektüele, üstünde örselenmiş bir kaç çaputla banklarda uyuklarken ve açlıkla boğuşurken, gazetelere dergilere gönderilmek üzere enikonu makaleler yazdırıyor.
behçet necatigil çevirisinden, yazarın biyografisi ile beraber okunmalı derim. ancak o zaman ortaya çıkıyor öylesi gerçekçi ifadelerin bir yaşanmışlığın ürünü olduğu gerçeği.
norveç fanatiği bir veletken defalarca okuduğum, kütüphaneye bıraktıktan sonra günlerce ağladığım, geçenlerde "dolabımda bulunsun, almışken bi' daha okuyayım" deyip dandirik bir yayınevi baskısını aldığım muhteşem roman. bu kısım fazla subjektif oldu. şöyle söyleyeyim, hastalıkta veyahut açlıkta kişiye fayda sağlayabilecek bir eserdir.
entrynin bundan sonraki kısmı hafif spoilerlı gözükebilir, uyarayım.
efendim knut abimiz günlerce aç kaldıktan sonra birkaç parça bir şey buluyor. yiyor fakat midesi yediği gibi atıyor. ben hastayım mesela şu ara, 2 gündür 2 bardak su içtim, başka bir şey yok. içtiğim suyu da kusuyorum hemen. doktora gidemiyorum, yolda ortalığı rezil ederim zira. düşündüm sabah, dedim "ulan niye sürekli kusuyorum?". sonra kafama dank etti. 2 gündür ağzına bir lokma koymamışsın, ne bilsin olm yemek?
bu noktada, bir abimizin knut abimize verdiği tavsiye geldi aklıma. yamulmuyorsam sıcak sütle birlikte kırmızı et önermişti. cezveyi bulduğum vakit sıcak süt içeceğim, ha işime yaramazsa sçtık.
entrynin bundan sonraki kısmı hafif spoilerlı gözükebilir, uyarayım.
efendim knut abimiz günlerce aç kaldıktan sonra birkaç parça bir şey buluyor. yiyor fakat midesi yediği gibi atıyor. ben hastayım mesela şu ara, 2 gündür 2 bardak su içtim, başka bir şey yok. içtiğim suyu da kusuyorum hemen. doktora gidemiyorum, yolda ortalığı rezil ederim zira. düşündüm sabah, dedim "ulan niye sürekli kusuyorum?". sonra kafama dank etti. 2 gündür ağzına bir lokma koymamışsın, ne bilsin olm yemek?
bu noktada, bir abimizin knut abimize verdiği tavsiye geldi aklıma. yamulmuyorsam sıcak sütle birlikte kırmızı et önermişti. cezveyi bulduğum vakit sıcak süt içeceğim, ha işime yaramazsa sçtık.
Sultanlığa giden yolda ilk adım.
Önce sult olur insan, sonra sultan.
Önce sult olur insan, sonra sultan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar