bugün
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek7
- era7capone ve antipanik aşkı6
- fatma betül sayan kaya57
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması5
- sözlüğün iyice camiye dönmesi3
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler11
- kendisiyle övünen insanlar15
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi9
- ai otomatik silmenin ayet silmesi3
- salyangoz2
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- risale'i nurları neşretmek3
- türkiye33
- verdiği sözü tutamayan insan4
- türk esnafı2
- türk kızlarının genel özellikleri3
- futbol18
- yağmurdan sonra beliren korkusuz salyangoz sürüsü3
- amerika da köleliği kaldıran başkan5
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- ne kadar yaşlısın16
- biraderi koşu bandında koşturmak2
- habersiz gelen misafir4
- ismet biraderin birader olması2
- stanley termos5
- queen ravenna adlı yazar10
- vermio'nun ağzına vermek2
- mütemadiyen silkelenen halk2
- uefa uluslar ligi8
- m r b'i r'a d'e r2
- tayt3
- düzenin bozulması2
- bir derdim var4
- zengin yapar çapkın olur fakir yapar abaza olur2
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek5
- trt tarafsız olmalı13
- dişi cine musallat olan sözlük erkeği4
- arkadaşlar kahve fotolarımdan ne istiyorsunuz3
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- yıldızlar2
- boşnak isimleri2
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- simge sağın2
- alım gücü2
- asrın soygunu21
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- yağmur yağarken boş sokaklarda yürümek3
- ismet gurbuz4
- haftanın günleri2
- italya15
stefan zweig'in brezilya'da sürgündeyken yazdığı kitabıdır. bir doktorun sorgulama işkencesi olarak içinde sadece bir yatak, bir koltuk, lavabo ve duvar kağıdı olan bir odaya kapatılması ve işkencecisinden çaldığı bir satranç turnuvası kitabıyla kendi kendine satranç oynamayı öğrenmesi ve oradan çıktıktan sonra dünya satranç şampiyonuyla bir gemi de karşılaşmasıyla devam eden kitap, sadece satranç ile alakalı düşünceler değil, o dönemi, savaşı, yaşanamayan hayatları, kibri, kendini beğenmişliği, hırsı ve şizofreniyi de okuyucuya göstermektedir.
Rakibin tüm taşlarını almak değil sadece şahını alsanız yeter.
Öyle bir oyundur kendisi.
Satrança dama muamelesi yaparsanız böyle berabere kalırsınız.
3 resimden pat oldu oyun sanırım.
Öyle bir oyundur kendisi.
Satrança dama muamelesi yaparsanız böyle berabere kalırsınız.
3 resimden pat oldu oyun sanırım.
Benim için stefan zweig kitabı. Hiçliği, hiçliğin karşısındaki savunma düzeneklerini ve bilinçaltını farklı yollardan o kadar anlaşılır anlatmış ki.
Tüm zeka ve strateji oyunları gibi başarılı olduğum bir oyundur.
Öyle bir dalmıştım ki kitaba kitabın bittiğini bile anlamamıştım, anladığımda inanamamıştım en son kendimi duvara boş boş bakarken buldum.
Her olası hamle farklı bir oyunu temsil eder. Daha iyi bir hamle yapacağın farklı bir evreni. ikinci hamleyle birlikte 72,084 olası oyun vardır. Üçüncüden sonra 9 milyon. Dördüncüden sonra 318 milyar. Dünya üzerinde bulunan atom sayısından daha fazla sayıda olası satranç oyunu vardır.
(bkz: harold finch)
tanım: olasılıklar oyunu
(bkz: harold finch)
tanım: olasılıklar oyunu
Hiç beceremediğim oyun.
Santranç seviyesi terkim...
Santranç seviyesi terkim...
Aptalların oyunu.
annemin en sevdiği kitap. benim en sevdiğim oyun. kitabını niyeyse benimseyemedim. eksik bırakılmış gibiydi. bu da zweig farkı sanırım.
Gelin kapışalım. Nöronlarımın tazyikli tazyikli aktığı zekâ oyunu.
Körleme bilen varsa oynarım herkesle şıkıdım şıkıdım oyunu.yalnız beşiktaşın galatasarayla oynadığı gibi oynarım herkeslen sonra kusmece darılmaca yok.
Lichess varsa 10 dk veya 5 dk oynarız.
gerizekalı olduğum için bilmediğim oyun. at l mi gidiyordu neydi?
t i b b moralini bozma benimle oynadın az önce *
bu sefer ben değilim gardaş.
baş kahramanının beyninde üç boyutlu olarak satranç oynayabilecek kadar dahi olduğu kısa ama öldürücü bir (bkz: stefan zweig) romanı.
bu kitabı, faşizm ve hümanizmin bir karşılaştırması olarak ele alacak olursak, hümanist tarafın aslında kendini kontrol edebilse ve kendine güvense zaferi kazanabileceği sonucuna varabiliriz. yani, ben faşist taraf olarak düşündüğüm czentovic karakterinin kitabın son cümlesi olan lafından bunu anladım.
--- spoiler ---
“yazık,” dedi ukalaca. “hamle o kadar da kötü düşünülmemişti. aslında amatör olduğu düşünülürse, olağanüstü yetenekli bu bey.”
--- spoiler ---
(bkz: schachnovelle)
bu kitabı, faşizm ve hümanizmin bir karşılaştırması olarak ele alacak olursak, hümanist tarafın aslında kendini kontrol edebilse ve kendine güvense zaferi kazanabileceği sonucuna varabiliriz. yani, ben faşist taraf olarak düşündüğüm czentovic karakterinin kitabın son cümlesi olan lafından bunu anladım.
--- spoiler ---
“yazık,” dedi ukalaca. “hamle o kadar da kötü düşünülmemişti. aslında amatör olduğu düşünülürse, olağanüstü yetenekli bu bey.”
--- spoiler ---
(bkz: schachnovelle)
licheste maç atmak isteyenler özelden msj atabilir iyi günler.
Bana stefan zweig hatırlatır hep
gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı için Entrikalar Kitabı' röportajında şöyle bir cümlesi geçiyor; " satranç hayatı anlatır derler, yalan, hayatı tavla anlatır, şans faktörü çok önemli hayatta." aklımda kalan bu şekil, farklı da demiş olabilir.
gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı için Entrikalar Kitabı' röportajında şöyle bir cümlesi geçiyor; " satranç hayatı anlatır derler, yalan, hayatı tavla anlatır, şans faktörü çok önemli hayatta." aklımda kalan bu şekil, farklı da demiş olabilir.
Küçük bir çocukken, kısa kesilmiş saçlarımın üstünden şelale gibi güneşin parıltısının aktığı vakitlerde annemin bana sırf okuyabilmem için aldığı; şimdi evimde, kafamın baş köşesinde halen duran lambanın düşük wattlı ampülünün sızan ışığı altında özenle buruşturmadan çevirdiğim sayfaların sonuncusunun ardından kapağı usulca kapayıp komodinimin üzerine yatırmıştım kitabımı. Ve kendimde duvarın soğuk dudaklarıyla öpüştüğüm, kara gözleriyle bakıştığım duygusuz tarafına dönmüştüm yüzümü. Dideleri bebeğiyle örttükten sonra kafamın içindeki dünyada tüm kitabı galası olmayacak olan bir filme çevirmiştim ve uyuyana dek kurgulamıştım her şeyiyle, hatta fazlasıyla. Kendimi de eklemiştim hikayeye ve başaran bendim bu sinopsiste.
Ne mutluydu bana!
Ne mutluydu bana!
Aptalların oyunu.
Günde en az 1 saat oynadığı oyundur. Cübbeli'ye göre cehennemden VIP bilet aldığım konudur. Orasını Tanrı bilir gerçi de
Stefan Zweig'ın en sevdiğim kitabı.
Çaresizlikler içerisinde adeta hiçlikten gelen bir adamın tekrar heyecan duygusunu tadıyor olması.. Bir kitabın sadece bir kitap olmadığını romanın içindeki konuyla da gösteren şahane bir kitap. Ve bazı şeyleri başarmak için yetenekten daha önemli bir şey olan çok çalışmanın önemi vurguluyor. Okumayanlar varsa kesinlikle almalarını tavsiye ederim. Zaten dar bir zaman dili seçmezlerse kitabı iki maksimum üçüncü ellerine alışlarında bitireceklerdir.
--spoiler--
Hücresinde kitabı çalarken verdiğin o mücadele okuyucuya çok güzel geçiyor. Aynı zamanda gemi de tevazu gösterir hareketleri hücredeki vaziyetini doğruluyor.
--spoiler--
Çaresizlikler içerisinde adeta hiçlikten gelen bir adamın tekrar heyecan duygusunu tadıyor olması.. Bir kitabın sadece bir kitap olmadığını romanın içindeki konuyla da gösteren şahane bir kitap. Ve bazı şeyleri başarmak için yetenekten daha önemli bir şey olan çok çalışmanın önemi vurguluyor. Okumayanlar varsa kesinlikle almalarını tavsiye ederim. Zaten dar bir zaman dili seçmezlerse kitabı iki maksimum üçüncü ellerine alışlarında bitireceklerdir.
--spoiler--
Hücresinde kitabı çalarken verdiğin o mücadele okuyucuya çok güzel geçiyor. Aynı zamanda gemi de tevazu gösterir hareketleri hücredeki vaziyetini doğruluyor.
--spoiler--
zamana karşı oynadığında görürsün zeka faktörünü. çabuk düşünme, çabuk karar verme, bilgiyi çabuk işleme zeka değilse nedir aq?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar