bugün
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn12
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- naber lan it diye mesaj atan sevgili4
- chp'nin hali ne olacak53
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi10
- true denilen yazar18
- erkeksii bayan buse4
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur3
- eyjafjallajökull denince akla gelenler3
- yılan4
- diyanetin abd'deki villaları15
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek13
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor20
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- babanın ölmesi3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor12
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- bira bardagi2
- en iyi antidepresan9
- sözlükte başlayan aşklar2
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı8
- bahçalarda barım var2
- bodruma yüzme havuzu inşa etmek2
- genco erkal vs ibrahim erkal2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- yaz3
- abd milli futbol takımı4
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- barış yarkadaş5
- yahudi madalyası almış gürcü2
- kötü biri olduğunu bilmek7
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi2
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
- susma sustukça sıra sana gelecek2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- bu doru2
- üniversite okuyarak başarılı olacağına inanmak2
- zengin kaltakları2
- onlar insan değil müşteri2
- kpss nin aranmadığı memuriyetler2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı3
yunanca öykünme..
sanat eserlerinin her biri hayatı taklit eder. hayatın yansıması hatta ta kendisidir tüm sanat eserleri.
tiyatroyu ele alalım en "canlı" örnek olarak. oyuncuların sahne üzerinde sergiledikleri hayattan bir alıntıdır. bu alıntı aslında hiç olmayan bir hayat kesiti olduğu için, mış gibi yaptığı için hayatın taklididir. oyunu oynayanlar gerçek, ama oynanan "oyun" kurgusaldır. benzer şekilde sinemada da durum böyledir. genellikle olası kurgularla hayattan kesitler taklit edilir.
yazınsal bir sanat olan edebiyatı ele aldığımızda da durumun farklı olmadığını görebiliriz. ebebî eserler biraz yazarın, biraz da hayatın kendisidir. ama onlar da kurgusaldır. gerçeği anlatıyoruz deseler bile gerçeğin taklidinden öteye geçemezler. okur da bilir bunu, ama kanmak için yine de okur!
resim ise, hayata ya da hayatın zihinde kalmış kırıntılarına tutulan bir ayna gibidir. çerçevenin içinde görülen "hayat gibi" olandır. ama hayat değildir. sadece onun gibidir.
müzik de hiç şüphesiz hayatın ritmidir. örneğin, vivaldi 'nin dört mevsim konçertosu... her bölümünde bir mevsimi, bir hayatı anlatır bize. o mevsimler o kadar canlı akatarılır ki, mevsim yazsa bile kışın soğuğunu hissedebilirsiniz.
tüm sanat eserlerinde esas amaç katharsistir. yani, izleyici/okur/dinleyici kendini hayatı kopyalayan eserlerden birinde var eder. bu varlık onda duygusal doyuma ulaşmayı ve duygusal boşalmayı sağlar.
tiyatroyu ele alalım en "canlı" örnek olarak. oyuncuların sahne üzerinde sergiledikleri hayattan bir alıntıdır. bu alıntı aslında hiç olmayan bir hayat kesiti olduğu için, mış gibi yaptığı için hayatın taklididir. oyunu oynayanlar gerçek, ama oynanan "oyun" kurgusaldır. benzer şekilde sinemada da durum böyledir. genellikle olası kurgularla hayattan kesitler taklit edilir.
yazınsal bir sanat olan edebiyatı ele aldığımızda da durumun farklı olmadığını görebiliriz. ebebî eserler biraz yazarın, biraz da hayatın kendisidir. ama onlar da kurgusaldır. gerçeği anlatıyoruz deseler bile gerçeğin taklidinden öteye geçemezler. okur da bilir bunu, ama kanmak için yine de okur!
resim ise, hayata ya da hayatın zihinde kalmış kırıntılarına tutulan bir ayna gibidir. çerçevenin içinde görülen "hayat gibi" olandır. ama hayat değildir. sadece onun gibidir.
müzik de hiç şüphesiz hayatın ritmidir. örneğin, vivaldi 'nin dört mevsim konçertosu... her bölümünde bir mevsimi, bir hayatı anlatır bize. o mevsimler o kadar canlı akatarılır ki, mevsim yazsa bile kışın soğuğunu hissedebilirsiniz.
tüm sanat eserlerinde esas amaç katharsistir. yani, izleyici/okur/dinleyici kendini hayatı kopyalayan eserlerden birinde var eder. bu varlık onda duygusal doyuma ulaşmayı ve duygusal boşalmayı sağlar.
(bkz: katharsis)
aristoteles'in de platon'un da ortak olarak sanatta var olduğunu ve hatta var olması gerektiğini savundukları kavram, taklit.
tek fark, ikisinin de bu taklit işine yaklaşımlarıdır.
arsisto, mimesis'in sanatın * doğduğu nokta olduğunu söyler. ancak her sanat eserinin de bariz taklit üzerine oluşması gerektiğini savunmaz. platon'dan ayrıldıkları nokta ise işte buradadır; platon sanatın saf kopyalama olduğunu söylerken, aristo kopya işinin, sanatın bir tür yaratım işi olduğunu söyler. insanların doğasında taklidin bulunduğunu, sanat eseri ortaya koyarken kendilerini bir nevi tatmin ettiklerini ve mutluluğa ulaştıklarını iddia eder. hatta sanatın saf kopyalama olmadığını, sanatçının gerçekliği bir başka boyuta, medyuma taşıdığını söyleyerek yüceltir.
bilinenin aksine platon mimesis'e tamamen tü kaka demez. ancak daha çok bilinen kendisinin devlet'teki yaklaşımı olduğundan yanılınır. devlet'te sanatçının gerçekten 3 kat uzaklaştığını söyleyerek (ideaları taklit eden dünya - dünyayı taklit eden sanatçı), sanatçıları, "şairleri" devletinden dışlar. ancak kendi içinde çelişir mi denir, nedir; bu sanatçıları ion dialogunda yeniden mazur gördüğünü bildirir. ion'da konuşan sokrates, mıknatıs metaforuyla sanat eseri oluşturma prosesini kutsal bir işmiş gibi aktarır. ona göre, bir mıknatısın demiri etkilediği gibi, muse da sanatçıyı etkiler, ilham verir, o da karşısındaki kişileri etkiler ve bu zincir homeros'dan ion'a, ondan da onu takdir eden halka kadar devam eder.
buradan da anlaşıldığı gibi platon yalnızca tanrısal kaynaklı, tanrıya ve devlete methiyeler düzecek şairleri/sanatçıları devletine -nispeten- kabul eder ve onları kötü bir taklitçi olarak görmez.
tek fark, ikisinin de bu taklit işine yaklaşımlarıdır.
arsisto, mimesis'in sanatın * doğduğu nokta olduğunu söyler. ancak her sanat eserinin de bariz taklit üzerine oluşması gerektiğini savunmaz. platon'dan ayrıldıkları nokta ise işte buradadır; platon sanatın saf kopyalama olduğunu söylerken, aristo kopya işinin, sanatın bir tür yaratım işi olduğunu söyler. insanların doğasında taklidin bulunduğunu, sanat eseri ortaya koyarken kendilerini bir nevi tatmin ettiklerini ve mutluluğa ulaştıklarını iddia eder. hatta sanatın saf kopyalama olmadığını, sanatçının gerçekliği bir başka boyuta, medyuma taşıdığını söyleyerek yüceltir.
bilinenin aksine platon mimesis'e tamamen tü kaka demez. ancak daha çok bilinen kendisinin devlet'teki yaklaşımı olduğundan yanılınır. devlet'te sanatçının gerçekten 3 kat uzaklaştığını söyleyerek (ideaları taklit eden dünya - dünyayı taklit eden sanatçı), sanatçıları, "şairleri" devletinden dışlar. ancak kendi içinde çelişir mi denir, nedir; bu sanatçıları ion dialogunda yeniden mazur gördüğünü bildirir. ion'da konuşan sokrates, mıknatıs metaforuyla sanat eseri oluşturma prosesini kutsal bir işmiş gibi aktarır. ona göre, bir mıknatısın demiri etkilediği gibi, muse da sanatçıyı etkiler, ilham verir, o da karşısındaki kişileri etkiler ve bu zincir homeros'dan ion'a, ondan da onu takdir eden halka kadar devam eder.
buradan da anlaşıldığı gibi platon yalnızca tanrısal kaynaklı, tanrıya ve devlete methiyeler düzecek şairleri/sanatçıları devletine -nispeten- kabul eder ve onları kötü bir taklitçi olarak görmez.
(bkz: taklit)
ayrıca türkiye'de yayınlanan kaliteli bir tiyatro dergisinin de adıdır.
platon'un sanat eserinin var oluş seyrini açıklamak üzere kullanmış olduğu kavramdır. ona göre sanatkar görüntüsel alemden çok etkilendiği için çeşitli yollarla gördüklerini taklit etmektedir; bilmemektedir ki o seyredip hayran kaldığı alem başka bir alemin gölgesinden, taklidinden ibarettir. güzellik, gerçeklik, kıymet ve töz eşyanın kendisinde değil idealar katındadır. dolaysıyla sanatkarın yaptığı taklit olanı taklit etmek, yansımayı yansıtmaktan ibarettir. işte bu düşüncesini platon mimesis kavramıyla anlamlandırmıştır. (bkz: eidiola)
taklit anlamında kullanılan kelimedir.
(bkz: mimetik)
(bkz: mimetik)
insanı hayattan soğutan metin eleştirisi dersi konusudur. gereksizdir. kafa yapar.
(bkz: lanet)
(bkz: lanet)
Platon amcaya dayanan terim: yansıma, taklit.
bana ikinci bir nick altı açan sohbeti inanılmaz keyifli bir yazar. nesli tükenenlerden.
Salak türkiyeli cumhuriyet dönemi roman yazarlarının ve şairlerinin zırvaladığı bir hede.
Bir kadın yazar. Ekolümden, melankoli felan...
Bir kadın yazar. Ekolümden, melankoli felan...
kendisinden 3.tekil kişi gibi söz edip
kendi kendine nick altı doldurmak isteyen yazardır.
kendi kendine nick altı doldurmak isteyen yazardır.
Bi ara irtibatımın olduğu yazardı galiba ama unuttum şu an.
müzik adına yapmış olduğu paylaşımlarla gönüllerde kimilerine göre taht kurmuş on birinci özgür ruhlu yazar..
evet itiraf ediyorum. benim gönlümde de taht kurmuştur. müzik kültürü oldukça gelişmiş düzeydedir. müzik adına yapmış olduğu paylaşımları her zaman sabırsızlıkla beklemekteyiz.
kendisiyle ufak çaplı da olsa sohbet etme fırsatım da olmuştur. nedense hiçbir zaman doğru Ânına denk gelememiştir bu sohbetlerim. sorun belki de benim doğru bir ânımda oldugum değildir kimbilir..
sohbeti gerçekten hoştur.
şiir gibi yazıları döktürür beyaz perdenize. kelime oyunlarını sever. tıpkı özdemir asaf'ın sözcüklerle oynadığı gibi.
yazılarını takip etmekten mutluluk duyuyorum , güzel yazılarını sürdürmesi dileğiyle...
evet itiraf ediyorum. benim gönlümde de taht kurmuştur. müzik kültürü oldukça gelişmiş düzeydedir. müzik adına yapmış olduğu paylaşımları her zaman sabırsızlıkla beklemekteyiz.
kendisiyle ufak çaplı da olsa sohbet etme fırsatım da olmuştur. nedense hiçbir zaman doğru Ânına denk gelememiştir bu sohbetlerim. sorun belki de benim doğru bir ânımda oldugum değildir kimbilir..
sohbeti gerçekten hoştur.
şiir gibi yazıları döktürür beyaz perdenize. kelime oyunlarını sever. tıpkı özdemir asaf'ın sözcüklerle oynadığı gibi.
yazılarını takip etmekten mutluluk duyuyorum , güzel yazılarını sürdürmesi dileğiyle...
düştü, acımadı.
düş.
düşlerken.
bu da senin şarkın olsun.
taklidi olmaktan çıkabildiğin mimesislerinin.
https://www.youtube.com/watch?v=8SQDWnKen-U
düş.
düşlerken.
bu da senin şarkın olsun.
taklidi olmaktan çıkabildiğin mimesislerinin.
https://www.youtube.com/watch?v=8SQDWnKen-U
sözlükte ender rastlanan türden olup, bilgiye ve sinemaya değer veren iyi bir yazar. iyi ki yazıyor.
sözlükte sayıları parmakla gösterilecek kadar az olan birikimli, aklı ruhu güzel insanlardan. Özellikle kitap, sinema ve müzik içerikli entrylerini okumak ayrı bir haz verir. Hepsinden öte Sigur ros'daş yazar.
Gün itibariyle tezini teslim edip mezun olan yazar.
nemesis. tevrat.
http://www.youtube.com/watch?v=MDWyENnqUHY
istanbul'dayım takılıyorum.
Doğru değil seni düşünüyorum.
Bazen bir durup nefes alıyorum.
içim de bir umut.
Nasıl şey bir güneş bir bulut.
istanbul'dayım takılıyorum.
Doğru değil seni düşünüyorum.
Bazen bir durup nefes alıyorum.
içim de bir umut.
Nasıl şey bir güneş bir bulut.
Çok yorgunmuş belli ki,
Devam etse büyürmüş sanki.
Ağır ve güzel hatunmuş,
Yazar mıymış.
Devam etse büyürmüş sanki.
Ağır ve güzel hatunmuş,
Yazar mıymış.
güncel Önemli Başlıklar