bugün
- ispartalı kızlar9
- arkadaşlar bakar mısınız5
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik5
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- küpe4
- popo liposuction6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- ben divayım5
- cumartesi günü yapılabilecekler2
- hangi manifest kızısın6
- arsa kapatmak3
- travelerin içince pisleşmesi2
- fatma betül sayan kaya71
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- güne acı bir gerçek bırak6
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- ismed bin miralay'ı istihkam vel kalikratyaevi2
- parcalandim toparlanamiyorum35
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
- oyum ak partiye4
- billur tuzu2
- kız görünce değişen erkek4
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- 41 numerolu metanet vapuru2
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi2
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek7
- anın görüntüsü15
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek7
- sözlüğün manyak dolu olması6
- mahalledeki velede oyuncak arabalar vermek2
- from gold from dust28
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması4
- oksijenin aslında 70 yılda öldüren bir zehir oluşu3
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek5
- meksika açmazı macerası6
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- emekliler türk milletinin derin devletidir2
- günaydın nervio ve diğerleri2
- sözlüğün en tatliş yazarı2
- fiziği güzel sözlük kızları56
- tele 22
- fırtınadan midilliye geri dönmek2
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- asrın soygunu11
- tinder algoritmasının yazılımcıya attığı kazık2
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
ben seninle bir gün veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı...
bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle...
ağbilerimizden öğrendik, s harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
oysa ankara'da hiç sevişmedim ben.
disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
muş ovasının yalancı maviliğini
otobüs oluyordum bir süre
yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
otobüs oluyordum
bir ülkeden bir iç ülkeye
çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
korkuyordum
sonra iniyordum otobüsten
çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: sevebilme ihtimalini sevmek)
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
ben seninle bir gün veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı...
bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle...
ağbilerimizden öğrendik, s harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
oysa ankara'da hiç sevişmedim ben.
disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
muş ovasının yalancı maviliğini
otobüs oluyordum bir süre
yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
otobüs oluyordum
bir ülkeden bir iç ülkeye
çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
korkuyordum
sonra iniyordum otobüsten
çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: sevebilme ihtimalini sevmek)
platonik aski anlatan en güzel siirlerden biridir.
dinlenesi bir yılmaz erdoğan klasiği.
her dinlendiğinde insanı kendi dehlizlerinde kaybolurcasına sürükleyen,yok artık böyle bir aşk olamaz yeryüzünde dedirtten ve içten içe keşke bende böyle sevilebilseydim ya da sevebilseydim en azından dedirten muhteşem yılmaz erdoğan şiiri.
(bkz: sarılabilme ihtimali)
insanların boşluğa düşdüğü zamanlarda birine ihtiyaç duyduklarını hissedip, kendisiyle ilgilenen şahsı içi titremese de bir gün sevebileceğini düşünüp ona ürkekçe sokulduğu anlarda kendine verdiği bir şans.
(bkz: ihtimallerle yaşanmaz)
melodisi ayrı güzel olan şiir.
(bkz: yaşayabilme ihtimali) *
(bkz: seni sevebilitem var)
sevmeme ihtimalinden daha düşük bir yüzdeye sahiptir.
bazen hayata bağlanmak için tek başına yeterli olan ihtimal.
fon müziği olarak yedi karanfil'den saki kullanılarak öldürücü etkisi daha da artırılmış olan bir yılmaz erdoğan harikası şiirdir.
HER ZAMAN OLAN BiR iHTiMALDiR. YETERKi iNSAN GÖZLERiNi BiRAZCIK AÇSIN.
her dinlenişte ağlatan şiirdir. özellikle başı çok süperdir. ben de geçen gün terminalde bunları yaşayacağımı sanmıştım ama olmadı. zira soğuk değildi. öğlen bindim hatta çok sıcaktı lan. akşamüstü indim o zaman da sıcaktı. hala çocuğum işin kısası hocam. ama ilk soğuk otobüs terminalinde bırakıcam çocukluğu. yaparım bunu.
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
sevgiliden ayrıldıktan sonra uzunca bir süre göz ardı edilen ihtimaldir.
--spoiler--
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
--spoiler--
tek kelimeyle mükemmel..
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
--spoiler--
tek kelimeyle mükemmel..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar