bugün
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı21
- koşun koşun havadis var4
- sözlükte bir şeylerin eksik olması4
- cin görmüş yazarlar9
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- seri eksici ezik5
- okan camdan bakıyor2
- akasya durağı2
- kadının erkeği vezir yada rezil etmesi2
- domates2
- gümrükten beyaz eşya diye sokulan mercedes2
- enayimiknatisii ile utah'dan alabama'ya gitmek3
- bostanlı da kahve içip kitap okumak2
- tarık akan2
- sarapci koala75
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı10
- anın görüntüsü18
- renault 9 broadway6
- amgot3
- sivaslı ünlüler4
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- kürt faşisti5
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- simko38
- yeşilyurt3
- hoşlanılan kızı çayı kıtlama içerken görmek5
- yengeç bacağı2
- mesajlaşırken sırıtan erkek3
- sırrı süreyya önder7
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- izlediğin bir filmi bir daha izlememe prensibi3
- yılmaz güney11
- gocu31
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı2
- 2026 yazı2
- türk seküler devrimi11
- s'i l v'e r m'i s t13
- bayansız olmak4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası13
- en son ne yediniz4
- erkekler için mutlu evliliğin sırları7
- arkadaşlar ben artık ayıyım6
- 7 65 çapında o biçim bir makbuz aslanım2
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek10
- türk kızı3
- kemal öztürk2
- kürtler8
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- 31 ağustos 2026 kktc türkiye uçak biletleri2
sigarayı içerken, sürekli orada tuttuğunuz, iki parmağın birbirine bakan yüzlerine sinmiş koku,
uyarılmış bir kadının kasıklarından yayılan kokuya benzer kimi zaman..
her ikisini de kokladığınızda aldığınız haz ya da rahatsızlık,
tanımlanamasa da anlaşılır bir şey olabilir..
lakin birbirlerine karıştıklarında,
karışabilir..
uyarılmış bir kadının kasıklarından yayılan kokuya benzer kimi zaman..
her ikisini de kokladığınızda aldığınız haz ya da rahatsızlık,
tanımlanamasa da anlaşılır bir şey olabilir..
lakin birbirlerine karıştıklarında,
karışabilir..
vaktiyle pandora'nın kutusunun dibinde bir köşeye konuşlanıp inatla dünyaya salınmayı reddetmiş olan ''umut''la aynı isyanın pençesine sıkışmış, ama kalkışa 180 derece tersten geçmiş bir yaramaz çocuk koku. ayagına zincir vurdukları kodesin duvarına astıgı güzel vücutlu kadın posterinin arkasından sıyışmış, sonra da tüm asabiyetiyle hızla çogalmaya, sebatla kokusuz dünyayı doldurmaya başlamış iflah olmaz bir yasak meyve. o gün bugundur koku, öfkesinden bir tike kaybetmeden kimi zaman tek arkadaşı rüzgarla, kimi zaman doganın ona hazır sundugu difüzyonu sonuna kadar istismar ederek dolandıkça dolanıyor insanların üzerinde, dünyanın her yerinde. *degerini en iyi, Jean Baptiste Grenouille bildi onun. ama zavallı çocuk, dünyanın kokusuz oldugu o tatsız tuzsuz çagdan bir tükürüktü gelecege ve bu kusrunu kapatmak istercesine güçlüydü burnu, barışıktı o nemrut seyyahla; ancak ona hükmetmeye kalkıştıgında ve hatta hükmettiginde dahi kulakları pelte eden o ürkütücü kahkasıyla ezip geçti grenoille'u koku: ''senin daha kendi kokun yok, neyine güvenirsin a biçare!'' haklıydı sinir bozucu oldugu kadar; kendi kokusu yoktu ve hükmedebildigi o burnundan kıl aldırmayan kokudan sürünüp de kendini insanlara kabul ettirebildiginde bile bunu unutamadı. kokusuzluk kimliksizlikti ve o kimligini geri dönemeyecegi bir geçmişe gömüp terketmişti. insanların kokusuz bir bedene olan umursamazlıgı inançsızlıga donuştugunde peydah olmuştu pan da*. o seviyordu kokusunu, kokusuzu mu kokanı mı sevdigine bir türlü karar veremeyen insanoglunun onu inanç dünyasından silip, somut dünyadan şeffaflaşmaya itmesine ragmen. kabul görmesi, umursanması için üstüne sürülen ve ''kendi'' kokusunu alt etmeye çalıştıkları o yabancı, o sahte kokuyla tümden yalan bir hayatı yaşamaktansa aynı seçimi yaptı grenoille ile. insanın kokusuna tecavüz ne büyük bir suçtu!
otobusteki kesif ter kokusunu en çok benim duymama sebep, herkesin 5 dakika sonra aldıgı herhangi kötü bir kokuyu ilk once alıp beni paranoyaya zerk ettirdigi için çokça zaman küfrettigim burnumu seviyorum artık. meger ne önemli şeymiş şu koku, meger ne güzel meziyetmiş o, dünya döndükçe, dünyaya ''sen gelirken ben dönüyordum'' diyebilecek kadar küstah olan en iyi yardımcı oyuncu ödülünün sahibinden nasibini bolca alabilmek.
fırından yeni çıkmış ekmekle, temiz bir insanın ilk teri aynı kokuyor desem?
otobusteki kesif ter kokusunu en çok benim duymama sebep, herkesin 5 dakika sonra aldıgı herhangi kötü bir kokuyu ilk once alıp beni paranoyaya zerk ettirdigi için çokça zaman küfrettigim burnumu seviyorum artık. meger ne önemli şeymiş şu koku, meger ne güzel meziyetmiş o, dünya döndükçe, dünyaya ''sen gelirken ben dönüyordum'' diyebilecek kadar küstah olan en iyi yardımcı oyuncu ödülünün sahibinden nasibini bolca alabilmek.
fırından yeni çıkmış ekmekle, temiz bir insanın ilk teri aynı kokuyor desem?
kokun yoksulluğum olurdu her defasında. Bütün sevişmelerden arta kalan ve bir daha asla tekrarlanmayacak olan şey.
tat ile birlikte zamanda yolculuk yaptırma yetisine sahip olan belkide en önemli şey.
bazen vazgeçilemez yapar kendinden sanırsınki o olmazsa yaşayamazsın..çektikçe içine hayat gelir ruhuna gözlerin ışıldar bazen gözyaşıyla bazen mutlulukla:ya aşktır o koku ya da kutsal bir sevgi tıpkı özlenen bir annenin ellerinin kokusu gibi..özlediğinde zihnin rüyalarına bile getirir o kokuyu..
cisimlerden yayılan küçük zerrelerin burunda bulunan sinirler tarafından algılanmasıdır.
adını koyup tanımlamasak da, farkında olmadan bazı şeylere kendimizi yakın hissetmemizi sağlayan algı...
tarifi de güçtür, tanımlamakta....
kimi zaman bir kokuyu anlatırken renklerden, seslerden ve tanımlanabilmiş başka kokulardan yararlanırız.
anne kokusu denildiğinde herkes anlar, ama herkesin annesi aynı mı kokar?
hayır..
koku aynı değildir ama anne kokusu denilince ortak kanı; güzeldir, sevgi doludur, doyurucudur, koruyucudur, sığınaktır..
deniz kokusu, bebek kokusu, sıcak ekmek kokusu, ayak kokusu uzaaar gider..
aslında herşeyin bir kokusu var ve biz bazen bu kokuları tanımlayamıyoruz ama hissedip algılıyor, beynimizin bir köşesine kaydediyoruz..
koktuğunu sanmadığımız şeylerin de kokusu var;
korkunun, ihanetin, acının, yalanın, aşkın, sevginin, şevkatin...
yoğun olarak bu duygunun içerisindeyken, bi düşünün, kokusunu anlatabileceğinizi göreceksiniz..
tarifi de güçtür, tanımlamakta....
kimi zaman bir kokuyu anlatırken renklerden, seslerden ve tanımlanabilmiş başka kokulardan yararlanırız.
anne kokusu denildiğinde herkes anlar, ama herkesin annesi aynı mı kokar?
hayır..
koku aynı değildir ama anne kokusu denilince ortak kanı; güzeldir, sevgi doludur, doyurucudur, koruyucudur, sığınaktır..
deniz kokusu, bebek kokusu, sıcak ekmek kokusu, ayak kokusu uzaaar gider..
aslında herşeyin bir kokusu var ve biz bazen bu kokuları tanımlayamıyoruz ama hissedip algılıyor, beynimizin bir köşesine kaydediyoruz..
koktuğunu sanmadığımız şeylerin de kokusu var;
korkunun, ihanetin, acının, yalanın, aşkın, sevginin, şevkatin...
yoğun olarak bu duygunun içerisindeyken, bi düşünün, kokusunu anlatabileceğinizi göreceksiniz..
(bkz: Post prodüksiyon)u (bkz: Arri) stüdyolarında yapılmış bir film
sözleri;
tam unuttum diyorken
yola devam ederken
köşe bucak gezerken
nerden geldi bu koku
bu kokuyu sürmeyin
beni deli etmeyin
sevdiğimin kokusu bu sürüp sürüp gezmeyin
sürmee, sürrrrmeee..
bu kokuyu sürmeyin
beni deli etmeyin
sevdiğimin kokusu bu
sürüp sürüp gezmeyin
beni deli etmeyin
bu kokuyu sürmeyin
aşkımı depreştirip de
içimi titretmeyin
sürrrmeee..
tam unuttum diyorken
yola devam ederken
köşe bucak gezerken
nerden geldi bu koku
bu kokuyu sürmeyin
beni deli etmeyin
sevdiğimin kokusu bu sürüp sürüp gezmeyin
sürmee, sürrrrmeee..
bu kokuyu sürmeyin
beni deli etmeyin
sevdiğimin kokusu bu
sürüp sürüp gezmeyin
beni deli etmeyin
bu kokuyu sürmeyin
aşkımı depreştirip de
içimi titretmeyin
sürrrmeee..
(bkz: ten kokusu)
(bkz: anne kokusu)
(bkz: ayak kokusu)
(bkz: ağız kokusu)
gibi türleri olan, doğal ya da sonradan elde edilen, koklama duyusuna hitap eden algı.
(bkz: anne kokusu)
(bkz: ayak kokusu)
(bkz: ağız kokusu)
gibi türleri olan, doğal ya da sonradan elde edilen, koklama duyusuna hitap eden algı.
beyza durmaz isimli yeni bir şarkıcının çıkış parçası.
sinir hücrelerini diğer nöronlardan ayıran önemli bir özelligi ile diger algılarımızdan ayrılan beş duyudan bırıdır... Beynimizdeki yüz milyar nöron hayatımız boyunca yenilenmezken, burnumuzdaki milyonlarca koku alıcı hücre ortalama olarak 45 gün yaşar. Bu sürenin sonunda ölenlerin yerlerini yenileri alır. Yeni koku hücrelerinin inşa edildiği yer de, koku bölgesindeki bazal hücrelerdir. Bazal hücreler adeta koku hücresi fabrikası gibi çalışır; sürekli ve düzenli üretim yaparlar. Bu ve benzeri soruların yanıtları bilim dünyasında büyük bir merak ve araştırma konusudur. Şu anda bilinen, hücreler arasındaki göz kamaştırıcı mekanizmaların varlığı; bilinmeyen ise söz konusu mekanizmaların detaylarıdır. Dikkat edin, yaklaşık olarak her 45 günde bir milyonlarca koku hücreniz tamamen değişir. Ancak siz, gülün kokusunu yine gül olarak, portakalın kokusunu yine portakal olarak algılarsınız.
Koku hücrelerindeki devir teslim sırasında herhangi bir hata olsaydı, birçok kokuyu yanlış algılayabilir veya fark edemeyebilirdiniz. Oluşacak muhtemel bir karışıklığı düzeltmeniz de mümkün olamayacağı için, koku duyunuz sizi sürekli yanıltır ve büyük bir sıkıntı kaynağı olabilirdi. Ancak böyle bir şey asla olmaz. Yeni sinir hücreleri, görevlerini eksiksiz sürdürürler.
(bkz: koku hafızası)
Koku hücrelerindeki devir teslim sırasında herhangi bir hata olsaydı, birçok kokuyu yanlış algılayabilir veya fark edemeyebilirdiniz. Oluşacak muhtemel bir karışıklığı düzeltmeniz de mümkün olamayacağı için, koku duyunuz sizi sürekli yanıltır ve büyük bir sıkıntı kaynağı olabilirdi. Ancak böyle bir şey asla olmaz. Yeni sinir hücreleri, görevlerini eksiksiz sürdürürler.
(bkz: koku hafızası)
bazen birini de hatırlatır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar