bugün

/114
tek bir kelimeden çok daha fazla şey ifade eden, olmazsa olmaz bir ihtiyaç.
kahvaltı !
(bkz: yemek sonrası içilen çayın ilk yudumu)
kokusu.. kısacası içinde onun olduğu herşeydi.
şimdilerde ise ağlamadığım güne başlarken "acaba..?"nın olmadığı her an.
hayatla kavga etmekten vazgeçmektir.
sokakta gördüğüm 6 yaşlarındaki erkek çocuğun, 4 yaşlarındaki kız kardeşine sarılmasını görmektir mutluluk, otostop yapan bir çocuğu arabanıza aldıktan sonra cebindeki parasını kaybetmiş olduğunu öğrenmektir belkide, bazen de bir karıncanın yürüyüşünü incelemktir. Bence mutluluk farkında olmaktır, şükretmektir, boşvermemek direnmek, terlemektir arkadaş...
sorunsuz bir yaşam değil, sorunlarla başa çıkabilmektir.
nasıl mutlu olunacağını bilmektir.
aslında herkesin sosyal statüsü ve beklentilerine göre eşit dağılımının olduğuna inandığım kavram...
mutlak özgürlüğe sahip olunca hissedilen duygudur.
mutlak özgürlüğe asla sahip olamayacağız.
özgü namal ın başrolde oynadığı hatırladığım kadarıyla festivalde ödül almış son 10 dakikası harika bir film.
kimi zaman edepsizce çalan alarmı kapatıp iç huzuru ile uyumaya devam edebilmektir.*
az önce 48'lik monami pastel boya seti olan, ilkokuldaki arkadaşımdan bir bok olamadığını ve kariyerini kaybeden olarak sürdürüdüğünün haberini aldım.

tıpkı bugünkü gibi sıradan bir pazar günü salonun köşesine konuşlanmış yemek masasına torunları kucagında, çocukları yanında oturup, o an hiç bitmesin diye içinden geçirirken, konulan yemekleri titreyen elleri ile yemeye çalışan bir dede gibi mutluyum
hayattaki tek amaç olmalı mutlu olmak. dünyaya gelmek için tek hakkımız var ve bu hakkımızı iyi kullanmalıyız.
tek kişilik yatağa iki bedeni sığdırmak... *
kafadadır. hayal ettiğin gibi biri olmak için çabalıyorsan mutlusundur.
özlemlere kavuşma hali.

nazım sormuş dinoya;
"sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin
ama kolayına kaçmadan."

şimdi başlık soruyor bana;

mutluluğun yazısını yazabilir misin.

nasıl yazayım başlık.
bunca açlık.

nasıl yazayım ki seni
tanışmadık.

bir resmin bile yok
vesikalık.

mutluluk göz altına aldılar mı
müteferrika da

görmedim seni orada
hatta alemdağda,

sen bakkala bile gitmemişsindir
allah bilir,

market aşağıda
kafenin yanında hani

nasıl yazayım başlık
küçük mutluluklarımı mutluluk diye,

küçük ama
mest olduğum,

mutluluk koca bir dünya
başlık

alt alta
yazamam aklıma geleni

ama bir an,
hani o an

barış gelse
mutlu olurmusun başlık.
uğruna hatalardan kaçınılacak bir bok değildi mutluluk . *
bazen mutsuzluğa yol açıyor. kısır bir döngünün iki ayağından biri.
güzelce giyinmiş sokakta yürürken, dershane sınav sonucunun gelmesi ve birinci olduğunu öğrenmek. sonrasında hem güzelim hem zekiyim demek. işte bu an...
oğlumun kokusunu her duyduğumda içime akan o ılık his...
--spoiler--
ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
--spoiler-- *
Bir haftayı bir hastanede refakatçı olarak geçirdikten sonra bence mutluluk; kimseye muhtaç olmadan, bezlenmek ve ya altına koyulup sürgü adı verilen acayip şeye ihtiyaç duymadan, tuvaletini tuvalette yapabilmekmiş arkadaş.
(bkz: insanı hayattan soğutan şeyler)
var olup,yakalandığı takdirde insanın yüzünde çiçek, çiçek gülümsemeler açtıran duygu.
benim için şu sıralar sadece uykuda yaşanan. uyandığım an hayattan soğuyorum. mutsuzum hep.
© copyright 2005 - 2026