bugün
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın16
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları6
- rafadan yumurta kaç dk olmalı8
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi5
- hayata direnmek5
- kol saati takmanın anlamsızlığı5
- öbür sözlük4
- yoğurt11
- yazarların mezun olduğu okullar6
- yaşamak gibi ölmeyi de hak etmeli insan3
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- ölmesi gereken türk gelenekleri5
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır9
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- tuvalet atıkları bile abd'ye götürülecek4
- saraca finch house21
- istanbul da yaşamanın imkansız hale gelmesi4
- din kardeşimiz filistin6
- öbür sözlükte yazan biriyle ciddi düşünür müsünüz2
- rakının ülseri geçirmesi2
- erdoğan'ın trump'ı havaalanında karşılaması2
- elin bir başka kadının eline değmesi2
- daha 17 dizisi2
- sigarayı günde 1 dala düşürmek5
- dövmesi olan erkek7
- sevilen kadının topuklarını öpüp ısırmak7
- psikiyatri servisinde bir kızla tanışmak3
- çorabın tekini yutan çamaşır makinesi3
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- metres ilişkisine eğilimli erkek7
- korku filmleri3
- jagermeister4
- sözlüğe nude atar mısınız6
- acaba ütüyü prizde unuttum mu2
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık4
- tai lung'un kız halini kıskanıyor olmam6
- nasreddin hoca'nın eşeğine kayyum olarak atandım3
- sözlüğe vücudunun fotoğrafını atan kadınlar5
- düz lise mezunu2
- düzce3
- sözlüğün namus bekçileri5
- akp'li olmaya karar vermek2
- falıma bakmak isteyen sözlük yazarları5
- 40 yaş altı sözlük bebeleri11
- sözlük kızlarının bikinili fotoğrafının olmaması7
- düşünen her insan ateisttir3
- baş ağrısı5
- kadın solmayan bir çiçektir2
- burçlara inanmak6
heran bırakıp gitme tehlikesi olan yerine göre rezil varlıklar.
bu dünyada her şeyden önemli olan tek şey. o kişiyi bulunca uğrunda savaşırsınız, riske girersiniz, onu herşeyin önüne koyarsınız; geleceğin, hayatın, her şeyin... Belki tüm bunlar hayatınızı daha da zorlaştırır ama bunun önemi yoktur. çünkü kalbinizde bilirsiniz: o herşeye değerdir...
uğruna bir çok fedakarlık yapabileceğiniz tek insan,gün gelip kendinizden daha çok düşüneceğiniz tapılası insan.bunlarla beraber doğru insan olmadığı zaman vediğiniz sevgiye acımanıza,kendinizi pişmanlık kuyularının dibinde bulmanıza neden olan o çok sevdiğiniz insan.sevgili.
edebiyatta (bkz: mah)
Sevgilim bana benzemeli...
(bkz: beloved)
isp. eril: novio
dişil: novia
dişil: novia
hem mutluluk sebebiniz hem ağlama sebebiniz olabilecek aşk kişisi...
sevgi memleketinde doğan kişi.*
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarina,
mazilerinde görkemli bir yasanmisliga taniklik etmis olmasalardi eger!!
Can Yücel
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarina,
mazilerinde görkemli bir yasanmisliga taniklik etmis olmasalardi eger!!
Can Yücel
nazım hikmetin mektuplarında çoklukla kullandığı hitap şekli.
bundan bi edinen pişman, bi edinmeyen.
Başa gelen bir felakette ilk onu düşünmek
Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir. *
sevgisiyle ve kıskançlığıyla delirtebilen,varsa da yoksa da bir dert olan biri
bazen dost bazen gıcık bazen sırdaş bazen aile bazen ateş bazen buz
bazen her şey bazen hiçbir şey...
bazen dost bazen gıcık bazen sırdaş bazen aile bazen ateş bazen buz
bazen her şey bazen hiçbir şey...
insanın hayatında en güzel şeydir zamanla iyice benimsenir, kaybetmekten korkulur, sevilir, sevilir, sevilir...
bos vakıtlerını sozluk okuyarak ve msn lıstesi ınceleyerek gecıren muhterem zat, asıl ınsan.
ufacık bir gülümsemesiyle bile kalbinizi cızz ettirebilen, sizi bu dünyadaki sorunlardan ayıklayan, anlayamadığınız bir huzur veren yegane şey.
'sana değer' dediğiniz yada diyeceğiniz kişi...
(bkz: Rüya)
(bkz: sana degmez)
ard ardına dizilir boğazına yediğin aşın, içtiğin suyun, her ağzını açtığında adını söylememek için, yutkunursun bir başka bahara dersin, oysa ki baharın içinde açan bir çiçeksin susuz çöle dönmüş, o ise başka mevsimlere takılmış yaprakları yeşerten bir çiğ damlasıdır başkasının gönlünde...
sevgili:
ha belki daha bir sürü kelimeler yığabilirdim önüne. anlamsız, saçma ve amaçsız kelimelerden oluşan onlarca cümle kurabilirdim sana. her bir kelimeye binlerce anlam yükleyerek, seni senden uzakta her yere götürebilirdim. aşk emek derler ya sırtımda da taşırdım. sevdiği uğruna ağlayanlara saygı duymayı öğrendim sonunda. biliyorum dağınık yazıyorum, bırak öyle kalsın. sevgi miydi, aşk mıydı bu olanlar bilmiyorum. bilsem de anlatamıyorum, kelimeler dedim ya tükendiler. her bir yazar doldurmuş kitaplarını onlarla bana kullanacak tek bir hece bile kalmamış. aşkı anlatamadım sana bir türlü. kelimeler mi yetersizdi yoksa sen mi anlamak istemedin bilmiyorum, bildiğim tek şey ben anlattım sana. daha da dinliyorsan beni hala anlatmaya çalıştığımı farketmişsindir. sokağın ortasında bırakıp giderken beni de farkettin mi; sokak çocuğu gibiydim gidişini izlerken. bulutların bıraktığı her bir damla tenimde ıslak, acı, derin yaralar bıraktı o gece. söylediğin her söz, attığın her ok deldi geçti vücudumu. yağmur damlaları kadar acıttın ruhumu o gece. ben o gece de anlattım sana -hep anlatıtırım ya neyse-. yalvardım sonra, gittiğini anladığımda sen sonsuza yelken açmıştın bile. buluşabilecek tek bir caddemiz, kesişebilecek tek bir sokağımız kalmamıştı. sonra dedi ki doktor bana: "ölmüşsün sen". ayakta duran, konuşan, yürüyebilen insan ölür mü hiç? ölmüşüm ben, öyle dedi doktor. ölü ölü yaşadım ben sonra. kimse inanmadı kalbimin attığına. ardımdan ölmüş bu adam, yaşarken ölmüş dediler. senin gidişin ölüm olur benim için demiştim, o yağmurlu gecede, gülmüştün...
ha belki bir başka yağmurlu gecede, köprü üstünde, kolumdan tutan adam "yapma!" diye bağırdı bana, bilmezsin. anlatmadım kimseye , zaten ölüler konuşamaz... ben ölümümü nüfusumda da görebileyim diye bir köprü buldum kendime, uzunca. tam kendimi sonsuzluğa bırakacakken o adam yakaladı. gerisini tahmin edersin, öğütler, öğütler, öğütler. dedim ki: sen tanımıyorsun ama bir kız var amca, bir kız var! "tanıyorum" dedi. sonra gitti.
ha belki ben hep başarısız oldum, hem sevmede hem sevilmede. ikisini de elime yüzüme bulaştırdım. tek artım korkmamak oldu, düşünmeden sevdim; bu da hataydı kimine göre...
ha sonra sen geldin, "özledim seni" dedin. bense mezarımı kazıyordum sen geldiğinde. ölüler kendi mezarlarını kazarlar mı? kazıyordum, düştüm kara toprağın kucağına...
ha belki daha bir sürü kelimeler yığabilirdim önüne. anlamsız, saçma ve amaçsız kelimelerden oluşan onlarca cümle kurabilirdim sana. her bir kelimeye binlerce anlam yükleyerek, seni senden uzakta her yere götürebilirdim. aşk emek derler ya sırtımda da taşırdım. sevdiği uğruna ağlayanlara saygı duymayı öğrendim sonunda. biliyorum dağınık yazıyorum, bırak öyle kalsın. sevgi miydi, aşk mıydı bu olanlar bilmiyorum. bilsem de anlatamıyorum, kelimeler dedim ya tükendiler. her bir yazar doldurmuş kitaplarını onlarla bana kullanacak tek bir hece bile kalmamış. aşkı anlatamadım sana bir türlü. kelimeler mi yetersizdi yoksa sen mi anlamak istemedin bilmiyorum, bildiğim tek şey ben anlattım sana. daha da dinliyorsan beni hala anlatmaya çalıştığımı farketmişsindir. sokağın ortasında bırakıp giderken beni de farkettin mi; sokak çocuğu gibiydim gidişini izlerken. bulutların bıraktığı her bir damla tenimde ıslak, acı, derin yaralar bıraktı o gece. söylediğin her söz, attığın her ok deldi geçti vücudumu. yağmur damlaları kadar acıttın ruhumu o gece. ben o gece de anlattım sana -hep anlatıtırım ya neyse-. yalvardım sonra, gittiğini anladığımda sen sonsuza yelken açmıştın bile. buluşabilecek tek bir caddemiz, kesişebilecek tek bir sokağımız kalmamıştı. sonra dedi ki doktor bana: "ölmüşsün sen". ayakta duran, konuşan, yürüyebilen insan ölür mü hiç? ölmüşüm ben, öyle dedi doktor. ölü ölü yaşadım ben sonra. kimse inanmadı kalbimin attığına. ardımdan ölmüş bu adam, yaşarken ölmüş dediler. senin gidişin ölüm olur benim için demiştim, o yağmurlu gecede, gülmüştün...
ha belki bir başka yağmurlu gecede, köprü üstünde, kolumdan tutan adam "yapma!" diye bağırdı bana, bilmezsin. anlatmadım kimseye , zaten ölüler konuşamaz... ben ölümümü nüfusumda da görebileyim diye bir köprü buldum kendime, uzunca. tam kendimi sonsuzluğa bırakacakken o adam yakaladı. gerisini tahmin edersin, öğütler, öğütler, öğütler. dedim ki: sen tanımıyorsun ama bir kız var amca, bir kız var! "tanıyorum" dedi. sonra gitti.
ha belki ben hep başarısız oldum, hem sevmede hem sevilmede. ikisini de elime yüzüme bulaştırdım. tek artım korkmamak oldu, düşünmeden sevdim; bu da hataydı kimine göre...
ha sonra sen geldin, "özledim seni" dedin. bense mezarımı kazıyordum sen geldiğinde. ölüler kendi mezarlarını kazarlar mı? kazıyordum, düştüm kara toprağın kucağına...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar