bugün
- arkadaşlar size bi soru sorucam57
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı74
- herkesin tavsiye verdiği insan10
- silvermist11
- erkeği karizmatik gösteren şeyler21
- herkes istediği yazarı yazsın20
- beni neden sevmediniz13
- farklılıkları olan insanların varoluş mücadelesi3
- kendin hakkında bir gerçek bırak7
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- sözlükteki galatasaraylılar8
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- keşke benim olsa denilen yazarlar10
- kısa boylu olmak6
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- çok azdım porno izliyorum3
- gece 3 00 da sözlükte dolaşmak2
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- simko332
- kendini sevmek5
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur3
- ne kadar paranız var9
- ilham aliyev28
- galatasaray9
- sevgiliye saat hediye etmek5
- yavuz sultan selim16
- ofsaytımsı vol 220
- sözlük erkeklerine bir hediye bırak7
- 2027 de neler olsun8
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- victor osimhen7
- sevmek bir başkasını geliştirmektir4
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi3
- sevgilinin bisepsinden sushi yemek6
- baloncan çakır5
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter4
- gece 3 00 da içilen demli çay2
- çorba8
- youtube shorts6
- israil5
- türkiye'nin ab vize muafiyeti hamlesi2
- bastırılmış üzüntü3
- aston villanın fener'e döşeyeceği boru2
- öldürmek kastı olmadan 58 kere bıçaklamak2
- sözlükteki ilişki skandalı39
- sözlük kızlarının kombinleri43
- ortadoğuda kartlar dağıtılıyor4
- 12 eylül kemalizm'in reddidir3
bu filminde abbas kiyarüstemi yaşamı yakalamak için bir çocuğun gözünden, yetişkinlerin anlamayı başaramadığı bir dünyayı gösterir. Onun kamerası, sanki yapay/gerçek ikiliğinin sorunlarını gösteren, gerçek gözlerden daha doğru gören sanatsal bir gözdür. Kamerasını gerçekliğin doğasına odaklayan Kiarostami seyirciyi ve yerleşmiş ön yargıları
sorunsallaştırır.
Bu sohrab sepehri'nin Suyun Ayak Sesleri şiirinden şu parçayı hatırlatıyor:
Gözler temizlenmeli, başka bir şekilde görmeliyiz
Sözcükler yıkanmalı
Sözcükler tıpkı rüzgar, tıpkı yağmur gibi olmalı
Ya da şu şiirini:
Şemsiyeleri bırakmalıyız
Kendimizi yağmur altında salıvermeliyiz
yağmurda hatırlananı düşünmeliyiz
yağmurdaki arkadaşı görmeli
yazmalı, konuşmalı, zambaklar dikmeliyiz yağmurda.
--spoiler--
çocuğa yolu göstermek için liderlik eden, felsefi bakışa sahip olan yaşlı
bir adamdır. Ancak bunda pek başarılı değildir, yolun yarısında yorgun düşer ve
Ahmed'i karanlıkta yoluna devam etmesi için gönderir. Sonrakinde ise liderlik
çocuktadır ve şaşırtıcı olarak, o, bu işi başarır. Sadece yönetmene yol
göstermekle kalmaz, aynı zamanda ruhani lider gibi de davranır.
--spoiler--
Ferzad, Sepehri'nin Adres şiirinde yabancı bir yerdeki şaşırmış bir adama yol gösteren
çocuktur:
Şafak vakti atlı sordu: ''Arkadaşın evi nerede''
Bir an durakladı gökyüzü,
Yoldan geçen sundu karanlığına kumun
Dudaklarındaki ışık dalı
Ve parmağı ile kavağa işaret ederek söyledi:
Ağaca varmadan
Tanrı düşünden daha yeşil bir sokak var,
Orada, doğruluk kanatları kadar mavidir Aşk,
erginliğin arkasından çıkan sokak
gideceksin sonuna dek
Yalnızlık çiçeğini dönerek
Çiçeğe iki adım kala
Yeryüzü efsanelerinin ebedi fıskıyesi önünde,
Saydam bir korku saracak tenini.
Bir hışırtı duyacaksın,
Bir çocuk göreceksin
Samimi bir ortamda:
Yüksek çınardaki ışık yuvasından civciv alıyor
Ona sor: "Arkadaşın evi nerede?"
--spoiler--
bu güzel filmden geriye sorular kalır, ferzad neden arkadaşının kapısının (tahta kapı) önüne kadar geldiği halde vazgeçti defterini vermekten. ışıkları kapalı olduğundan mı? yoksa arkadaşının ödevini yetiştiremeyeceğini düşünüp kendisi mi yapmaya karar verdi o an?
yine yanlış kapıda olduğunu düşünerek vazgeçti çabalamaktan, peki dedemizden neden sakladı bu durumu, kendisini daha çok oyalayabileceğini mi düşündü ?
babanın eve geç kaldığı için ferzad'a verdiği ceza neydi?
son sahnelerden birinde kuvvetli rüzgarın açtığı kapıdan bahçeyi izliyoruz, daha yeni yıkanmış çarşaflar yerlerde sürünüyor, acaba yönetmen bembeyaz olan masumiyetlerimizin bir rüzgarla kaybedebileceğimiz kadar kırılgan olduğunu mu vurguladı ?
yaşlı marangozumuzun merak ettiği sorunun cevabı ise, işlemeli güzel ahşap kapıları ve pencereleri tahran müzesine sergilenmek amacıyla satılmaktaydı. ama tabi kendisinin hiçbir çıkarı olmamakta bu sessiz kültür göçünden.
ferzad'ın dedesinin arkadaşıyla sohbeti ise mizahın dokunaklı kullanımına harika bir örnekti. anlattığı kötek ve harçlık olayının komikliği arkadaşının ''ya çocuk herşeyi kusursuz yaparsa'' sorusuyla daha komik bir hale bürünmektedir.
o stres dolu defter sayfalarının arasında umudun yeşermesi gibi boy gösteren papatyamız ise abbas'ın yapabileceği en güzel görsel vedaydı belkide. ben de yazıma öyle veda edeyim.
görsel
--spoiler--
sorunsallaştırır.
Bu sohrab sepehri'nin Suyun Ayak Sesleri şiirinden şu parçayı hatırlatıyor:
Gözler temizlenmeli, başka bir şekilde görmeliyiz
Sözcükler yıkanmalı
Sözcükler tıpkı rüzgar, tıpkı yağmur gibi olmalı
Ya da şu şiirini:
Şemsiyeleri bırakmalıyız
Kendimizi yağmur altında salıvermeliyiz
yağmurda hatırlananı düşünmeliyiz
yağmurdaki arkadaşı görmeli
yazmalı, konuşmalı, zambaklar dikmeliyiz yağmurda.
--spoiler--
çocuğa yolu göstermek için liderlik eden, felsefi bakışa sahip olan yaşlı
bir adamdır. Ancak bunda pek başarılı değildir, yolun yarısında yorgun düşer ve
Ahmed'i karanlıkta yoluna devam etmesi için gönderir. Sonrakinde ise liderlik
çocuktadır ve şaşırtıcı olarak, o, bu işi başarır. Sadece yönetmene yol
göstermekle kalmaz, aynı zamanda ruhani lider gibi de davranır.
--spoiler--
Ferzad, Sepehri'nin Adres şiirinde yabancı bir yerdeki şaşırmış bir adama yol gösteren
çocuktur:
Şafak vakti atlı sordu: ''Arkadaşın evi nerede''
Bir an durakladı gökyüzü,
Yoldan geçen sundu karanlığına kumun
Dudaklarındaki ışık dalı
Ve parmağı ile kavağa işaret ederek söyledi:
Ağaca varmadan
Tanrı düşünden daha yeşil bir sokak var,
Orada, doğruluk kanatları kadar mavidir Aşk,
erginliğin arkasından çıkan sokak
gideceksin sonuna dek
Yalnızlık çiçeğini dönerek
Çiçeğe iki adım kala
Yeryüzü efsanelerinin ebedi fıskıyesi önünde,
Saydam bir korku saracak tenini.
Bir hışırtı duyacaksın,
Bir çocuk göreceksin
Samimi bir ortamda:
Yüksek çınardaki ışık yuvasından civciv alıyor
Ona sor: "Arkadaşın evi nerede?"
--spoiler--
bu güzel filmden geriye sorular kalır, ferzad neden arkadaşının kapısının (tahta kapı) önüne kadar geldiği halde vazgeçti defterini vermekten. ışıkları kapalı olduğundan mı? yoksa arkadaşının ödevini yetiştiremeyeceğini düşünüp kendisi mi yapmaya karar verdi o an?
yine yanlış kapıda olduğunu düşünerek vazgeçti çabalamaktan, peki dedemizden neden sakladı bu durumu, kendisini daha çok oyalayabileceğini mi düşündü ?
babanın eve geç kaldığı için ferzad'a verdiği ceza neydi?
son sahnelerden birinde kuvvetli rüzgarın açtığı kapıdan bahçeyi izliyoruz, daha yeni yıkanmış çarşaflar yerlerde sürünüyor, acaba yönetmen bembeyaz olan masumiyetlerimizin bir rüzgarla kaybedebileceğimiz kadar kırılgan olduğunu mu vurguladı ?
yaşlı marangozumuzun merak ettiği sorunun cevabı ise, işlemeli güzel ahşap kapıları ve pencereleri tahran müzesine sergilenmek amacıyla satılmaktaydı. ama tabi kendisinin hiçbir çıkarı olmamakta bu sessiz kültür göçünden.
ferzad'ın dedesinin arkadaşıyla sohbeti ise mizahın dokunaklı kullanımına harika bir örnekti. anlattığı kötek ve harçlık olayının komikliği arkadaşının ''ya çocuk herşeyi kusursuz yaparsa'' sorusuyla daha komik bir hale bürünmektedir.
o stres dolu defter sayfalarının arasında umudun yeşermesi gibi boy gösteren papatyamız ise abbas'ın yapabileceği en güzel görsel vedaydı belkide. ben de yazıma öyle veda edeyim.
görsel
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar