bugün
- dünya38
- amerika birleşik devletleri29
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı27
- sözlükte yeni yeni bıdıkların ortaya çıkması4
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak3
- norveç9
- fransa6
- avrupa5
- israil3
- 25 eylül 2026 macaristan ukrayna maçı3
- uğurcan çakır5
- isveç5
- akaretler2
- mustafa kemal atatürk10
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- sözlüğün en güzel kadını11
- maddi dünyanın kazanımıyla övünmek2
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- taş gibi kalçası olan kadın7
- türk rock grupları8
- şuan dinlediğin şarkı4
- ukrayna3
- macaristan2
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- almanya4
- 25 eylül 2026 isveç romanya maçı2
- finlandiya3
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- evanjelist8
- mekke ortak savunma anlaşması nda kritik toplantı3
- hewal ebo12
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- hava durumu4
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- türkçe vs arapça vs farsça4
- dikili bir ağacının olmaması6
- allah bize salat etti5
- orkun kökçü2
- türkiye6
- danimarka3
- anadolu efes biracılık2
- simko314
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- çiğdem çiçek2
en az sırt ağrısı kadar eski bir mekanın, ortamın, hatta başlıbaşına bir alemin ismi.
ressam bir arkadaşım anlatmıştı. ressamların sadece kendi yaptıkları portrelerinden giriş yapabildikleri, yapılmış bütün resimlerin birbirine bağlanarak oluşturduğu keyfi mekan.
bir sabah uyandığında kendini yaptığı bir karakalem resimde bulmuş o ilk seferinde. hala kendi istediği zaman gidemediği için keyfi buluyor mekanı. bazı yaşlılar, özellikle de bir kadın istediği zaman adım atıyormuş ama o da "yöntemi ancak kendin bulabilirsin" gibilerinden beylik laflarla geçiştirmiş.
van gogh'u görmüş bir sefer sağlam, iki kez de kulağı kesik olarak. Picasso'yu görmemiş görse de tanımazmış herhalde, bir kere gençten bir adamı benzetmiş o'na. ölü ressamların muhabbetleri çok sıkıcı oluyormuş, takılmış plak gibi. onları uzaktan izlemek daha zevkliymiş.
arkadaşım o güzel sabah kendi yaptığı karakalem resimdeymiş ve yanında yatan kadının omuzunda ve kulağında silgi izleri varmış.
ressam bir arkadaşım anlatmıştı. ressamların sadece kendi yaptıkları portrelerinden giriş yapabildikleri, yapılmış bütün resimlerin birbirine bağlanarak oluşturduğu keyfi mekan.
bir sabah uyandığında kendini yaptığı bir karakalem resimde bulmuş o ilk seferinde. hala kendi istediği zaman gidemediği için keyfi buluyor mekanı. bazı yaşlılar, özellikle de bir kadın istediği zaman adım atıyormuş ama o da "yöntemi ancak kendin bulabilirsin" gibilerinden beylik laflarla geçiştirmiş.
van gogh'u görmüş bir sefer sağlam, iki kez de kulağı kesik olarak. Picasso'yu görmemiş görse de tanımazmış herhalde, bir kere gençten bir adamı benzetmiş o'na. ölü ressamların muhabbetleri çok sıkıcı oluyormuş, takılmış plak gibi. onları uzaktan izlemek daha zevkliymiş.
arkadaşım o güzel sabah kendi yaptığı karakalem resimdeymiş ve yanında yatan kadının omuzunda ve kulağında silgi izleri varmış.
şu resimin (http://en.wikipedia.org/w...aglio_Point_from_Pera.jpg) sağ alt köşesindeki kuleden uzak durması gerektiğini kimse söylememiş mesela. oraya turistik bir merakla girip yağlı boyanın haliç üzerindeki aksine yüksek bir yerden bakmak isteyen vakti bol kişinin merdivenlerden çıkarken kendini şu tenekenin (http://en.wikipedia.org/w...up-1-screenprint-1968.jpg) içinde bulması kaçınılmazmış. ressamlar arası bir tür piyango ve espri konusu. oradan çıkması 2 gününü almış. ya da o'na öyle gelmiş.
kendisini yan yana yatarken çizdiği kadın uyanır uyanmaz hiç konuşmadan giyinmiş, arkadaşımın pantolonunu bulup cebinden çıkardığı paranın içinden iki adet kağıt parayı seçip gerisini cebe geri koymuş. sesinin rengi ilk kez kapıya yöneldiğinde duyulmuş: "benim iyi niyetimi sanki kendininmiş gibi kullanıyorsun. bu akşam da 5 saat dikilemem karşında, hava kararınca paydos". o anda dönmüş ve gözlerinin rengi de ilk kez o zaman görünmüş. resim karakalem olduğu için gözleri grinin iki arada bir derede tonuymuş. "senin burdan gece vakti kafe'ye kestirme yol var. o vakte kadar beni sinir etmediysen gelebilirsin", dedikten sonra kapının kolunu çevirmiş.
kapı açılır açılmaz odayı dolduran uğultu, odayı dışarının (http://en.wikipedia.org/w...File:Claude_Monet_003.jpg) malı yapmış. "yerin çok iyi, hiç değiştirme", demiş sonradan adının Vibam olduğunu öğreneceği kadın ve gürültünün geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. kapıyı arkasından çekmemiş.
arkadaşım 4 gün sürdüğünü düşündüğü o ilk yolculuğu bittikten sonra döndüğü tozlu, sıcak ama aydınlık odasında gözlerini açar açmaz ilk farkettiği şey, o ana kadar öttüklerini farketmediği cırcır böceklerinin aynı anda susması olmuş.
kapı açılır açılmaz odayı dolduran uğultu, odayı dışarının (http://en.wikipedia.org/w...File:Claude_Monet_003.jpg) malı yapmış. "yerin çok iyi, hiç değiştirme", demiş sonradan adının Vibam olduğunu öğreneceği kadın ve gürültünün geldiği yöne doğru koşmaya başlamış. kapıyı arkasından çekmemiş.
arkadaşım 4 gün sürdüğünü düşündüğü o ilk yolculuğu bittikten sonra döndüğü tozlu, sıcak ama aydınlık odasında gözlerini açar açmaz ilk farkettiği şey, o ana kadar öttüklerini farketmediği cırcır böceklerinin aynı anda susması olmuş.
en çok hangi resmi sevdiğini sordum, "aradaki geçişleri", dedi. "ilk başta birinin zevkine göre dizilmiş gibi geldiği için o zevki sevdim ama senin yaptıkların da kendilerine yer buluyor ve ne yaparsan yap bir köşesinden bambaşka bir resme geçişi oluyor. geçişin doğallığına şaşırmıyorsun ama ancak o anda anlıyorsun. kendininkinden yola çıktığın için bağlantının güzelliği sıradaki resmin güzelliğinin sebebini açıklıyor. bir süre sonra sanki hepsini sen yapmışsın gibi geliyor. hepsi güzel o yüzden. biri olmadan diğerine geçiş yok".
"ben öyle demek istemedim" dediğimde, arkadaşım çenesinden başlayarak bütün kafasını elinin içine almaya çalışan bir insanın sakinliğiyle, "ne demek istedin?" diye sordu.
"ben öyle demek istemedim" dediğimde, arkadaşım çenesinden başlayarak bütün kafasını elinin içine almaya çalışan bir insanın sakinliğiyle, "ne demek istedin?" diye sordu.
arkadaşım bazen
rengalem'e gittiğinde,
bazen de dağınık, soğuk
ama tanıdık odasına
geri döndüğünde,
ıspanak yemek zorunda bırakılmış
bazı çocuklar gibi
hissettiğini söyledi.
"kimin pişirdiğinin önemi yoktur",
dedi,
"ıspanağı sevmiyorsa çocuk".
rengalem'e gittiğinde,
bazen de dağınık, soğuk
ama tanıdık odasına
geri döndüğünde,
ıspanak yemek zorunda bırakılmış
bazı çocuklar gibi
hissettiğini söyledi.
"kimin pişirdiğinin önemi yoktur",
dedi,
"ıspanağı sevmiyorsa çocuk".
"vibam'dan bahsetsene" dedim. rüya gibiymiş. bir rüya gibi mükemmel değilde, bir rüya gibi bölük pörçük. bunu açıklığa kavuşturana kadar yarım saat 'rüya gibi' tabirinden duyduğu rahatsızlıktan bahsetti:
"rüyalar kontrol dışı bombok ortamlardır, kim idealini görür ki rüyasında? seks rüyalarının bile en az %50'sinde neden özellikle o insanla seviştiğini anlamadan boşalırsın".
rengalem'e ilk kez girdiği o kara kalem resimde vibam'ı yan yana yatarken resmettiği için ortamdaki ilişkilerinin ressam ve modelinden öteye gitmediğini aynı resimden içeri ikinci gidişinde anlamış, ve hemen daha samimi bir pozda olan ikincisini çizmiş. neden aynı resmi silip değiştirmediğini sordum:
- iki vibam'ın karşılaşmasını görmek istedim.
- ee?
- istediğim gibi olmadı. aynı kişi değildiler. bir akşam birbirlerine çok benzeyen iki kadınla ucuz şarap içip marcelle lender'i(*) dinledim. zaten ikincinin adı artık vibam değildi.
- neydi?
- posel.
(*)http://en.wikipedia.org/w...;chilperic'_1895.jpg
"rüyalar kontrol dışı bombok ortamlardır, kim idealini görür ki rüyasında? seks rüyalarının bile en az %50'sinde neden özellikle o insanla seviştiğini anlamadan boşalırsın".
rengalem'e ilk kez girdiği o kara kalem resimde vibam'ı yan yana yatarken resmettiği için ortamdaki ilişkilerinin ressam ve modelinden öteye gitmediğini aynı resimden içeri ikinci gidişinde anlamış, ve hemen daha samimi bir pozda olan ikincisini çizmiş. neden aynı resmi silip değiştirmediğini sordum:
- iki vibam'ın karşılaşmasını görmek istedim.
- ee?
- istediğim gibi olmadı. aynı kişi değildiler. bir akşam birbirlerine çok benzeyen iki kadınla ucuz şarap içip marcelle lender'i(*) dinledim. zaten ikincinin adı artık vibam değildi.
- neydi?
- posel.
(*)http://en.wikipedia.org/w...;chilperic'_1895.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar