bugün
- özel sektör de çalışmak10
- kedilerin yedigi ilginc seyler14
- ellerim bos gonlum hos13
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum4
- şeker hastalığı5
- lukaku vs abdülkerim6
- ermenice6
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar16
- kızlar buraya bakar mısınız6
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması12
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- galatasaray büyüklüğü14
- ben geldim naneler6
- arkadaşlar bakar mısınız14
- arjantin4
- migros ta şarap seçen kaslı ve hüzünlü erkekler6
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- bik bik'in mutfağına konuk olan yazar5
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- açık oylayamamak6
- bulgaristan5
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- 3 ekim alman birliği günü3
- şanlıurfa şehir hastanesi5
- ceviz kabuğunu kıramayan kargaya yardım etmek2
- söğüşçü aco3
- arabesk2
- 3 ekim 2026 finlandiya arnavutluk maçı3
- ioçk'nın müziği3
- ispanya çin yakınlaşması ab de rahatsızlık5
- anın görüntüsü21
- cumartesi günü yapılabilecekler7
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- romanya52
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- fenerbahçe nin kurucusu4
- sözlükteki yazarların çok ahlaklı olması6
- kosova4
- sırbistan2
- türkiye32
- ispartalı kızlar9
- türkçeye sistemli saldırı7
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- zengin erkeğe tanınan aldatma hakkı4
- vincenzo montella6
- hoşlanılan kızın evli bir adama aşık olması5
- güne acı bir gerçek bırak8
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek6
bir yanı içli türküler gibi yanıktır, bu şehrin. tamam selanik yunanlı ama 500 senelik de bir türk dostundan uzaktır.
bak oralara biz geldikten sonra günyüzü görmedi. her 30 yılda bir savaş, ekonomik çöküntü. bakma sen istatistiki abartmalara, öksüzdür o şehir.
geri verin demeyiz de hiç değilse iyi bakın. almanlara falan verecekseniz de bilmiyorum artık. iki adım ötedeyiz.
bak oralara biz geldikten sonra günyüzü görmedi. her 30 yılda bir savaş, ekonomik çöküntü. bakma sen istatistiki abartmalara, öksüzdür o şehir.
geri verin demeyiz de hiç değilse iyi bakın. almanlara falan verecekseniz de bilmiyorum artık. iki adım ötedeyiz.
yunan topraklarında bulunan, her hangi bir şehir...
Yunanistan'ın Halki yarımadasında yer alan, Türklerin kalbinde ayrı bir yeri olan şehir. izmirin küçük bir kopyası olan şehir, cafeleriyle de pek bir ünlüdür. Atatürk'ün evinin bulunduğu semt, yoksulluğu ve bakımsızlığıyla insanın içini fena acıtır.
1943 yılında bu şehirden 50.000 Yahudiyi alıp Auschwitz'e götürmüşler. Geriye o kamptan sadece 1200 Selanikli sağ kurtulabilmiş. Yunan gazetesi Katimerini yazıyor:
Of the 50,000 Thessaloniki Jews deported to the Auschwitz and Birkenau concentration camps in 1943, only around 1,200 survived.
http://www.ekathimerini.c...site1_1_14/03/2013_487901
Of the 50,000 Thessaloniki Jews deported to the Auschwitz and Birkenau concentration camps in 1943, only around 1,200 survived.
http://www.ekathimerini.c...site1_1_14/03/2013_487901
1910 yılında nüfusunu 60 bin sefarad yahudisi, 20 bin müslüman, 20 bin dönme, 40 bin rum, 5 bin slav ve 3 bin avrupalı oluşturuyordu.
gönlümüzde musul ve kerkül gibi bir yaradır.. atatürk 10 sene daha yaşasaydı topraklarımızdaydı şu an.
dedemin doğum yeri. edirne'ye göçmüşler oradan da. yani bir nevi selanikliyim ve göçmenliğin ekmeğini yiye yiye bitiremedim.
görsel
görsel
memleketimdir. görülmesi gereken yerdir. sarisin insanlar cikiyor oradan gözlemledigim kadariyla.
sahil şeridi ve insanlarını izmir'e çok benzettiğim güzel ve yaşanılası şehir.
misak-ı milli sınırlarına alınmayan, osmanlının en büyük ikinci büyük şehri.
mustafa kemal 10. yıl nutkunda: "keşke selanik'i de misak-ı milli sınırları içine alabilseydik." demiştir. paşayı kimin engellediği merak konusu.
selanik 1430 yılında 2. murad tarafından osmanlı topraklarına katılmış olup 1912'de balkan savaşları sırasında arnavut tahsin paşa tarafından yunana teslim edilmiştir. tam 25.000 kişilik osmanlı askeri tahsin paşanın emriyle direniş göstermemiştir.
nihal atsız neden türkçü. oğluna yazdığı mektupta neden türke düşman milletleri saymış ve bunların arasında arnavutları da göstermiştir, düşünmek lazım. atsız bir makalesinde:
"edirne 8.000 askerle direndi çünkü başında türk şükrü paşa vardı.
selanik 25.000 askerle teslim oldu çünkü başında arnavut tahsin paşa vardı." diye yazmıştır. gel de atsız'a hak verme. (mekanın uçmağ olsun.)
geçen perşembe selanik'e inerken aklımda bunlar vardı. uçağın tekeri piste değdiğinde -benim için selanik misak-ı milli sınırlarındadır.- alkışladım. (alkışı pilot için değil vatan toprağına ulaştığım için yaparım.)
havalimanından şehre 78 numaralı belediye tipi otobüsle geçtim ve bilet bedeli 80 kuruş. araç şehirlerarası otobüs terminaline kadar gidiyor ama ben aristoteles meydanında indim.
yunanlar frappe denilen buzlu kahveyi bizim çay içtiğimiz sıklıkta içiyor. gerçekten lezzetli buldum, bizde neden yok diye de hayıflandım doğrusu. balık pazarı bizdeki balık pazarları gibi, bağrış çağrışların tek farkı yunanca olması. simitçiler var, börekçiler var, güvercinlere ekmek bölen teyzeleri, banklarda oturan emekli amcaları var selanik'in. kiosk denilen büfeler çok yaygın.
ben esperia adlı bir otelde kaldım geceliği 40 avro. odalar şehir manzaralı ve balkonlu. şehri görmek isteyen romantik çiftler bir kenara not etsin burayı. banyosu biraz küçük onun dışında gayet aydınlık ve temiz bir odaydı. otel merkezi bir noktada ve tam karşısında bir de müze gibi bir yapı var.
beyaz kule şehrin simge yapısı. osmanlı zamanından kalan belki de tek eser. deniz kıyısında yer alıyor ve gösterişli. şehirde gözüme çarpan başka osmanlı eseri olmadı, kiliseye ve papaza rastladım doğal olarak.
ladadika şehrin yemek ve eğlence mekanı. taverna dedikleri yemek ve müzik olayları var. 1901 adlı bir yere girip iki tek uzo attım tek başıma. müziklerden de yunancayı çıkar yerine türkçeyi koy her şey aynı. melodiler çok tanıdık geldi kulağıma.
şehirde yunan alfabesi dışında yazılmış dükkan tabelası uluslararası şirketler dışında yoktu. bu durum işimi zorlaştırdı ama bir türk milliyetçisi olarak takdir ettim yunanları. hiç türke-türk işletmesine rastlamadım mesela, yunanca konuşma konusunda katı bir kuralları olduğu aşikar.
bana öyle geldi ki bu adamlarla tek farkımız dil ve din. gerisi yalan. avrupanın tek dişli canavarları 1800'lerden (1821-yunan krallığı kuruldu.) bugünlere kadar izledikleri ve izlettikleri politikalarla çok yakın ve belki akraba olan bu iki toplumu birbirine düşman etmişler.
selanik çok güzel; selanik nazlı gelin, selanik istanbul'un kızı-izmir'in kız kardeşi.
her milletin bir ideali var, bizimkisi "yurtta sulh cihanda sulh". yemişim sulhunu, hani lan selanik nerede?
bu arada mustafa'nın doğduğu evi de gördüm ve hiç bir şey hissetmedim. hissetmem mi gerekiyor, selanik nerde paşaaa?
kendime not: duygusala bağladın ya la, blog mu olm burası. burası koskoca ulu sözlük, haddini bil.
mustafa kemal 10. yıl nutkunda: "keşke selanik'i de misak-ı milli sınırları içine alabilseydik." demiştir. paşayı kimin engellediği merak konusu.
selanik 1430 yılında 2. murad tarafından osmanlı topraklarına katılmış olup 1912'de balkan savaşları sırasında arnavut tahsin paşa tarafından yunana teslim edilmiştir. tam 25.000 kişilik osmanlı askeri tahsin paşanın emriyle direniş göstermemiştir.
nihal atsız neden türkçü. oğluna yazdığı mektupta neden türke düşman milletleri saymış ve bunların arasında arnavutları da göstermiştir, düşünmek lazım. atsız bir makalesinde:
"edirne 8.000 askerle direndi çünkü başında türk şükrü paşa vardı.
selanik 25.000 askerle teslim oldu çünkü başında arnavut tahsin paşa vardı." diye yazmıştır. gel de atsız'a hak verme. (mekanın uçmağ olsun.)
geçen perşembe selanik'e inerken aklımda bunlar vardı. uçağın tekeri piste değdiğinde -benim için selanik misak-ı milli sınırlarındadır.- alkışladım. (alkışı pilot için değil vatan toprağına ulaştığım için yaparım.)
havalimanından şehre 78 numaralı belediye tipi otobüsle geçtim ve bilet bedeli 80 kuruş. araç şehirlerarası otobüs terminaline kadar gidiyor ama ben aristoteles meydanında indim.
yunanlar frappe denilen buzlu kahveyi bizim çay içtiğimiz sıklıkta içiyor. gerçekten lezzetli buldum, bizde neden yok diye de hayıflandım doğrusu. balık pazarı bizdeki balık pazarları gibi, bağrış çağrışların tek farkı yunanca olması. simitçiler var, börekçiler var, güvercinlere ekmek bölen teyzeleri, banklarda oturan emekli amcaları var selanik'in. kiosk denilen büfeler çok yaygın.
ben esperia adlı bir otelde kaldım geceliği 40 avro. odalar şehir manzaralı ve balkonlu. şehri görmek isteyen romantik çiftler bir kenara not etsin burayı. banyosu biraz küçük onun dışında gayet aydınlık ve temiz bir odaydı. otel merkezi bir noktada ve tam karşısında bir de müze gibi bir yapı var.
beyaz kule şehrin simge yapısı. osmanlı zamanından kalan belki de tek eser. deniz kıyısında yer alıyor ve gösterişli. şehirde gözüme çarpan başka osmanlı eseri olmadı, kiliseye ve papaza rastladım doğal olarak.
ladadika şehrin yemek ve eğlence mekanı. taverna dedikleri yemek ve müzik olayları var. 1901 adlı bir yere girip iki tek uzo attım tek başıma. müziklerden de yunancayı çıkar yerine türkçeyi koy her şey aynı. melodiler çok tanıdık geldi kulağıma.
şehirde yunan alfabesi dışında yazılmış dükkan tabelası uluslararası şirketler dışında yoktu. bu durum işimi zorlaştırdı ama bir türk milliyetçisi olarak takdir ettim yunanları. hiç türke-türk işletmesine rastlamadım mesela, yunanca konuşma konusunda katı bir kuralları olduğu aşikar.
bana öyle geldi ki bu adamlarla tek farkımız dil ve din. gerisi yalan. avrupanın tek dişli canavarları 1800'lerden (1821-yunan krallığı kuruldu.) bugünlere kadar izledikleri ve izlettikleri politikalarla çok yakın ve belki akraba olan bu iki toplumu birbirine düşman etmişler.
selanik çok güzel; selanik nazlı gelin, selanik istanbul'un kızı-izmir'in kız kardeşi.
her milletin bir ideali var, bizimkisi "yurtta sulh cihanda sulh". yemişim sulhunu, hani lan selanik nerede?
bu arada mustafa'nın doğduğu evi de gördüm ve hiç bir şey hissetmedim. hissetmem mi gerekiyor, selanik nerde paşaaa?
kendime not: duygusala bağladın ya la, blog mu olm burası. burası koskoca ulu sözlük, haddini bil.
Adını iskender'in kız kardeşinden alan şehir.
her türk'ün açık yarası. evet.
burada ''benim tete konya'dan tayyip very old mind'' diye çırpınan bir taksici tanıdım.
türk toprağı olan güzel şehir. bizim için değeri anlatılamaz. tıpkı kerkük gibi tıpkı batum gibi. evet.
merkezde Metro çalışması var bu aralar, ikinci bir emre Kadar gitmeyin. otobüsleri de çok eski ama içerisi güneş kremi kokusu dolu. nefis. neyse ben yattım. tövbe estağfirullah.
Hasretini çektiğim ve bir gün döneceğim memleketim.
bir zamanların türk, musevi ve yunan kenti. nüfus da bu sıralamaya göredir. önce türkler gider. sonra da nazilerle işbirliği yapılarak museviler etnik temizliğe uğrar. bir taraftan da benim de memleketim olan ve hikayesi çok hüzünlü şehirdir.
inci tanem benim,cok az kaldi gelicem soz veriyorum.
kalbimizde bir yaradır. türk devriminin başladığı yere selam olsun...
belki bir gün yine türkün olacaktır...
Kesinlikle geri alinmasi gerek bir sehirdir, selanik bence mili meselemizdir.
yunanlılarla tarihi olarak hiç bir alakası olmayan bir şehir. tam bir osmanlı şehri. hatta sivas'tan daha önce osmanlı'ya katılmış. sivas'tan daha çok osmanlı şehri. birinci dünya savaşı sonunda osmanlı yenilince ordan çekilmek zorunda kalınmış.
selanik'teki türk, yahudi ve rum nüfus dağılımı. 1920'lerden sonra türkler ve yahudiler yerine rumların istilası başlamış.
görsel
selanik'teki türk, yahudi ve rum nüfus dağılımı. 1920'lerden sonra türkler ve yahudiler yerine rumların istilası başlamış.
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar