bugün
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor10
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor5
- kadınların yüzlerine sürekli bir şeyler sürmesi4
- demet evgar5
- am okşama4
- şu an ihtiyacım var dediğin şey3
- omuzda teyp ile dolaşılan karanlık yıllar2
- akla gelen her başlığı açamamak2
- hızlı para kazanmanın yolları12
- türk kızı egosu6
- türkiye abd maçını izleyecek misiniz8
- türk erkeği egosu4
- imdat arkadaşlar4
- kürt mimarisi2
- m uludagsozluk com da görsel yüklenmeme sorunu4
- yazarların imza parfümleri14
- fesli kadir'e üstat diyen islamcı2
- milletin anasına küfretmek2
- mehdi hayatta ama herkes tanımıyor7
- güzel huylu kezo4
- evlenmeden önce karıyı ekspertize sokmak3
- erkekler neden az yaşar10
- zaman baba zaman anne zaman çocuk3
- saygıdeğer birader yazarlar5
- futbol fanatiklerinin birer aptal olması4
- tramer kaydı olan kız4
- akp'ye katılan belediye başkanları11
- uranyum ve roket2
- vajinizm2
- bir insanı sevmek12
- 2026 dünya kupası23
- yobazla muhafazakar arasındaki fark3
- biat kültürü3
- pkk nasıl biter5
- dünya11
- mutluluğun fark edilmemesi9
- al kardeşim elimi verdim sana2
- 24 haziran 2026 venezuela depremi7
- halil ergün2
- çırılçıplak şekilde ağlayarak ana haber seyretmek5
- magnum yemenin lüks sayıldığı yıllar5
- yaratıcı çıkma teklifleri4
- futbol17
- wowturkey3
- yargıcı3
- kıskanmak7
- artık sevmeyeceğim2
- türkiye'deki suriyeli sayısı 2 milyon 265 bin3
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- lise5
düz gider çapraz yer.akıllıysan alayına gider! Açılış durumunda hiç oynamamış bir piyon ilk hamle olarak iki kare ileri oynanabilir.
rakibin son hattına girdiğinde kral kesilen taş. seç beğen al misali. ayrıca, steven james tarafından yazılmış süper bir polisiye kitabının adı.
6.nesil siliktir kendisi. hazırlık okurken tıpçıyım diyebilen tiplerdendi kendisi. basit bi yazardı, allah taksiratını affetsin, ama salça affetmemiş heralde.
bazı oyunlarda var olan eleman.
satranç, kızma birader, tabu...
satranç, kızma birader, tabu...
piyon denilen taş satranç oyununda adamı rezilde eder vezirde...
işte bu sana kalmış bir durum oyuna göre rezillik ve vezirlik durumu tamamen stratejine bağlı o yüzden satrancı yüzyıllardır yaşatan şey strateji oyunu olmasıdır.
işte bu sana kalmış bir durum oyuna göre rezillik ve vezirlik durumu tamamen stratejine bağlı o yüzden satrancı yüzyıllardır yaşatan şey strateji oyunu olmasıdır.
(bkz: #12143230)
büyük satranç oyuncusu ve düşünürü philidor'un da belirttiği gibi satrancın ruhu olan taştır.
Piyonlar
Piyonlar en önemli taşlardır. Şahı saymam taştan çünkü; şah bir taş değil oyunun kendisidir. Piyonlar ise oyunda 'sadece var olan' taşlardır. Var olmaya çalışmazlar. Dertleri olmak ya da olmamak da değildir. Onlar sadece vardırlar. Orada bulunurlar. Ve ''asla'' bir yere varmaya çalışmazlar. Ama buna rağmen ''daima'' ilerlerler. Piyonun bir taşı yemesi ise; var olma çabasından değil ilerleme özelliğindendir.
Piyonlar bir yere varmaya çalışmazlar çünkü; bir yere varamazlar.Bir piyon tahtanın sonuna kadar ilerleyebilir ama o zaman da benliğini kaybedip piyon olmaktan çıkar ve başka bir taşa dönüşür.
Piyonlar o kadar güzel becerirler ki tahtada var olmayı; önü boş ise ilerler doluysa bekler, varacağı bir yer yoktur çünkü. Zaten piyon olması ile bütün taşlardan öndedir. Sonradan kendisini bir çırpıda geçenler ise ya yok olur gider ya bir köşede sıkışır yahut herkesin sonunu hazırlarlar. Bu nedenlerledir ki tam bir ilerleme ustası oldukları gibi aynı zamanda beklemenin de pîridirler.
Oyunda kazananlar sadece piyonlardır. Çünkü vardırlar. Var olmaya çalışmazlar. Varlıklarını bilirler ve varacak yerleri olmadığı için ilerlerler. Çünkü asıl varacak yeri olan yerinde durur. Gitse de o gidene kadar varmak istediği yer mutlaka değişmiştir. Bu yüzden 'yalnızca' piyonlar ''sadece ilerlerler''.
Bünyamin Ergen
28 Eylül 2011
Piyonlar en önemli taşlardır. Şahı saymam taştan çünkü; şah bir taş değil oyunun kendisidir. Piyonlar ise oyunda 'sadece var olan' taşlardır. Var olmaya çalışmazlar. Dertleri olmak ya da olmamak da değildir. Onlar sadece vardırlar. Orada bulunurlar. Ve ''asla'' bir yere varmaya çalışmazlar. Ama buna rağmen ''daima'' ilerlerler. Piyonun bir taşı yemesi ise; var olma çabasından değil ilerleme özelliğindendir.
Piyonlar bir yere varmaya çalışmazlar çünkü; bir yere varamazlar.Bir piyon tahtanın sonuna kadar ilerleyebilir ama o zaman da benliğini kaybedip piyon olmaktan çıkar ve başka bir taşa dönüşür.
Piyonlar o kadar güzel becerirler ki tahtada var olmayı; önü boş ise ilerler doluysa bekler, varacağı bir yer yoktur çünkü. Zaten piyon olması ile bütün taşlardan öndedir. Sonradan kendisini bir çırpıda geçenler ise ya yok olur gider ya bir köşede sıkışır yahut herkesin sonunu hazırlarlar. Bu nedenlerledir ki tam bir ilerleme ustası oldukları gibi aynı zamanda beklemenin de pîridirler.
Oyunda kazananlar sadece piyonlardır. Çünkü vardırlar. Var olmaya çalışmazlar. Varlıklarını bilirler ve varacak yerleri olmadığı için ilerlerler. Çünkü asıl varacak yeri olan yerinde durur. Gitse de o gidene kadar varmak istediği yer mutlaka değişmiştir. Bu yüzden 'yalnızca' piyonlar ''sadece ilerlerler''.
Bünyamin Ergen
28 Eylül 2011
maşa anlamında kullanılsa da farkı maşanın bir gün el alma ihtimali yokken piyonun vezir olup oyunu bitirebilmesidir.
güzel müzik yapan üniversiteli gençlerden kurulu bir grubunun ismi.
http://www.myspace.com/piyonmusic
http://www.myspace.com/piyonmusic
hep bize vurdurttular kuşları
dün de kuşçu süleymanı
dolapderede
geceyarısıydı
k. celal gözütok
dün de kuşçu süleymanı
dolapderede
geceyarısıydı
k. celal gözütok
güçsüzdür. hayatı bir satranç tahtasına benzettiğimde bazen üzüntülüyken piyon olduğumu hissederim. mutluyken bazen vezir. ama hiç arasını hissetmedim. ya en iyi ya en kötü. ya hep ya hiç.
sikko' nun çıkacak olan kitabının ismi. ayrıca kendisi tüyap kitap fuarında olacak. geliyoruz piç.
michael sikkofieldın yazdığı enfes kitap. açıkcası beni şaşırttı çünkü blog tadında dandik bir kitap bekliyordum. ama tüyaptan eve dönene kadar 106 sayfayı su gibi okuyunca adama hayran kaldım. lan adam meğerse siklemediği için blogda dağınık anlatıyormuş. o ne güzel olay örgüsü, o ne güzel anlatım tarzı lan.
solo test taşlarına da denir. daha iki piyon bıraktığım olmadı hep bir piyonumla bilgin olmuşumdur.
bir michael sikkofield kitabıdır. birinci baskisinda 225-234 arasi sayfalar yoktur. alacak olanlar buna dikkat etmelidir.
hiçbir edebi değeri olmayan, olaylar arası kopuklukların bulunduğu devamlılığı kurgusal olarak sağlayamayan kitap.
bu gibi cümlelerle sikko'nun romanının amına bile koyarım ama ne yazık ki şurada okuyacağımız sik kafalı bi adamın sikten yorumları ile o kitabı almadan, okumadan fikir sahibi olabilecek potansiyele sahip insanlarız. alın okuyun, sonra beraber olmamış diyelim. ama bu adama bir şans verelim, güzel düşünüyor. bir gün güzel de yazar belki.
sikko'cuğum, sen güzel bir kardeşimizsin, lakin tutarsızlık sana göre değil. mutlaka buna hakkın var lakin seni sen yapan kafamızdaki gerçeklik seni bu halinle kabul etmiyor, sikeyim edebi eser olmayışını, kitap olayı farklıdır, valla billa farklıdır, bir dahakine ham meyveyi koparma dalından.
bu gibi cümlelerle sikko'nun romanının amına bile koyarım ama ne yazık ki şurada okuyacağımız sik kafalı bi adamın sikten yorumları ile o kitabı almadan, okumadan fikir sahibi olabilecek potansiyele sahip insanlarız. alın okuyun, sonra beraber olmamış diyelim. ama bu adama bir şans verelim, güzel düşünüyor. bir gün güzel de yazar belki.
sikko'cuğum, sen güzel bir kardeşimizsin, lakin tutarsızlık sana göre değil. mutlaka buna hakkın var lakin seni sen yapan kafamızdaki gerçeklik seni bu halinle kabul etmiyor, sikeyim edebi eser olmayışını, kitap olayı farklıdır, valla billa farklıdır, bir dahakine ham meyveyi koparma dalından.
birine sorulduğunda direk olarak lan cahil sen hiç satranç oynamadin mı? cevabi alinan yegane varlık.
olay kurgusu ve bağlayıcılığı çok iyi değil. tespitler ve betimlemeler şahane. başlarken beklentim çok yüksekti belki de ondan çok çekici gelmedi hikaye. bazı yerlerde tamam bu sefer oldu, mantıklı diyorum ama 3-5 sayfa sonra şizofren birini mi okuyorum hissine kapılıyorum. belki de okuyacağımı beklediğim şeyin bu olabileceğini düşünmediğim için hikaye çarpıkmış gibi geldi. blog yazılarını tercih ederim. neden mi? çünkü orada anlatmaya çalıştığı şeyler ve çabası daha samimiydi. şimdi kitabı beklentiyi karşılayamayınca bir değişik oldum.
beklentimi karşılamayan kitap. sürükleyiciydi de ben bunu beklememiştim ki. klasman içi şeylerle dolu bir kitap beklediğim için beklentimi karşıamadı belki de. betimlemeleri güzeldi ama bir süre sonra her şeyi aynı yolla betimlediğini fark edince soğudum sikkodan. *
ilk 80 sayfası biyogrofi tadında sonra sarmaya başlıyor ama sanki tamam sikko 300 küsür sayfa demişler gibi tak diye biten kitap.
satranç da en önemsiz taş.
''merak kediyi öldürür'' misali gidip aldığım ve bitirdiğim kitap. pek çok kişi gibi ben de klasik bir kaynata sikici yazısı bekliyordum ancak ilk sayfaları gerçekten beğendim. bundan sonrası spoiler içerir, o yüzden dikkat:
--spoiler--
- blog içinde de sıkça başvurduğu benzetmeleri bu kitapta da kullanmış sikko. üstelik bokunu çıkarmış. anladık amına koyayım kendi çapında bir umut sarıkaya'sın, 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olmak, soba ve kestane, bizimkiler ve pazar akşamı... e yeter da. bir ara acayip sıkıldım ve okumayı bırakmayı düşündüm sırf bu yüzden.
- ilk sayfalarda illuminati zırvalıklarına bulaşmayıp hayat dersi vermesi artı puan.
- kitabın en sıkıcı, en boktan kısmı can'ın artık satılık bir kalem * haline gelmesiyle başlıyor.
- can'ın arya ile olan ilişkisinden de bir sikim anlamadım. üstelik can da benim gibi olgun kadınlardan hoşlanıyor * buna rağmen hislenmedim.
- kitap bir nevi blog'u baştan sona okumuş kişilere * hitap ediyor. klasman dışı yazılarının birleşimi gibi bir şey olmuş. ilk sayfaları gerçekten güzel ama can satılık bir kalem olduktan ve alman ayısıyla birlikte bir patronun evine gittikten sonra boka sarıyor. arya meselesi ise çok gereksizdi, niçin ve nasıl * öldürüldüğünü okuyucuların hayal gücüne bırakmış herhalde sikkofield. sikko müritlerinin çoğu bir ritüelde kurban edildiğini sanıyordur belki de * ben ise hiçbir şey anlamadım.
--spoiler--
sonuç olarak sırf ilk sayfalarından ötürü tavsiye edebileceğim bir kitaptır. ''sikko kim yeeeaaa, ben onun kitabını alır mıyım hiç yeeeaaa'' demeyin bence. en azından kitabı bitirdikten sonrasına saklayın bu cümleleri * pişman mıyım bu kitabı okuduğuma, eh biraz. artık eskisi kadar beğenmediğim, müridi olmaktan çıktığım bir kaynata düşmanına ait sonuçta *
--spoiler--
- blog içinde de sıkça başvurduğu benzetmeleri bu kitapta da kullanmış sikko. üstelik bokunu çıkarmış. anladık amına koyayım kendi çapında bir umut sarıkaya'sın, 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olmak, soba ve kestane, bizimkiler ve pazar akşamı... e yeter da. bir ara acayip sıkıldım ve okumayı bırakmayı düşündüm sırf bu yüzden.
- ilk sayfalarda illuminati zırvalıklarına bulaşmayıp hayat dersi vermesi artı puan.
- kitabın en sıkıcı, en boktan kısmı can'ın artık satılık bir kalem * haline gelmesiyle başlıyor.
- can'ın arya ile olan ilişkisinden de bir sikim anlamadım. üstelik can da benim gibi olgun kadınlardan hoşlanıyor * buna rağmen hislenmedim.
- kitap bir nevi blog'u baştan sona okumuş kişilere * hitap ediyor. klasman dışı yazılarının birleşimi gibi bir şey olmuş. ilk sayfaları gerçekten güzel ama can satılık bir kalem olduktan ve alman ayısıyla birlikte bir patronun evine gittikten sonra boka sarıyor. arya meselesi ise çok gereksizdi, niçin ve nasıl * öldürüldüğünü okuyucuların hayal gücüne bırakmış herhalde sikkofield. sikko müritlerinin çoğu bir ritüelde kurban edildiğini sanıyordur belki de * ben ise hiçbir şey anlamadım.
--spoiler--
sonuç olarak sırf ilk sayfalarından ötürü tavsiye edebileceğim bir kitaptır. ''sikko kim yeeeaaa, ben onun kitabını alır mıyım hiç yeeeaaa'' demeyin bence. en azından kitabı bitirdikten sonrasına saklayın bu cümleleri * pişman mıyım bu kitabı okuduğuma, eh biraz. artık eskisi kadar beğenmediğim, müridi olmaktan çıktığım bir kaynata düşmanına ait sonuçta *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar