bugün
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- ruh hastası aktiviteleri6
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum7
- özel sektör de çalışmak10
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- şeker hastalığı6
- ellerim bos gonlum hos13
- aklınıza gelen şarkı sözü7
- beyaz yaka yazilimci3
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması12
- söğüşçü aco4
- lukaku vs abdülkerim6
- galatasaray büyüklüğü14
- ermenice6
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- arkadaşlar bakar mısınız14
- kızlar buraya bakar mısınız6
- 3 ekim 2026 finlandiya arnavutluk maçı4
- ben geldim naneler6
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- 3 ekim 2026 hindistan brezilya maçı2
- migros ta şarap seçen kaslı ve hüzünlü erkekler6
- sosyoloji vs antropoloji3
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- vincenzo montella7
- arjantin4
- bik bik'in mutfağına konuk olan yazar5
- açık oylayamamak6
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- genelevim2
- şanlıurfa şehir hastanesi5
- anın görüntüsü19
- 3 ekim alman birliği günü3
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- ispanya çin yakınlaşması ab de rahatsızlık5
- cumartesi günü yapılabilecekler7
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- 3 ekim 2026 isviçre slovenya maçı2
- isviçre3
- slovenya2
- ioçk'nın müziği3
- ceviz kabuğunu kıramayan kargaya yardım etmek2
- arabesk2
- 3 ekim 2026 ispanya çekya maçı2
- ispanya5
- ak parti2
- sözlükteki yazarların çok ahlaklı olması6
- çekya2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
misak-ı milli sınırlarına alınmayan, osmanlının en büyük ikinci büyük şehri.
mustafa kemal 10. yıl nutkunda: "keşke selanik'i de misak-ı milli sınırları içine alabilseydik." demiştir. paşayı kimin engellediği merak konusu.
selanik 1430 yılında 2. murad tarafından osmanlı topraklarına katılmış olup 1912'de balkan savaşları sırasında arnavut tahsin paşa tarafından yunana teslim edilmiştir. tam 25.000 kişilik osmanlı askeri tahsin paşanın emriyle direniş göstermemiştir.
nihal atsız neden türkçü. oğluna yazdığı mektupta neden türke düşman milletleri saymış ve bunların arasında arnavutları da göstermiştir, düşünmek lazım. atsız bir makalesinde:
"edirne 8.000 askerle direndi çünkü başında türk şükrü paşa vardı.
selanik 25.000 askerle teslim oldu çünkü başında arnavut tahsin paşa vardı." diye yazmıştır. gel de atsız'a hak verme. (mekanın uçmağ olsun.)
geçen perşembe selanik'e inerken aklımda bunlar vardı. uçağın tekeri piste değdiğinde -benim için selanik misak-ı milli sınırlarındadır.- alkışladım. (alkışı pilot için değil vatan toprağına ulaştığım için yaparım.)
havalimanından şehre 78 numaralı belediye tipi otobüsle geçtim ve bilet bedeli 80 kuruş. araç şehirlerarası otobüs terminaline kadar gidiyor ama ben aristoteles meydanında indim.
yunanlar frappe denilen buzlu kahveyi bizim çay içtiğimiz sıklıkta içiyor. gerçekten lezzetli buldum, bizde neden yok diye de hayıflandım doğrusu. balık pazarı bizdeki balık pazarları gibi, bağrış çağrışların tek farkı yunanca olması. simitçiler var, börekçiler var, güvercinlere ekmek bölen teyzeleri, banklarda oturan emekli amcaları var selanik'in. kiosk denilen büfeler çok yaygın.
ben esperia adlı bir otelde kaldım geceliği 40 avro. odalar şehir manzaralı ve balkonlu. şehri görmek isteyen romantik çiftler bir kenara not etsin burayı. banyosu biraz küçük onun dışında gayet aydınlık ve temiz bir odaydı. otel merkezi bir noktada ve tam karşısında bir de müze gibi bir yapı var.
beyaz kule şehrin simge yapısı. osmanlı zamanından kalan belki de tek eser. deniz kıyısında yer alıyor ve gösterişli. şehirde gözüme çarpan başka osmanlı eseri olmadı, kiliseye ve papaza rastladım doğal olarak.
ladadika şehrin yemek ve eğlence mekanı. taverna dedikleri yemek ve müzik olayları var. 1901 adlı bir yere girip iki tek uzo attım tek başıma. müziklerden de yunancayı çıkar yerine türkçeyi koy her şey aynı. melodiler çok tanıdık geldi kulağıma.
şehirde yunan alfabesi dışında yazılmış dükkan tabelası uluslararası şirketler dışında yoktu. bu durum işimi zorlaştırdı ama bir türk milliyetçisi olarak takdir ettim yunanları. hiç türke-türk işletmesine rastlamadım mesela, yunanca konuşma konusunda katı bir kuralları olduğu aşikar.
bana öyle geldi ki bu adamlarla tek farkımız dil ve din. gerisi yalan. avrupanın tek dişli canavarları 1800'lerden (1821-yunan krallığı kuruldu.) bugünlere kadar izledikleri ve izlettikleri politikalarla çok yakın ve belki akraba olan bu iki toplumu birbirine düşman etmişler.
selanik çok güzel; selanik nazlı gelin, selanik istanbul'un kızı-izmir'in kız kardeşi.
her milletin bir ideali var, bizimkisi "yurtta sulh cihanda sulh". yemişim sulhunu, hani lan selanik nerede?
bu arada mustafa'nın doğduğu evi de gördüm ve hiç bir şey hissetmedim. hissetmem mi gerekiyor, selanik nerde paşaaa?
kendime not: duygusala bağladın ya la, blog mu olm burası. burası koskoca ulu sözlük, haddini bil.
mustafa kemal 10. yıl nutkunda: "keşke selanik'i de misak-ı milli sınırları içine alabilseydik." demiştir. paşayı kimin engellediği merak konusu.
selanik 1430 yılında 2. murad tarafından osmanlı topraklarına katılmış olup 1912'de balkan savaşları sırasında arnavut tahsin paşa tarafından yunana teslim edilmiştir. tam 25.000 kişilik osmanlı askeri tahsin paşanın emriyle direniş göstermemiştir.
nihal atsız neden türkçü. oğluna yazdığı mektupta neden türke düşman milletleri saymış ve bunların arasında arnavutları da göstermiştir, düşünmek lazım. atsız bir makalesinde:
"edirne 8.000 askerle direndi çünkü başında türk şükrü paşa vardı.
selanik 25.000 askerle teslim oldu çünkü başında arnavut tahsin paşa vardı." diye yazmıştır. gel de atsız'a hak verme. (mekanın uçmağ olsun.)
geçen perşembe selanik'e inerken aklımda bunlar vardı. uçağın tekeri piste değdiğinde -benim için selanik misak-ı milli sınırlarındadır.- alkışladım. (alkışı pilot için değil vatan toprağına ulaştığım için yaparım.)
havalimanından şehre 78 numaralı belediye tipi otobüsle geçtim ve bilet bedeli 80 kuruş. araç şehirlerarası otobüs terminaline kadar gidiyor ama ben aristoteles meydanında indim.
yunanlar frappe denilen buzlu kahveyi bizim çay içtiğimiz sıklıkta içiyor. gerçekten lezzetli buldum, bizde neden yok diye de hayıflandım doğrusu. balık pazarı bizdeki balık pazarları gibi, bağrış çağrışların tek farkı yunanca olması. simitçiler var, börekçiler var, güvercinlere ekmek bölen teyzeleri, banklarda oturan emekli amcaları var selanik'in. kiosk denilen büfeler çok yaygın.
ben esperia adlı bir otelde kaldım geceliği 40 avro. odalar şehir manzaralı ve balkonlu. şehri görmek isteyen romantik çiftler bir kenara not etsin burayı. banyosu biraz küçük onun dışında gayet aydınlık ve temiz bir odaydı. otel merkezi bir noktada ve tam karşısında bir de müze gibi bir yapı var.
beyaz kule şehrin simge yapısı. osmanlı zamanından kalan belki de tek eser. deniz kıyısında yer alıyor ve gösterişli. şehirde gözüme çarpan başka osmanlı eseri olmadı, kiliseye ve papaza rastladım doğal olarak.
ladadika şehrin yemek ve eğlence mekanı. taverna dedikleri yemek ve müzik olayları var. 1901 adlı bir yere girip iki tek uzo attım tek başıma. müziklerden de yunancayı çıkar yerine türkçeyi koy her şey aynı. melodiler çok tanıdık geldi kulağıma.
şehirde yunan alfabesi dışında yazılmış dükkan tabelası uluslararası şirketler dışında yoktu. bu durum işimi zorlaştırdı ama bir türk milliyetçisi olarak takdir ettim yunanları. hiç türke-türk işletmesine rastlamadım mesela, yunanca konuşma konusunda katı bir kuralları olduğu aşikar.
bana öyle geldi ki bu adamlarla tek farkımız dil ve din. gerisi yalan. avrupanın tek dişli canavarları 1800'lerden (1821-yunan krallığı kuruldu.) bugünlere kadar izledikleri ve izlettikleri politikalarla çok yakın ve belki akraba olan bu iki toplumu birbirine düşman etmişler.
selanik çok güzel; selanik nazlı gelin, selanik istanbul'un kızı-izmir'in kız kardeşi.
her milletin bir ideali var, bizimkisi "yurtta sulh cihanda sulh". yemişim sulhunu, hani lan selanik nerede?
bu arada mustafa'nın doğduğu evi de gördüm ve hiç bir şey hissetmedim. hissetmem mi gerekiyor, selanik nerde paşaaa?
kendime not: duygusala bağladın ya la, blog mu olm burası. burası koskoca ulu sözlük, haddini bil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar