bugün
- ilişkiye bir süre ara vermek6
- 19 yaşında kızla yatmak8
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi6
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi6
- mola4
- fait bey birader diamond biraderdir hedesi3
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik yazar2
- abd'nin iran'ı sıfırlaması2
- 1 temmuz kabotaj bayramı5
- genç olmanın en güzel yanı6
- ilgi manyağı4
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması4
- tüm çıplaklığımla burdayım3
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- ona bir şey söyle11
- eski eşle tekrar evlenmek5
- bir şeyler söyle4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- kadir inanır22
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- genç görünmeye çalışmak7
- içtim şarabı13
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- anın görüntüsü22
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- kemalist dünya24
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- versuch2
- ankara nın en güzel yanı2
- sözlükteki gizli düşmanım10
- bu saatte hala uyumama sebebi2
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- gitme diye yalvarmak6
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- velvet28
- eski işyerine tekrar başlamak4
- sabaha kadar okunacak kitap4
- true'nun çaylak olması16
- her insanın bir cini olması8
- öldükten sonra bana ne olacak5
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- üniversitelerin gereksiz olması16
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- rakı sevmemek7
- aşure yapan sözlük kızları7
ewan mcgregor ve eva green in baş rollerini paylaştığı romantik-dram filmi. son zamanlarda izlediğim en çarpıcı filmlerden bir tanesi. kaybedilenlere rağmen ayakta kalmayı, kalanlarla mutlu olabilmeyi öğretiyor insana.
--spoiler--
aşktan çok felaketi anlatan bir film. bu kaos ortamı içinde birbirlerini tanıyan, koku ve tat alma duyularının kaybı ardından, mutlu olmaya çalışan iki sevgilinin* zamanla diğer duyularını* kaybetmesine rağmen birbirlerine daha da bağlanmaları konu alan film.
dokunmak geriye kalan son şey.
perfect sense...
--spoiler--
--spoiler--
aşktan çok felaketi anlatan bir film. bu kaos ortamı içinde birbirlerini tanıyan, koku ve tat alma duyularının kaybı ardından, mutlu olmaya çalışan iki sevgilinin* zamanla diğer duyularını* kaybetmesine rağmen birbirlerine daha da bağlanmaları konu alan film.
dokunmak geriye kalan son şey.
perfect sense...
--spoiler--
(bkz: perfect tense)
(bkz: perfect sense)
bendeki eva green zaafından dolayı izleyeceğim film.
Baş yapıt.
film bittiğinde kalkar ışıkları açarsınız önce, sonra mutfağa gidip ağzınıza bir lokma bir şey atarsınız ,bir pj açıp dinledikten sonra hala bunlardan keyif alıyorsanız tamam ,etkisi çabuk geçmiştir filmin. her neyse izlenmeye değer olmakla beraber fikrime göre boşa vakit geçirmeyeceğiniz bir filmdir. perşembe günü izleyin.
sağlam psikolojiyle izlenmesi gereken film.
süper bir film.
izleyin derim. eva green' in canlandırdığı karakterin soğukluğunda kendimi gördüm bir an.
neyse hadi izleyin.
izleyin derim. eva green' in canlandırdığı karakterin soğukluğunda kendimi gördüm bir an.
neyse hadi izleyin.
insanı elindekilerinin kıymeti bilmeye yönlendirecek bir film. kademe kademe boğulduğunuzu hissediyorsunuz izledikçe. süper ötesi bir film değil ama etkili, duygusal bir film.
Ya biraz mantıklı, sağlam senaryolu bir dram-romantik filmi olsun diyorsanız, bu film tam size göre.
Bana den brysomme mannen filmini çokça hatırlattı.
--spoiler--
Filmden sonra, yüksek sesle müzik dinledim. Abur cubur yedim. Tuvalette uzun süre pisliğimi kokladım. Mutlu oldum.
--spoiler--
Bana den brysomme mannen filmini çokça hatırlattı.
--spoiler--
Filmden sonra, yüksek sesle müzik dinledim. Abur cubur yedim. Tuvalette uzun süre pisliğimi kokladım. Mutlu oldum.
--spoiler--
çarpıldığım filmlerden. eva green etkileyici güzelliği ile filmi götürmüş. son dönemin farklı işlerinden biri olarak izlenmelidir.
hayatimin okul uykudan geri kalan kisminin yuzde 80 i film izlemeye geciyo.. o yuzden film izlerken gecen zamani asla kayip olarak gormem.. fakat bu filmi bitirdikten sora partlari degistirmeleri de katarak soyle bi gecen 120 dakikama acidim..
cunku boyle cok sey soyledigini zanneden metaforik filmlerden gina geldi bana.. yemin ederim jennifer lopezli dandik dans temali filmi buna yeglerim.. icimiz disimiz "anlam mi agir mana mi" diye konusan, deli yurek ve bilimum filmlerde kendine yer bulan "esnaf ama gecmisi karanlik agir acili filozof abi" konseptiyle doldu..
yani duyulari kaybetmek.. yok iste kapitalist insanlarin doymazligi, birbirlerine sirlarini soyleyen acaip yakin sallamaz karakterler vs vs..
ama biktim ben artik la.. bu filmin antidotu olarak actim pretty woman izledim.. gercek karakterleri istesem ben, aci istesem, efkarlanip icmek istesem oturur kendi halimi etrafimdaki gercek hayatlari dusunurum..
boyle filmler, fatih akin zeki demirkubuz von trier filmleri artik bayiyo beni.. eskiden cekici bulurdum bunlari.. oturur aglardim dusunurdum uzulurdum filan.. sonra sonra herhalde insan yaslandikca filmlerdeki kurgu uzuntulere depresifliklere hali kalmiyo..
film uzerine manitayla ya da mustakbel manitayla cevrilebilecek geyik su olacaktir : sence hangi duyumuz daha degerli hihih ? otesi bos yani..
bi de bu filmden bi gun once von trierin melancholiasini izlemistim eherhalde ondan iyice icim almadi..
brrr turkan sorayli filmleri ozledim ya.. bu ne keder bu ne aci birader ?
demin tostumu yaktim.. kasar peynir butun tost makinasina yapismis tek derdim o yani su an.. bu filmler bana fazla "derin"..
cunku boyle cok sey soyledigini zanneden metaforik filmlerden gina geldi bana.. yemin ederim jennifer lopezli dandik dans temali filmi buna yeglerim.. icimiz disimiz "anlam mi agir mana mi" diye konusan, deli yurek ve bilimum filmlerde kendine yer bulan "esnaf ama gecmisi karanlik agir acili filozof abi" konseptiyle doldu..
yani duyulari kaybetmek.. yok iste kapitalist insanlarin doymazligi, birbirlerine sirlarini soyleyen acaip yakin sallamaz karakterler vs vs..
ama biktim ben artik la.. bu filmin antidotu olarak actim pretty woman izledim.. gercek karakterleri istesem ben, aci istesem, efkarlanip icmek istesem oturur kendi halimi etrafimdaki gercek hayatlari dusunurum..
boyle filmler, fatih akin zeki demirkubuz von trier filmleri artik bayiyo beni.. eskiden cekici bulurdum bunlari.. oturur aglardim dusunurdum uzulurdum filan.. sonra sonra herhalde insan yaslandikca filmlerdeki kurgu uzuntulere depresifliklere hali kalmiyo..
film uzerine manitayla ya da mustakbel manitayla cevrilebilecek geyik su olacaktir : sence hangi duyumuz daha degerli hihih ? otesi bos yani..
bi de bu filmden bi gun once von trierin melancholiasini izlemistim eherhalde ondan iyice icim almadi..
brrr turkan sorayli filmleri ozledim ya.. bu ne keder bu ne aci birader ?
demin tostumu yaktim.. kasar peynir butun tost makinasina yapismis tek derdim o yani su an.. bu filmler bana fazla "derin"..
romantik-dram-salgın içerikli film. aşçı olasım geldi bu filmden sonra anlamadım gitti.
40 milyon yıldır insanlık dili var. Fakat bizim ilişkimizin adını koyacak bir kelime yok.
gibi bir cümlenin kurulduğu efsanevi film.Michael ilişkilerde bağlanma sorunu yaşayan ama yemek pişirme konusunda usta olan bir şeftir. Soğuk görünümlü ama işinin ehl-i doktor Susan ise uzun zamandır özel hayatına kimseyi sokmadan, kendisini sadece işine vermiştir.
Susan ve Michael yakınlaşırken, tüm dünyada insanların duygularını bir bir yok eden bir salgın hastalık ortaya çıkar. insanlar sevme yetilerini bir bir kaybederken Susan ve Michael'ın aşkı hayata tutunabilecek midir?
Eva Green ve Ewan McGregor'ın baş rolleri paylaştığı dram ve hüzün dolu filmde, McGregor ile daha önce Young Adam'da çalışmış olan ingiliz yönetmen David Mackenzie'nin imzası var. Yönetmen daha önce Tutku Nehri (Young Adam) filmiyle de BAFTA'da En iyi Yönetmen ödülünü almıştı...
gibi bir cümlenin kurulduğu efsanevi film.Michael ilişkilerde bağlanma sorunu yaşayan ama yemek pişirme konusunda usta olan bir şeftir. Soğuk görünümlü ama işinin ehl-i doktor Susan ise uzun zamandır özel hayatına kimseyi sokmadan, kendisini sadece işine vermiştir.
Susan ve Michael yakınlaşırken, tüm dünyada insanların duygularını bir bir yok eden bir salgın hastalık ortaya çıkar. insanlar sevme yetilerini bir bir kaybederken Susan ve Michael'ın aşkı hayata tutunabilecek midir?
Eva Green ve Ewan McGregor'ın baş rolleri paylaştığı dram ve hüzün dolu filmde, McGregor ile daha önce Young Adam'da çalışmış olan ingiliz yönetmen David Mackenzie'nin imzası var. Yönetmen daha önce Tutku Nehri (Young Adam) filmiyle de BAFTA'da En iyi Yönetmen ödülünü almıştı...
final sahnesinin ardından şu efsanevi sözlerle gönlümde taht kurmuş olan filmdir. ama bazen gereksiz şekilde uzatıldığını düşündüm filmin.
--spoiler--
Artık etraf karanlık. Fakat birbirlerinin nefeslerini hissediyorlar. Bilmeleri gereken her şeyi biliyorlar. Öpüşüyorlar. Birbirlerinin gözyaşlarını yanaklarında hissediyorlar. Eğer birisi onları görebiliyor olsaydı birbirlerinin suratını okşayan normal bir çift olduklarını düşünürdü. Vücutları birbirine yakın. Gözler kapalı. Etraflarında olan bitenden bihaber. Çünkü hayat öylece devam eder. Öylece...
--spoiler--
--spoiler--
Artık etraf karanlık. Fakat birbirlerinin nefeslerini hissediyorlar. Bilmeleri gereken her şeyi biliyorlar. Öpüşüyorlar. Birbirlerinin gözyaşlarını yanaklarında hissediyorlar. Eğer birisi onları görebiliyor olsaydı birbirlerinin suratını okşayan normal bir çift olduklarını düşünürdü. Vücutları birbirine yakın. Gözler kapalı. Etraflarında olan bitenden bihaber. Çünkü hayat öylece devam eder. Öylece...
--spoiler--
insanların teker teker duyularını kaybetmesiyle olanları anlatan film. ana karakterler hala birbiriyle yiyişip mutlu olma derdindeler.
gayet güzel ve izlenilebilir bir filmdi ama filmin türkçe ismine aldanıp aşk dolu bir film sanılmamalı.
--spoiler--
duyuları kaybetmeden önce yaşanan şeyler çok güzel seçilmiş bence.
anlamsız bir keder, ardından koku alma
kendini kontrol edemediğin ve ardından ne varsa yediğin bir andan sonra, tat alma
öfke, kin, nefret ve sonra duyma
ve aniden görme
--spoiler--
--spoiler--
duyuları kaybetmeden önce yaşanan şeyler çok güzel seçilmiş bence.
anlamsız bir keder, ardından koku alma
kendini kontrol edemediğin ve ardından ne varsa yediğin bir andan sonra, tat alma
öfke, kin, nefret ve sonra duyma
ve aniden görme
--spoiler--
hayatınızın kıymetini bilin filmlerinden, gayet de güzel işlenmiş eva greenin memelerine de değinmeden geçemeyeceğim.
üzerinden sağlam bir felsefe dersi çıkabilecek bir film.
"perfect sense, simple ben."
gibi müthiş bi espri yapanlar var vallah ben yapmıyom.
gibi müthiş bi espri yapanlar var vallah ben yapmıyom.
(bkz: past perfect tense)
Çok farklı bir film. özgün bir düşüncesi var. -haa buraya entel entel yazdığıma bakmayın. seyrederken bazen sıkılmadım diyemem- demek istediğim, "tüm kaybedilenlere rağmen aşk devam edecek mi" gibi salt bir aşk söz konusu değil bence. (olmamalı) adını koyabilmiş değilim ama derin felsefi temelleri olduğunu düşünüyorum. zira bir yönetmen olsaydım salt yukarıda alıntıladığım cümle için film çekmezdim. en azından bu senaryoyla.
"yeryüzündeki son aşk" diye saçma bir şekilde türkçeye çevrilen çok farklı , güzel bir yapım. Konusuyla ve oyuncuların konuyu işleyişiylede çok orjinal bir film olmuş.
Eva green'in enerjisiyle, tarziyla uyusmamis. Klasik salgin filmlerinden farkli islenmemis.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar