bugün
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- laik teyzelerin fenotipi11
- tavuk şiş4
- velvet gel sana bir kahve ısmarlayayım7
- ellerim bos gonlum hos10
- ak partililerin apo sevdası3
- goralı3
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım15
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- gürcistan5
- akp mhp pkk koalisyonu2
- kadınların şiirden anlamaması6
- sözlüğün en güzel kız yazarı8
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil6
- pazar pazar kafa açan ergen yazar sorunları2
- 1948 arap israil savaşı12
- palamut4
- kızılcahamam maden suyu2
- ak çomarların beslenme kalitesi2
- lahmacun2
- kimsenin kılığına kıyafetine karışmamak4
- oy kullanmamak2
- islam barış dinidir11
- galericiler battı mutlu musunuz5
- sözlük kızlarının boş teneke olması3
- temas bağımlılığı5
- hande erçel'in giydiği beyaz elbise3
- mason greenwood4
- sürekli peki neyse diyen kız5
- yazarların favori oyun karakteri15
- sarapci koala3
- gocusuz sözlük2
- bel soğukluğu2
- güneşli havada şemsiye kullanan insan2
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- sözlük kızları gitsin rus kızları gelsin2
- sözlük kızlarının babaları6
- caddebostan6
- bodrum3
- dünya da kimse işe gitmezse kapitalist sistem3
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- flört kelimesinin son zamanlarda sık kullanılması3
- türkler kürtler ve araplar kardeştir2
- pazar sabahı kapının önüne bırakılan kesik kafa2
- geekyapar2
- dedeler sofrası2
- osuruktan şiirler89
- kars kaşarı vs izmir kaşarı2
- sabahları nefret edilen şeyler8
- clemence baptista6
Bildiğin derebeylik gibi bir şey.
içinde türk otobüs şoförü bulmayı başardığımız yer.
adam sağolsun 500t'ye çevirmişti sayemizde otobüsü.
adam sağolsun 500t'ye çevirmişti sayemizde otobüsü.
(bkz: monaco) yiyim
esprisinin çıkmasını sağlayan minik ülkecik.
esprisinin çıkmasını sağlayan minik ülkecik.
büyümüşte küçülmüş bir şehir devletidir. acayip sevimlidir.
formula 1 grand prix'i dünyanın en zor yarışlarından biri olan krallık.
monaco deyince bir prensesi bide hagi nin attığı gol gelir aklıma.
uluslararası telefon kodu 377 olan ülke.
Malum küfrü söyleyemeyeceğiniz bi ortamdayken imdadınıza yetişen laftır.
ferrari ve mclaren araba mağazalarının yanyana oldugu ülke.
sın sık kullandığım küfürdür.
nice havaalanindan helikopterle 8 dakikada varilan ulke.
nice havaalanindaki helkopter pistine gidis + helikopterle ucus + monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
nice havaalanindan otobuse bindikten monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
havadan ucusun da deniz uzerinden yapildigini gozonune alirsak, otobusle gitmek akilkaridir. zaten otobus 20 euro civari, helikopterse 100 euro civari.
nice havaalanindaki helkopter pistine gidis + helikopterle ucus + monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
nice havaalanindan otobuse bindikten monaco'daki otele varis suresi = 30 dakika
havadan ucusun da deniz uzerinden yapildigini gozonune alirsak, otobusle gitmek akilkaridir. zaten otobus 20 euro civari, helikopterse 100 euro civari.
nüfusu 35.517 kişi olan ülke.
lüks insanların başkenti. ferrari'lerin taksilerden çok geçmesi enteresan bir ayrıntı.
(bkz: veni vidi vici)
(bkz: veni vidi vici)
sadece 1.9 kilometrekare olan yerleşim yeri.
bit kadar yere zenginlerin cirit attığı lüks bir hayatı sıkıştırmış alımlı şehir devletidir.
Günlük hayatın geçtiği sokakların yerini aşık olunan Formula 1 dünyası'na bırakmasıyla tanınabilecek hoş bir şehir.
dünyanın kara para aklama merkezi.
bu ülkeyi iki kelimeyle özetlemek gerekirse önce araba derim, sonra da silikon.
galerilerde gözümle gördüğüm kadarıyla, fiyatları 150 bin tl ile 1.1 trilyon arasında değişen lüks araba çeşitliliği var ve burada araban kadar konuşuyorsun. gitmeden önce "kırmızı ışıkta iki tane ferrari yan yana duruyor." gibi yorumlara siktir çekmiş olsam da, bu sayının 3'e de çıkabileceğini görmüş olduk. tertemiz caddeler, yaya yollarında yol veren bilmem kaç beygirlik ultra model arabalarla doludur.
silikon kelimesi ise, taşlı kumsallarında, casinolarının yakınlarında gördüğüm hatun nüfusundan edindiğim gözlemlerden kaynaklanıyor. tabii ki o arabaların sahibi, direksiyondan aldığı hazzı göğüslerden de almalı. kadınlar da bunun farkında. ben bu kadar iyi yapılmış, düzgün memeyi bir arada görmemiştim.
garın sağ tarafında kalan ve merdivenlerle çıktığınız bölgede farklı bir monako vardır. müthiş manzaralara sahip bu kısımda daha samimi, daha sesli, daha mutlu bir toplulukla karşılaşırsınız. ara sokaklarda küçük butikler, hatıra eşyaları satanlar, gülümseyen cafe sahipleri, japon turistler vardır. bu kısım bende oklava ile gözleme açan kadın etkisi bırakmıştır. kalenin kapısında nöbet tutan askerler, saat başı nöbet değişimi yapar. ve değişim esnasında, komutanları "rahat, hazır ol, silah omza" falan derken, turistler koşa koşa bunları izlemeye gider. 1 dakikalık seremoninin ardından alkışlar kopar. öte yandan bu ülkenin bir ordusu bulunmamakta.
garın sol tarafından gezmeye başlarsanız yarım saat sonra falan taşlı kumsala ulaşırsınız. yolda güzel yapılar, oteller, birkaç küçük park, tarihi binalar, tarihi olmadığını belli eden yüksek katlı binalar görürsünüz. bu sürede susamayın, acıkmayın, zira hiçbir şey bulamayacaksınız. market, dükkan, bakkal gibi "friendly" şeyler pek yok burada. bir tane spar market gördük, ama pazar olduğu için kapalıydı. bu kısım bende samimiyetsiz, şuh, fettan, burnu havada bir kadın etkisi bırakmıştır.
sonuç olarak monako kesinlikle görmeye değer. ancak yurdum insanının buraya hayran olup da yerleşmek falan isteyeceğini hiç sanmıyorum. zaten bir tane türk gördük. o da, geçen gün biten yat showroom'una malzeme, yat vs. getirmek için gelmiş buralara. aceleyle tırına bindi gitti.
galerilerde gözümle gördüğüm kadarıyla, fiyatları 150 bin tl ile 1.1 trilyon arasında değişen lüks araba çeşitliliği var ve burada araban kadar konuşuyorsun. gitmeden önce "kırmızı ışıkta iki tane ferrari yan yana duruyor." gibi yorumlara siktir çekmiş olsam da, bu sayının 3'e de çıkabileceğini görmüş olduk. tertemiz caddeler, yaya yollarında yol veren bilmem kaç beygirlik ultra model arabalarla doludur.
silikon kelimesi ise, taşlı kumsallarında, casinolarının yakınlarında gördüğüm hatun nüfusundan edindiğim gözlemlerden kaynaklanıyor. tabii ki o arabaların sahibi, direksiyondan aldığı hazzı göğüslerden de almalı. kadınlar da bunun farkında. ben bu kadar iyi yapılmış, düzgün memeyi bir arada görmemiştim.
garın sağ tarafında kalan ve merdivenlerle çıktığınız bölgede farklı bir monako vardır. müthiş manzaralara sahip bu kısımda daha samimi, daha sesli, daha mutlu bir toplulukla karşılaşırsınız. ara sokaklarda küçük butikler, hatıra eşyaları satanlar, gülümseyen cafe sahipleri, japon turistler vardır. bu kısım bende oklava ile gözleme açan kadın etkisi bırakmıştır. kalenin kapısında nöbet tutan askerler, saat başı nöbet değişimi yapar. ve değişim esnasında, komutanları "rahat, hazır ol, silah omza" falan derken, turistler koşa koşa bunları izlemeye gider. 1 dakikalık seremoninin ardından alkışlar kopar. öte yandan bu ülkenin bir ordusu bulunmamakta.
garın sol tarafından gezmeye başlarsanız yarım saat sonra falan taşlı kumsala ulaşırsınız. yolda güzel yapılar, oteller, birkaç küçük park, tarihi binalar, tarihi olmadığını belli eden yüksek katlı binalar görürsünüz. bu sürede susamayın, acıkmayın, zira hiçbir şey bulamayacaksınız. market, dükkan, bakkal gibi "friendly" şeyler pek yok burada. bir tane spar market gördük, ama pazar olduğu için kapalıydı. bu kısım bende samimiyetsiz, şuh, fettan, burnu havada bir kadın etkisi bırakmıştır.
sonuç olarak monako kesinlikle görmeye değer. ancak yurdum insanının buraya hayran olup da yerleşmek falan isteyeceğini hiç sanmıyorum. zaten bir tane türk gördük. o da, geçen gün biten yat showroom'una malzeme, yat vs. getirmek için gelmiş buralara. aceleyle tırına bindi gitti.
bu devletin işsizlik oranı %0'dır. zaten nüfusu 35000'dir. *
italyanların münih'e taktığı isimdir bir de, enteresan. bununla beraber karışıklıklar yaşanabilir.
fransa'nın güneyinde prenslik olanı ise mülteci olarak sığınmayı planladığım nadide yerdir. monte carlo kumarhanesinde müşterilerin ferrari'lerini parketme işini bulup, la condamine limanında sabaha kadar milyonluk yatları dikizleme gibi bir kariyer planım var. sonra fontvieille'de kiremit çatılı ii. louis stadında martini'mi yudumlayıp as monaco-guingamp maçını izleyebilirim.
fransa'nın güneyinde prenslik olanı ise mülteci olarak sığınmayı planladığım nadide yerdir. monte carlo kumarhanesinde müşterilerin ferrari'lerini parketme işini bulup, la condamine limanında sabaha kadar milyonluk yatları dikizleme gibi bir kariyer planım var. sonra fontvieille'de kiremit çatılı ii. louis stadında martini'mi yudumlayıp as monaco-guingamp maçını izleyebilirim.
prensesliğine göz diktiğim devlet.
1297 den beri bağımsız olan 2 kilometrekarelik, anayasal monarşi ile yönetilen devlet.
foçalıların kurduğu massalia'dan (bugün marseille) gelenlerin Monoikos adıyla kurdukları, daha sonra sırasıyla roma imparatorluğu, batı roma imparatorluğu, vizigotlar, ostrogotlar, franklar, araplar, arles krallığı, kutsal roma imparatorluğu, cenova cumhuriyeti ve milano düklüğü egemenliğinde kaldıktan sonra katalan (barcelona kontluğu), ispanyol, fransız, italyan ve alman işgalleri dışında bağımsız kalan ülke. 1814-1860 arasında sardinya krallığının koruması altındaydı ve 1860'da menton (mentone) ve Roquebrune-Cap-Martin (Roccabruna-Capo Martino) kasabalarını fransa'ya bırakmak zorunda kalmıştır.
Monte Carlo'nun kumarhaneleri, okyanus müzesi, otomobil yarışları, turizmi ile ünlü ülke.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar