bugün
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması11
- yazarların mezun olduğu okullar17
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır15
- bir kadına verilecek en güzel çiçek9
- arjantin mısır maçı13
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- ölümün en iyi tanımı6
- ankara da nato zirvesi13
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız4
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- dünyayı kezbanlardan temizleme planım3
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- döl bankası4
- ctrlx'in ayakları11
- sürekli vurduran kadın nasıl anlaşılır2
- bakire kadını gözünden tanımak6
- aleyna tilki nin ayakları4
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı7
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- günün şiiri25
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- murat yakın3
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- 23 yaş7
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- sevişmek istenen ünlüler2
- saraca finch house21
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- milliyetçi olacakken faşist olmak4
- yoğurt11
- adana sokak lezzetleri5
- en ilginç fetişler2
- donald trumpun geceyi kızı neclada geçirmemesi3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- gecenin şiiri2
- tek başına5
- dövmesi olan erkek9
- messi uzaylı abi5
- otel odasında dölü bulunmak2
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- lionel messi7
- 2026 dünya kupası25
- uzun entry giren yazar enayiliği2
Bildiğin derebeylik gibi bir şey.
içinde türk otobüs şoförü bulmayı başardığımız yer.
adam sağolsun 500t'ye çevirmişti sayemizde otobüsü.
adam sağolsun 500t'ye çevirmişti sayemizde otobüsü.
(bkz: monaco) yiyim
esprisinin çıkmasını sağlayan minik ülkecik.
esprisinin çıkmasını sağlayan minik ülkecik.
büyümüşte küçülmüş bir şehir devletidir. acayip sevimlidir.
formula 1 grand prix'i dünyanın en zor yarışlarından biri olan krallık.
monaco deyince bir prensesi bide hagi nin attığı gol gelir aklıma.
uluslararası telefon kodu 377 olan ülke.
Malum küfrü söyleyemeyeceğiniz bi ortamdayken imdadınıza yetişen laftır.
ferrari ve mclaren araba mağazalarının yanyana oldugu ülke.
sın sık kullandığım küfürdür.
nice havaalanindan helikopterle 8 dakikada varilan ulke.
nice havaalanindaki helkopter pistine gidis + helikopterle ucus + monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
nice havaalanindan otobuse bindikten monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
havadan ucusun da deniz uzerinden yapildigini gozonune alirsak, otobusle gitmek akilkaridir. zaten otobus 20 euro civari, helikopterse 100 euro civari.
nice havaalanindaki helkopter pistine gidis + helikopterle ucus + monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
nice havaalanindan otobuse bindikten monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
havadan ucusun da deniz uzerinden yapildigini gozonune alirsak, otobusle gitmek akilkaridir. zaten otobus 20 euro civari, helikopterse 100 euro civari.
nüfusu 35.517 kişi olan ülke.
lüks insanların başkenti. ferrari'lerin taksilerden çok geçmesi enteresan bir ayrıntı.
(bkz: veni vidi vici)
(bkz: veni vidi vici)
sadece 1.9 kilometrekare olan yerleşim yeri.
bit kadar yere zenginlerin cirit attığı lüks bir hayatı sıkıştırmış alımlı şehir devletidir.
Günlük hayatın geçtiği sokakların yerini aşık olunan Formula 1 dünyası'na bırakmasıyla tanınabilecek hoş bir şehir.
dünyanın kara para aklama merkezi.
bu ülkeyi iki kelimeyle özetlemek gerekirse önce araba derim, sonra da silikon.
galerilerde gözümle gördüğüm kadarıyla, fiyatları 150 bin tl ile 1.1 trilyon arasında değişen lüks araba çeşitliliği var ve burada araban kadar konuşuyorsun. gitmeden önce "kırmızı ışıkta iki tane ferrari yan yana duruyor." gibi yorumlara siktir çekmiş olsam da, bu sayının 3'e de çıkabileceğini görmüş olduk. tertemiz caddeler, yaya yollarında yol veren bilmem kaç beygirlik ultra model arabalarla doludur.
silikon kelimesi ise, taşlı kumsallarında, casinolarının yakınlarında gördüğüm hatun nüfusundan edindiğim gözlemlerden kaynaklanıyor. tabii ki o arabaların sahibi, direksiyondan aldığı hazzı göğüslerden de almalı. kadınlar da bunun farkında. ben bu kadar iyi yapılmış, düzgün memeyi bir arada görmemiştim.
garın sağ tarafında kalan ve merdivenlerle çıktığınız bölgede farklı bir monako vardır. müthiş manzaralara sahip bu kısımda daha samimi, daha sesli, daha mutlu bir toplulukla karşılaşırsınız. ara sokaklarda küçük butikler, hatıra eşyaları satanlar, gülümseyen cafe sahipleri, japon turistler vardır. bu kısım bende oklava ile gözleme açan kadın etkisi bırakmıştır. kalenin kapısında nöbet tutan askerler, saat başı nöbet değişimi yapar. ve değişim esnasında, komutanları "rahat, hazır ol, silah omza" falan derken, turistler koşa koşa bunları izlemeye gider. 1 dakikalık seremoninin ardından alkışlar kopar. öte yandan bu ülkenin bir ordusu bulunmamakta.
garın sol tarafından gezmeye başlarsanız yarım saat sonra falan taşlı kumsala ulaşırsınız. yolda güzel yapılar, oteller, birkaç küçük park, tarihi binalar, tarihi olmadığını belli eden yüksek katlı binalar görürsünüz. bu sürede susamayın, acıkmayın, zira hiçbir şey bulamayacaksınız. market, dükkan, bakkal gibi "friendly" şeyler pek yok burada. bir tane spar market gördük, ama pazar olduğu için kapalıydı. bu kısım bende samimiyetsiz, şuh, fettan, burnu havada bir kadın etkisi bırakmıştır.
sonuç olarak monako kesinlikle görmeye değer. ancak yurdum insanının buraya hayran olup da yerleşmek falan isteyeceğini hiç sanmıyorum. zaten bir tane türk gördük. o da, geçen gün biten yat showroom'una malzeme, yat vs. getirmek için gelmiş buralara. aceleyle tırına bindi gitti.
galerilerde gözümle gördüğüm kadarıyla, fiyatları 150 bin tl ile 1.1 trilyon arasında değişen lüks araba çeşitliliği var ve burada araban kadar konuşuyorsun. gitmeden önce "kırmızı ışıkta iki tane ferrari yan yana duruyor." gibi yorumlara siktir çekmiş olsam da, bu sayının 3'e de çıkabileceğini görmüş olduk. tertemiz caddeler, yaya yollarında yol veren bilmem kaç beygirlik ultra model arabalarla doludur.
silikon kelimesi ise, taşlı kumsallarında, casinolarının yakınlarında gördüğüm hatun nüfusundan edindiğim gözlemlerden kaynaklanıyor. tabii ki o arabaların sahibi, direksiyondan aldığı hazzı göğüslerden de almalı. kadınlar da bunun farkında. ben bu kadar iyi yapılmış, düzgün memeyi bir arada görmemiştim.
garın sağ tarafında kalan ve merdivenlerle çıktığınız bölgede farklı bir monako vardır. müthiş manzaralara sahip bu kısımda daha samimi, daha sesli, daha mutlu bir toplulukla karşılaşırsınız. ara sokaklarda küçük butikler, hatıra eşyaları satanlar, gülümseyen cafe sahipleri, japon turistler vardır. bu kısım bende oklava ile gözleme açan kadın etkisi bırakmıştır. kalenin kapısında nöbet tutan askerler, saat başı nöbet değişimi yapar. ve değişim esnasında, komutanları "rahat, hazır ol, silah omza" falan derken, turistler koşa koşa bunları izlemeye gider. 1 dakikalık seremoninin ardından alkışlar kopar. öte yandan bu ülkenin bir ordusu bulunmamakta.
garın sol tarafından gezmeye başlarsanız yarım saat sonra falan taşlı kumsala ulaşırsınız. yolda güzel yapılar, oteller, birkaç küçük park, tarihi binalar, tarihi olmadığını belli eden yüksek katlı binalar görürsünüz. bu sürede susamayın, acıkmayın, zira hiçbir şey bulamayacaksınız. market, dükkan, bakkal gibi "friendly" şeyler pek yok burada. bir tane spar market gördük, ama pazar olduğu için kapalıydı. bu kısım bende samimiyetsiz, şuh, fettan, burnu havada bir kadın etkisi bırakmıştır.
sonuç olarak monako kesinlikle görmeye değer. ancak yurdum insanının buraya hayran olup da yerleşmek falan isteyeceğini hiç sanmıyorum. zaten bir tane türk gördük. o da, geçen gün biten yat showroom'una malzeme, yat vs. getirmek için gelmiş buralara. aceleyle tırına bindi gitti.
bu devletin işsizlik oranı %0'dır. zaten nüfusu 35000'dir. *
italyanların münih'e taktığı isimdir bir de, enteresan. bununla beraber karışıklıklar yaşanabilir.
fransa'nın güneyinde prenslik olanı ise mülteci olarak sığınmayı planladığım nadide yerdir. monte carlo kumarhanesinde müşterilerin ferrari'lerini parketme işini bulup, la condamine limanında sabaha kadar milyonluk yatları dikizleme gibi bir kariyer planım var. sonra fontvieille'de kiremit çatılı ii. louis stadında martini'mi yudumlayıp as monaco-guingamp maçını izleyebilirim.
fransa'nın güneyinde prenslik olanı ise mülteci olarak sığınmayı planladığım nadide yerdir. monte carlo kumarhanesinde müşterilerin ferrari'lerini parketme işini bulup, la condamine limanında sabaha kadar milyonluk yatları dikizleme gibi bir kariyer planım var. sonra fontvieille'de kiremit çatılı ii. louis stadında martini'mi yudumlayıp as monaco-guingamp maçını izleyebilirim.
prensesliğine göz diktiğim devlet.
1297 den beri bağımsız olan 2 kilometrekarelik, anayasal monarşi ile yönetilen devlet.
foçalıların kurduğu massalia'dan (bugün marseille) gelenlerin Monoikos adıyla kurdukları, daha sonra sırasıyla roma imparatorluğu, batı roma imparatorluğu, vizigotlar, ostrogotlar, franklar, araplar, arles krallığı, kutsal roma imparatorluğu, cenova cumhuriyeti ve milano düklüğü egemenliğinde kaldıktan sonra katalan (barcelona kontluğu), ispanyol, fransız, italyan ve alman işgalleri dışında bağımsız kalan ülke. 1814-1860 arasında sardinya krallığının koruması altındaydı ve 1860'da menton (mentone) ve Roquebrune-Cap-Martin (Roccabruna-Capo Martino) kasabalarını fransa'ya bırakmak zorunda kalmıştır.
Monte Carlo'nun kumarhaneleri, okyanus müzesi, otomobil yarışları, turizmi ile ünlü ülke.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar