bugün
- kim bu gizli artıcı4
- haluk levent yarın konser verse kaç kişi gider3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- nickten isim tahmini yapmak25
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- yazarların imrendiği kişi4
- müslüman cinler4
- geceye bir şarkı bırak11
- taze ekmek2
- bugün 2026 temmuz ayının son pazar günü3
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri9
- sabah sabah katil olma sebebi2
- kıl erkeğin süsüdür14
- travesti sesi çekiciliği6
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ioçk14
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- grup seksin mantığı10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- dünyaya çocuk getirmek10
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- kalkın be2
- yeni parti46
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- nervio burak demirbilek evliliği13
- gece denize girmek5
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- yorgun mermi vs nervio12
- nohut yaptım nası olmuş10
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- dünyanın en samimi cümlesi6
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- şarap içemeyen erkek6
- arkadaşlar bir şey dicem5
- akrep burcu4
- kedi2
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- gecenin köründe5
- arabayı yavaş süren tipler16
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- merfulu gitmesin kampanyası15
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- tai lung18
- birader ne demek11
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
alman filozof. tanrıbilim okudu ve sonrasında berlin'de hegel'in derslerini izledi. 1830'da imzasız olarak ölüm ve ölümsüzlük üzerine düşünceler isimli yapıtını yayımladı. ama, yapıtın kendisine ait olduğu anlaşılınca, din konusundaki eleştirel görüşlerinden dolayı, ders vermesi imkansız hale geldi. 1848 devrimi'nin yarattığı ortam sayesinde ve heidelbergli öğrencilerin isteği üzerine, kendi din kuramını bir dönem boyunca açıklayabildi. tanrının özündeki gizin gerçekte insanın özü olduğunu, dinin gerçekte insanın kendi üzerine düşünmesinin en yüksek noktasını oluşturduğunu savunmuştur. tüm bu fikirleriyle karl marx ve engels için önemli bir düşünür haline gelmiştir.
feuerbach, hegel'in fantastik sistemini bir kenara itip günlük yaşamın basit deneyimine yönelmiş ve dinin insan işi bir ürün olduğu sonucuna varmıştı. bundan kırık yıl sonra bile engels, feuerbach'ın eserinin çağdaşları üzerinde nasıl özgürleştirici bir etki yarattığını ve marx'ın da feuerbach'ın görüşlerini heyecanla karşıladığını coşkuyla anlatacaktı. marx açısından bunun anlamı, artık göksel birtakım imgelere saldırmak yerine, dünyevi şeyleri kavramaya çalışmak gerektiğiydi.
dinsel kavram ve fikirlerin maddi koşullardan türediğine işaret ederek, marx'tan önce materyalist yöntemi kullanmıştı. ona göre, bütün dinsel düşünce ve kavramların kaynağı yaşayan insandı. doktrini almanca'daki ünlü bir sözcük oyunuyla özetlenebilir: "insan, yediği şeydir." ancak feuerbach'ın materyalizminin geçerliliği, din hakkında net ve ikna edici bir açıklama yapıp yapamadığına bağlıydı. sorunu bulanık bırakan bir materyalizm yetersizdir ve idealizme geri dönmekten kurtulamaz. marx, yaşayan insanı çıkış noktası olarak alma ilkesinin tek başına yeterli olamayacağına işaret etti. 1845'te yazdığı feuerbach üzerine tezler'de, kendi materyalizmiyle feuerbach arasındaki başlıca farkı belirtmişti:
"feuerbach dinsel özü insani öze dönüştürerek çözümler. oysa insani öz her bireyde içkin olarak bulunan bir soyutlama değildir. asıl gerçekliği, toplumsal ilişkilerin birliği olmasıdır (6.tez). feuerbach'ın eseri, dinsel dünyanın çözülüp kendi seküler temeline döndürülmesinden oluşur. ne var ki, bu seküler temelin kendi kendisini çekip kaldırması ve bulutların arasında kendi bağımsız ülkesini kurması, ancak kendi bölünmüşlüğü ve iç çelişkileriyle açıklanabilir.onun için, bu ikincisi önce kendi çelişkileri içinde anlaşılmalı, sonra çelişkinin ortadan kaldırılmasıyla, pratikte devrim yoluyla dönüştürülmesidir (4.tez)."
kısacası, insan ancak toplumsal bir varlık olarak anlaşılabilir. bireyden topluma doğru ilerlemeli, sonra da dinin ortaya çıkmasına yol açan çelişkileri çözmeliyiz. her türlü ideoloji ve bilincin kökeni olan gerçek dünya, yani maddi duyular dünyası, gelişme halindeki insan toplumudur. tabii arka planda toplumun da dayanağı olan doğa vardır, toplum doğanın insan tarafından dönüştürülmüş bir parçasıdır.
dini gerçek insana dönerek açıklamaya girişen feuerbach, gerçek insanı bulamamıştır; çünkü onu bireyde, genel olarak insani varlıkta arar. bu yaklaşımla fikirler dünyasını açıklamak mümkün değildir. işte bu yüzden feuerbach evrensel insan sevgisi ideolojisine geri dönmek zorunda kalır. "feuerbach materyalist olduğunda," demiştir marx, "tarihle ilgilenmez, tarihi ele aldığı zaman da materyalist değildir."
feuerbach'ın başaramadığı şeyi marx'ın tarihsel materyalizmi başarmıştır: insan fikirlerinin maddi dünyadan hareketle açıklanması. toplumun tarihsel gelişimini ele alan parlak bir araştırma, felsefi özetini şu cümlede bulur: "kendi maddi üretimlerini ve maddi ilişkilerini ve bununla birlikte kendi gerçekliklerini geliştiren insanlar, düşünüşlerini ve düşünüşlerinin ürünlerini de değiştirirler." böylece, gerçeklikle düşünce arasındaki ilişki olarak materyalizm, pratikte doğruluğunu kanıtlamıştır. gerçekliği ancak duyular aracılığıyla bilebiliriz. bilgi kuramı olarak felsefenin temeli de şu ilkedir: ampirik olarak verili maddi dünya düşünceyi belirleyen gerçekliktir.
marx da feuerbach üzerine tezler'inde insanın pratik faaliyetinin, yaşamının asli içeriği olduğuna işaret eder:
"insan düşünüşüne nesnel doğruluk atfedilip edilemeyeceği sorusu kuramsal değil, pratik bir sorudur. insan doğruyu,yani düşüncesinin bu dünyaya ait olduğunu, gerçekliğini ve gücünü pratikte kanıtlamalıdır (2.tez). soyut düşünce ile tatmin olmayan feuerbach duyusal algıya başvurur, ama duyusallığı insan duyusallığının pratik bir faaliyeti olarak anlamaz (5.tez)."
dinsel kavram ve fikirlerin maddi koşullardan türediğine işaret ederek, marx'tan önce materyalist yöntemi kullanmıştı. ona göre, bütün dinsel düşünce ve kavramların kaynağı yaşayan insandı. doktrini almanca'daki ünlü bir sözcük oyunuyla özetlenebilir: "insan, yediği şeydir." ancak feuerbach'ın materyalizminin geçerliliği, din hakkında net ve ikna edici bir açıklama yapıp yapamadığına bağlıydı. sorunu bulanık bırakan bir materyalizm yetersizdir ve idealizme geri dönmekten kurtulamaz. marx, yaşayan insanı çıkış noktası olarak alma ilkesinin tek başına yeterli olamayacağına işaret etti. 1845'te yazdığı feuerbach üzerine tezler'de, kendi materyalizmiyle feuerbach arasındaki başlıca farkı belirtmişti:
"feuerbach dinsel özü insani öze dönüştürerek çözümler. oysa insani öz her bireyde içkin olarak bulunan bir soyutlama değildir. asıl gerçekliği, toplumsal ilişkilerin birliği olmasıdır (6.tez). feuerbach'ın eseri, dinsel dünyanın çözülüp kendi seküler temeline döndürülmesinden oluşur. ne var ki, bu seküler temelin kendi kendisini çekip kaldırması ve bulutların arasında kendi bağımsız ülkesini kurması, ancak kendi bölünmüşlüğü ve iç çelişkileriyle açıklanabilir.onun için, bu ikincisi önce kendi çelişkileri içinde anlaşılmalı, sonra çelişkinin ortadan kaldırılmasıyla, pratikte devrim yoluyla dönüştürülmesidir (4.tez)."
kısacası, insan ancak toplumsal bir varlık olarak anlaşılabilir. bireyden topluma doğru ilerlemeli, sonra da dinin ortaya çıkmasına yol açan çelişkileri çözmeliyiz. her türlü ideoloji ve bilincin kökeni olan gerçek dünya, yani maddi duyular dünyası, gelişme halindeki insan toplumudur. tabii arka planda toplumun da dayanağı olan doğa vardır, toplum doğanın insan tarafından dönüştürülmüş bir parçasıdır.
dini gerçek insana dönerek açıklamaya girişen feuerbach, gerçek insanı bulamamıştır; çünkü onu bireyde, genel olarak insani varlıkta arar. bu yaklaşımla fikirler dünyasını açıklamak mümkün değildir. işte bu yüzden feuerbach evrensel insan sevgisi ideolojisine geri dönmek zorunda kalır. "feuerbach materyalist olduğunda," demiştir marx, "tarihle ilgilenmez, tarihi ele aldığı zaman da materyalist değildir."
feuerbach'ın başaramadığı şeyi marx'ın tarihsel materyalizmi başarmıştır: insan fikirlerinin maddi dünyadan hareketle açıklanması. toplumun tarihsel gelişimini ele alan parlak bir araştırma, felsefi özetini şu cümlede bulur: "kendi maddi üretimlerini ve maddi ilişkilerini ve bununla birlikte kendi gerçekliklerini geliştiren insanlar, düşünüşlerini ve düşünüşlerinin ürünlerini de değiştirirler." böylece, gerçeklikle düşünce arasındaki ilişki olarak materyalizm, pratikte doğruluğunu kanıtlamıştır. gerçekliği ancak duyular aracılığıyla bilebiliriz. bilgi kuramı olarak felsefenin temeli de şu ilkedir: ampirik olarak verili maddi dünya düşünceyi belirleyen gerçekliktir.
marx da feuerbach üzerine tezler'inde insanın pratik faaliyetinin, yaşamının asli içeriği olduğuna işaret eder:
"insan düşünüşüne nesnel doğruluk atfedilip edilemeyeceği sorusu kuramsal değil, pratik bir sorudur. insan doğruyu,yani düşüncesinin bu dünyaya ait olduğunu, gerçekliğini ve gücünü pratikte kanıtlamalıdır (2.tez). soyut düşünce ile tatmin olmayan feuerbach duyusal algıya başvurur, ama duyusallığı insan duyusallığının pratik bir faaliyeti olarak anlamaz (5.tez)."
heidelberg'de teoloji okumuştur..bi çok okul arkadaşı gibi , protestanlıkla büyümüş , teoloji okumuş ve neticede ateizmin şiddetli savunucularından olmuştur..
engels'in doğa bilimleri ve felsefe ile ilgili yazılarında sık sık duayen olarak ismini zikrettiği uzun sakallı, yakışıklı tanrıtanımaz.
ayrıntılar için (bkz: doğanın diyalektiği)
hıristiyanlığı özü adlı yapıtı herkes tarafından okunmalıdır.
ayrıntılar için (bkz: doğanın diyalektiği)
hıristiyanlığı özü adlı yapıtı herkes tarafından okunmalıdır.
idealist hegelyen kökeninin reddini sağlamış ama kendisi de engels'in deyimiyle "alman darkafalılığı"- elbette bu bir mecaz- yüzünden mekanist anlayışa kaptırarak doğanın diyalektik özünü reddetmiş kişidir. materyalizm ile diyalektik materyalizm arasında bir geçiş formu olarak adlandırır, marks bu büyük alman filozofunu. ve kendisine şu ünlü 11. tezi ile bitirir; "filozoflar dünyayı şimdiye kadar değişik biçimlerde yorumladılar, halbuki asıl sorun onu değiştirmekti." iştre feuerbach bu ilk aşamadaki tıkanıklığından ötürü bir darkafalı-mecazi anlamda- olarak nitelendirilmişti.
alman materyalizminin ilk düşünürü olan filozofa göre 'Tanrı insanın içindedir'.
(bkz: aşk/#3840874)
hegel'in öğrencisi olduğu dönemde bir "hegel eleştirisi" niteliğindeki eserini isimsiz yayımlatmak zorunda kalan filozoftur. kısaca şunu da belirtmek gerekir: hegel'in marks'ı etkileyen düşüncesi "köle-efendi diyalektiği" diye bilinir, oysa marks'ın feuerbach üzerine olan eserini bilmesek bile onun hegel'i feuerbach üzerinden okuduğunu anlayabiliriz. yani, aslında hegel'in sistemini ayakları üzerine çeviren marks değil, feuerbach'tır. ayrıca, hegel ve nietzsche arasında bir bağ olmalı diye düşünürdüm yıllardır, nietzsche bilenler de bu fikre karşı çıkardı. şimdi diyebilirim ki, feuerbach nietzsche'nin sağlıklı halidir. *
"Ne kadar çok iyi kitapla tanışırsan, birlikte olmaktan zevk aldığın kişilerin sayısı o kadar azalacaktır" SÖZÜNÜN SAHiBi
(bkz: thesen über feuerbach)
hegel'e doktora tezini sunarken: "senin yarım bıraktığın şeyi yaptım." der.* hegel'deki dizge ve varlık anlayışındaki soruna karşı hegelci dizgeyi benimsemeden hegelci diyalektiği nasıl kullanabilirizin cevabını ortaya koyar hıristiyanlığın özü'nde. (marx'ın da feuerbach'ın yöntemini kullandığını belirtmekte fayda var.)
"Hiç birşey olmamak ve hiç birşeyi sevmemek, aynı şeylerdir" SÖZÜNÜN SAHiBi.
(bkz: der mensch ist was er isst)
''Ahlakın temeli ne zaman ilahiyata dayandırılırsa, halklar ne zaman ilahi otoriteye bağımlı hale getirilirse, en ahlaksızca, en adaletsiz, en kepaze şeyleri mazur gösterip yaygınlaştırmanın yolu açılmış demektir sözüyle bugünün türkiye'sini tabir etmiş sanki.
sözden yola çıkarak kısa bir makale: http://blog.radikal.com.t...-ve-gerileme-donemi-11721
sözden yola çıkarak kısa bir makale: http://blog.radikal.com.t...-ve-gerileme-donemi-11721
"din, insani arzuların beklentilerin yansıtılması tasarımıdır" diyerek kendi fitilini ateşleyip bende de merak uyandırmıştır. seveceğim umarım.
Ahlakın temeli ne zaman ilahiyata dayandırılırsa, halklar ne zaman ilahi otoriteye bağımlı hale getirilirse, en ahlaksızca, en adaletsiz, en kepaze şeyleri mazur gösterip yaygınlaştırmanın yolu açılmış demektir.
Ludwig Feuerbach
Ludwig Feuerbach
"Tanrı içsel doğanın kendini gösteriş biçimidir, insanın kendini ifade etmesidir."
-Ludwig Feuerbac
-Ludwig Feuerbac
"din sonsuzluğun bilinçte yerleşmesidir, yani bilincin sonsuzluğudur. tanrı, insanın iç aleminin dışarıya vurmuş şeklidir." diyerek dinsiz olduğunu söyleyenlere güzel bir cevap vermiş, hegel'den ders almış alman filozof, marx'çılar tarafından çoğu fikrinin benimsendiği görülür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar