bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı71
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- siyah sütyen5
- terapi niteliğindeki şeyler5
- meme3
- sözlükte kim kimle sevgili27
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- iyi memenin sırrı6
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok5
- sözlüğün en şık erkeği12
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- iyi menemenin sırrı4
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- nervio43
- fenerbahçeli yazarlar7
- kale3112 ifşa8
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması2
- true esaretten kurtulacak4
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- ese dezze8
- engineer288
- sabaha kadar uyumamak3
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- futbol17
- fenerbahçe14
- uefa şampiyonlar ligi7
- kassız erkek neye benzer5
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- liverpool fc6
- muhallebi yerken disi kirmak4
- herif olmanın zorlukları4
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- anto'nun kuyumcu olması3
- türkiye12
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- türkiye'nin haritada büyümesi2
- hangi yazarlar nereliye benziyor4
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- aşk9
yunanca öykünme..
sanat eserlerinin her biri hayatı taklit eder. hayatın yansıması hatta ta kendisidir tüm sanat eserleri.
tiyatroyu ele alalım en "canlı" örnek olarak. oyuncuların sahne üzerinde sergiledikleri hayattan bir alıntıdır. bu alıntı aslında hiç olmayan bir hayat kesiti olduğu için, mış gibi yaptığı için hayatın taklididir. oyunu oynayanlar gerçek, ama oynanan "oyun" kurgusaldır. benzer şekilde sinemada da durum böyledir. genellikle olası kurgularla hayattan kesitler taklit edilir.
yazınsal bir sanat olan edebiyatı ele aldığımızda da durumun farklı olmadığını görebiliriz. ebebî eserler biraz yazarın, biraz da hayatın kendisidir. ama onlar da kurgusaldır. gerçeği anlatıyoruz deseler bile gerçeğin taklidinden öteye geçemezler. okur da bilir bunu, ama kanmak için yine de okur!
resim ise, hayata ya da hayatın zihinde kalmış kırıntılarına tutulan bir ayna gibidir. çerçevenin içinde görülen "hayat gibi" olandır. ama hayat değildir. sadece onun gibidir.
müzik de hiç şüphesiz hayatın ritmidir. örneğin, vivaldi 'nin dört mevsim konçertosu... her bölümünde bir mevsimi, bir hayatı anlatır bize. o mevsimler o kadar canlı akatarılır ki, mevsim yazsa bile kışın soğuğunu hissedebilirsiniz.
tüm sanat eserlerinde esas amaç katharsistir. yani, izleyici/okur/dinleyici kendini hayatı kopyalayan eserlerden birinde var eder. bu varlık onda duygusal doyuma ulaşmayı ve duygusal boşalmayı sağlar.
tiyatroyu ele alalım en "canlı" örnek olarak. oyuncuların sahne üzerinde sergiledikleri hayattan bir alıntıdır. bu alıntı aslında hiç olmayan bir hayat kesiti olduğu için, mış gibi yaptığı için hayatın taklididir. oyunu oynayanlar gerçek, ama oynanan "oyun" kurgusaldır. benzer şekilde sinemada da durum böyledir. genellikle olası kurgularla hayattan kesitler taklit edilir.
yazınsal bir sanat olan edebiyatı ele aldığımızda da durumun farklı olmadığını görebiliriz. ebebî eserler biraz yazarın, biraz da hayatın kendisidir. ama onlar da kurgusaldır. gerçeği anlatıyoruz deseler bile gerçeğin taklidinden öteye geçemezler. okur da bilir bunu, ama kanmak için yine de okur!
resim ise, hayata ya da hayatın zihinde kalmış kırıntılarına tutulan bir ayna gibidir. çerçevenin içinde görülen "hayat gibi" olandır. ama hayat değildir. sadece onun gibidir.
müzik de hiç şüphesiz hayatın ritmidir. örneğin, vivaldi 'nin dört mevsim konçertosu... her bölümünde bir mevsimi, bir hayatı anlatır bize. o mevsimler o kadar canlı akatarılır ki, mevsim yazsa bile kışın soğuğunu hissedebilirsiniz.
tüm sanat eserlerinde esas amaç katharsistir. yani, izleyici/okur/dinleyici kendini hayatı kopyalayan eserlerden birinde var eder. bu varlık onda duygusal doyuma ulaşmayı ve duygusal boşalmayı sağlar.
(bkz: katharsis)
aristoteles'in de platon'un da ortak olarak sanatta var olduğunu ve hatta var olması gerektiğini savundukları kavram, taklit.
tek fark, ikisinin de bu taklit işine yaklaşımlarıdır.
arsisto, mimesis'in sanatın * doğduğu nokta olduğunu söyler. ancak her sanat eserinin de bariz taklit üzerine oluşması gerektiğini savunmaz. platon'dan ayrıldıkları nokta ise işte buradadır; platon sanatın saf kopyalama olduğunu söylerken, aristo kopya işinin, sanatın bir tür yaratım işi olduğunu söyler. insanların doğasında taklidin bulunduğunu, sanat eseri ortaya koyarken kendilerini bir nevi tatmin ettiklerini ve mutluluğa ulaştıklarını iddia eder. hatta sanatın saf kopyalama olmadığını, sanatçının gerçekliği bir başka boyuta, medyuma taşıdığını söyleyerek yüceltir.
bilinenin aksine platon mimesis'e tamamen tü kaka demez. ancak daha çok bilinen kendisinin devlet'teki yaklaşımı olduğundan yanılınır. devlet'te sanatçının gerçekten 3 kat uzaklaştığını söyleyerek (ideaları taklit eden dünya - dünyayı taklit eden sanatçı), sanatçıları, "şairleri" devletinden dışlar. ancak kendi içinde çelişir mi denir, nedir; bu sanatçıları ion dialogunda yeniden mazur gördüğünü bildirir. ion'da konuşan sokrates, mıknatıs metaforuyla sanat eseri oluşturma prosesini kutsal bir işmiş gibi aktarır. ona göre, bir mıknatısın demiri etkilediği gibi, muse da sanatçıyı etkiler, ilham verir, o da karşısındaki kişileri etkiler ve bu zincir homeros'dan ion'a, ondan da onu takdir eden halka kadar devam eder.
buradan da anlaşıldığı gibi platon yalnızca tanrısal kaynaklı, tanrıya ve devlete methiyeler düzecek şairleri/sanatçıları devletine -nispeten- kabul eder ve onları kötü bir taklitçi olarak görmez.
tek fark, ikisinin de bu taklit işine yaklaşımlarıdır.
arsisto, mimesis'in sanatın * doğduğu nokta olduğunu söyler. ancak her sanat eserinin de bariz taklit üzerine oluşması gerektiğini savunmaz. platon'dan ayrıldıkları nokta ise işte buradadır; platon sanatın saf kopyalama olduğunu söylerken, aristo kopya işinin, sanatın bir tür yaratım işi olduğunu söyler. insanların doğasında taklidin bulunduğunu, sanat eseri ortaya koyarken kendilerini bir nevi tatmin ettiklerini ve mutluluğa ulaştıklarını iddia eder. hatta sanatın saf kopyalama olmadığını, sanatçının gerçekliği bir başka boyuta, medyuma taşıdığını söyleyerek yüceltir.
bilinenin aksine platon mimesis'e tamamen tü kaka demez. ancak daha çok bilinen kendisinin devlet'teki yaklaşımı olduğundan yanılınır. devlet'te sanatçının gerçekten 3 kat uzaklaştığını söyleyerek (ideaları taklit eden dünya - dünyayı taklit eden sanatçı), sanatçıları, "şairleri" devletinden dışlar. ancak kendi içinde çelişir mi denir, nedir; bu sanatçıları ion dialogunda yeniden mazur gördüğünü bildirir. ion'da konuşan sokrates, mıknatıs metaforuyla sanat eseri oluşturma prosesini kutsal bir işmiş gibi aktarır. ona göre, bir mıknatısın demiri etkilediği gibi, muse da sanatçıyı etkiler, ilham verir, o da karşısındaki kişileri etkiler ve bu zincir homeros'dan ion'a, ondan da onu takdir eden halka kadar devam eder.
buradan da anlaşıldığı gibi platon yalnızca tanrısal kaynaklı, tanrıya ve devlete methiyeler düzecek şairleri/sanatçıları devletine -nispeten- kabul eder ve onları kötü bir taklitçi olarak görmez.
(bkz: taklit)
ayrıca türkiye'de yayınlanan kaliteli bir tiyatro dergisinin de adıdır.
platon'un sanat eserinin var oluş seyrini açıklamak üzere kullanmış olduğu kavramdır. ona göre sanatkar görüntüsel alemden çok etkilendiği için çeşitli yollarla gördüklerini taklit etmektedir; bilmemektedir ki o seyredip hayran kaldığı alem başka bir alemin gölgesinden, taklidinden ibarettir. güzellik, gerçeklik, kıymet ve töz eşyanın kendisinde değil idealar katındadır. dolaysıyla sanatkarın yaptığı taklit olanı taklit etmek, yansımayı yansıtmaktan ibarettir. işte bu düşüncesini platon mimesis kavramıyla anlamlandırmıştır. (bkz: eidiola)
taklit anlamında kullanılan kelimedir.
(bkz: mimetik)
(bkz: mimetik)
insanı hayattan soğutan metin eleştirisi dersi konusudur. gereksizdir. kafa yapar.
(bkz: lanet)
(bkz: lanet)
Platon amcaya dayanan terim: yansıma, taklit.
bana ikinci bir nick altı açan sohbeti inanılmaz keyifli bir yazar. nesli tükenenlerden.
Salak türkiyeli cumhuriyet dönemi roman yazarlarının ve şairlerinin zırvaladığı bir hede.
Bir kadın yazar. Ekolümden, melankoli felan...
Bir kadın yazar. Ekolümden, melankoli felan...
kendisinden 3.tekil kişi gibi söz edip
kendi kendine nick altı doldurmak isteyen yazardır.
kendi kendine nick altı doldurmak isteyen yazardır.
Bi ara irtibatımın olduğu yazardı galiba ama unuttum şu an.
müzik adına yapmış olduğu paylaşımlarla gönüllerde kimilerine göre taht kurmuş on birinci özgür ruhlu yazar..
evet itiraf ediyorum. benim gönlümde de taht kurmuştur. müzik kültürü oldukça gelişmiş düzeydedir. müzik adına yapmış olduğu paylaşımları her zaman sabırsızlıkla beklemekteyiz.
kendisiyle ufak çaplı da olsa sohbet etme fırsatım da olmuştur. nedense hiçbir zaman doğru Ânına denk gelememiştir bu sohbetlerim. sorun belki de benim doğru bir ânımda oldugum değildir kimbilir..
sohbeti gerçekten hoştur.
şiir gibi yazıları döktürür beyaz perdenize. kelime oyunlarını sever. tıpkı özdemir asaf'ın sözcüklerle oynadığı gibi.
yazılarını takip etmekten mutluluk duyuyorum , güzel yazılarını sürdürmesi dileğiyle...
evet itiraf ediyorum. benim gönlümde de taht kurmuştur. müzik kültürü oldukça gelişmiş düzeydedir. müzik adına yapmış olduğu paylaşımları her zaman sabırsızlıkla beklemekteyiz.
kendisiyle ufak çaplı da olsa sohbet etme fırsatım da olmuştur. nedense hiçbir zaman doğru Ânına denk gelememiştir bu sohbetlerim. sorun belki de benim doğru bir ânımda oldugum değildir kimbilir..
sohbeti gerçekten hoştur.
şiir gibi yazıları döktürür beyaz perdenize. kelime oyunlarını sever. tıpkı özdemir asaf'ın sözcüklerle oynadığı gibi.
yazılarını takip etmekten mutluluk duyuyorum , güzel yazılarını sürdürmesi dileğiyle...
düştü, acımadı.
düş.
düşlerken.
bu da senin şarkın olsun.
taklidi olmaktan çıkabildiğin mimesislerinin.
https://www.youtube.com/watch?v=8SQDWnKen-U
düş.
düşlerken.
bu da senin şarkın olsun.
taklidi olmaktan çıkabildiğin mimesislerinin.
https://www.youtube.com/watch?v=8SQDWnKen-U
sözlükte ender rastlanan türden olup, bilgiye ve sinemaya değer veren iyi bir yazar. iyi ki yazıyor.
sözlükte sayıları parmakla gösterilecek kadar az olan birikimli, aklı ruhu güzel insanlardan. Özellikle kitap, sinema ve müzik içerikli entrylerini okumak ayrı bir haz verir. Hepsinden öte Sigur ros'daş yazar.
Gün itibariyle tezini teslim edip mezun olan yazar.
nemesis. tevrat.
https://www.youtube.com/watch?v=MDWyENnqUHY
istanbul'dayım takılıyorum.
Doğru değil seni düşünüyorum.
Bazen bir durup nefes alıyorum.
içim de bir umut.
Nasıl şey bir güneş bir bulut.
istanbul'dayım takılıyorum.
Doğru değil seni düşünüyorum.
Bazen bir durup nefes alıyorum.
içim de bir umut.
Nasıl şey bir güneş bir bulut.
Çok yorgunmuş belli ki,
Devam etse büyürmüş sanki.
Ağır ve güzel hatunmuş,
Yazar mıymış.
Devam etse büyürmüş sanki.
Ağır ve güzel hatunmuş,
Yazar mıymış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar