bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı55
- milli maçı izlemeyen erkek22
- byd türkiye fabrikasını askıya aldı5
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi5
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar5
- avustralya7
- bir kadının aşkım prensim dediği erkek olmak3
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak16
- bir kızı doyurmak7
- yahudilerin bu kadar zengin olmasının nedeni8
- o kadar kadın varken neden onu beğendim sorusu2
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll8
- kadınlar neyden hoşlanır8
- özel okulların dolup taştığı kriz ülkesi4
- türkiye11
- 19 haziran 2026 paraguay türkiye maçı2
- avustralya 0 türkiye 75
- türkiye nufusunun 3 ayda 104 530 kişi artması2
- devlet bahçeli2
- futbol6
- akın gürlek2
- evde cam silerken gelen bütün camları kırma isteği2
- tanrıyı görmek için 12 yıldır oturmayan adam5
- kerkük türküleri2
- avustralyalıların iri yarı olması5
- kemalizm3
- vincenzo montella6
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı20
- uzun zamandır aktif olmayan birinci nesil yazarlık4
- yunan adalarına gitmek2
- kızımız olacaktı2
- arda güler6
- türkiye'nin avustralya'ya 2 0 yenilmesi3
- nestory irankunda3
- abd iranın anlaş ama ması 14 haziran 20263
- avustralya milli futbol takımı4
- çok fena boşladım3
- ruh eşin nerede3
- çaylak yazarlara temiz iç çamaşırı götürme timi2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi18
- zall yüzünden gol yememiz5
- en iyi antidepresan18
- chp'nin hali ne olacak58
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
- futbol maçı izleyen sözlük kızı4
- su molası4
- uludağ sözlük burada zall nerede4
- aylık 346 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 14 haziran 2026 brezilya fas maçı2
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
kulturun en temel ogelerinden biridir.
ahmet hasim'in musluman saati diye bir yazisi vardir. saati bu yonuyle cok iyi inceler.
duyardim hep, onceden saatler kurmaliymis. her gun gunes dogarken kurulurmus kostekli saat. ve boyle hesaplanirmis saatler, vakit. gercekten ne kadar yabancilasmisiz kendimize. biz biz olmaktan cikmisiz. daha kotusu, baska bi sey de olamamisiz tam.
tum bunlarin sorumlusu icin (bkz: türk kültür devrimi)
ahmet hasim'in musluman saati diye bir yazisi vardir. saati bu yonuyle cok iyi inceler.
duyardim hep, onceden saatler kurmaliymis. her gun gunes dogarken kurulurmus kostekli saat. ve boyle hesaplanirmis saatler, vakit. gercekten ne kadar yabancilasmisiz kendimize. biz biz olmaktan cikmisiz. daha kotusu, baska bi sey de olamamisiz tam.
tum bunlarin sorumlusu icin (bkz: türk kültür devrimi)
(bkz: rolex)
(bkz: tik tak)
atmış dakikadan oluşan zaman bölümüdür.
soyut olarak düşünüldüğünde bir zaman birimi olup,somut olarak da karşımıza -kol,masa ve duvarlarımızda ihtiyaç duyduğumuz- bir eşya olarak çıkan aygıt.
kol saati, masa saati, duvar saati gibi kullanılan türleri olup, masal saati, oyun saati, okul saati, haber saati gibi kullanılış şekilleri olan, 60 dakikalık zaman birimi.
zamanı biraz olsun somutlaştırabilen tek şey. birbirini kovalayan ve sonsuza dek yakalayamayacak olan akrep ve yelkovanın evi.
asla yakalayamadığımız, beklerken geçmek, geçerken beklemek bilmeyen,ulan yine geç olmuş diye akrebine yelkovanına küfür ettiğimiz, pişmanlıklarımızın geri dönülmezi olup, sınavlarda yetiremediğimiz, hanilerimizin barınağı, nostaljilerimizin sahibi, hayallerimizin getircisi, en iyi ilaç bilip de koynumuzda yılan beslediğimiz küçük minik koskocaman yaramaz yerinde durmaz afacan öcü.
modern zamanın en önemli zamazingosudur.
(bkz: saatleri ayarlama enstitusu)
işi gücü sadece ilerlemek olan nesne ya da kavram.
hemen hemen tüm reklamlar da ve vitrinlerde 10:10 ayarlanmıştır ki bunun da nedeni saatin en güzel göründüğü zamanmış...
ya sözlükte ya bende şu anda bir farklı olan.
(bkz: kum saati)
günlerin, ayların, yılların kısacası hayatın hızlı geçtiğini gösteren zaman kavramı.
Muhammed bin Ali ibni Saati saat imalinde pek mahir imiş.
ismi oradan mı kalmış acep.
ismi oradan mı kalmış acep.
(bkz: casio)
Beni kendine saat yaptı
Düşüncelerim dakika ve ahlarım sarkacın tıkırdaması,
Parmağım ise yelkovan,
hep gözümü gösterip gözyaşımı siliyor.
Ve bayım,
saat başlarını çan yerine inlemelerim vuruyor.
iç çekmeleri,göz yaşları,iniltiler
Dakikalar,çeyrekleri ve saatleri gösteriyor.
ah (bkz: shakespeare),vah (bkz: shakespeare)
Düşüncelerim dakika ve ahlarım sarkacın tıkırdaması,
Parmağım ise yelkovan,
hep gözümü gösterip gözyaşımı siliyor.
Ve bayım,
saat başlarını çan yerine inlemelerim vuruyor.
iç çekmeleri,göz yaşları,iniltiler
Dakikalar,çeyrekleri ve saatleri gösteriyor.
ah (bkz: shakespeare),vah (bkz: shakespeare)
Saati zaman birimi dışındaki anlamında kullanırsak zaman birimini ölçen makinedir. Şimdi bu anlam üzerinde saaitn nasıl mekanizması olduğunu yazmayacağım ama insanın kol aaatine gelinceye dek zaman ölçen bu aletin hangi aşamalardan geçerek bu noktaya geldiğini, kolumuza takılana kadar bu buluşun hangi zamanlara takıldığını, saatin icadını alıntılayacağım.
SAAT
insan tarihini inceleyenler, insanoğlunun zamanı ölçmek için ne denli ilginç buluşlar yaptığını öğrenmişlerdir. Gündüz ve gece olayı, güneşin doğuşu ve batışı, ay'ın küçülüp büyümesi, mevsimlerin değişimi, yıldızların görünümündeki hareketlilik insanlarda zaman kavramının doğuşunu sağlamıştı. Bunun için de; güneş saatı, kum saatı, su saatı gibi buluşlar gerçekleşmişti.
insanoğlunun zamanı ölçme tutkusu asırlar boyu gelişerek sürmüş , Ortaçağ'da yaşam düzeyi yükselen toplumlar için takvim ve saat, kavram olarak büyük önem kazanmıştı. Bu dönemde, Galile, Newton, gibi matematikçi ve fizikçiler zamanı ölçecek bir aracın icadı için önemli buluşlar gerçekleştirmişlerdi. Saatın icadında yuvarlak dişli'nin, sarkaç'ın ve yaylı spiral'in yaratılışı bu alanda atılan önemli adımlar olmuştu. Bunlar sayesinde kiliselere, görkemli yapılara, mekanik güçle çalışan gösterişli saatler yerleştirilmiş, sonraları zenginlerin evlerindeki şöminelerin üzerine daha küçük boyutlu saatleri koymak mümkün olmuştu. Gerçek anlamda saat'i günlük kullanıma sokan isim ingiliz Christian Huygens'tir. Bundan 327 yıl önce. 23 Ocak 1675'te C.Huygens zaman ayarını sağlayan yaylı balans'ı saatın içine sokmayı başarmıştı. Saatlerin doğal parçaları olarak kabul ettiğimiz akrep ve yelkovan'ın saate uygulanması ise ancak 1690 yılında gerçekleşmişti.
Doğu'da, Türkler, Araplar ve iranlılar, zamanı ölçümlemeye güneş, kum ve su saatleriyle yönelmişlerdi. Evlerde su ve kum saatleri, cami, medrese ve kitaplıklarda güneş saatleri kullanılıyordu.
Osmanlı dönemine gelince: Belgelerden öğrenildiğine göre ingiliz ve Fransız saat teknikleri kullanılarak 17. asrın başlarında istanbul'da saat üretimi gerçekleştirilmişti. O dönemde saat yapımında Abdurrahman ve Galatalı Şahin Usta bi-linmekteydi. 19. yüzyıl Türk saatçiliği için aşama yapılan bir dönem olmuştu. Mevlevi tekkelerinde yaşayan Ahmet Eflaki Dede gibi ustalar tarafından yapılan saatler mekanik incelikleri yanında estetik güzellikleriyle de ün kazanmışlardı.
1700 yılında isviçre'li Nicolas Fatio?nun buluşu sayesinde, hareketli parçaların sürtünmeden doğan yıpranmasını en aza indirgeyen yakut (rubis-saphir) gibi sert taşların minik dişlilerin pimlerine yataklık yapmalarıyla saat endüstrisinde bir devrim yaşanmıştı.
Saatin yelek cebinden kola geçişi 1810 yılında üretilen ilk kol saati ile gerçekleşmiş, kol saatlerinin kullanımı 1914-18 birinci Dünya Savaşı'na katılan askerler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Bu akım sonunda, 1930'lu yıllarda, dünyada satılan her iki saaten biri kol saati olmuştur. Kol saatlerinde elde edilen en önemli gelişme ise, 1922 yılında, elle kurulma gereği olmayan otomatik kol saatlerinin üretilmesi ile gerçekleşmiştir. Saat sektöründe kısa zamanları ölçümleyen diğer bir ürün kronometre olarak tanımlanmaktadır. Bunlar, genelde saniyenin 1/5'ten 1/100 kadar olan değerlerini verirler. Elektronik kronometreler çok daha duyarlı ölçümler yaparlar. 1920 Olimpiyat oyunlarında kullanılmaya başlayan kronometreler bugün spor alanlarının ayrılmaz araçlarıdır. Kol saatlerinde, özelliklerine göre 200'den 800 adete kadar parça kullanılmaktadır. Saatın hareketli parçaları içine konan gövde ise, modeline ve markasına göre altın, platin, titan, litrium, çelik, krom, çeşitli alaşımlardan veya plastikten yapılmaktadır.
Saatlerini tamir etmeye kalkışan meraklılar, bir saati meydana getiren parçaları gördüklerinde, küçücük bir kutu içine sığdırılmış olan parçaların çokluğuna ve çeşitliliğine şaşırmaktan kendilerini alamaz-lar. Hatta bazı saat tamircilerinin, tamir ettikleri saati sahibine iade ederken; "Bunlar da artan parçalar!" diyerek küçük bir zarf verdikleri bilinen hikâyeler arasındadır!
Günümüzde teknolojik gelişmeler saat endüstrisinde olağanüstü yeniliklerin uygulaya konmasını sağlamışıtır. Bunların başında kuvarslı (Quarts) elektronik saatler gelmektedir. Ana maddesi silisyum dioksit (SiO2) olan kuvars'a pil enerjisiyle akım gönderilmekte, sağlanan 32768 Hz'lik sabit titreşim sayesinde zaman ölçümü hassas bir düzeyde sağlanmış olmaktadır. Bu buluşun 1881 yılında ünlü Pierre ve Marie Curie'ye ait oluşu konunun diğer ilginç bir yönüdür. Kuvarsın saat endüstrisinde kullanımı isviçre, Amerika ve Japonya'da aynı döneme rastlamaktadır. Kuvars kullanımı parça sayısını ve zedelenme riskini en aza indirgemektedir. 1968'de Japon Seiko firması ilk elektronik saati üretmiş, 1969'da Amerika'da Pulsar markasıyla elektronik saatler devreye girmiştir. 1982 yılında da, gene Seiko firması tarafından piyasaya video kayıt yapabilen saatler üretilerek teknolojinin sınır tanımadığı kanıtlanmış oluyordu. Bu gelişmelerin yanında 1982 yılında Swatch (Swiss watch) firmasının kuvars kullanımını ucuz saat üretimde başarıyla uygulaması pazarın yaygınlaşmasına öncülük yapmaktadır. Swach, kuvars'ın sağladığı olanaklar sayesinde yalnız 3.9 milimetre kalınlığında, 12.3 gram ağırlığında ve 100 Euro'ya satılabilen kol saati üretmeyi başarmıştır.
Bugün, 25 yıl pil değiştirmeden hayatta kalan, 2100 yılına kadar takvim günlerini kendi ayarlayan, ışık enerjisiyle çalışan, 11.100 metre derinlikte bile su almayan (Bu rekor Bell§Ross markasınındır) , internet?e bağlanabilen, dijital fotograf çeken, müzik ve konuşma kaydeden, tansiyon ölçen hatta konuşan saatler üretilmektedir. Böylesine şaşırtıcı gelişmelere sahne olan bir ortamda, uzmanlar , mekanik ve kuvars yarışmasının bütün hızıyla devam edeceği görüşündedirler.
Ayrıca, son yıllarda üretilen saatlerin bir bölümü pırlanta ve değerli ziynet taşlarıyla bezenerek moda dünyasına girmiştir. Bu saatlerin bazı modelleri yüzbin Euro'ya kadar yükselen fiyatlarla satılmaktadır.
Ayrıca yolunuz Fransa'da Besançon'dan geçerse 2002 Haziran ayında açılmış olan ve saat tarihini gözler önüne seren "Zaman Müzesi" ni ziyaret edebiliriz.
Saat dünyasından daha ayrıntılı ve markalı bilgilere ulaşmak istiyorsanız; http://www.watchvalley.ch
http://performans8.blogcu.com/2082127/
SAAT
insan tarihini inceleyenler, insanoğlunun zamanı ölçmek için ne denli ilginç buluşlar yaptığını öğrenmişlerdir. Gündüz ve gece olayı, güneşin doğuşu ve batışı, ay'ın küçülüp büyümesi, mevsimlerin değişimi, yıldızların görünümündeki hareketlilik insanlarda zaman kavramının doğuşunu sağlamıştı. Bunun için de; güneş saatı, kum saatı, su saatı gibi buluşlar gerçekleşmişti.
insanoğlunun zamanı ölçme tutkusu asırlar boyu gelişerek sürmüş , Ortaçağ'da yaşam düzeyi yükselen toplumlar için takvim ve saat, kavram olarak büyük önem kazanmıştı. Bu dönemde, Galile, Newton, gibi matematikçi ve fizikçiler zamanı ölçecek bir aracın icadı için önemli buluşlar gerçekleştirmişlerdi. Saatın icadında yuvarlak dişli'nin, sarkaç'ın ve yaylı spiral'in yaratılışı bu alanda atılan önemli adımlar olmuştu. Bunlar sayesinde kiliselere, görkemli yapılara, mekanik güçle çalışan gösterişli saatler yerleştirilmiş, sonraları zenginlerin evlerindeki şöminelerin üzerine daha küçük boyutlu saatleri koymak mümkün olmuştu. Gerçek anlamda saat'i günlük kullanıma sokan isim ingiliz Christian Huygens'tir. Bundan 327 yıl önce. 23 Ocak 1675'te C.Huygens zaman ayarını sağlayan yaylı balans'ı saatın içine sokmayı başarmıştı. Saatlerin doğal parçaları olarak kabul ettiğimiz akrep ve yelkovan'ın saate uygulanması ise ancak 1690 yılında gerçekleşmişti.
Doğu'da, Türkler, Araplar ve iranlılar, zamanı ölçümlemeye güneş, kum ve su saatleriyle yönelmişlerdi. Evlerde su ve kum saatleri, cami, medrese ve kitaplıklarda güneş saatleri kullanılıyordu.
Osmanlı dönemine gelince: Belgelerden öğrenildiğine göre ingiliz ve Fransız saat teknikleri kullanılarak 17. asrın başlarında istanbul'da saat üretimi gerçekleştirilmişti. O dönemde saat yapımında Abdurrahman ve Galatalı Şahin Usta bi-linmekteydi. 19. yüzyıl Türk saatçiliği için aşama yapılan bir dönem olmuştu. Mevlevi tekkelerinde yaşayan Ahmet Eflaki Dede gibi ustalar tarafından yapılan saatler mekanik incelikleri yanında estetik güzellikleriyle de ün kazanmışlardı.
1700 yılında isviçre'li Nicolas Fatio?nun buluşu sayesinde, hareketli parçaların sürtünmeden doğan yıpranmasını en aza indirgeyen yakut (rubis-saphir) gibi sert taşların minik dişlilerin pimlerine yataklık yapmalarıyla saat endüstrisinde bir devrim yaşanmıştı.
Saatin yelek cebinden kola geçişi 1810 yılında üretilen ilk kol saati ile gerçekleşmiş, kol saatlerinin kullanımı 1914-18 birinci Dünya Savaşı'na katılan askerler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Bu akım sonunda, 1930'lu yıllarda, dünyada satılan her iki saaten biri kol saati olmuştur. Kol saatlerinde elde edilen en önemli gelişme ise, 1922 yılında, elle kurulma gereği olmayan otomatik kol saatlerinin üretilmesi ile gerçekleşmiştir. Saat sektöründe kısa zamanları ölçümleyen diğer bir ürün kronometre olarak tanımlanmaktadır. Bunlar, genelde saniyenin 1/5'ten 1/100 kadar olan değerlerini verirler. Elektronik kronometreler çok daha duyarlı ölçümler yaparlar. 1920 Olimpiyat oyunlarında kullanılmaya başlayan kronometreler bugün spor alanlarının ayrılmaz araçlarıdır. Kol saatlerinde, özelliklerine göre 200'den 800 adete kadar parça kullanılmaktadır. Saatın hareketli parçaları içine konan gövde ise, modeline ve markasına göre altın, platin, titan, litrium, çelik, krom, çeşitli alaşımlardan veya plastikten yapılmaktadır.
Saatlerini tamir etmeye kalkışan meraklılar, bir saati meydana getiren parçaları gördüklerinde, küçücük bir kutu içine sığdırılmış olan parçaların çokluğuna ve çeşitliliğine şaşırmaktan kendilerini alamaz-lar. Hatta bazı saat tamircilerinin, tamir ettikleri saati sahibine iade ederken; "Bunlar da artan parçalar!" diyerek küçük bir zarf verdikleri bilinen hikâyeler arasındadır!
Günümüzde teknolojik gelişmeler saat endüstrisinde olağanüstü yeniliklerin uygulaya konmasını sağlamışıtır. Bunların başında kuvarslı (Quarts) elektronik saatler gelmektedir. Ana maddesi silisyum dioksit (SiO2) olan kuvars'a pil enerjisiyle akım gönderilmekte, sağlanan 32768 Hz'lik sabit titreşim sayesinde zaman ölçümü hassas bir düzeyde sağlanmış olmaktadır. Bu buluşun 1881 yılında ünlü Pierre ve Marie Curie'ye ait oluşu konunun diğer ilginç bir yönüdür. Kuvarsın saat endüstrisinde kullanımı isviçre, Amerika ve Japonya'da aynı döneme rastlamaktadır. Kuvars kullanımı parça sayısını ve zedelenme riskini en aza indirgemektedir. 1968'de Japon Seiko firması ilk elektronik saati üretmiş, 1969'da Amerika'da Pulsar markasıyla elektronik saatler devreye girmiştir. 1982 yılında da, gene Seiko firması tarafından piyasaya video kayıt yapabilen saatler üretilerek teknolojinin sınır tanımadığı kanıtlanmış oluyordu. Bu gelişmelerin yanında 1982 yılında Swatch (Swiss watch) firmasının kuvars kullanımını ucuz saat üretimde başarıyla uygulaması pazarın yaygınlaşmasına öncülük yapmaktadır. Swach, kuvars'ın sağladığı olanaklar sayesinde yalnız 3.9 milimetre kalınlığında, 12.3 gram ağırlığında ve 100 Euro'ya satılabilen kol saati üretmeyi başarmıştır.
Bugün, 25 yıl pil değiştirmeden hayatta kalan, 2100 yılına kadar takvim günlerini kendi ayarlayan, ışık enerjisiyle çalışan, 11.100 metre derinlikte bile su almayan (Bu rekor Bell§Ross markasınındır) , internet?e bağlanabilen, dijital fotograf çeken, müzik ve konuşma kaydeden, tansiyon ölçen hatta konuşan saatler üretilmektedir. Böylesine şaşırtıcı gelişmelere sahne olan bir ortamda, uzmanlar , mekanik ve kuvars yarışmasının bütün hızıyla devam edeceği görüşündedirler.
Ayrıca, son yıllarda üretilen saatlerin bir bölümü pırlanta ve değerli ziynet taşlarıyla bezenerek moda dünyasına girmiştir. Bu saatlerin bazı modelleri yüzbin Euro'ya kadar yükselen fiyatlarla satılmaktadır.
Ayrıca yolunuz Fransa'da Besançon'dan geçerse 2002 Haziran ayında açılmış olan ve saat tarihini gözler önüne seren "Zaman Müzesi" ni ziyaret edebiliriz.
Saat dünyasından daha ayrıntılı ve markalı bilgilere ulaşmak istiyorsanız; http://www.watchvalley.ch
http://performans8.blogcu.com/2082127/
hiçbir şekilde kullanılmaması gereken mekanizmadır. insanın uydurduğu bir başbelası. bir insan ne denli az saate bakıyorsa o denli hayatta kazanmıştır.
20 45'i göstermesi pek bir manidardır.
küçükken oynadığımız otun ismiydi saat. en fazla 2 cm uzunluğunda, yaşı yeşil, kurusu sarıydı, toplu iğne kadardı. soyardık muz vari şekilde incecik gövdesini. ve başlardı dönmeye hemen, attığı tur kadardı saat, çocukça bir yarıştı hayat.
eski türkçede kıyâmet anlamınada geliyor(muş).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar