bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan28
- pandela 319
- velvet48
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- sikişirken hüzünlenmek3
- kürt hareketinin devşirme olması15
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- bir ilişkiyi kim yönetir12
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek3
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- elektriği ödeyen adam8
- ciguli kral16
- aleyna tilki3
- amedspor12
- paraguay milli futbol takımı5
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- mony tontana11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- m r e r e c t o4
- memduh bashgan9
- scary movie 63
- taksim delisi cenk4
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- 2026 dünya kupası33
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- yürüyüş flörtü9
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- iki ayyaş5
- yunanistan milli futbol takımı5
- ahtapot yemek9
- bik bik kaç yaşında10
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- fondöten sürmek2
- murat abi gf2
- sözlükte kavga olacak hissi5
- samsung2
- evde kalmış kız kurusu7
- kanada8
- fas7
- deniz göktaş34
- denizde karı kız kesen erkek3
- tabaktaki son bisküviyi yiyen tip3
- futbol28
- recep tayyip erdoğan4
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- karpuzcu libos panda3
- sikmek icin entry ni beğendi6
insanın bir kütüphanesinin olması güzel bir şey. Değişken ruh halinize uygun kitapların bir ecza deposu misali her an elinizin altında olması en başta gelen güzelliklerden birisi belki de. insan bazen ağır bir felsefe kitabı bazen bir hikâye kitabı bazen de kendini silkeleyecek bir tasavvuf kitabı okumak ister. insanın ruh hali çok değişken olduğu için kitap sayısının ve çeşitliliğinin fazla olması ruhu en yüksek derecede tatmin için çok önemli. Yoksa aradığınızı bulamadığınızda aranıza bir soğukluğun girip kitaplarla bir küskünlük yaşamanız tehlikesi bile var hafizanalllah.
Bazen de şöyle kitaplığın karşısına kurulup sadece seyretmek ister içerisi çeşit çiçeklerle dolu bir bahçeyi temaşa eder gibi. Sadece kitaplara dokunmak ister kimi zaman, hiç kapağını bile açmadan, bir bebeği okşar gibi okşamak ister. Ara ara da genel bir temizlik yapıp candan dostlarının tozunu almak bile külfet değil keyifli bir yorgunluk haline gelir. Her hâlükârda kütüphanenize girdiğinizde sanki bu dünyada değil de başka bir âlemde, kendi cennetinizde yaşıyormuşsunuz gibi mutlu olur ve kimsenin gelip sizin rahatınızı kaçırmasını istemezsiniz.
Yatmaya gitmeden evvel şöyle hal hatır maksatlı kitaplara başvurup, bir çikolata tadımlığı birine göz atarak misafirliğimi saatlerce uzattığım çok olmuştur. En güzel elbiselerini giymiş süslenmiş püslenmiş bir şekilde sizi kapıda bekleyen can dostlarınızı bir türlü kıramazsınız. Kapağını açtığınız kitap sizi bir kara delik gibi içine çeker ve yutar. Kitabın tozu, büyüleyici bir efsuna dönüşür ve sizi kendinizden alıp çok uzaklara götür. Sırtınız veya bacağınız ağrımasa kafanızı kaldırıp onca saatin nasıl geçtiğini hiç anlamazsınız.
Sahip olduğunuz eşyalardan sadece kitaplar sizin için bir rahatlıktır. Onun haricinde her eşya, her mal size sadece külfettir ve ruhunuzun engin âlemlerle olan bağını zayıflatır. Yukarıya bir iple bağlı olduğunuzu düşünün. Her eşya ipi gerginleştirecek ve aşağı doğru bir baskı unsuru oluşturacaktır. ipten tutunup yukarılara gitme şansınız her bir mal ile daha bir zorlaşacaktır. Buna karşılık yükleri atıp hafifledikçe yükseliş imkânınız artacaktır. Bunun tek istisnası kitaplardır. Aldığınız her bir kitap sizin yukarıya gidişinizi hızlandıracak potansiyel bir enerjiye sahiptir. Bunu okuduğunuzda ise bu potansiyeli kinetiğe çevirirsiniz. Nihayetinde kitapların ve okumaların sayısı ile yukarıya çıkış hızı arasındaki bu doğru orantı paha biçilmez bir nimettir aslında insan için. Bu nimetin kıymetinin ne derece anlaşıldığı, kişi başına düşen kitap ve okuma rakamlarına bakıldığında anlaşılmaktadır maalesef.
yazının devamı için: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=59
Bazen de şöyle kitaplığın karşısına kurulup sadece seyretmek ister içerisi çeşit çiçeklerle dolu bir bahçeyi temaşa eder gibi. Sadece kitaplara dokunmak ister kimi zaman, hiç kapağını bile açmadan, bir bebeği okşar gibi okşamak ister. Ara ara da genel bir temizlik yapıp candan dostlarının tozunu almak bile külfet değil keyifli bir yorgunluk haline gelir. Her hâlükârda kütüphanenize girdiğinizde sanki bu dünyada değil de başka bir âlemde, kendi cennetinizde yaşıyormuşsunuz gibi mutlu olur ve kimsenin gelip sizin rahatınızı kaçırmasını istemezsiniz.
Yatmaya gitmeden evvel şöyle hal hatır maksatlı kitaplara başvurup, bir çikolata tadımlığı birine göz atarak misafirliğimi saatlerce uzattığım çok olmuştur. En güzel elbiselerini giymiş süslenmiş püslenmiş bir şekilde sizi kapıda bekleyen can dostlarınızı bir türlü kıramazsınız. Kapağını açtığınız kitap sizi bir kara delik gibi içine çeker ve yutar. Kitabın tozu, büyüleyici bir efsuna dönüşür ve sizi kendinizden alıp çok uzaklara götür. Sırtınız veya bacağınız ağrımasa kafanızı kaldırıp onca saatin nasıl geçtiğini hiç anlamazsınız.
Sahip olduğunuz eşyalardan sadece kitaplar sizin için bir rahatlıktır. Onun haricinde her eşya, her mal size sadece külfettir ve ruhunuzun engin âlemlerle olan bağını zayıflatır. Yukarıya bir iple bağlı olduğunuzu düşünün. Her eşya ipi gerginleştirecek ve aşağı doğru bir baskı unsuru oluşturacaktır. ipten tutunup yukarılara gitme şansınız her bir mal ile daha bir zorlaşacaktır. Buna karşılık yükleri atıp hafifledikçe yükseliş imkânınız artacaktır. Bunun tek istisnası kitaplardır. Aldığınız her bir kitap sizin yukarıya gidişinizi hızlandıracak potansiyel bir enerjiye sahiptir. Bunu okuduğunuzda ise bu potansiyeli kinetiğe çevirirsiniz. Nihayetinde kitapların ve okumaların sayısı ile yukarıya çıkış hızı arasındaki bu doğru orantı paha biçilmez bir nimettir aslında insan için. Bu nimetin kıymetinin ne derece anlaşıldığı, kişi başına düşen kitap ve okuma rakamlarına bakıldığında anlaşılmaktadır maalesef.
yazının devamı için: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=59
oyma sanatının yapıldığı ve çok güzel bir görünüm kazanan kapaklı yada kapaksiz okumalık sayfa topluluğu.
kanımca evladınıza bırakabileceğiniz en güzel miraslardan birisidir.
okuyana ufuk açan yazarı yazar(sa) okuması keyif veren nesneler!.. Şimdi elektronik olanları da çıktı!..
çok güzel şey. okuması ayrı başarı, seçmesi başka bir zevk. içi bilgi dolu, ön kapağı şahane tasarlanmış, arka kapağına içeriğinden bahseden küçücük bir öpücük kondurulmuş muhteşem örnekleri var. her şeyi tamam, hazır, bitmiş ve güzel olmuş örneklerini görüyorum durmadan. almamak için zor tutuyorum kendimi, param olmuyor bazen.
şu kadar güzelliğin üzerine yakıştıramadığım tek şey fiyat etiketi. yarrak gibi yapıştırmışlar güzelim tasarımın üzerine. bazen diyorum hiç olmasa keşke ama yok tabi öyle bir şey.
şu kadar güzelliğin üzerine yakıştıramadığım tek şey fiyat etiketi. yarrak gibi yapıştırmışlar güzelim tasarımın üzerine. bazen diyorum hiç olmasa keşke ama yok tabi öyle bir şey.
alem içinde alem. türk kültüründe kitaba değer verilmediğini düşünenler, tarihimizi araştırsın bir zahmet. osmanlıca kaynakları okumaya ömrünüz yetmez, hepsinden ayrı bir nefaset ve ilim akar. ama türkçe matbuatın en önemli öğesi, yaşama sanatı ve tevazuya vurgu yapmasıdır.
sizi sorgulamayan dostlardandır.
insanların zeka gelişimini ciddi derecede engelleyen, akıl karıştıran zihin olduran sayfalar bütünü.
yazanların amacı insanları kötü yola sürüklemek bile olabilir.
iyi uykular türkiye.
yazanların amacı insanları kötü yola sürüklemek bile olabilir.
iyi uykular türkiye.
Sürükleyici olanları çok güzel kilo verdirir.
Uzakları yakın eden en kısa yol.....Tanımak herkesi ama en çok da kendini.
ufku açabilme ihtimali mükemmel olan ve beynin sol lobunu - sağ lobunu harekete geçirebilen gerçekten bugünün bir çok gençlerinin uzak durduğu fakat en değerli kaynak olan madde .
"Andersen'in kuyusu güvenilebilecek tek sırdaştır .. Bir tek Andersen'in kuyusu."
Kitapların bizi başımıza gelen bir felaket gibi sarsması gerekir, bizi derinden kederlendirmesi, kendi canımızdan daha çok sevdiğimiz birinin vefatında olduğu gibi, herkesten uzak, ormanlar içinde bir başına yaşamaya sürgün edilmişsin gibi tanık olunan bir intihar gibi, öyle mahzun etmeli... Bir kitap içimizdeki o buza parçalayacak bir balta olmalıdır.
kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi haşin parmaklarınla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. gaflet. senin olan, sadece on dakikalık tenleri. *cemil meriç - jurnal
insanı bilgilendiren eğiten efendi yapan bilgi deposu kötü kitap okursan bile zarar görmessn yeterki oku yurdum insanı oku.
kahve içilerek veya elma yiyerek manzara karşısında ya da dışarda yağmur/kar yağarken okunası, nickime ilham vermiş bir dünyadır.
insanın dünyada en yakın arkadaşı olabildiği gibi sadece kişi değil. Aynı zamanda zaman ve mekandır da.
Kitabı okurken tamamen o zaman ve mekana gidersiniz. Bu bakımdan en ucuz yolculuktur derler.
En geniş ufuklu ve en harikasıdır bence.
Kitabı okurken tamamen o zaman ve mekana gidersiniz. Bu bakımdan en ucuz yolculuktur derler.
En geniş ufuklu ve en harikasıdır bence.
insana huzur verir. boş zamanı geçirmek için birer bir, insan dostudur. her okunuşunda insanı farklı farklı hayallere götüren, iyiki var denilesi icat.
''Kitaplar ikiye ayrılır: Artık bitsin diye okunanlar ve lütfen bitmesin diye okunmayanlar.''
aydının bahçesi, yobazın mezarı, aymazın hücresidir diye tarif eder özdemir asaf.
ingiltere'deki insanlarda 14. ihtiyaç iken türkiye'de 112. ihtiyaç olan nesne.
farklı dünyalara açılan bir kapı, bakış açısındaki kapıların açılımlarını da değiştirebilen, gerçekle daha fazla örtüşmeyi sağlayan sayfalar bütünü...
seviyorum. öyle, yağmur yağarken pencerenin önündeki rahat koltuğuma oturup, bir yandan kahvemi yudumlarken bir yandan bilmem ne gibi değil ama. o ne lan öyle. asla da yapılamaz bi şey bence. bi kere kahve sevmem. çayları desen yarım bırakırım. aynı yerde uzun süre duramam. hele kitap okurken öldürsen kıçımın üstüne oturamam. yağmur yağarken pencerenin önü soğuk olur. pencerenin önünde kalorifer varsa fazla sıcak olur. bahane bulmakta da üstüme yoktur.
severim. sayfalarını severim. sayfaları hızlıca ''fışırt'' diye elimden geçirmeyi severim. koklamayı severim. kelimeleri severim. kelimeleri çok severim. of be, kelimeleri öyle severim ki. o yan yana gelişlerini. düz bi satır üzerinde duruşlarını. tek tek harfleri severim. kelimelerin beni ağlatmasını severim. yan yana gelişlerinin esrarengiz bi şekilde insanı ağlatmasını.
''...ve benim hiçbirini bir türlü okuyamadığım eski polisiye romanların sayfalarını çevirerek pineklediğini bilmiyormuşum gibi, 'bugün ne yaptın?' diye soracağım sana, 'rüya, bugün ne yaptın?' ''
severim ben kitapları. bağırarak kitap okumayı. birine yüksek sesle kitap okumayı. birinin bana kitap okumasını. kitapçıları. kitapçılardaki sessizliği. kitapçılardaki olmamışlığı. oradayken dünyaya ait olmama duygusunu. yatarken yanıma bi kitap almayı. uyurken canımı acıtışını. genel olarak canımı acıtışını. bi tek ona odaklanışımı. ''bak, vallahi bi tek seni dinliyorum.'' demeyi. ''ben seni neden okuyamıyorum şimdi?'' demeyi. bitince ''çok güzeldin, tebrik ederim.'' demeyi.
kelimelerini severim işte. tek tek kelimelerine bakmayı. böyle. tek. tek. sanki bana bir şey söylemek istiyorlarmış gibi. herhangi bir şey işte. en ufak bir şey. güzel bir şey.
severim. sayfalarını severim. sayfaları hızlıca ''fışırt'' diye elimden geçirmeyi severim. koklamayı severim. kelimeleri severim. kelimeleri çok severim. of be, kelimeleri öyle severim ki. o yan yana gelişlerini. düz bi satır üzerinde duruşlarını. tek tek harfleri severim. kelimelerin beni ağlatmasını severim. yan yana gelişlerinin esrarengiz bi şekilde insanı ağlatmasını.
''...ve benim hiçbirini bir türlü okuyamadığım eski polisiye romanların sayfalarını çevirerek pineklediğini bilmiyormuşum gibi, 'bugün ne yaptın?' diye soracağım sana, 'rüya, bugün ne yaptın?' ''
severim ben kitapları. bağırarak kitap okumayı. birine yüksek sesle kitap okumayı. birinin bana kitap okumasını. kitapçıları. kitapçılardaki sessizliği. kitapçılardaki olmamışlığı. oradayken dünyaya ait olmama duygusunu. yatarken yanıma bi kitap almayı. uyurken canımı acıtışını. genel olarak canımı acıtışını. bi tek ona odaklanışımı. ''bak, vallahi bi tek seni dinliyorum.'' demeyi. ''ben seni neden okuyamıyorum şimdi?'' demeyi. bitince ''çok güzeldin, tebrik ederim.'' demeyi.
kelimelerini severim işte. tek tek kelimelerine bakmayı. böyle. tek. tek. sanki bana bir şey söylemek istiyorlarmış gibi. herhangi bir şey işte. en ufak bir şey. güzel bir şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar