bugün
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı55
- beni neden sevmediniz11
- erkeği karizmatik gösteren şeyler12
- herkes istediği yazarı yazsın18
- arkadaşlar size bi soru sorucam6
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- ne kadar paranız var9
- bekar erkeklerin en büyük neşesi5
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- 2027 de neler olsun8
- youtube shorts6
- gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol gol3
- ilham aliyev28
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- posimhen karşı karşıya kaçırdı2
- ortadoğuda kartlar dağıtılıyor2
- karaağaç3
- sabahattin ali3
- sözlükteki galatasaraylılar2
- çorba8
- arkadaşlar bi bakar mısınız5
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- nişanlının abisini traveler'a ayarlamak4
- simko332
- azerbeycandaki yasak2
- yağmurlu havada buluşmayan erkek4
- paradox interactive boykotu4
- ofsaytımsı vol 220
- yavuz sultan selim15
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- donald trump3
- uludağ sözlük tv3
- uludağ sözlük cadılar bayramı partisi6
- arkadaşlar bakar mısınız diyen salaklar3
- hiç kimse recep tayyip erdoğan'dan büyük değildir2
- gereksiz özgüven2
- tuzlu kahve dizisi4
- nihal atsız3
- dile takılan anlamsız şarkılar3
- çivisi çıkmış boklu dünyanın azgın pompacıları6
- diamond bey birader ila kartoncu birader5
- ahmet çakar2
- şarapçı koala'yı gay bara götürmek4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- nasılsın sorusunun samimiyetsizliği2
- 74 ve 76 yaşındaki kürt karı koca teröristler2
turkcesi arkada$imin evi nerede.abbas kiorastami filmi. (bkz: abbas kiyorustemi)
bu filminde abbas kiyarüstemi yaşamı yakalamak için bir çocuğun gözünden, yetişkinlerin anlamayı başaramadığı bir dünyayı gösterir. Onun kamerası, sanki yapay/gerçek ikiliğinin sorunlarını gösteren, gerçek gözlerden daha doğru gören sanatsal bir gözdür. Kamerasını gerçekliğin doğasına odaklayan Kiarostami seyirciyi ve yerleşmiş ön yargıları
sorunsallaştırır.
Bu sohrab sepehri'nin Suyun Ayak Sesleri şiirinden şu parçayı hatırlatıyor:
Gözler temizlenmeli, başka bir şekilde görmeliyiz
Sözcükler yıkanmalı
Sözcükler tıpkı rüzgar, tıpkı yağmur gibi olmalı
Ya da şu şiirini:
Şemsiyeleri bırakmalıyız
Kendimizi yağmur altında salıvermeliyiz
yağmurda hatırlananı düşünmeliyiz
yağmurdaki arkadaşı görmeli
yazmalı, konuşmalı, zambaklar dikmeliyiz yağmurda.
--spoiler--
çocuğa yolu göstermek için liderlik eden, felsefi bakışa sahip olan yaşlı
bir adamdır. Ancak bunda pek başarılı değildir, yolun yarısında yorgun düşer ve
Ahmed'i karanlıkta yoluna devam etmesi için gönderir. Sonrakinde ise liderlik
çocuktadır ve şaşırtıcı olarak, o, bu işi başarır. Sadece yönetmene yol
göstermekle kalmaz, aynı zamanda ruhani lider gibi de davranır.
--spoiler--
Ferzad, Sepehri'nin Adres şiirinde yabancı bir yerdeki şaşırmış bir adama yol gösteren
çocuktur:
Şafak vakti atlı sordu: ''Arkadaşın evi nerede''
Bir an durakladı gökyüzü,
Yoldan geçen sundu karanlığına kumun
Dudaklarındaki ışık dalı
Ve parmağı ile kavağa işaret ederek söyledi:
Ağaca varmadan
Tanrı düşünden daha yeşil bir sokak var,
Orada, doğruluk kanatları kadar mavidir Aşk,
erginliğin arkasından çıkan sokak
gideceksin sonuna dek
Yalnızlık çiçeğini dönerek
Çiçeğe iki adım kala
Yeryüzü efsanelerinin ebedi fıskıyesi önünde,
Saydam bir korku saracak tenini.
Bir hışırtı duyacaksın,
Bir çocuk göreceksin
Samimi bir ortamda:
Yüksek çınardaki ışık yuvasından civciv alıyor
Ona sor: "Arkadaşın evi nerede?"
--spoiler--
bu güzel filmden geriye sorular kalır, ferzad neden arkadaşının kapısının (tahta kapı) önüne kadar geldiği halde vazgeçti defterini vermekten. ışıkları kapalı olduğundan mı? yoksa arkadaşının ödevini yetiştiremeyeceğini düşünüp kendisi mi yapmaya karar verdi o an?
yine yanlış kapıda olduğunu düşünerek vazgeçti çabalamaktan, peki dedemizden neden sakladı bu durumu, kendisini daha çok oyalayabileceğini mi düşündü ?
babanın eve geç kaldığı için ferzad'a verdiği ceza neydi?
son sahnelerden birinde kuvvetli rüzgarın açtığı kapıdan bahçeyi izliyoruz, daha yeni yıkanmış çarşaflar yerlerde sürünüyor, acaba yönetmen bembeyaz olan masumiyetlerimizin bir rüzgarla kaybedebileceğimiz kadar kırılgan olduğunu mu vurguladı ?
yaşlı marangozumuzun merak ettiği sorunun cevabı ise, işlemeli güzel ahşap kapıları ve pencereleri tahran müzesine sergilenmek amacıyla satılmaktaydı. ama tabi kendisinin hiçbir çıkarı olmamakta bu sessiz kültür göçünden.
ferzad'ın dedesinin arkadaşıyla sohbeti ise mizahın dokunaklı kullanımına harika bir örnekti. anlattığı kötek ve harçlık olayının komikliği arkadaşının ''ya çocuk herşeyi kusursuz yaparsa'' sorusuyla daha komik bir hale bürünmektedir.
o stres dolu defter sayfalarının arasında umudun yeşermesi gibi boy gösteren papatyamız ise abbas'ın yapabileceği en güzel görsel vedaydı belkide. ben de yazıma öyle veda edeyim.
görsel
--spoiler--
sorunsallaştırır.
Bu sohrab sepehri'nin Suyun Ayak Sesleri şiirinden şu parçayı hatırlatıyor:
Gözler temizlenmeli, başka bir şekilde görmeliyiz
Sözcükler yıkanmalı
Sözcükler tıpkı rüzgar, tıpkı yağmur gibi olmalı
Ya da şu şiirini:
Şemsiyeleri bırakmalıyız
Kendimizi yağmur altında salıvermeliyiz
yağmurda hatırlananı düşünmeliyiz
yağmurdaki arkadaşı görmeli
yazmalı, konuşmalı, zambaklar dikmeliyiz yağmurda.
--spoiler--
çocuğa yolu göstermek için liderlik eden, felsefi bakışa sahip olan yaşlı
bir adamdır. Ancak bunda pek başarılı değildir, yolun yarısında yorgun düşer ve
Ahmed'i karanlıkta yoluna devam etmesi için gönderir. Sonrakinde ise liderlik
çocuktadır ve şaşırtıcı olarak, o, bu işi başarır. Sadece yönetmene yol
göstermekle kalmaz, aynı zamanda ruhani lider gibi de davranır.
--spoiler--
Ferzad, Sepehri'nin Adres şiirinde yabancı bir yerdeki şaşırmış bir adama yol gösteren
çocuktur:
Şafak vakti atlı sordu: ''Arkadaşın evi nerede''
Bir an durakladı gökyüzü,
Yoldan geçen sundu karanlığına kumun
Dudaklarındaki ışık dalı
Ve parmağı ile kavağa işaret ederek söyledi:
Ağaca varmadan
Tanrı düşünden daha yeşil bir sokak var,
Orada, doğruluk kanatları kadar mavidir Aşk,
erginliğin arkasından çıkan sokak
gideceksin sonuna dek
Yalnızlık çiçeğini dönerek
Çiçeğe iki adım kala
Yeryüzü efsanelerinin ebedi fıskıyesi önünde,
Saydam bir korku saracak tenini.
Bir hışırtı duyacaksın,
Bir çocuk göreceksin
Samimi bir ortamda:
Yüksek çınardaki ışık yuvasından civciv alıyor
Ona sor: "Arkadaşın evi nerede?"
--spoiler--
bu güzel filmden geriye sorular kalır, ferzad neden arkadaşının kapısının (tahta kapı) önüne kadar geldiği halde vazgeçti defterini vermekten. ışıkları kapalı olduğundan mı? yoksa arkadaşının ödevini yetiştiremeyeceğini düşünüp kendisi mi yapmaya karar verdi o an?
yine yanlış kapıda olduğunu düşünerek vazgeçti çabalamaktan, peki dedemizden neden sakladı bu durumu, kendisini daha çok oyalayabileceğini mi düşündü ?
babanın eve geç kaldığı için ferzad'a verdiği ceza neydi?
son sahnelerden birinde kuvvetli rüzgarın açtığı kapıdan bahçeyi izliyoruz, daha yeni yıkanmış çarşaflar yerlerde sürünüyor, acaba yönetmen bembeyaz olan masumiyetlerimizin bir rüzgarla kaybedebileceğimiz kadar kırılgan olduğunu mu vurguladı ?
yaşlı marangozumuzun merak ettiği sorunun cevabı ise, işlemeli güzel ahşap kapıları ve pencereleri tahran müzesine sergilenmek amacıyla satılmaktaydı. ama tabi kendisinin hiçbir çıkarı olmamakta bu sessiz kültür göçünden.
ferzad'ın dedesinin arkadaşıyla sohbeti ise mizahın dokunaklı kullanımına harika bir örnekti. anlattığı kötek ve harçlık olayının komikliği arkadaşının ''ya çocuk herşeyi kusursuz yaparsa'' sorusuyla daha komik bir hale bürünmektedir.
o stres dolu defter sayfalarının arasında umudun yeşermesi gibi boy gösteren papatyamız ise abbas'ın yapabileceği en güzel görsel vedaydı belkide. ben de yazıma öyle veda edeyim.
görsel
--spoiler--
Dün gece izlediğim filmi şöyle elden ele alalım. Alalım diyorsam alalım. Bir bildiğim yok belki ama bir gördüğüm var. Bir kitapta aradığımız tüm özellikler bu filmde mevcut. Sade,akıcı,içten. iran sinemasının sadeliğine, akıcılığına,samimiyetine şaşırmıyorum artık orası ayrı. Fakat bu film iran değil. Bu film ben,sen,o. Filmin sonunu zor getirirsiniz ya kötü biterse diye. Merak etmeyin son sahnesinde göreceğiniz o çiçek , en çok da sizin içinizde açacak. Spoiler vermek istemiyorum, izleyin ulan efendiler! Abbas kiyarüstemi'nin köker üçlemesinin ilk filmiymiş.Devamı da bu kadar güzelse , Abbas Kiyarüstemi Asghar Ferhadi'yi döver diyeceğim ,demeyedebilirim bilemiyorum.
görsel
görsel
Ağlamaya odaklandığım için öğretmenin 'defterin nerede?' Sorusuna çocuğun ağlayarak 'defterim yok' demesini bekledim.
Bu yüzden çocuk cevap verene kadar yanaklarım ıslanmıştı bile.
Halbuki cevap bu kadar hüzünlü değildi.
Bu yüzden çocuk cevap verene kadar yanaklarım ıslanmıştı bile.
Halbuki cevap bu kadar hüzünlü değildi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar