bugün
- pandela 319
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- velvet48
- ciddi ciddi aşure seven insan23
- bir ilişkiyi kim yönetir11
- kürt hareketinin devşirme olması15
- elektriği ödeyen adam8
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- deniz göktaş'ın atatürk şakası3
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- taksim delisi cenk4
- ciguli kral16
- amedspor12
- mony tontana11
- karpuzcu libos panda3
- denizde karı kız kesen erkek3
- 2026 dünya kupası33
- tabaktaki son bisküviyi yiyen tip3
- sözlükte kavga olacak hissi5
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- fas7
- kanada8
- yunanistan milli futbol takımı5
- memduh bashgan9
- futbol28
- dünya16
- allah rahmet eylesin üstad kadir mısıroğlu3
- yürüyüş flörtü9
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- türkiye12
- doğu karadeniz de fırtına uyarısı2
- kaçak elektrik kullanan orospu çocukları2
- sözlüğün en çok başlık açan yazarı olmak2
- ahtapot yemek9
- arjantin milli futbol takımı2
- sözlükten avrat düşürmek2
- evde kalmış kız kurusu7
- bik bik kaç yaşında10
- yeşil burun adaları futbol takımı4
- izmirde cami yakma girişimi3
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek3
- sözlüğü 25 yaş üstü teyzelerin basması3
- atatürk ün çocuğunun olmaması4
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- sikmek icin entry ni beğendi6
ronesans ve reform hareketlerinin en onemli tetikcilerinden olan skolastik mantikcilarin en onemlilerindendir. (roger bacon,john duns scottus digerleri)1290-1349 yillarinda yasamis, 1328 de papa tarafindan afaroz edilmistir.
ockham in usturasi fikriyle ( politik risaleler kitabindan)unludur. baslikta ziyadesiyle anlatilmis fikir o yuzden, mantigi konusunda birkac laf edip uzaklasayim basliktan;
william , aristoteles'in yanlis anlasildigini,onun bilgi ve mantik kuraminin kiliseye yakin cevrelerce teolojiye ve metafizige kurban edildigini dusunuyordu. ona gore bilim seylerle mantik ise bilimsel terimlemelerin cozumlemesi ile ilgilendigini dile getirdi.
en iyisi umberto eco'nun kitabindan uyarlanan filmi izleyin.o donemin mucadelesini ziyadesiyle anlatir.
(bkz: gulun adi)
not:oha ilk entry bana kismetmis.
ockham in usturasi fikriyle ( politik risaleler kitabindan)unludur. baslikta ziyadesiyle anlatilmis fikir o yuzden, mantigi konusunda birkac laf edip uzaklasayim basliktan;
william , aristoteles'in yanlis anlasildigini,onun bilgi ve mantik kuraminin kiliseye yakin cevrelerce teolojiye ve metafizige kurban edildigini dusunuyordu. ona gore bilim seylerle mantik ise bilimsel terimlemelerin cozumlemesi ile ilgilendigini dile getirdi.
en iyisi umberto eco'nun kitabindan uyarlanan filmi izleyin.o donemin mucadelesini ziyadesiyle anlatir.
(bkz: gulun adi)
not:oha ilk entry bana kismetmis.
(bkz: fransisken)
roscelinus'dan sonra gelen nominalizm temsilcisi düşünür. ustası roscelinus'dan çok sonra onun fikirlerini savunacak ve skolastik düşüncenin yıkılışını hızlandıracaktır. ona kadar koca avrupa'da tartışma sapkınlık olarak adlandırılmaktaydı. çünkü incil yeteri kadar açıktı tartışacak birşey olamazdı. ama wiliam bilimsel düşüncenin temelini insana tartışma yetisini tekrar hatırlatarak atmıştır.
William of Ockham ''Ockham'ın Usturası'' adı verilen ve bugün de hâlâ bilinen öğretiyi ortaya koymuştur.
Ockhamın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kesin olan şey 1280- 1300 yılları arasında ingilterenin Ockham kasabasında doğduğudur. Genç yaşta Fransisken tarikatına katılan William, mantık ağırlıklı ilk eğitimini bir Fransisken manastırında almıştır. Oxford Üniversitesinde geleneksel dinbilim eğitimi (1309-15) aldıktan sonra, bu kurumda öğretim üyesi olarak görevlendirilmiştir. (1315-23) ama tam olarak bir sandalye sahibi olamamıştır. Ancak gerek derslerinde gerekse tartışmalarında ortaya koyduğu görüşler üniversitenin ve din çevrelerinin tepkisini çekmiştir. Bunun üzerine Papa XXII. Johannes, William hakkında soruşturma açtırmıştır ve savunmasını yapmak üzere kendisini Avignona çağırmıştır. 1324 sonbaharında Avignona giden William, 3 yıl süren soruşturmadan sonra beklenilenin aksine mahkum edilmemiştir, kentin dışına çıkmaması koşuluyla serbest bırakılmıştır. 1328 yılı,Avignonda bir Fransisken manastırında kalan William için dönüm noktası olan bir yıldır. Bu dönemde Fransisken Genel Başkanı Michele of Cesenadır. Cesena, Fransiskenlerin yoksulluk ilkesi konusundaki sorunu tartışmak için papanın çağrısıyla Aralık 1327de Avignona gelmiştir. Böylece William, Cesena ile tanışmıştır ve papaya karşı, Hıristiyanlık harfi harfine yoksulluk demektir diyenlerin yani Fransiskenlerin, yani Cesenanın yanında yer almıştır. birlikte 26 Mayıs 1328'de Avignon'dan kaçmışlar ve papaya karşı kendilerini destekleyen mparator IV. Ludwig'in koruması altında Pisa'ya gitmişlerdir. Williamın imparatorla buradaki ilk karşılaşmasında imparatora, ''Sen beni kılıçla koru, ben de seni kalemle koruyacağım'' dediği bildirilmektedir. Yine burada Michelenin papaya karşı bir Kilise Genel Kurulu toplanması çağrısını destekleyen William, ilk iş olarak papalığın yoksulluğa ilişkin üç fermanını incelemeye koyulmuştur. incelemelerinin sonucunda, bu fermanların XXII. Johannesin bir dinsel sapkın olduğunu kanıtlayan birçok yanlış içerdiğini ve bir sapkının papa olarak tanınamayacağını açıklamıştır.Papa XXII. Johannesise bu saldırılara William'ı ve Cesena'yı 6 Haziran 1328de aforoz ederek yanıt vermiştir. 1330'da Fransisken dostlarıyla birlikte IV. Ludwig'in ardından Münih'e giden William, büyük olasılıkla yaşamının sonuna dek bu kentte kalmıştır. Pariste politik görüşlerini zaten gösterebilen Ockham, Münihte imparatorun danışmanı olduktan sonra da politik anlamda çalışmış ve görüşlerini zamanın koşullarına uyumlu hale getirmiştir. 1330-38 yılları arasında, kendisini koruyan siyasal iktidar adına kilisenin yetkilerinin kısıtlanmasını savunan düşüncelerini ondan fazla yapıtta ortaya koymuştur. William of Ockham ingiliz görgücülüğünün ve nominalizmin önemli temsilcilerindendir. Öğretisi ''scepticisme theologiqe'' (Tanrıbilimsel şüphecilik) adıyla da anılmaktadır. bilimle metafiziği, felsefe ve Tanrıbilimi birbirlerinden ayırmış ve birbirlerine geçemeyecekleri sınırlar çizmiştir. Adçılık öğretisinin önemi elde ettiği bu sonuçtan kaynaklanmaktadır. Ayrıca William, nominalizm hakkındaki görüşleriyle, skolastiğin asıl ilgi duyduğu metafiziği ikinci derecede bir felsefe konusu yaparak epistemolojiye yönelmiştir. Böylece Rönesans`a geçişi de kolaylaştırmıştır.
Ockham'ın skolastik felsefede doğrulanması imkânsız kavramları kazımak için yaptığı işlemlere genel olarak ''Ockhamın Usturası'' ya da gereksiz çoğaltmaya karşı çıktığı için ''ekonomi ilkesi'' adı verilmektedir. Ockhama göre ''varlıklar gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır''.
izleyenleri ya da Ockhamcılar olarak adlandırılan bilim insanları, felsefe ve ilahiyatı eleştiriciliğe ve kuşkuculuğa doğru geliştirmişlerdir. Üniversite öğretimi de bunun derin izlerini taşımaktadır. O zamana kadar ilahiyat eğitiminin temel taşı olan Peter Lombard'ın Sentences'inin yorumu da artık giderek daha çok küçümsenmektedir. Ockham`dan sonra soruların sayısı azalmakta ve bunlar giderek kadir-i mutlaklık ve hür irade üzerine yoğunlaşmaktadır. Doğanın ve Tanrısal inayetin bütün dengesi de aynı anda bozulmuştur. Tüm dogmatik eğitimin içeriği boş şeylerdir. Değerler bütünü alt üst olmuştur. iyilik ve kötülük artık birbirlerini zorunlu olarak dışlamamaktadır. insanî güçler artık ancak deneyle karşılaştırılarak, doğal terimlerle tartışılabilir.
William of Ockham ''Ockham'ın Usturası'' adı verilen ve bugün de hâlâ bilinen öğretiyi ortaya koymuştur.
Ockhamın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kesin olan şey 1280- 1300 yılları arasında ingilterenin Ockham kasabasında doğduğudur. Genç yaşta Fransisken tarikatına katılan William, mantık ağırlıklı ilk eğitimini bir Fransisken manastırında almıştır. Oxford Üniversitesinde geleneksel dinbilim eğitimi (1309-15) aldıktan sonra, bu kurumda öğretim üyesi olarak görevlendirilmiştir. (1315-23) ama tam olarak bir sandalye sahibi olamamıştır. Ancak gerek derslerinde gerekse tartışmalarında ortaya koyduğu görüşler üniversitenin ve din çevrelerinin tepkisini çekmiştir. Bunun üzerine Papa XXII. Johannes, William hakkında soruşturma açtırmıştır ve savunmasını yapmak üzere kendisini Avignona çağırmıştır. 1324 sonbaharında Avignona giden William, 3 yıl süren soruşturmadan sonra beklenilenin aksine mahkum edilmemiştir, kentin dışına çıkmaması koşuluyla serbest bırakılmıştır. 1328 yılı,Avignonda bir Fransisken manastırında kalan William için dönüm noktası olan bir yıldır. Bu dönemde Fransisken Genel Başkanı Michele of Cesenadır. Cesena, Fransiskenlerin yoksulluk ilkesi konusundaki sorunu tartışmak için papanın çağrısıyla Aralık 1327de Avignona gelmiştir. Böylece William, Cesena ile tanışmıştır ve papaya karşı, Hıristiyanlık harfi harfine yoksulluk demektir diyenlerin yani Fransiskenlerin, yani Cesenanın yanında yer almıştır. birlikte 26 Mayıs 1328'de Avignon'dan kaçmışlar ve papaya karşı kendilerini destekleyen mparator IV. Ludwig'in koruması altında Pisa'ya gitmişlerdir. Williamın imparatorla buradaki ilk karşılaşmasında imparatora, ''Sen beni kılıçla koru, ben de seni kalemle koruyacağım'' dediği bildirilmektedir. Yine burada Michelenin papaya karşı bir Kilise Genel Kurulu toplanması çağrısını destekleyen William, ilk iş olarak papalığın yoksulluğa ilişkin üç fermanını incelemeye koyulmuştur. incelemelerinin sonucunda, bu fermanların XXII. Johannesin bir dinsel sapkın olduğunu kanıtlayan birçok yanlış içerdiğini ve bir sapkının papa olarak tanınamayacağını açıklamıştır.Papa XXII. Johannesise bu saldırılara William'ı ve Cesena'yı 6 Haziran 1328de aforoz ederek yanıt vermiştir. 1330'da Fransisken dostlarıyla birlikte IV. Ludwig'in ardından Münih'e giden William, büyük olasılıkla yaşamının sonuna dek bu kentte kalmıştır. Pariste politik görüşlerini zaten gösterebilen Ockham, Münihte imparatorun danışmanı olduktan sonra da politik anlamda çalışmış ve görüşlerini zamanın koşullarına uyumlu hale getirmiştir. 1330-38 yılları arasında, kendisini koruyan siyasal iktidar adına kilisenin yetkilerinin kısıtlanmasını savunan düşüncelerini ondan fazla yapıtta ortaya koymuştur. William of Ockham ingiliz görgücülüğünün ve nominalizmin önemli temsilcilerindendir. Öğretisi ''scepticisme theologiqe'' (Tanrıbilimsel şüphecilik) adıyla da anılmaktadır. bilimle metafiziği, felsefe ve Tanrıbilimi birbirlerinden ayırmış ve birbirlerine geçemeyecekleri sınırlar çizmiştir. Adçılık öğretisinin önemi elde ettiği bu sonuçtan kaynaklanmaktadır. Ayrıca William, nominalizm hakkındaki görüşleriyle, skolastiğin asıl ilgi duyduğu metafiziği ikinci derecede bir felsefe konusu yaparak epistemolojiye yönelmiştir. Böylece Rönesans`a geçişi de kolaylaştırmıştır.
Ockham'ın skolastik felsefede doğrulanması imkânsız kavramları kazımak için yaptığı işlemlere genel olarak ''Ockhamın Usturası'' ya da gereksiz çoğaltmaya karşı çıktığı için ''ekonomi ilkesi'' adı verilmektedir. Ockhama göre ''varlıklar gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır''.
izleyenleri ya da Ockhamcılar olarak adlandırılan bilim insanları, felsefe ve ilahiyatı eleştiriciliğe ve kuşkuculuğa doğru geliştirmişlerdir. Üniversite öğretimi de bunun derin izlerini taşımaktadır. O zamana kadar ilahiyat eğitiminin temel taşı olan Peter Lombard'ın Sentences'inin yorumu da artık giderek daha çok küçümsenmektedir. Ockham`dan sonra soruların sayısı azalmakta ve bunlar giderek kadir-i mutlaklık ve hür irade üzerine yoğunlaşmaktadır. Doğanın ve Tanrısal inayetin bütün dengesi de aynı anda bozulmuştur. Tüm dogmatik eğitimin içeriği boş şeylerdir. Değerler bütünü alt üst olmuştur. iyilik ve kötülük artık birbirlerini zorunlu olarak dışlamamaktadır. insanî güçler artık ancak deneyle karşılaştırılarak, doğal terimlerle tartışılabilir.
Ona göre; tümeller, gerçek bir varoluşa sahip değil, yapma şeylerdi. Ancak soyut düşüncenin ürünü olarak ve bilmsel çalışma içinde ortaya çıkabilirlerdi. Çokluğun ortak olan yanı değil, onlara yüklenebilir olan isimlerdi. Bilim, geneli değil, özeli, tekil olan varlığı incelemelidir. Çünkü yalnızca tekil varlıkların bir gerçekliği vardır. Şeyler, ilk baştan beri birey olarak vardırlar.
Ockhamlı William, amprik bir bilgi anlayışına sahipti. Ona göre deney, her türlü bilginin temelidir. Özel, bireysel varlıklarla, olayların varoluşunu, yalnız deney ve duyulara dayanan bilgi ile bilebiliriz. Bunun için, önermeleri deneyde kontrol edileyemeyen bir rasyonel teolojinin, ya da ruhun ölümsüzlüğünü tanıtlamak isteyen -nesnesi gözlenemeyen- bir psikoljinin olmayacağı da aşikârdır. Dolayısıyla Tanrı’nın birliği, sonsuzluğu, hatta varlığı dahi dahi kesin olarak tanıtlanmaz. Bu gibi bilgiler ancak inancın konusu olabilirler ve ancak inanılarak kabul edilebilirler. Bunlar ne tanıtlanabilirler, ne de tanıtlamakta ilke alarak kullanılabilirler. Bu anlayışla o, inanç ve bilgiyi kesin çizgilirle birbirinden ayırır.
WilliamIn bu görüşleri ile birlikte, felsefe artık eskiden olduğu gibi teolojinin, dinin hizmetinde değildir. Bilgi inanç karşısında bağımsız olmaya ve kendini bulmaya başlıyor, Rönesans, üç yüzyıl öncesinden müjdeleniyordu.
Ockhamlı William, kavramların maddi bir temelinin bulunduğunu ileri sürmesi, idealizmin maddi gerçekliğin temelinde tümel kavramların olduğuna dair düşüncesiyle çelişiyordu. Doğanın tekil nesneler ve somut olaylar üzerinde incelenmesi ve bilginin buradan elde edilmesi yolundaki eğilim eski filozofların düşüncelerini yeniden gündeme getiriyordu.
Skolastiğin tümü ’ın anlayışı ve eleştirileri karşısında boş savlar derekesine düşmüştü. Kilise boş durmadı. Ockhamlı aforoz edildi. Onun ve Durand’ın öğretileri 14. ve 15. yüzyılda da üniversiteleri meydan savaşlarına çevirdi ve ancak Rönesans ve Reform zamanının sakinleşen realistlerle nominalistlerin kavgalarının başlangıcı oldu.
Ockhamlı William, amprik bir bilgi anlayışına sahipti. Ona göre deney, her türlü bilginin temelidir. Özel, bireysel varlıklarla, olayların varoluşunu, yalnız deney ve duyulara dayanan bilgi ile bilebiliriz. Bunun için, önermeleri deneyde kontrol edileyemeyen bir rasyonel teolojinin, ya da ruhun ölümsüzlüğünü tanıtlamak isteyen -nesnesi gözlenemeyen- bir psikoljinin olmayacağı da aşikârdır. Dolayısıyla Tanrı’nın birliği, sonsuzluğu, hatta varlığı dahi dahi kesin olarak tanıtlanmaz. Bu gibi bilgiler ancak inancın konusu olabilirler ve ancak inanılarak kabul edilebilirler. Bunlar ne tanıtlanabilirler, ne de tanıtlamakta ilke alarak kullanılabilirler. Bu anlayışla o, inanç ve bilgiyi kesin çizgilirle birbirinden ayırır.
WilliamIn bu görüşleri ile birlikte, felsefe artık eskiden olduğu gibi teolojinin, dinin hizmetinde değildir. Bilgi inanç karşısında bağımsız olmaya ve kendini bulmaya başlıyor, Rönesans, üç yüzyıl öncesinden müjdeleniyordu.
Ockhamlı William, kavramların maddi bir temelinin bulunduğunu ileri sürmesi, idealizmin maddi gerçekliğin temelinde tümel kavramların olduğuna dair düşüncesiyle çelişiyordu. Doğanın tekil nesneler ve somut olaylar üzerinde incelenmesi ve bilginin buradan elde edilmesi yolundaki eğilim eski filozofların düşüncelerini yeniden gündeme getiriyordu.
Skolastiğin tümü ’ın anlayışı ve eleştirileri karşısında boş savlar derekesine düşmüştü. Kilise boş durmadı. Ockhamlı aforoz edildi. Onun ve Durand’ın öğretileri 14. ve 15. yüzyılda da üniversiteleri meydan savaşlarına çevirdi ve ancak Rönesans ve Reform zamanının sakinleşen realistlerle nominalistlerin kavgalarının başlangıcı oldu.
1285-1347 yılları arasında yaşamış ünlü bir filozoftur.
"Ockham ın Usturası" adlı ilkesiyle ünlüdür. bu ilke; gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.
Bilimde bu ilke şu anlama gelir:
"Kesinlikle aynı sonuçları öngören iki rakip teoriniz varsa, daha basit olanı daha iyidir."
"Ockham ın Usturası" adlı ilkesiyle ünlüdür. bu ilke; gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.
Bilimde bu ilke şu anlama gelir:
"Kesinlikle aynı sonuçları öngören iki rakip teoriniz varsa, daha basit olanı daha iyidir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar