bugün
- ben bir ceviz agacıyım6
- beyazconverse6
- sürekli kendini öven insan6
- türbede dua etmenin şirk olması14
- engelleyen insan kibri4
- yurt dışı çıkış harcı8
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- sokakta öpüşmek5
- çerçeve yasa29
- birazdan yer yerinden oynayacak3
- yazarların son içtiği içecek4
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- biliyorum ama soylemem3
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- nutellayı ekmeksiz yiyen insan kibri2
- fako beri bak beri2
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı4
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı2
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- arkadaşlar salam3
- kendine bakmayan insan2
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- dağ evi3
- g i l d e d l i l y11
- evde fare görmek6
- dump atan erkek mi olur aw4
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- avrupa yakası fatoş2
- 23 yaş3
- sözlüğün dili olsa da konuşsa4
- uludağ sözlük evreni3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- askeri imam hatip lisesi5
- mony tontana4
- idg integrated drive generator2
- fare sesi2
- yanma odası2
- gece sokakta boynunda iple gezen şeyh görmek4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- medet ya ali diyen alevi3
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi4
- asılmış şeyh4
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- hangi üye hangisiydi hepsi karıştı6
- benkimki6
barış bıçakçı'nın yeni romanıdır.
barış bıçakçı'nın da bir oktay rifat hayranı olduğuna delalettir.
Barış bıçakcı'dan beklentisi yüksek olanların hayal kırıklığı yaşadığı çok kötu bir kapağa sahip kitap.
yazar barış bıçakçıya ait bir roman.
--spoiler--
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. insan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez, olsa olsa kendini tekrar ederdi.
Rıfat, zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir aylak adam, bir lüzumsuz adam gibi, bir “R.” gibi, geziyor hayatın içinde. Hayat, arada Rıfat’ın dükkânına da uğruyor. Rıfat, filmleri, kitapları, hayalleri, fikirleri, dertleri, mes’eleleri de geziyor. Ortaya sorulmuş soruları üzerine alınıyor, bazı. Neyin peşinde bu adam?
Rıfat, bir hikâyenin içinde midir, anlamaya çalışıyor, insanın bir hikâyenin içinde olduğunu anlamasının yolunu arıyor… Seyrek yağmura şemsiye açılır mı?
--spoiler--
--spoiler--
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. insan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez, olsa olsa kendini tekrar ederdi.
Rıfat, zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir aylak adam, bir lüzumsuz adam gibi, bir “R.” gibi, geziyor hayatın içinde. Hayat, arada Rıfat’ın dükkânına da uğruyor. Rıfat, filmleri, kitapları, hayalleri, fikirleri, dertleri, mes’eleleri de geziyor. Ortaya sorulmuş soruları üzerine alınıyor, bazı. Neyin peşinde bu adam?
Rıfat, bir hikâyenin içinde midir, anlamaya çalışıyor, insanın bir hikâyenin içinde olduğunu anlamasının yolunu arıyor… Seyrek yağmura şemsiye açılır mı?
--spoiler--
Bizim büyük çaresizliğimiz kitabına hayran olduğum yazarın, bu kitabında resmen hayalkırıklığına uğradım.özellikle mi bu kadar kopuk kopuk parçalar,yoksa ben mi toparlayamadım anlamadığım kitap.
muhteşemliğinden sual olunmaz bir barış bıçakçı kitabı. rıfat seni çok seviyorum, keşke gerçek olsan.
--spoiler--
rıfat bir süredir çocukluğunu icat etmeye uğraşıyor. ilk denemesi epey başarılı. buna göre rıfat, sırtını büyük bir ormana dayamış tek katlı bir köy evinde doğuyor. çocukluğu bu köyde geçiyor. evlerinin biraz aşağısında bir dere var. çağıltısı hiç dinmiyor. dere: hep gidiyor ama hep orada. tam rıfat’a göre, yani hep gitmek ama hep aynı yerde kalmak. rıfat dereyi tutkuyla seviyor, dereye özeniyor. ona benzeyip benzemediğini görmek için boyu yettiği günden beri aynada kendine bakıyor. saçını derenin akış yönünde tarıyor, bakışlarına küçük girdaplar yerleştirmeye çalışıyor. sonra başı dönüyor, aynadan uzaklaşıyor.
derenin nereden, nasıl doğduğunu görmek için bağların bahçelerin ortasından, ormanın kıyısından saatlerce yürüyor, tepeleri tırmanıyor, kayalarda sekiyor. derenin doğduğu yere ulaşınca, bir taşa oturup suyun yeryüzüne çıkışını seyrediyor, çocukça bir hüzün duyuyor. az önce taşın toprağın kaygan, karanlık dilini konuşurken şimdi aydınlıkta, gözlerini kırpıştıran, durmadan dudaklarını yalayan bir bebek gibi mırıldanıyor su. aşağıya, köye doğru akarken, bulduğu kuytularda birikiyor ve üzerine eğilen canlıların yüzünü yansıtıyor.
rıfat da o günden sonra kuytularda, tenhalarda birikiyor, kendisine yaklaşan insanların imgelerini pırıl pırıl bir biçimde onlara geri vermek için sakin, durgun ve kıpırtısız olmaya çabalıyor.
--spoiler--
--spoiler--
rıfat bir süredir çocukluğunu icat etmeye uğraşıyor. ilk denemesi epey başarılı. buna göre rıfat, sırtını büyük bir ormana dayamış tek katlı bir köy evinde doğuyor. çocukluğu bu köyde geçiyor. evlerinin biraz aşağısında bir dere var. çağıltısı hiç dinmiyor. dere: hep gidiyor ama hep orada. tam rıfat’a göre, yani hep gitmek ama hep aynı yerde kalmak. rıfat dereyi tutkuyla seviyor, dereye özeniyor. ona benzeyip benzemediğini görmek için boyu yettiği günden beri aynada kendine bakıyor. saçını derenin akış yönünde tarıyor, bakışlarına küçük girdaplar yerleştirmeye çalışıyor. sonra başı dönüyor, aynadan uzaklaşıyor.
derenin nereden, nasıl doğduğunu görmek için bağların bahçelerin ortasından, ormanın kıyısından saatlerce yürüyor, tepeleri tırmanıyor, kayalarda sekiyor. derenin doğduğu yere ulaşınca, bir taşa oturup suyun yeryüzüne çıkışını seyrediyor, çocukça bir hüzün duyuyor. az önce taşın toprağın kaygan, karanlık dilini konuşurken şimdi aydınlıkta, gözlerini kırpıştıran, durmadan dudaklarını yalayan bir bebek gibi mırıldanıyor su. aşağıya, köye doğru akarken, bulduğu kuytularda birikiyor ve üzerine eğilen canlıların yüzünü yansıtıyor.
rıfat da o günden sonra kuytularda, tenhalarda birikiyor, kendisine yaklaşan insanların imgelerini pırıl pırıl bir biçimde onlara geri vermek için sakin, durgun ve kıpırtısız olmaya çabalıyor.
--spoiler--
"...şimdi gerçekten de uyumak istiyorum. yorulduğum ya da uzun bir mücadelenin sonunda güzel bir güne kavuşmanın huzurunu hissettiğim için değil. güzel günün, güzel şeylerin geçici olduğunu unutmak için uyumak istiyorum. geçicilik duygusunun insanı hep hazır olda tutan despotluğundan kaçmak için uyumak istiyorum. böylece güzelliğin daha da küçük daha da geçici bir parçasına razı olarak uykuya dalıyorum. uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalara..."
barış bıçakçı'nın canım kitabı.
-sevgilisiyle balkonda bira içip aşk, yaşlılık, roy andersson’un filmleri ve ahmet hamdi tanpınar üzerine konuşması gerek. oysa tanpınar diyor ki: “türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor.”
-bu ülkede pazar akşamlarının bir araya gelip, bırakın yetişkin bir insanı, herhangi bir şey meydana getirebileceğine inanıyor musunuz? getirse getirse bir yenilgi meydana getirir, bir yıkıntı meydana getirir.
-sevgilisiyle balkonda bira içip aşk, yaşlılık, roy andersson’un filmleri ve ahmet hamdi tanpınar üzerine konuşması gerek. oysa tanpınar diyor ki: “türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor.”
-bu ülkede pazar akşamlarının bir araya gelip, bırakın yetişkin bir insanı, herhangi bir şey meydana getirebileceğine inanıyor musunuz? getirse getirse bir yenilgi meydana getirir, bir yıkıntı meydana getirir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar