bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum26
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü6
- mısır2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir7
- 1 euro 53 50 tl3
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin11
- hayatın artık aşırı monoton gelmesi3
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kemal kılıçdaroğlu36
- türk erkeklerindeki rus ve ukraynalı kız merakı3
- uysaljakoben21
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- gammaz olmuşum13
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- gece yarısı çalan telefon7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- aquila bicipite8
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- 4 haziran 20262
- çay2
- doğu türkistan'ın ülke olması2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- gocu26
- minyon kadın siniri5
- elit olmak için gerekenler13
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- tutku2
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- kadınların zeka seviyesi3
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- denize sıfır bir ev sahibi olmak3
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- geceye bir söz bırak3
- gey görünce gey olmaktan korkan erkek21
- bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır2
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- turkei kıymentini bilin19
- babaya masaj yaptırmak2
- eski dizileri izlemek3
- ona bir şey söyle16
- tek arkadaşının olmaması10
- hapse düşünce hemen koğuş ağasını dövmek9
- netflix yasaklanmalıdır27
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
en fazla birkaç dakikaya sığdırılabilinen duygu yoğunluğudur mutluluk. aksine mutsuzluk ise saatler, hatta günlerce sürebilir..
zülfü livaneli'nin yazdığı sonrada sinemaya uyarlanan eser.
az önce dostumla konusuyorum. ''nasılsın canım? '' dedim. ''cok mutluyum canım'' dedi. ''oh oh ne güzel, sebebini neye borçlusun? '' dedim. ya da öyle bişey hatırlamıyorum tam...
durdum hemen. aklıma takıldı. hani sokakta evsiz, barksız, her şeyini kaybetmiş insanlara karşı içinizde bir acıma hissi belirir ya, ya da sakatlara, öksüzlere, yetimlere acırsınız ya, öyle acıdım kendime işte...
mutluluğu sorgular olmuşum, mutlu olmak için neden arar olmuşum...
anladım ki mutlu olmak benim için lüks tüketim malı olmuş. o kadar kişiye, ''hayat ne güzel, yaşamaya değer derken, onlara umut saçarken'' ben yitirmişim tüm ümitlerimi. hayatı unutmuşum, hayatımı unutmuşum...
''neyin var lan? '' dedim. ''ne oluyor oğlum, ne için yanıyorsun bu kadar? bu üzüntü ne için? bu keder kimin için? '' dedim...
''neden mutsuzsun burak? mutsuzlukluk neden pusulan olmuş? neden yol göstericin o olmuş? ondan geliyorsun, ona gidiyorsun? ''
''mutlu ol'' dedim. ''mutsuzluğu at bir köşeye. o kadar kişiye yaşama ümidi vermeye çalışırken, yaşatmaya çalışırken unutmuşsun ama hatırla'' dedim... ''unutma, yaşatmak için yaşaman gerekir. mutlu etmek için önce kendin mutlu olmalısın'' dedim...
inandım mı peki? yoksa kendimi mi kandırdım? ..
inandım ulan, harbiden inandım bu sefer. eskisi gibi, beş yaşında sahilde bisiklet sürerken mutlu olduğum gibi mutlu olacağıma inandım be. birinci sınıfta kırmızı kurdelayı yakamda görünce mutlu olduğum gibi, gururlandığım gibi mutlu ve gururlu olacağım yine. ortaokuldaki sevgilimi ilk öptüğüm zaman mutlu olup, heyecanladığım gibi, hayatın tadına vardığım gibi yaşayacağım yine hayatı...
mutlu olmak güzelmiş be dostlar...
durdum hemen. aklıma takıldı. hani sokakta evsiz, barksız, her şeyini kaybetmiş insanlara karşı içinizde bir acıma hissi belirir ya, ya da sakatlara, öksüzlere, yetimlere acırsınız ya, öyle acıdım kendime işte...
mutluluğu sorgular olmuşum, mutlu olmak için neden arar olmuşum...
anladım ki mutlu olmak benim için lüks tüketim malı olmuş. o kadar kişiye, ''hayat ne güzel, yaşamaya değer derken, onlara umut saçarken'' ben yitirmişim tüm ümitlerimi. hayatı unutmuşum, hayatımı unutmuşum...
''neyin var lan? '' dedim. ''ne oluyor oğlum, ne için yanıyorsun bu kadar? bu üzüntü ne için? bu keder kimin için? '' dedim...
''neden mutsuzsun burak? mutsuzlukluk neden pusulan olmuş? neden yol göstericin o olmuş? ondan geliyorsun, ona gidiyorsun? ''
''mutlu ol'' dedim. ''mutsuzluğu at bir köşeye. o kadar kişiye yaşama ümidi vermeye çalışırken, yaşatmaya çalışırken unutmuşsun ama hatırla'' dedim... ''unutma, yaşatmak için yaşaman gerekir. mutlu etmek için önce kendin mutlu olmalısın'' dedim...
inandım mı peki? yoksa kendimi mi kandırdım? ..
inandım ulan, harbiden inandım bu sefer. eskisi gibi, beş yaşında sahilde bisiklet sürerken mutlu olduğum gibi mutlu olacağıma inandım be. birinci sınıfta kırmızı kurdelayı yakamda görünce mutlu olduğum gibi, gururlandığım gibi mutlu ve gururlu olacağım yine. ortaokuldaki sevgilimi ilk öptüğüm zaman mutlu olup, heyecanladığım gibi, hayatın tadına vardığım gibi yaşayacağım yine hayatı...
mutlu olmak güzelmiş be dostlar...
Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte.
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte.
mutluluk = gerçek - beklentiler *
kontör yüklediğinde telefonunun dolu gözükmesidir, yolda yürürken küçük bir çocuğun sana sarılmasıdır, denizin girilecek kadar sıcak olmasıdır, dondurmanın daha yeni yenecek olmasıdır, en sevdiğin şarkının gittiğin yerde çalmaya başlamasıdır, yatarken yastığı ters çevirdiğindeki serinliktir, uykuya dalma anındır, henüz okunmamış gazete kokusudur, sigara içmeye saniyeler kaladır, sigara içmediğini düşünmektir, mesai saatinin dolmasıdır, otobüste yaşlı amcaya yer verip aldıgın tesekkurdur, ilkokulda beden eğitimi dersidir mutluluk, en küçük şeydir, seni en büyük yapan şeydir. uzaklarda aramaya gerek yok.
geriye dönüp bakıldığında farkedilen duygu.
mutsuz anlarından arta kalanlardır.
zülfü livaneli kitabı, meryem'in hikayesi okunası. filmi de çekilen bu kitabın filminde meryem rolünde özgü namal'ı görüyoruz, her ne kadar filmini seyretme fırsatım olmadıysada, filmin kitabı güzel bir şekilde yansıttığı aldığım duyumlardan.
ayrıca muttluluk insanın yaşama amaçlarından biri, hangimiz azıcık mutlu olabilmek için onca çaba sarfetmeyiz ki?
(bkz: sevdiğinden seni sevdiğini duymak)
(bkz: üniversiteyi kazandığını duymak)
(bkz: milli piyango dan büyük ikramiye kazanmak)
(bkz: kızgın kumlardan serin sulara atlamak)*
ayrıca muttluluk insanın yaşama amaçlarından biri, hangimiz azıcık mutlu olabilmek için onca çaba sarfetmeyiz ki?
(bkz: sevdiğinden seni sevdiğini duymak)
(bkz: üniversiteyi kazandığını duymak)
(bkz: milli piyango dan büyük ikramiye kazanmak)
(bkz: kızgın kumlardan serin sulara atlamak)*
ne kadar küçükleriyle yetinilirse; o kadar esirgenen ve kaybedildiğinde daha çok üzülünen duygu. az istenince, az verilen sonra da hepsi geri alınan içimizdeki kıpırtı. büyük şeyler isteyip mutluluk beklenmeli belki de. hiç olmazsa; "çok fazla şey istedim, zaten zordu" der insan. ama küçüklerine bile ulaşamayınca kaybedildiğine daha çok yanar, yıkılır.
gözlerin içinden sızan umarsız ışıkla, huzurun iliklere yayılması olsa gerek..
hüznün olmadığı anlar.
insanların umarsızca, bıkıp usanmadan uzakta aradığı bu yüzden sahip olamadığı, hayatın en güzel getirilerinden biri olan emsalsiz duygudur.
bazen sadece bir gülümseme...
uzun zaman aranıp bulunamayan, buldugunda ise daha keyfine varamadan ansızın uçup giden .
sessizliktir.
kesinlikle bir obje veya bir olgu ile elde edilemeyecek şey. tanımını yapmak bile gereksizdir. tanrıya inanmak gibidir. onu hissedersiniz ama göremezsiniz.
içte bir yerlerde hissedilen, kanatsız uçabilme duygusunu beraberinde getiren, sırıtma olarak dış dünyaya yansıyan, tanımı zamana göre değişebilir olan kavramdır.
öyle ki bu bazen aşık olmaktır, bazen beklenen sıcak bir gülümsemedir, bazen sadece güneşli bir gündür, bazen aniden başlayan yağmurdur, bazen geri gelen elektriktir, bazen çikolatalı bir dilim pastadır, bazen öpücüktür, bazen anne kucağıdır, bazen çok istenilen bir şeyi almaya gittiğinde onun indirime girmiş olduğunu görmektir, bazen telefona gelen bir mesajdır... bla bla bla
mutluyum mutlusun mutlu mutluyuz mutlusunuz mutlular *
öyle ki bu bazen aşık olmaktır, bazen beklenen sıcak bir gülümsemedir, bazen sadece güneşli bir gündür, bazen aniden başlayan yağmurdur, bazen geri gelen elektriktir, bazen çikolatalı bir dilim pastadır, bazen öpücüktür, bazen anne kucağıdır, bazen çok istenilen bir şeyi almaya gittiğinde onun indirime girmiş olduğunu görmektir, bazen telefona gelen bir mesajdır... bla bla bla
mutluyum mutlusun mutlu mutluyuz mutlusunuz mutlular *
çetin altan diyor ki ''zamanı unutmaktır, sevdiğin insanla beraber.''
(bkz: çok ayıp bir şey mutluluk) *
Yanlizca insanlara mahsus bir olgudur. rahatlik ile karistirilmamasi gerekir. soyle ki yaris atlari da yem, ahir, bakim mukemmeligi bakimindan rahat ve refah icinde bir hayat surerler. fakat yaris atlari mutludur diyebilirmiyiz ? tabii ki de hayir. cunku mutluluk maddi degil manevi hazlarla duyulan bir haldir.
(bkz: umursamazlık)
aramakla,
hazır olmakla gelmez...
uğruna feda etmek zorundasınız her şeyinizi...
hazır olmakla gelmez...
uğruna feda etmek zorundasınız her şeyinizi...
şehirlerarası bir otobüste unuttuğunuz mizah dergisidir.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
