bugün
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- ürdün6
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir6
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- filistin5
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- yumurta turşusu2
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri2
- hilafetin türklere faydası18
- almanya da yaşayan yazarlar3
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- kız sanılan yazarlar11
- barney stinson2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- nervioya talip olmak5
- kibarhergele14
- 2026 2027 süper lig şampiyonu galatasaray2
- öleceğin günü bilmek4
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- istanbul da cirit atmak5
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması2
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- çin2
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- futbol9
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz12
- türkiye6
- sözlükte sevap işlemek2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- sözlüğün kırbacı10
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
- çorapla ıslak bir yere basmak2
- siyatik2
- sorusormayin7
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- arda turan2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- ucan tekme atan hipopotam45
- gocu8
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı3
en az sırt ağrısı kadar eski bir mekanın, ortamın, hatta başlıbaşına bir alemin ismi.
ressam bir arkadaşım anlatmıştı. ressamların sadece kendi yaptıkları portrelerinden giriş yapabildikleri, yapılmış bütün resimlerin birbirine bağlanarak oluşturduğu keyfi mekan.
bir sabah uyandığında kendini yaptığı bir karakalem resimde bulmuş o ilk seferinde. hala kendi istediği zaman gidemediği için keyfi buluyor mekanı. bazı yaşlılar, özellikle de bir kadın istediği zaman adım atıyormuş ama o da "yöntemi ancak kendin bulabilirsin" gibilerinden beylik laflarla geçiştirmiş.
van gogh'u görmüş bir sefer sağlam, iki kez de kulağı kesik olarak. Picasso'yu görmemiş görse de tanımazmış herhalde, bir kere gençten bir adamı benzetmiş o'na. ölü ressamların muhabbetleri çok sıkıcı oluyormuş, takılmış plak gibi. onları uzaktan izlemek daha zevkliymiş.
arkadaşım o güzel sabah kendi yaptığı karakalem resimdeymiş ve yanında yatan kadının omuzunda ve kulağında silgi izleri varmış.
ressam bir arkadaşım anlatmıştı. ressamların sadece kendi yaptıkları portrelerinden giriş yapabildikleri, yapılmış bütün resimlerin birbirine bağlanarak oluşturduğu keyfi mekan.
bir sabah uyandığında kendini yaptığı bir karakalem resimde bulmuş o ilk seferinde. hala kendi istediği zaman gidemediği için keyfi buluyor mekanı. bazı yaşlılar, özellikle de bir kadın istediği zaman adım atıyormuş ama o da "yöntemi ancak kendin bulabilirsin" gibilerinden beylik laflarla geçiştirmiş.
van gogh'u görmüş bir sefer sağlam, iki kez de kulağı kesik olarak. Picasso'yu görmemiş görse de tanımazmış herhalde, bir kere gençten bir adamı benzetmiş o'na. ölü ressamların muhabbetleri çok sıkıcı oluyormuş, takılmış plak gibi. onları uzaktan izlemek daha zevkliymiş.
arkadaşım o güzel sabah kendi yaptığı karakalem resimdeymiş ve yanında yatan kadının omuzunda ve kulağında silgi izleri varmış.
şu resimin (http://en.wikipedia.org/w...aglio_Point_from_Pera.jpg) sağ alt köşesindeki kuleden uzak durması gerektiğini kimse söylememiş mesela. oraya turistik bir merakla girip yağlı boyanın haliç üzerindeki aksine yüksek bir yerden bakmak isteyen vakti bol kişinin merdivenlerden çıkarken kendini şu tenekenin (http://en.wikipedia.org/w...up-1-screenprint-1968.jpg) içinde bulması kaçınılmazmış. ressamlar arası bir tür piyango ve espri konusu. oradan çıkması 2 gününü almış. ya da o'na öyle gelmiş.
kendisini yan yana yatarken çizdiği kadın uyanır uyanmaz hiç konuşmadan giyinmiş, arkadaşımın pantolonunu bulup cebinden çıkardığı paranın içinden iki adet kağıt parayı seçip gerisini cebe geri koymuş. sesinin rengi ilk kez kapıya yöneldiğinde duyulmuş: "benim iyi niyetimi sanki kendininmiş gibi kullanıyorsun. bu akşam da 5 saat dikilemem karşında, hava kararınca paydos". o anda dönmüş ve gözlerinin rengi de ilk kez o zaman görünmüş. resim karakalem olduğu için gözleri grinin iki arada bir derede tonuymuş. "senin burdan gece vakti kafe'ye kestirme yol var. o vakte kadar beni sinir etmediysen gelebilirsin", dedikten sonra kapının kolunu çevirmiş.
kapı açılır açılmaz odayı dolduran uğultu, odayı dışarının (http://en.wikipedia.org/w...File:Claude_Monet_003.jpg) malı yapmış. "yerin çok iyi, hiç değiştirme", demiş sonradan adının Vibam olduğunu öğreneceği kadın ve gürültünün geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. kapıyı arkasından çekmemiş.
arkadaşım 4 gün sürdüğünü düşündüğü o ilk yolculuğu bittikten sonra döndüğü tozlu, sıcak ama aydınlık odasında gözlerini açar açmaz ilk farkettiği şey, o ana kadar öttüklerini farketmediği cırcır böceklerinin aynı anda susması olmuş.
kapı açılır açılmaz odayı dolduran uğultu, odayı dışarının (http://en.wikipedia.org/w...File:Claude_Monet_003.jpg) malı yapmış. "yerin çok iyi, hiç değiştirme", demiş sonradan adının Vibam olduğunu öğreneceği kadın ve gürültünün geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. kapıyı arkasından çekmemiş.
arkadaşım 4 gün sürdüğünü düşündüğü o ilk yolculuğu bittikten sonra döndüğü tozlu, sıcak ama aydınlık odasında gözlerini açar açmaz ilk farkettiği şey, o ana kadar öttüklerini farketmediği cırcır böceklerinin aynı anda susması olmuş.
en çok hangi resmi sevdiğini sordum, "aradaki geçişleri", dedi. "ilk başta birinin zevkine göre dizilmiş gibi geldiği için o zevki sevdim ama senin yaptıkların da kendilerine yer buluyor ve ne yaparsan yap bir köşesinden bambaşka bir resme geçişi oluyor. geçişin doğallığına şaşırmıyorsun ama ancak o anda anlıyorsun. kendininkinden yola çıktığın için bağlantının güzelliği sıradaki resmin güzelliğinin sebebini açıklıyor. bir süre sonra sanki hepsini sen yapmışsın gibi geliyor. hepsi güzel o yüzden. biri olmadan diğerine geçiş yok".
"ben öyle demek istemedim" dediğimde, arkadaşım çenesinden başlayarak bütün kafasını elinin içine almaya çalışan bir insanın sakinliğiyle, "ne demek istedin?" diye sordu.
"ben öyle demek istemedim" dediğimde, arkadaşım çenesinden başlayarak bütün kafasını elinin içine almaya çalışan bir insanın sakinliğiyle, "ne demek istedin?" diye sordu.
arkadaşım bazen
rengalem'e gittiğinde,
bazen de dağınık, soğuk
ama tanıdık odasına
geri döndüğünde,
ıspanak yemek zorunda bırakılmış
bazı çocuklar gibi
hissettiğini söyledi.
"kimin pişirdiğinin önemi yoktur",
dedi,
"ıspanağı sevmiyorsa çocuk".
rengalem'e gittiğinde,
bazen de dağınık, soğuk
ama tanıdık odasına
geri döndüğünde,
ıspanak yemek zorunda bırakılmış
bazı çocuklar gibi
hissettiğini söyledi.
"kimin pişirdiğinin önemi yoktur",
dedi,
"ıspanağı sevmiyorsa çocuk".
"vibam'dan bahsetsene" dedim. rüya gibiymiş. bir rüya gibi mükemmel değilde, bir rüya gibi bölük pörçük. bunu açıklığa kavuşturana kadar yarım saat 'rüya gibi' tabirinden duyduğu rahatsızlıktan bahsetti:
"rüyalar kontrol dışı bombok ortamlardır, kim idealini görür ki rüyasında? seks rüyalarının bile en az %50'sinde neden özellikle o insanla seviştiğini anlamadan boşalırsın".
rengalem'e ilk kez girdiği o kara kalem resimde vibam'ı yan yana yatarken resmettiği için ortamdaki ilişkilerinin ressam ve modelinden öteye gitmediğini aynı resimden içeri ikinci gidişinde anlamış, ve hemen daha samimi bir pozda olan ikincisini çizmiş. neden aynı resmi silip değiştirmediğini sordum:
- iki vibam'ın karşılaşmasını görmek istedim.
- ee?
- istediğim gibi olmadı. aynı kişi değildiler. bir akşam birbirlerine çok benzeyen iki kadınla ucuz şarap içip marcelle lender'i(*) dinledim. zaten ikincinin adı artık vibam değildi.
- neydi?
- posel.
(*)http://en.wikipedia.org/w...;chilperic'_1895.jpg
"rüyalar kontrol dışı bombok ortamlardır, kim idealini görür ki rüyasında? seks rüyalarının bile en az %50'sinde neden özellikle o insanla seviştiğini anlamadan boşalırsın".
rengalem'e ilk kez girdiği o kara kalem resimde vibam'ı yan yana yatarken resmettiği için ortamdaki ilişkilerinin ressam ve modelinden öteye gitmediğini aynı resimden içeri ikinci gidişinde anlamış, ve hemen daha samimi bir pozda olan ikincisini çizmiş. neden aynı resmi silip değiştirmediğini sordum:
- iki vibam'ın karşılaşmasını görmek istedim.
- ee?
- istediğim gibi olmadı. aynı kişi değildiler. bir akşam birbirlerine çok benzeyen iki kadınla ucuz şarap içip marcelle lender'i(*) dinledim. zaten ikincinin adı artık vibam değildi.
- neydi?
- posel.
(*)http://en.wikipedia.org/w...;chilperic'_1895.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar