bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi16
- hastalık havası7
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- burna tuzlu su çekmek5
- çin'e demokrasi gelsin9
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak4
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir3
- geçmeyen mide bulantısı neyin belirtisidir3
- kopya çekmenin etiği3
- vajinanın iç sıcaklığı10
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- gocu20
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- truesuz sözlük5
- yaran twitter iletileri2
- bastırılmış üzüntü4
- silikon memenin patlaması10
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- fusya semsiyeli yabanci4
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- halil güneşli2
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- açmanın üzerinde açma yazması4
- iyi dostlar biriktirdim7
- seni terkedeceğim2
- fiziği güzel sözlük kızları48
- nervio23
- bayram namazı çıkışı3
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- recep tayyip erdoğan27
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- karton toplarken yılan sokması3
- ne dedin ne dedin sen4
- kürt fıkraları6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- columbia2
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- caz dinleyen erkek9
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- yazarların akşama dair planları9
- pandela5
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
ben seninle bir gün veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı...
bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle...
ağbilerimizden öğrendik, s harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
oysa ankara'da hiç sevişmedim ben.
disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
muş ovasının yalancı maviliğini
otobüs oluyordum bir süre
yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
otobüs oluyordum
bir ülkeden bir iç ülkeye
çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
korkuyordum
sonra iniyordum otobüsten
çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: sevebilme ihtimalini sevmek)
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
ben seninle bir gün veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
bizim kemalettin tuğcu'larımız vardı...
bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle...
ağbilerimizden öğrendik, s harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
oysa ankara'da hiç sevişmedim ben.
disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
muş ovasının yalancı maviliğini
otobüs oluyordum bir süre
yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
otobüs oluyordum
bir ülkeden bir iç ülkeye
çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
korkuyordum
sonra iniyordum otobüsten
çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: sevebilme ihtimalini sevmek)
platonik aski anlatan en güzel siirlerden biridir.
dinlenesi bir yılmaz erdoğan klasiği.
her dinlendiğinde insanı kendi dehlizlerinde kaybolurcasına sürükleyen,yok artık böyle bir aşk olamaz yeryüzünde dedirtten ve içten içe keşke bende böyle sevilebilseydim ya da sevebilseydim en azından dedirten muhteşem yılmaz erdoğan şiiri.
(bkz: sarılabilme ihtimali)
insanların boşluğa düşdüğü zamanlarda birine ihtiyaç duyduklarını hissedip, kendisiyle ilgilenen şahsı içi titremese de bir gün sevebileceğini düşünüp ona ürkekçe sokulduğu anlarda kendine verdiği bir şans.
(bkz: ihtimallerle yaşanmaz)
melodisi ayrı güzel olan şiir.
(bkz: yaşayabilme ihtimali) *
(bkz: seni sevebilitem var)
sevmeme ihtimalinden daha düşük bir yüzdeye sahiptir.
bazen hayata bağlanmak için tek başına yeterli olan ihtimal.
fon müziği olarak yedi karanfil'den saki kullanılarak öldürücü etkisi daha da artırılmış olan bir yılmaz erdoğan harikası şiirdir.
HER ZAMAN OLAN BiR iHTiMALDiR. YETERKi iNSAN GÖZLERiNi BiRAZCIK AÇSIN.
her dinlenişte ağlatan şiirdir. özellikle başı çok süperdir. ben de geçen gün terminalde bunları yaşayacağımı sanmıştım ama olmadı. zira soğuk değildi. öğlen bindim hatta çok sıcaktı lan. akşamüstü indim o zaman da sıcaktı. hala çocuğum işin kısası hocam. ama ilk soğuk otobüs terminalinde bırakıcam çocukluğu. yaparım bunu.
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
ben, senin benimle tunalı hilmi caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
sevgiliden ayrıldıktan sonra uzunca bir süre göz ardı edilen ihtimaldir.
--spoiler--
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
--spoiler--
tek kelimeyle mükemmel..
ben seninle bir gün van'daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim.
--spoiler--
tek kelimeyle mükemmel..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar